İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Allah -Azze ve Celle-'yi Zikretmenin Faydaları

15 hadis

Kişi evine girdiği za­man ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok” der

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ رضي الله عنهما أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ، فَذَكَرَ اللهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ، قَالَ الشَّيْطَانُ: لَا مَبِيتَ لَكُمْ، وَلَا عَشَاءَ، وَإِذَا دَخَلَ، فَلَمْ يَذْكُرِ اللهَ عِنْدَ دُخُولِهِ، قَالَ الشَّيْطَانُ: أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ، وَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللهَ عِنْدَ طَعَامِهِ، قَالَ: أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işitmiştir: «Kişi evine girdiği za­man ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok” der. Eğer kişi eve girerken Allah’ı anmazsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Gece kalacağınız bir yer var” der. O kişi yemek vaktinde Allah’ı anmazsa Şeytan arkadaşlarına, “Gece kalacak yer ve yiyecek yemek buldunuz." der.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- eve girerken ve yemek yemeden önce Allah'ı anmayı emretmiştir. Bir kimse evine girerken ve yemeğe başlarken (Bismillah) diyerek Allah'ı anarsa, Şeytan avanelerine şöyle der: Ev sahibinin sizden Allah Teâlâ'nın zikri ile korunduğu bu evde ne geceleme, ne de akşam yemeği yeme hakkınız vardır. Ancak kişi evine girerken veya yemek yerken Allah'ı anmazsa, Şeytan avanelerine bu evde geceleyecek yer ve akşam yiyecek yemek bulduklarını haber verir.

Faydalar
  1. Eve girerken ve yemek yerken Yüce Allah'ın zikredilmesi müstehaptır. Çünkü Şeytan, Allah Teâlâ'nın zikredilmediği evlerde geceler ve o ev halkının yemeklerinden yer.
  2. Şeytan âdemoğlunun bütün işlerindeki davranış ve hareketlerini gözetler. Allah'ı zikretmekten gafil olduğunu gördüğünde murat ettiği şeye nail olur.
  3. Allah'ı zikretmek Şeytan'ı def eder.
  4. Her Şeytan'ın söyledikleri ile mutlu olan ve emrine itaat eden dostları ve avaneleri vardır.
Kaynakça

صحيح مسلم (3/ 1598) (2018). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 50). تطريز رياض الصالحين، لفيصل المبارك (ص467). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (4/ 190). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 700).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim. Beni andıkça onun yanında olurum

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَقُولُ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ: أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي، وَأَنَا مَعَهُ حِينَ يَذْكُرُنِي، فَإِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي، وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلَإٍ ذَكَرْتُهُ فِي مَلَإٍ خَيْرٍ مِنْهُ، وَإِنِ اقْتَرَبَ إِلَيَّ شِبْرًا، تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا، وَإِنِ اقْتَرَبَ إِلَيَّ ذِرَاعًا، اقْتَرَبْتُ إِلَيْهِ بَاعًا، وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah -Azze ve Celle- şöyle demiştir: Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim. Beni andıkça onun yanında olurum. O, beni kendi nefsinde anarsa ben de onu kendi nefsimde anarım. O, beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Eğer o, bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah Teâlâ'nın şöyle söylediğini haber vermiştir: Ben kulumun benim hakkındaki zannı üzereyim; dolayısıyla kulum bana nasıl bir zan beslerse ona öyle muamele ederim. Eğer benden af diler ve bağışlanmayı umarsa, ona ümidiyle karşılık veririm. Benden beklediği hayır ya da başka her neyse, ona onu yaşatırım. O Beni zikrettiği (hatırladığı) sürece; rahmetimle, muvaffakiyet vermemle, hidayetimle, himayemle ve desteğimle onun yanında olurum. Eğer kulum beni tek başına kaldığında tesbih, tehlil veya başka bir zikirle anarsa; ben de onu kendi katımda anarım. Eğer beni bir topluluk içinde anarsa; ben de onu, o topluluktan daha hayırlı ve daha temiz bir topluluk (melekler) içinde anarım. Kim Allah’a bir karış yaklaşırsa, Allah bunu artırır ona bir arşın yaklaşır. Kim Allah'a bir arşın yaklaşırsa, Allah bunu artırır ve ona bir kulaç yaklaşır. Eğer Allah'a yürüyerek gelirse, Allah ona koşarak gider. Eğer kul, Rabbine itaat ederek ve O'na yönelerek yaklaşırsa, Allah Teâlâ da onu, yaptığı amelinin aynı cinsiyle mükâfatlandırarak ona olan yakınlığını artıracaktır. Müminin Rabbine kulluğu ne kadar tam olursa, Yüce Allah da ona o kadar yaklaşır. Allah’ın kuluna verdiği ihsan ve sevap, kulun yaptığı amelden ve çektiği zahmetten çok daha fazladır. Sonuç olarak Allah'ın mükâfatı, nitelik ve nicelik bakımından yapılan amelden üstündür. Bundan dolayı Mümin; (Allah hakkında her daim) güzel zan besler, amel eder, hayırlarda yarışır ve Allah’a kavuşana dek bu çabasını artırarak devam ettirir.

