İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Salihlerin Halleri

13 hadis

Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.

عن أنس بن مالك رضي الله عنه أنَّ رَجُلاً كَانَ عِند النَبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَمَرَّ رَجُلٌ بِهِ، فقال: يا رسول الله، أنِّي لَأُحِبُّ هَذَا، فَقَال لَهُ النَبِيُّ صلى الله عليه وسلم : «أَأَعْلَمْتَهُ؟» قال: لا. قال: «أَعْلِمْهُ»، فَلَحِقَهُ، فقال: إِنِّي أُحِبُّك فِي الله، فقال: أّحَبَّك الَّذِي أَحْبَبْتَنِي لَهُ.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir adam, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında otururken birisi o adamın yanından geçti. Adam: "Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum" dedi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.
Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu Nebevi hadisi şerif, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrini uygulamak için gelmiştir. O da, kişi kardeşini sevdiğinde sevdiğini ona bildirmesidir. Nebi -sallallahu aleyhi ve selem- ile Enes -radıyallahu anh- arasında geçen konuşmada, Enes, ben bu adamı seviyorum dediğinde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona kendisini sevdiğini haber verdin mi? diye sordu. Müslüman olan kimse bir kişiyi sevdiğinde onun, kardeşine; seni seviyorum demesinin sünnetten olduğuna delalet eder. Bu kelime sevgiyi kalbinden söylediğini gösterir. Çünkü insan kardeşinin kendisini sevdiğini bilirse o da onu sever. Diller konuşmasa da kalpler birbirini tanır ve uyum içinde olur. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Ruhlar, askerî birlikler gibidir. Birbirleriyle tanışan ruhlar, birbirleriyle kaynaşırlar, tanışmayanlar da ayrılığa düşerler.» Ancak insan dili ile söylerse kalpteki muhabbeti arttırır. Seni Allah için seviyorum der.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. سنن أبي داود، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، المكتبة العصرية، بيروت. السنن الكبرى للنسائي، تحقيق: حسن عبد المنعم شلبي، ط1، مؤسسة الرسالة، بيروت، 1421هـ. شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ. عون المعبود شرح سنن أبي داود، ومعه حاشية ابن القيم: تهذيب سنن أبي داود وإيضاح علله ومشكلاته للعظيم آبادي، ط3، دار الكتب العلمية، بيروت، 1415 هـ. مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، ط1، مؤسسة الرسالة، 1421هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»

عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه قَالَ: قالَ رسول اللَّه -صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم-: «إِنَّ مِنْ إِجْلاَلِ الله -تَعَالَى-: إِكْرَامَ ذِي الشَّيْبَةِ المُسْلِمِ، وَحَامِلِ القُرْآنِ غَيرِ الغَالِي فِيه، وَالجَافِي عَنْه، وَإِكْرَام ذِي السُّلْطَان المُقْسِط».
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Bu hadis, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya duyulan saygı ve tazimin oluştuğu şeyleri ifade etmektedir. Bu hadiste bunlar şöyle zikredilmiştir: «Saçı sakalı ağarmış müslüman», İslam dininde yaşlı kimseyi tazim etmek ve ona meclislerde saygı göstermek, yumuşak davranıp, ona karşı şefkatli olmak vb. bütün durumlar onun, Allah'ın katındaki hürmetinden dolayı Allah'ı tazim etmenin kemâlindendir. «Kur'an'ı taşıyan» Yani, Kur'an hafızına ikram kastedilmiştir. Taşıyan olarak isimlendirilmiştir. Çünkü o göğsünde taşımaktadır. Bir çok meşakkate tahammül ettiği için taşıdığı ağır yük artmaktadır. Bu ikram kapsamına Kur'an okuma ve tefsiriyle meşgul olan kimse de girer. Bu Nebevi hadiste zikri geçen Kur'an hafızının ayırt edici iki özelliğinden bahsedilmiştir. «Aşırı gitmeyen», Guluv şiddetli olmak ve haddi aşmak demektir. Yani Kur'ân ile amel etmekte, onda gizli olanı araştırmakta, manasını yanlış anlamakta, kıraatında ve mahreçlerinde haddi aşmamak demektir. Guluv için, tecvidde mubalağa yapmak ya da manasını düşünmeyi engelleyecek kadar hızlı okumak da denilmiştir. «Ahkamıyla amel etmekten kaçınmayan» Yani, okumaktan yüz çevirmeyip ondan uzaklaşmayan, eksiksiz bir şekilde okuyup anlayan ve onunla amel eden kimsedir. Cefâ için, anladıktan sonra onu terk eden olduğu da söylenmiştir. Özellikle de unutması gevşeklikten ya da yüz çevirmekten dolayı olan kimsedir. Son olarak kendine ikram edilmesi geren kişi hakkında Nebevi hadiste şöyle denmiştir: «Adil hükümdara saygı göstermek» Yani, adaletli olmak özelliğine sahip olan, makam ve yönetim sahibi kimsedir. Ona saygı göstermek herkesin faydasınadır. Onun ıslah olması, yönettiği kimselerin faydasınadır.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423 هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425 هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. سنن أبي داود، تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، المكتبة العصرية، بيروت. عون المعبود شرح سنن أبي داود، ومعه حاشية ابن القيم: تهذيب سنن أبي داود وإيضاح علله ومشكلاته للعظيم آبادي ط3، دار الكتب العلمية، بيروت، 1415 هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ. مشكاة المصابيح، للتبريزي. تحقيق الألباني. الناشر : المكتب الإسلامي - بيروت. الطبعة : الثالثة - 1405 – 1985

