İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Yolculuk Adabı ve Hükümleri

22 hadis

Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim

عَنْ المُغِيرَةِ رضي الله عنه قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ، فَأَهْوَيْتُ لِأَنْزِعَ خُفَّيْهِ، فَقَالَ: «دَعْهُمَا، فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ» فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا.
Mugîre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir yolculukta iken onun mestlerini çıkarmak için eğildiğimde şöyle dedi:«Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim.» Sonra onların üzerine mesh etti.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bir yolculuğunda abdest aldı, ayaklarını yıkamaya geldiğinde Mugîre b. Şu'be -radıyallahu anh- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ayağındaki mestleri çıkarmak için ellerini uzattı! Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onları bırak çıkarma, abdestliyken mestlerimi giydim.» diye buyurdu, Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ayaklarını yıkamak yerine mestleri üzerine mesh etmiştir.

Faydalar
  1. Küçük hadesi ortadan kaldırmak için abdest alırken mestler üzerine mesh etmek meşrudur. Ancak büyük hadesi ortadan kaldırmak için gusül alırken ayakların yıkanması gerekir.
  2. Islak el, mestin alt kısmına değil üst kısmına sürülerek mesh bir defa yapılır.
  3. Ayakların suyla yıkandığı tam bir abdestten sonra mestlerin üzerine mesh edilmesi, mestlerin temiz olması, ayaktaki yıkanması farz olan yeri örtmesi, cünüplük ve gusül gerektiren bir şeyden dolayı değil sadece küçük hadesten dolayı üzerine mest edilmesi, mukim için bir gün bir gece ve yolcu için üç gün üç gece İslam hukukunun belirlediği vakitte mesh edilmesi şarttır.
  4. Mestlere, çorap ve ayakları örten başka her şey kıyas edilir. Bunlar üzerine mest etmek caizdir.
  5. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel ahlak ve öğretme yeteneğine sahip olduğu ifade edilmiştir. Öyle ki Mugîre -radıyallahu anh-'ın mestleri çıkarmak istediğinde buna engel olurken bunun sebebini ona şöyle açıklamıştır; onları taharet üzerine giydiğini; bu konuda rahat olmasını ve hükmünü öğrenmesini istediğini belirtmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 52) (206). صحيح مسلم (1/ 230) (274). تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص50). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 36). خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، لفيصل آل مبارك (ص27).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Estevdiullâhe dîyneke ve emâneteke ve havâtîme amelike» (Dinini ve emanetlerini koruması ve amellerini hayırla sonuçlandırması için seni Allah’a emanet ediyorum.)

كَانَ ابنُ عمرَ -رضِيَ الله عنهما- يَقُول لِلرَّجُل إِذَا أَرَادَ سَفَرًا: ادْنُ مِنِّي حَتَّى أُوَّدِعَكَ كَمَا كَان رسولُ الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- يُوَدِّعُنَا، فَيقُول: «أَسْتَوْدِعُ الله دِينَكَ، وَأَمَانَتَكَ، وَخَوَاتِيمَ عَمَلِكَ». وعن عبد الله بن يزيد الخطمي رضي الله عنه- قال: كَانَ رسُول الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- إِذَا أَرَادَ أَنْ يُوَدِّعَ الجَيشَ، قال: «أَسْتَودِعُ الله دِينَكُم، وَأَمَانَتَكُم، وخَوَاتِيمَ أَعْمَالِكُم».
İbn Ömer -radıyallahu anhuma- bir yolculuğa çıkacak olan kimseye şöyle derdi: Yanıma gel de, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bizimle vedalaştığı gibi seninle vedalaşalım. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle vedalaşırdı: «Estevdiullâhe dîyneke ve emâneteke ve havâtîme amelike» (Dinini ve emanetlerini koruması ve amellerini hayırla sonuçlandırması için seni Allah’a emanet ediyorum.) Sahâbî Abdullah b. Yezîd el–Hatmî -radıyallahu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- orduyla vedâlaşmak istediği zaman:«Estevdiullâhe dîynekum ve emânetekum ve havâtîme amelikum» (Dininizi ve emanetlerini koruması ve amellerinizi hayırla sonuçlandırması için sizleri Allah’a emanet ediyorum.) derdi.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