Faydalar
  1. Bu hadis, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden rivayet ettiği hadislerden biridir. Bunlara kudsî veya ilahî hadis denir. Hadis-i Kudsi; lafzı da manası da Allah’a ait olan, ancak Kur’an’ın sahip olduğu kendine has özelliklere sahip olmayan kelamdır. Yani Kur’an gibi tilavetiyle ibadet edilmesi, okunması için taharet (abdest) şartı, mucizevi oluşu ve benzeri meydan okuma özellikleri onda bulunmaz.
  2. Âcurrî -rahimehullah- şöyle demiştir: “Şüphesiz hak ehli, Allah Teâlâ’yı; O’nun kendi zatını vasfettiği şekilde, Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O’nu vasfettiği şekilde ve sahâbenin radıyallahu anh'ın O’nu vasfettiği şekilde niteler. Bu; bidat çıkarmayıp selefe tabi olan âlimlerin mezhebidir. Âcurrî -rahimehullah-'ın sözü burada son bulmuştur. Ehl-i Sünnet ise Allah’ın, kendisi için sabit kıldığı isim ve sıfatları; tahrif etmeden, ta‘til etmeden, keyfiyet vermeden ve mahlûkata benzetmeden ispat ederler. Aynı zamanda Allah’ın kendisinden nefyettiği şeyleri de O’ndan nefyederler. Hakkında ne nefy ne de ispat varid olmayan hususlarda ise susarlar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.)
  3. Allah hakkında hüsnüzanda bulunmak mutlaka salih amelle birlikte olmalıdır. Hasan Basrî -rahimehullah- şöyle demiştir: Mümin, Allah'a güzel zanda bulunur ve güzel amel işler. Facir kimse ise, Allah'a kötü zanda bulunur ve kötü amel işler.
  4. Kurtubî şöyle demiştir: ''Kulumun benim hakkımdaki zannı'' lafzının manasına dair şöyle denmiştir: Dua ederken icabet edeceğini düşünmek, tövbe ederken kabul edeceğini düşünmek, istiğfar ederken affedeceğini düşünmek, O'nun samimi vaadine bağlı kalarak, şartlarını yerine getirerek yaptığı ibadetlerde ödüllendireceğini düşünmektir. Bu yüzden kulun, Allah'ın kabul edeceğine ve kendisini affedeceğine kanaat getirmiş olarak üzerine düşen görevleri yerine getirmeye çalışması gerekir. Çünkü O, bunu vadetmiştir ve O, asla vaadine muhalefet etmez. Eğer kul, Allah'ın ibadetlerini kabul etmeyeceğine, bu ibadetlerin ona bir fayda vermeyeceğine inanır ve zannederse; işte bu, büyük günahlardan biri olan Allah'ın rahmetinden ümit kesmek olur. Kim de bu hal üzerine ölürse, zannı üzerine sorumlu kılınır. Bu da zikri geçen hadisin bazı farklı rivayetlerinde ''Kulum benim hakkımda dilediği gibi düşünsün'' sözleriyle belirtilmiştir. Sonra da şöyle demiştir: Bununla beraber, günahlarda ısrar etmekle beraber affedileceğini düşünmek ise katıksız cahillik ve gaflettir.
  5. Allah'ı hem içinizden (kalbinizle) hem de dilinizle çokça zikretmeye teşvik edilmektedir. Kişi; içinden ve kalbinden Allah'tan korkar, O'nun azametini ve üzerindeki hakkını hatırlar, O'nun rahmetini ümit eder, O'nu yüceltir, O'nu sever, O'na hüsnüzan besler (hakkında güzel düşünür) ve amelini yalnızca O'nun için ihlaslı kılar. Diliyle de: Subhânallah, Elhamdulillah, Lâ ilâhe illallah, Allâhu ekber ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh. diyerek Allah'ı zikreder.
  6. İbn Ebu Cemre -rahimehullah- şöyle demiştir: Korku içinde O'nu anan kimseyi güvende kılar. Yalnızlık içinde O'nu anan kimsenin ise yalnızlığını giderir.
  7. Karış: Avuç uzatıldığında küçük parmağın ucu ile başparmağın ucu arasındaki mesafe. Arşın: Orta parmağın ucu ile dirsek kemiği arasındaki mesafe. Kulaç: Bir kişinin göğüs genişliğiyle beraber iki kolunun uzunluğu kadar olan mesafedir. Bu da dört arşınlık bir miktardır.
Kaynakça

