Bir adam, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip, kendisine bir amel göstermesini ve onu işlediğinde Allah’ın da insanların da kendisini sevmesini istediğini söyledi. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Allah seni, dünyada ihtiyaç fazlasını, âhirette sana fayda sağlamayacak şeyleri ve dinine zarar verebilecek hususları terk ettiğinde sever. İnsanlar ise, onların elindeki dünyalığa rağbet etmediğinde seni severler. Çünkü insanlar tabiatları gereği dünyayı severler; kim onlarla dünya hususunda yarışırsa ondan hoşlanmazlar, kim de onu onlara bırakırsa onu severler.
- Dünyada zühdün fazileti; yani, âhirette fayda vermeyecek olanı terk etmektir.
- Zühdün mertebesi, takvadan daha yüksektir; çünkü takva, zararlı olabilecek şeylerden sakınmayı kapsar, züht ise âhirette fayda vermeyecek olanı terk etmektir.
- Sindî şöyle demiştir: Dünya, insanlar arasında sevilen bir şeydir; kim onlarla bu konuda yarışırsa, onların gözünde o ölçüde sevilmez olur. Kim onlara sevdiklerini bırakırsa, bıraktıkları ölçüde kalpleri onları sever.
الأربعون النووية (ص118) (ح31). سنن ابن ماجه (5/ 225) (4102). التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية (ص73). فتح القوي المتين في شرح الأربعين وتتمة الخمسين (ص111). الفوائد المستنبطة من الأربعين النووية، للشيخ عبد الرحمن البراك (ص87). الأحاديث الأربعون النووية وعليها الشرح الموجز المفيد، لعبد الله بن صالح المحسن (1/61).