Bu hadis HadeethEnc.com’da

İyi kimseyle oturup kalkan kimsenin misali ile kötü kimseyle oturup kalkan kimsenin misali,

عَنْ أَبِي مُوسَى رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّمَا مَثَلُ الْجَلِيسِ الصَّالِحِ وَالْجَلِيسِ السَّوْءِ كَحَامِلِ الْمِسْكِ وَنَافِخِ الْكِيرِ، فَحَامِلُ الْمِسْكِ: إِمَّا أَنْ يُحْذِيَكَ، وَإِمَّا أَنْ تَبْتَاعَ مِنْهُ، وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ مِنْهُ رِيحًا طَيِّبَةً، وَنَافِخُ الْكِيرِ: إِمَّا أَنْ يُحْرِقَ ثِيَابَكَ، وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ رِيحًا خَبِيثَةً».
Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İyi kimseyle oturup kalkan kimsenin misali ile kötü kimseyle oturup kalkan kimsenin misali, tıpkı misk (güzel koku) taşıyan kimseyle (demirci) körüğünü çekenin misaline benzer. Misk taşıyan, ya sana güzel kokusundan (bir miktar) verir, ya sen ondan satın alırsın ya da ondan güzel bir koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusunu koklarsın (bu kokudan rahatsız olursun).»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki sınıf insanı örnek vermiştir: Birinci sınıf: Allah'a ve O'nun razı olduğu şeylere gösteren, Allah'a itaat etme hususunda yardımcı olan salih arkadaş ve dosttur. O; misk satıcısı gibidir, ya sana ondan verir, ya sen ondan satın alırsın ya da ondan hoş bir koku koklarsın. İkinci sınıf: Aynı mecliste bulunan kötü arkadaştır. İnsanları Allah yolundan alıkoyan, günah işlemeye yardım eden, çirkin hareketlerini gördüğün biridir. Onun gibi biriyle birlikte olmaya devam edersen, o kötü arkadaşla birlikte olduğun için kınanırsın. O, ateşini üfleyen demirciye benzer. Ya uçuşan kıvılcımlar elbiseni yakar ya da yanında kötü bir koku duyarsın.

Faydalar
  1. Dinleyen kimseye bir konuyu anlamasını kolaylaştırmak için misaller vermek caizdir.
  2. İnsanları itaat ehli ve salih insanlarla beraber olmaya, fesatçı ve kötü ahlak sahibi kimselerden uzak tutmaya teşvik etmektir.
Kaynakça