صحيح البخاري (9/ 121) (7405). صحيح مسلم (4/ 2067) (2675). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 151). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 516). منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري، حمزة محمد (5/ 372). الجواب الكافي لمن سأل عن الدواء الشافي أو الداء والدواء (ص25). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 510). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 983).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Şeytan, sizden biriniz uyuduğu zaman ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere vurarak, üzerine uzun bir gece var, yat, uyu der

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «يَعْقِدُ الشَّيْطَانُ عَلَى قَافِيَةِ رَأْسِ أَحَدِكُمْ إِذَا هُوَ نَامَ ثَلاَثَ عُقَدٍ يَضْرِبُ كُلَّ عُقْدَةٍ عَلَيْكَ لَيْلٌ طَوِيلٌ، فَارْقُدْ، فَإِنِ اسْتَيْقَظَ فَذَكَرَ اللَّهَ، انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ تَوَضَّأَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ صَلَّى انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَأَصْبَحَ نَشِيطًا طَيِّبَ النَّفْسِ، وَإِلَّا أَصْبَحَ خَبِيثَ النَّفْسِ كَسْلاَنَ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şeytan, sizden biriniz uyuduğu zaman ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere vurarak, üzerine uzun bir gece var, yat, uyu der. Eğer kişi uyanır da Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Namaz kılarsa bir düğüm daha çözülür. Böylece sabaha dinç ve gönlü huzurlu olarak çıkar. Aksi halde gönlü huzursuz ve tembel olarak sabahlar.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Şeytan'ın durumunu ve gece namazına veya sabah namazına kalkmak isteyen kişiyle olan mücadelesini anlatmaktadır. Bir Mümin uykuya daldığında, Şeytan onun başının arkasına yani ensesine üç düğüm atar. Eğer Mümin uyanıp Allah Teâlâ'yı zikrederse ve Şeytan'ın vesveselerine icabet etmezse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Eğer kalkar ve namaz kılarsa üçüncü düğüm de çözülür; böylece Allah’ın kendisini itaate muvaffak kılmasından duyduğu sevinçle, Allah’ın vaad ettiği sevap ve mağfirete dair müjdeyle neşeli ve zinde olarak sabaha erer. Bununla birlikte şeytanın düğümleri ve onun gevşetmesi de üzerinden kalkmış olur. Şayet bunu yapmazsa, nefsi kötü, kalbi mahzun, iyilik ve salih amel işleme konusunda tembelleşir. Çünkü o, Şeytan'ın bağıyla bağlanmış ve Rahman'ın yakınlığından uzaklaştırılmıştır.

