Müminlerin Emiri Ali b Ebû Tâlib -radıyallahu anh-'a bir kişi geldi. Bu kişi köleydi ve efendisiyle mükâtebe anlaşması yaparak kendisini satın alıp özgür bırakılacağına dair anlaşmıştı, ancak parası yoktu. Bunun üzerine bu kişi şöyle dedi: Borcumu ödeyemiyorum, bu borcu kapatabilmem için bana ya maddi olarak ya da bir yol gösterip rehberlik ederek yardım et.' Müminlerin Emiri Ali -radıyallahu anh- ona şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bana öğrettiği şu sözleri sana da öğreteyim mi? Eğer üzerinde, Tayy kabilesinin bölgesinde bulunan Sîr adındaki dağ kadar büyük bir borç olsa bile, Allah onu senin adına alacaklısına öder ve seni borcun zilletinden kurtarır. Sonra da şöyle dedi: (Allâhummekfinî) bana kifayet et, bana yeterli ol; beni koru ve ihtiyaçlarımı gider. (bi-helâlike) helâlinle, onunla yetinmemi sağlayarak (an harâmik) haramından uzak tut. (ve ağninî) beni zengin kıl, bana yeterli ol. (bi-fadlike) lütfun ve ihsanınla. (ammen sivâk) Senden başka bütün yaratılmışlara muhtaç olmaktan beni kurtar.
- İlim sahibi ve dindar kişiler ile istişare etmek ve onların görüşüne başvurmak gerekir.
- Âlimlere ve Allah Teâlâ'nın dinine davet eden davetçilere düşen görev; tebliğde bulundukları kimselerin karşılaştıkları sorunları çözmelerine yardımcı olacak yolları göstermek ve onlara rehberlik etmektir.
- Mukâteb (özgürlüğü için borçlanan) köleye yardım etmek teşvik edilmiştir.
- Bu duayı öğrenmeye ve onunla Allah Teâlâ'ya dua etmeye teşvik vardır.
- Az da olsa helal rızık; çok olan haram, zenginlikten daha hayırlıdır.
- Yaratılmışlara muhtaç olmaktan kurtulup yalnızca Allah'a güvenip dayanmak gerekir.
- Kişinin, istekte bulunan kimseye verecek bir şeyi bulunmadığında bile onu güzel bir şekilde karşılık vererek göndermesi teşvik edilmiştir.
سنن الترمذي (5/ 526) (3563). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 565). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 1013). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 456). فيض القدير شرح الجامع الصغير، للمناوي (3/ 111). النهاية في غريب الحديث والأثر (3/ 9).