صحيح البخاري (7/ 96) (5534). صحيح مسلم (4/ 2026) (2628). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 431). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين (1/ 339). شرح النووي على مسلم (16/ 178).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim, dedi.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعًا: «أن رجلا زَارَ أخًا له في قرية أخرى، فأَرْصَدَ الله تعالى على مَدْرَجَتِهِ مَلَكًا، فلما أتى عليه، قال: أين تريد؟ قال: أريد أخًا لي في هذه القرية، قال: هل لك عليه من نعمةٍ تَرُبُّهَا عليه؟ قال: لا، غيرَ أني أَحْبَبْتُهُ في الله تعالى ، قال: فإني رسولُ الله إليك بأنَّ الله قد أَحَبَّكَ كما أَحْبَبْتَهُ فيه».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Adamın biri, bir başka köydeki (din) kardeşini ziyâret etmek için yola çıktı. Allah Teâlâ, adamı gözetlemek için onun yolu üzerinde bir meleği görevlendirdi. Adam, meleğin yanına gelince, melek: "Nereye gidiyorsun?" dedi. Adam: "Şu (ileriki) köyde bir din kardeşim var, onu ziyârete gidiyorum" cevabını verdi. Melek: "O adamdan elde etmek isteğidin bir menfaatin mi var?" dedi. Adam: "Yok hayır, ben onu sırf Allah rızası için severim, onun için ziyâretine gidiyorum" dedi. Bunun üzerine melek: "Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim." dedi.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geçmiş ümmetlerde yaşamış başka bir köydeki kardeşini ziyarete giden bir adamdan haber vermiştir. Allah Teâlâ yolu üzerinde onu koruyacak ve gözetleyecek bir melek görevlendirmiştir. Melek o adama nereye gidiyorsun? diye sorduğunda, Adam, ilerideki köyde Allah için bir kardeşini ziyaret etmeye gittiğini haber vermiştir. Melek ona, gittiğin kişi senin kölen yada oğlun veyahut da nafakalarını üstlendiğin ve senin şefkatine ihtiyacı olan ya da maslahatın olan kimseler mi? diye sorduğunda, Adam: Yok, ben onu sırf Allah rızası için severim, onu ziyaret etmekle ancak Allah'ın rızasını umarım, demiştir. Bunun üzerine melek: "Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim," demiştir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، الدمام، دار ابن الجوزي، الطبعة: الأولى، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، فيصل بن عبد العزيز المبارك، المحقق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة: الأولى، 1423هـ - 2002م. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى، 1428هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، الطبعة: الرابعة، 1428هـ. شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، دار الوطن، الرياض، 1426هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Benim için birbirini sevenlere, benim rızâmı kazanmak için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve infak edenlere muhabbetim vâcip oldu.»