Faydalar
  1. Şeytan, insanla Allah Teâlâ’ya itaati arasına engel koymak için her yolda sürekli çaba gösterir. Kulun Şeytan'dan kurtulması için Allah -Azze ve Celle-'den yardım istemekten, koruma ve muhafaza yollarına başvurmaktan başka çaresi yoktur.
  2. Allah Teâlâ'yı zikretmek ve O'na ibadet etmek, ruhta hareketlilik ve kalpte neşe meydana getirir. Tembelliği ve uyuşukluğu uzaklaştırır. Sıkıntıyı ve nefreti ortadan kaldırır. Çünkü bunlar Şeytan'ı kovar; zira bu hâller onun vesvesesindendir.
  3. Mümin bir kimse, Allah'a itaat eden bir kul olabilmek için Allah Teâlâ'nın onu muvaffak kılmasından hoşnut olur. Fazilet ve kemal mertebelerine ulaşamamasından dolayı da üzüntüye kapılır.
  4. Gaflet ve itaatlerden kaçınmak Şeytan'ın işi ve süslemesidir.
  5. Bu üç şey -Allah'ı zikretmek, abdest almak ve namaz- Şeytan'ı uzaklaştırır.
  6. Şeytanın düğümleri özellikle başın arka kısmına atması, oranın kuvvetlerin merkezi ve onların tasarruf alanı olmasındandır. Orayı bağladığında insanın ruhu üzerinde hâkimiyet kurması ve ona uyku bastırması mümkün olur.
  7. İbn Hacer el-Askalânî şöyle demiştir: "Önünde uzun bir gece var" sözünde gecenin zikredilmesi, bunun zahiren gece uykusuna mahsus olduğuna delalet eder.
  8. “İbn Hacer el-Askalânî şöyle demiştir: Zikir için belirli, özel bir lafız şart değildir. Bilakis Allah’ı zikretme vasfını taşıyan her şey geçerlidir. Buna Kur’ân tilaveti, Nebevî hadislerin okunması ve şer‘î ilimle meşgul olmak da dahildir. Bununla birlikte zikredilmesi en evlâ olan şey, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şu sözüdür: Her kim gece uykusundan uyanır da şöyle derse: Allah’tan başka hak ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O her şeye kadirdir. Hamd Allah’a mahsustur. Allah’ı tenzih ederim. Allah’tan başka hak ilâh yoktur. Allah en büyüktür. Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur. Sonra da: Allah’ım! Beni bağışla der veya dua ederse, duası kabul edilir. Abdest alırsa namazı da kabul edilir. Buhârî rivayet etmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (2/ 52) (1142). صحيح مسلم (1/ 538) (776). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 328). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 834). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (15/ 305). فتح الباري شرح صحيح البخاري، لأحمد العسقلاني (10/ 564). طرح التثريب في شرح التقريب، العراقي (3/ 82).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

‘Sizden biri, her gün bin sevap kazanmaktan aciz mi kalır?’

عَنْ سَعْدِ بنِ أبي وَقَّاصٍ رَضيَ اللهُ عنه قَالَ: كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: «أَيَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَكْسِبَ، كُلَّ يَوْمٍ أَلْفَ حَسَنَةٍ؟» فَسَأَلَهُ سَائِلٌ مِنْ جُلَسَائِهِ: كَيْفَ يَكْسِبُ أَحَدُنَا أَلْفَ حَسَنَةٍ؟ قَالَ: «يُسَبِّحُ مِائَةَ تَسْبِيحَةٍ، فَيُكْتَبُ لَهُ أَلْفُ حَسَنَةٍ، أَوْ يُحَطُّ عَنْهُ أَلْفُ خَطِيئَةٍ».
Sa’d b. Ebî Vakkâs -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanında bulunuyorduk. O şöyle buyurdu: ‘Sizden biri, her gün bin sevap kazanmaktan aciz mi kalır?’ Orada bulunanlardan biri: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Birimiz her gün nasıl bin sevap kazanabilir?’ diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: ‘Yüz defa “Sübhânallah” der (Allah’ı tesbih ederse), ona bin sevap yazılır veya ondan bin günah silinir.’
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve selem- ashabına şöyle sormuştur: «Sizden birisi her gün bin sevap kazanmaktan aciz midir?» O mecliste bulunan kimselerden biri: “Bizden birisi kolaylıkla bin sevabı nasıl kazanır?” diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim yüz defa ‘Sübhânallah’ derse, ona bin sevap yazılır. Çünkü bir sevabın karşılığı on katıdır. Yahut da onun bin günahı silinir.»