عن أبي إدريس الخولاني رحمه الله قال: دَخَلْتُ مَسْجِدَ دِمَشقَ، فَإِذَا فَتًى بَرَّاق الثَنَايَا وَإِذَا النَّاس مَعَه، فَإِذَا اخْتَلَفُوا فِي شَيءٍ، أَسْنَدُوهُ إِلَيهِ، وَصَدَرُوا عَنْ رَأْيِهِ، فَسَأَلْتُ عَنْهُ، فَقِيل: هَذَا مُعَاذ بْنُ جَبَلٍ رضي الله عنه فَلَمَّا كان مِنَ الغَدِ، هَجَّرتُ، فَوَجَدتُه قَدْ سَبِقَنِي بِالتَهْجِير، وَوَجَدتُهُ يُصَلِّي، فَانتَظَرتُهُ حَتَّى قَضَى صَلاَتَه، ثُمَّ جِئتُهُ مِن قِبَلِ وَجْهِهِ، فَسَلَّمْتُ عَلَيه، ثُمَّ قُلتُ: وَالله إِنِّي لَأُحِبُّكَ لِلَّه، فَقَال: آلله؟ فَقُلتُ: آلله، فقال: آللهِ؟ فقُلْتُ: آلله، فَأَخَذَنِي بَحَبْوَةِ رِدَائِي، فَجَبَذَنِي إِلَيه، فَقَال: أَبْشِر! فَإِنِّي سَمِعتُ رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «قَالَ الله -تعَالَى-: وَجَبَت مَحَبَّتِي لِلمُتَحَابِّين فِيَّ، وَالمُتَجَالِسِينَ فِيَّ، وَالمُتَزَاوِرِينَ فِيَّ، وَالمُتَبَاذِلِينَ فِيَّ».
Ebû İdris el-Havlânî şöyle dedi: Şam Mescidi'ne girmiştim. Orada güler yüzlü bir delikanlı ve etrâfına toplanmış bir grup insan dikkatimi çekti. Bir konuda görüş ayrılığına düştüklerinde hemen o delikanlıya başvuruyor ve onun fikrini kabulleniyorlardı. Bu gencin kim olduğunu sordum: Muâz b. Cebel -radıyallahu anh-’dır. dediler. Ertesi gün erkenden mescide koştum. Baktım ki o genç benden evvel gelmiş namaz kılıyor. Namazını bitirinceye kadar bekledim, sonra önüne geçerek selâm verdim ve: "Allah’a yemin ederim ki ben seni Allah için seviyorum” dedim. “Gerçekten Allah için mi?” dedi. Ben; “Gerçekten, Allah için seviyorum.” dedim. “Gerçekten Allah için mi?” dedi. Ben “Gerçekten Allah için seviyorum”, deyince hırkamdan tuttu, beni kendine doğru çekti. Daha sonra; “Müjdeler olsun! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu işittim: «Benim için birbirini sevenlere, benim rızâmı kazanmak için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve infak edenlere muhabbetim vâcip oldu.»
Ahmed rivayet etmiştir - Mâlik rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bu hadis Allah için birbirini sevmenin faziletine delalet etmektedir. Bu işlerde birbirlerini seven her iki taraf kastedilmiştir. "Tefâul" sigası da buna delalet etmektedir. Ancak bu ameller, fani bir amaç olmadan Allah'ın rızası için olmalıdır. Kişinin, dost olduğu kimseyi sevmesini gerekli kılar. Bu en büyük karşılıktır. Bunun şerefine delalet eder. Bir hadiste "Kim Allah için sever ve buğzeder, verir ve men ederse imanı kemale ermiş olur." şeklinde rivayet edilmiştir. Hadiste geçen "Allah’a yemin ederim ki ben seni Allah için seviyorum” dedim. “Gerçekten Allah için mi?” dedi. Ben; “Gerçekten, Allah için seviyorum.” dedim" ifadesi, imanın dillerinde dolaşıp, verilen haberin hayata geçirildiğini ifade eder. Bunu tekrar tekrar sorması, bunun önemine dikkat çekmek içindir. Hadisteki "hırkamdan tuttu" ifadesi hırkanın iki ucu kastedilmiştir. "Beni kendine doğru çekti" ifadesi ise yakınlaştırmak, ülfet, haber verdiği şeyi kabul ettiğini izhar etmek ve bunu yapanı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in söylediği sözle müjdelemek için yapmıştır. Ona; “Müjdeler olsun!" Yani, üzerinde olduğun şeyi kastediyorum demek istemiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu işittim ifadesi müjdelediği şeye Sâdıku'l Masdûk olan Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbi Tebareke ve Teâlâ-'dan verdiği haberini eklemiştir ki, Ebû İdris şüphesiz olarak buna iman etsin ve bu haber ile verdiği müjde tamamlansın. Zira bu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden aktardığı sözdür, Muaz -radıyallahu anh-'ın içtihadı değildir. Allah -Azze ve Celle-'nin "Muhabbetim vâcip oldu.” sözü o kimseler için muhabbetin, sevginin sabit olduğu kastedilmiştir. “Benim için birbirini sevenlere, rızâmı kazanmak için bir araya gelenlere" Allah'ı zikrederken birbirleriyle yardımlaşmak, koyduğu sınırları korumak, verdiği sözü yerine getirmek, O'nun emrini yerine getirmek, dinini korumak, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınıp Allah'ın zatı için bir araya gelenler kastedilmiştir. Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'nın; "Birbirlerini ziyaret edenlere" sözünden - En doğrusunu Allah bilir- birbirlerini ziyaret etmeleri Allah'ın zatı, vechi ve rızasını kazanmak için olan, O'na itaat etmekte yardımlaşmak isteyen kimseler kastedilmiştir. Allah -Tebareke ve Teâlâ-'nın; "İnfak edenlere" sözünden düşmanlarıyla cihat etmek için ittifak eden, bunun dışında emredildikleri şeyi yerine getiren ve ihtiyaç duyana ihtiyaç duyduğu esnada vererek O'nun rızasını kazanmak için çalışan kimseler kastedilmiştir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه. تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425ه. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. صحيح الترغيب والترهيب، لمحمد ناصر الدين الألباني، ط5، مكتبة المعارف، الرياض. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط و عادل مرشد، وآخرون، تحت إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، ط1، مؤسسة الرسالة، 1421هـ. المنتقى شرح الموطأ، لأبي الوليد الباجي، ط1، مطبعة السعادة، مصر، 1332هـ. الموطأ، للإمام مالك بن أنس، تحقيق: محمد مصطفى الأعظمي، ط1، مؤسسة زايد بن سلطان آل نهيان للأعمال الخيرية والإنسانية، الإمارات، 1425ه. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Siz ancak içinizdeki zayıflar sebebiyle yardım görüyor ve rızıklandırılıyorsunuz

عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ: رَأَى سَعْدٌ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ لَهُ فَضْلًا عَلَى مَنْ دُونَهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «هَلْ تُنْصَرُونَ وَتُرْزَقُونَ إِلَّا بِضُعَفَائِكُمْ».
Mus'ab b. Sa'd'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Sa'd (b. Ebî Vakkâs) -radıyallahu anh-, kendisinden aşağıda (fakir veya zayıf) olanlara karşı bir üstünlüğünün olduğunu düşünmüştü. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Siz ancak içinizdeki zayıflar sebebiyle yardım görüyor ve rızıklandırılıyorsunuz.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Sa'd b. Ebû Vakkâs -radıyallahu anh- cesareti ve benzeri özelliklerinden dolayı kendisinden daha zayıf olanlara karşı bir üstünlüğü olduğunu düşünüyordu! Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: 'Siz ancak zayıflarınızın duaları, namazları ve ihlasları sayesinde yardım görüyor ve rızıklandırılıyorsunuz.' Zira zayıflar, kalpleri dünya süsüne bağlanmaktan uzak (ve boş) olduğu için çoğunlukla duada daha ihlaslı, ibadette ise daha huşuludurlar.

Faydalar
  1. İnsanlara karşı tevazu göstermek ve başkalarını küçümseyip onlara karşı üstünlük taslamak yasaklanmıştır.
  2. İbn Hacer şöyle demiştir: Güçlü olan kimse sahip olduğu cesaretinin faziletiyle öne çıkıyorsa, zayıf olan kimse de yaptığı duasının ve ihlasının (samimiyetinin) faziletiyle öne çıkar.
  3. Fakirlere iyilik etmen ve haklarını onlara teslim etmen, Allah'ın sana merhamet etmesinin ve yardım etmesinin vesilelerindendir.
Kaynakça

صحيح البخاري (4/ 36) (2896). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 354). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 111). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 279).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Allah -Azze ve Celle- buyurdu ki: Celalim için birbirlerini sevenlere peygamberlerin ve şehitlerin imreneceği nurdan minberler vardır.»

عن معاذ بن جبل رضي الله عنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه قال: «قَالَ اللهُ -عَزَّ وجَلَّ-: المُتَحَابُّون فِي جَلاَلِي، لَهُم مَنَابِرُ مِن نُورٍ يَغْبِطُهُم النَبِيُّونَ والشُهَدَاء».
Muaz bin Cebel -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah -Azze ve Celle- buyurdu ki: Celalim için birbirlerini sevenlere peygamberlerin ve şehitlerin imreneceği nurdan minberler vardır.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Rabbinden rivayet ettiği hadiste, müminlerden bir taife için, kıyamet gününde minberler olduğunu ve onların Allah’ın ikramı olarak yüksek yerlerde oturacaklarını haber vermiştir. Bunun sebebi Allah’ı yüceltmek için ve onları bir araya toplayan imandan dolayı birbirlerini sevmeleridir. Hatta Peygamberler -aliyhimusselam- onların yerinde olmayı temenni edeceklerdir. Ancak, bu söz onların peygamberlerden daha hayırlı olduklarını göstermez. Özel fazilet genel fazileti ortadan kaldırmaz.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ. جامع الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر وآخرون، ط2، شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، مصر، 1395هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط و عادل مرشد، وآخرون، تحت إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، ط1، مؤسسة الرسالة، 1421هـ. مشكاة المصابيح للتبريزي، تحقيق: محمد ناصر الدين الألباني، ط3، المكتب الإسلامي، بيروت، 1985م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ben Suffe Ehli’nden yetmiş kişiyi gördüm. Hiçbirinin üzerinde bütün vücudunu örten bir elbise yoktu.