Faydalar
  1. Faziletli davranışlara teşvik vardır. Çünkü onlar, itaat ve kulluk mertebelerine yükselten bir basamaktır.
  2. Tesbihin ve Allah’ı zikretmenin faziletini gösterir. Çünkü kişiye hiçbir zorluk yüklemeyen bu kolay amel sayesinde, böylesine büyük bir sevaba erişilir.
  3. Sahâbenin, hayırlı amelleri geciktirmeden yerine getirmeye büyük önem verdiğini gösterir.
  4. İyiliklerin en az on katıyla mükâfatlandırılması söz konusudur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ‘Kim bir iyilikle gelirse ona onun on katı vardır.’ (En'âm, 160). Bu, sevabın kat kat verilmesinin en alt derecesidir. Bunun dışında sevabın yedi yüz kata kadar katlandığını bildiren naslar da vardır.
  5. Bazı rivayetlerde, hadiste geçen "veya (أو) ondan bin günah silinir" ifadesi yerine "ve (و) ondan bin günah silinir" lafzı yer almaktadır. Ali el-Kârî şöyle der: “‘Vav (و)’ harfi bazen ‘ev (أو)’ anlamında kullanılabilir. Bu sebeple iki rivayet arasında bir çelişki yoktur. Buna göre mana şöyle olabilir: Kim bu tesbihi söylerse ona bin sevap yazılır; eğer üzerinde günahları varsa bunların bir kısmı silinir, bunun yanında da sevap kazanır. Ayrıca ‘ev (أو)’ harfi ‘vav (و)’ anlamında veya ‘bilakis (بل)’ anlamında da kullanılabilir. Bu durumda ise hem bin sevap yazılması hem de bin günahının silinmesi birlikte gerçekleşir. Allah'ın lütfu ise bunlardan da daha geniştir.”
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2073) (2698). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 507). مرقاة المفاتيح، لعلي القاري (4/ 1594). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 980). مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعبيد الله المباركفوري (7/ 454).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rabbini zikreden ile Rabbini zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir

عَنْ أَبِي مُوسَى رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَثَلُ الَّذِي يَذْكُرُ رَبَّهُ وَالَّذِي لاَ يَذْكُرُ رَبَّهُ، مَثَلُ الحَيِّ وَالمَيِّتِ»، ولفظ مسلم: «مَثَلُ الْبَيْتِ الَّذِي يُذْكَرُ اللهُ فِيهِ، وَالْبَيْتِ الَّذِي لَا يُذْكَرُ اللهُ فِيهِ، مَثَلُ الْحَيِّ وَالْمَيِّتِ».
Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Rabbini zikreden ile Rabbini zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir.» Müslim'de geçen lafızda ise şöyledir: «İçinde Allah'ın anıldığı ev ile içinde Allah'ın anılmadığı evin misali, diri ile ölünün misali gibidir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah'ı anan kimseyle, anmayan kimse arasındaki farkın, faydası ve güzel görünümü bakımından diri ile ölü arasındaki farka benzediğini açıklamıştır. Rabbini zikreden kimsenin misali, dışı hayat nuruyla süslenmiş ve içi ilim nuruyla dolu hayatta olan kimsenin misali gibidir. O faydalı bir kimsedir. Allah'ı anmayan kimsenin misali ise dışı faydasız, içi bomboş bir ölünün misali gibidir. Onun hiçbir faydası yoktur. Aynı şekilde bir ev de, içinde yaşayanlar Allah'ı anıyorsa diri olarak nitelendirilir. Aksi halde, içinde yaşayanların Allah'ı anma hususundaki zayıflıkları sebebiyle o ev, ölü bir ev olur. Evi tanımlamak için diri ve ölü lafzının kullanılmasıyla, evin sakinleri kastedilmektedir.

Faydalar
  1. Allah'ı anmayı teşvik etmiş ve O'nu ihmal etmekten sakındırmıştır.
  2. Ruh, bedenin hayatı olduğu gibi, zikir de ruhun hayatıdır.
  3. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kullandığı yöntemlerden biri de manaların daha iyi anlaşılabilmesi için misaller vermesidir.
  4. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, evde Allah Teâlâ’yı zikretmenin müstehap olduğuna ve evin zikirden mahrum bırakılmaması gerektiğine teşvik vardır.
  5. Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, ölümden sonra daha hayırlı bir hâle intikal edilse bile, Allah’a itaat içinde uzun ömür sürmenin bir fazilet olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü hayatta olan kimse, onun derecesine yetişir ve hatta yaptığı ibadet ve salih amellerle onu geçebilir.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 86) (6407). صحيح مسلم (1/ 539) (779). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، (2/ 982). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 516).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kim, "Subhânallâhi el-Azîm ve bihamdihî" derse onun için Cennet'te bir hurma ağacı dikilir

عَنْ جَابِرٍ رَضيَ اللهُ عنهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ قَالَ: سُبْحَانَ اللهِ العَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ، غُرِسَتْ لَهُ نَخْلَةٌ فِي الجَنَّةِ».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, "Subhânallâhi el-Azîm ve bihamdihî" derse onun için Cennet'te bir hurma ağacı dikilir.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz —sallallahu aleyhi ve sellem— şöyle bildirmiştir: Her kim, "Subhânallah" diyerek O'nu tenzih eder, "el-Azîm" diyerek Allah'ı zatında, sıfatlarında ve fiillerinde yüceltir ve "bihamdihi" diyerek O'na hamdederse —ki bunu yaparken Yüce Allah'a kemal sıfatlarını da ilave ederse — bu sözü her söylediğinde Cennet'te kendisi için bir hurma ağacı dikilir.

Faydalar
  1. Allah Teâlâ'yı çokca zikretmek, O'nu bütün noksanlıklardan münezzeh saymak ve O'na hamt etmek teşvik edilmiştir.
  2. Cennet geniştir, oranın fidanları (dikilen ağaçları) ise Yüce Allah'ı tesbih etmek ve O'na hamt etmektir. Bu da Allah Teâlâ tarafından bahşedilen bir fazilet ve nimettir.
  3. Hurma ağacı, diğer ağaçlardan farklı olarak, birçok faydası ve lezzetli meyvesi nedeniyle hadiste özel olarak belirtilmiştir. Bu nedenle Allah Teâlâ, Kur'an'da Mümini ve imanını hurma ağacıyla örneklendirmiştir.
Kaynakça

سنن الترمذي (5/ 456) (3464). مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، للمباركفوري (7/ 464). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 985). مشكاة المصابيح، للتبريزي (2/ 713).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Peş peşe söylenen bazı kelimeler vardır ki onları her farz namazın ardında söyleyen -ya da yapan- asla zarar etmez. Bunlar da, otuz üç defa tesbih (Subhânallah), otuz üç defa tahmîd (Elhamdülillah), otuz dört defa tekbir (Allahu Ekber) zikirlerini söylemektir

عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ رضي الله عنه عَنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مُعَقِّبَاتٌ لَا يَخِيبُ قَائِلُهُنَّ -أَوْ فَاعِلُهُنَّ- دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ مَكْتُوبَةٍ، ثَلَاثٌ وَثَلَاثُونَ تَسْبِيحَةً، وَثَلَاثٌ وَثَلَاثُونَ تَحْمِيدَةً، وَأَرْبَعٌ وَثَلَاثُونَ تَكْبِيرَةً».
Ka'b b. Ucra -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Peş peşe söylenen bazı kelimeler vardır ki onları her farz namazın ardında söyleyen -ya da yapan- asla zarar etmez. Bunlar da, otuz üç defa tesbih (Subhânallah), otuz üç defa tahmîd (Elhamdülillah), otuz dört defa tekbir (Allahu Ekber) zikirlerini söylemektir.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu zikirleri yapanın hüsrana uğramayacağı ve pişman olmayacağı, aksine bu kelimelerin sevabını alacağından bahsetmiştir. Bu kelimeler birbirinin ardı ardına gelir ve farz namazdan sonra söylenir: Otuz üç defa Subhânallah "Allah'ı tesbih ederim" demek, Allah Teâlâ'nın her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu ifade eder. Otuz üç defa Elhamdülillah “hamt Allah'a mahsustur ” demektir. Allah'ın sevgiyle ve yüceltilerek mükemmellikle vasıflandırılmasıdır. Otuz dört defa Allahu Ekber “Allah en büyüktür” demektir. Yüce Allah her şeyden daha büyüktür, daha azametlidir ve daha kudretlidir.

Faydalar
  1. Subhânallah, elhamdülillah ve Allahu Ekber demenin fazileti ifade edilmiştir. Çünkü bunlar kalıcı salih amellerdir.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 418) (596). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 501). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 976). مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (2/ 766). تيسير العلام، للبسام (ص227). فيض القدير شرح الجامع الصغير، لزين الدين المناوي (5/ 525).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Kim, Allah’tan başka hak ilah yoktur ve Allah en büyüktür" derse; Allah onu doğrulayarak: “Benden başka ilah yoktur, ben büyüğüm.” buyurur.

عن أبي سعيد الخدري وأبي هريرة رضي الله عنهما أَنهُما شَهِدَا عَلَى رسول اللَّه -صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم- أَنه قالَ: «من قال: لا إله إلا الله والله أكبر، صَدَّقه ربه، فقال: لا إله إلا أنا وأنا أكبر. وإذا قال: لا إله إلا الله وحده لا شريك له، قال: يقول: لا إله إلا أنا وَحدِي لا شريك لي. وإذا قال: لا إله إلا الله له الملك وله الحمد، قال: لا إله إلا أنا لي الملك ولي الحمد. وإذا قال: لا إله إلا الله ولا حول ولا قوة إلا بالله، قال: لا إله إلا أنا ولا حول ولا قوة إلا بي» وكان يقول: «من قالها في مرضه ثم مات لم تَطْعَمْهُ النار».
Ebû Said El–Hudrî ve Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, onlar Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğuna şahit oldular: –”Kim, Allah’tan başka hak ilah yoktur ve Allah en büyüktür” derse; Allah onu doğrulayarak: “Benden başka ilah yoktur, ben en büyüğüm” buyurur. Kul: – “Allah’tan başka hak ilah yoktur, o tektir, ortağı yoktur.” dediğinde, Allah Teâlâ, (o kulunu tasdik ederek); “Benden başka hak ilah yoktur, ben tekim, eşim–ortağım yoktur.” buyurur. Kul: – “Allah’tan başka hak ilah yoktur. Mülk de O’nun, hamd de onundur.” dediğinde Allah Teâlâ: – “Benden başka hak ilah yoktur, hamd de benimdir, mülk de benimdir.” buyurur. Kul: – “Allah’tan başka hak ilah yoktur, güç kudret yalnız Allah’ındır.” dediği zaman Allah Teâlâ; – “Benden başka hak ilah yoktur, kuvvet ve kudret ancak benimdir, benimledir.” buyurur. Bu açıklamalardan sonra Allah Rasûlü-sallallahu aleyhi ve sellem- sözüne devam ederek; “Bu duaları bir kimse hastalığında söyler de sonra ölürse, cehennem ateşi ona dokunmaz.” buyurdu.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ebû Said El–Hudrî ve Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğuna şahit oldular: ”Kim, Allah’tan başka hak ilah yoktur ve Allah büyüktür.” derse; Allah onu doğrulayarak: “Benden başka hak ilah yoktur, ben büyüğüm” buyurur. Kul: “Allah’tan başka hak ilah yoktur, güç kudret yalnız Allah’ındır.” dediği zaman Allah Teâlâ onu doğrular. Kim Allah’tan başka hak ilah yoktur, güç kudret yalnız Allah’ındır, sonra duanın devamını okuyarak ölürse cehennem ateşi ona dokunmaz. Yani, bu kimsenin cehennem ateşine girmesi ona haram kılınır. Bu yüzden kişinin bu duayı ezberlemesi, hastalandığında çokça tekrarlaması güzel olandır. Ta ki Allah’ın izniyle hayatı hayırla son bulsun. Başarı Allah’tandır.