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: لَقَد رَأَيت سبعين من أهل الصُّفَّةِ، مَا مِنهُم رَجُل عَلَيه رِدَاء، إِمَّا إِزَار، وإِمَّا كِسَاء، قد رَبَطوا في أعناقِهم، فمنها ما يبلغُ نصف الساقين، ومنها ما يبلغ الكعبين، فَيَجْمَعُهُ بيده كَرَاهِيَةَ أن تُرى عورَتُه.
Ebu Hureyre –radıyallahu anh- dedi ki: "Ben Suffe Ehli’nden yetmiş kişiyi gördüm. Hiçbirinin üzerinde bütün vücudunu örten bir elbise yoktu. Ya belden aşağı giyilen bir izâr ya da belden yukarı giyilen bir ridâları vardı. Elbiselerini boyunlarına bağlarlardı. Bunların bir kısmı baldırlarının yarısına, bir kısmı da topuk kemiklerine erişirdi de avret yerleri görülmesin diye elbiselerini elleriyle toplarlardı."
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Suffe Ehli, Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in fakir olan muhacir sahabeleridir. Mekke’deki yurtlarını ve mallarını terk edip, Medine’ye hicret etmişlerdir. Hâlbuki Mekke kendilerine her yerden daha sevimliydi. Suffe Ehli’nin sayısı yetmiş kişiden fazlaydı. Suffe Mescid-i Nebevî’nin son kısmında yer alan üstü kapalı bir yer olup, fakir olan muhacir sahabeler gölgesinde uyurlardı. Ebu Hureyre -radıyallahu anh- bizlere onların üzerlerinde bulunan yaz-kış giydikleri elbiseleri anlatıyor. Zira kendisine Suffe Ehli’nden sayılırdı. “Hiçbirinin üzerinde bütün vücudunu örten bir elbise yoktu. Ya belden aşağı giyilen bir izâr ya da belden yukarı giyilen bir ridâları vardı.” Üzerlerine ridâ giymek için muhakkak alt kısımlarına izâr giymek zorundaydılar. Kendisine ridâ denilen elbiseye bugün el-Bedle denilmektedir. Ridâ adlı elbiseye hulletun da denilmektedir. Ebu Hureyre -radıyallahu anh- onların bu elbiseyi bulamadıklarını, sadece boyunlarından aşağıya saldıkları entariye benzer bir şeyle bedenlerini örttüklerini aktarmaktadır. Devamla Ebu Hureyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir: “Elbiselerini boyunlarına bağlarlardı.” Küçük çocukların boyunlarına bağlandığı gibi onlar da elbiselerini boyunlarına bağlarlardı. Böyle yaparlardı çünkü ellerindeki elbiselerden bedenlerine göre dikilecek yeterli bir kumaş çıkmıyordu. Elbiselerinin bir kısmını boyunlarına bağlayarak tutuyorlardı. “Bunların bir kısmı baldırlarının yarısına erişirdi.” Yani kimilerinin elbiseleri omuzlarından baldırlarının yarısına kadar ulaşıyordu. “Bir kısmı da topuk kemiklerine erişirdi de avret yerleri görülmesin diye elbiselerini elleriyle toplarlardı." Yani namaz kılarlarken elbiselerini kendileri toplarlardı. Bunu rüku ve secde halinde avret yerleri açılmasın diye yaparlardı. İşte sahabelerin durumu bu şekildeydi. Hayatlarını fakirlik üzere sürdürmüşler, dünya ve süsüne aldırış etmemişlerdir. Dünya ayaklarının altlarına serilse bile onunla meşgul olmamışlardır. Kanaat ve züht içinde yaşamışlar ve böylece dünyadan ayrılmışlardır.

Kaynakça

1-فتح الباري (277/11). 2-كنوز رياض الصالحين (273/7). 3-شرح رياض الصالحين لابن عثيمين (267/3).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 13
13 hadis
  1. Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.
  2. «Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
  3. İyi kimseyle oturup kalkan kimsenin misali ile kötü kimseyle oturup kalkan kimsenin misali,
  4. «Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim, dedi.»
  5. «Benim için birbirini sevenlere, benim rızâmı kazanmak için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve infak edenlere muhabbetim vâcip oldu.»
  6. Siz ancak içinizdeki zayıflar sebebiyle yardım görüyor ve rızıklandırılıyorsunuz
  7. «Allah -Azze ve Celle- buyurdu ki: Celalim için birbirlerini sevenlere peygamberlerin ve şehitlerin imreneceği nurdan minberler vardır.»
  8. Ben Suffe Ehli’nden yetmiş kişiyi gördüm. Hiçbirinin üzerinde bütün vücudunu örten bir elbise yoktu.
  9. İyiliklerimizin karşılığı dünyada peşin verilmiş olmasın! Bundan endişelenmekteyiz, deyip ağlamaya başladı. Hatta iftar yemeğini de yemedi, terk etti.
  10. «Bir Müslümanın en hayırlı malının, dağların tepelerinde güttüğü koyunların olması yakındır.»
  11. Bir kişi bir kabrin yanından geçerken keşke bu mezar sahibinin yerinde ben olsaydım diye temennide bulunmadıkça kıyamet kopmayacaktır
  12. {Sonra o gün, size verilen nimetlerden dolayı hesaba çekileceksiniz.}
  13. İslam garip olarak başladı ve başladığı gibi (gün gelip) tekrar garip haline dönecektir. Müjdeler olsun o gariplere!

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com