Kaynakça

1- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي. 2- الجامع الصحيح –وهو سنن الترمذي-؛ للإمام محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق أحمد شاكر وآخرين، مكتبة الحلبي-مصر، الطبعة الثانية، 1388هـ. 3- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ. 4- سلسلة الأحاديث الصحيحة؛ للشيخ محمد ناصر الدين الألباني، مكتبة المعارف-الرياض، 1415هـ. 5- سنن ابن ماجه؛ للحافظ محمد بن يزيد القزويني، حققه محمد فؤاد عبدالباقي، دار إحياء الكتب العربية. 6- شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن-الرياض، 1426هـ. 7- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 15
15 hadis
  1. Kişi evine girdiği za­man ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok” der
  2. Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim. Beni andıkça onun yanında olurum
  3. Şeytan, sizden biriniz uyuduğu zaman ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere vurarak, üzerine uzun bir gece var, yat, uyu der
  4. ‘Sizden biri, her gün bin sevap kazanmaktan aciz mi kalır?’
  5. Rabbini zikreden ile Rabbini zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir
  6. Kim, "Subhânallâhi el-Azîm ve bihamdihî" derse onun için Cennet'te bir hurma ağacı dikilir
  7. Peş peşe söylenen bazı kelimeler vardır ki onları her farz namazın ardında söyleyen -ya da yapan- asla zarar etmez. Bunlar da, otuz üç defa tesbih (Subhânallah), otuz üç defa tahmîd (Elhamdülillah), otuz dört defa tekbir (Allahu Ekber) zikirlerini söylemektir
  8. "Kim, Allah’tan başka hak ilah yoktur ve Allah en büyüktür" derse; Allah onu doğrulayarak: “Benden başka ilah yoktur, ben büyüğüm.” buyurur.
  9. "Şeytan: Ya Rabbi! Senin izzetine yemin ederim ki ruhları bedenlerinde oldukları sürece kullarını saptırmaya devam edeceğim." Rabbimiz de şöyle buyurdu: "İzzetime ve celalime yemin ederim ki onlar benden bağışlanmayı talep ettikleri sürece ben de onları affetmeye devam edeceğim."
  10. «Her kim "Estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ huve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbu ileyhi" (Kendisinden başka hak ilah bulunmayan, ebedi hayatla daima diri olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı yöneten Allah'tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tevbe ederim) diye yalvarırsa, savaştan kaçmış bile olsa günahları bağışlanır.»
  11. Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler
  12. Şeytan, sizden birinize gelir ve şunu kim yarattı, bunu kim yarattı? diye sorar ve en son olarak; Rabbini kim yarattı? diye sorar. Kim böyle bir şeyle karşılaşırsa, Allah'a sığınsın ve bu vesveseye son versin
  13. Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" (Allah'tan başka hak ilâh yoktur. O, tektir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamt O'nadır. O'nun her şeye gücü yeter.) sözünü günde yüz defa söylerse,
  14. Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ onları, hiçbir gölgenin bulunmadığı günde arşının gölgesinde gölgelendirecektir
  15. Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" bu iki söz -ya da söz- ise yer ile gökler arasını doldurur

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com