İbn Ömer -radıyallahu anhuma- yolculuğa çıkacak olan kimseye şöyle derdi: Bana yaklaş ki, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bize veda ettiği gibi sana veda edeyim. Bu İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan sahabe -radıyallahu anhum-'un Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine olan bağlılıklarının ne kadar tam olduğunu ve onların bu hususta ne kadar çok istekli olduklarını açıklamaktır. ''Bir kimseyle vedalaşacaksa'' Yani yolculuğa çıkacak olan bir kimseyle ''Onun elini tutar ve bırakmazdı.''Bu bazı rivayetlerde geldiği gibidir. Tevazunun en üst derecesi ile sevgi ve merhamettinin göstergesi olarak o adamın elini bırakmazdı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- veda edilen kişiye şöyle buyururdu: «Dinini koruması için seni Allah’a emanet ediyorum.» Ondan koruma talep eder ve O'ndan senin dinini korumasını isterim. «Emanetlerini» Emanetlerinin korunmasını, emanetler genel olup İnsanların kendilerinden sorumlu oldukları insanların (hanımı, çocukları diğer yakınları vb.) hakları ile Allah'ın hakkı gibi şeylerdir. Bir adam yolculuğunda ihtiyaç duyduğu şeylerden almak, vermek ve insanlarla olan ilişkileriyle meşgul olmaktan geri durmaz. Ona emaneti koruması ve hiyanetten uzak durması için dua etti. Sonra da ailesine giderse dini ve dünyevi olarak ona kötülüğü dokunacak olan sondan emin olur. Bu, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinden olup şayet Allah yolunda savaşa gidecek bir topluluğa veda edecek olursa onları bu kapsamlı dua ile yolcu ederdi. Zira bu dua eksiklerinin giderilmesi, düşmanlarına galip gelmeleri ve savaşta Allah'ın farz kıldıklarını koruma konusunda daha fazla vesile olur.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ. تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي، للمباركفوري، دار الكتب العلمية، بيروت. تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ. جامع الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر وآخرون، ط2، شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، مصر، 1395هـ. دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425هـ. رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ. رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ. سلسلة الأحاديث الضعيفة والموضوعة وأثرها السيئ في الأمة، للألباني، ط1، دار المعارف، الرياض، 1412هـ. سنن أبي داود ،تحقيق: محمد محيي الدين عبد الحميد، المكتبة العصرية، بيروت. سنن ابن ماجه، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء الكتب العربية، فيصل عيسى البابي الحلبي. الشرح الممتع على زاد المستقنع، لمحمد بن صالح بن محمد العثيمين، ط1، دار ابن الجوزي، 1422 - 1428هـ. كشف المشكل من حديث الصحيحين، لابن الجوزي، تحقيق: علي حسين البواب، دار الوطن، الرياض. كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ. مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط و عادل مرشد، وآخرون، تحت إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي، ط1، مؤسسة الرسالة، 1421هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde iken, bineği kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılar ve başı ile ima ederdi. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- da böyle yapardı.

عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما «أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يُسَبِّحُ على ظَهرِ رَاحِلَتِه حَيثُ كان وَجهُهُ، يُومِئُ بِرَأسِهِ، وكَان ابنُ عُمرَ يَفعَلُهُ». وفي رواية: «كان يُوتِرُ على بَعِيرِه». ولمسلم: «غَيرَ أنَّه لا يُصَلِّي عَليهَا المَكتُوبَة». وللبخاري: «إلا الفَرَائِض».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde iken, bineği kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılar ve başı ile ima ederdi. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- da böyle yapardı. Bir rivayette: ''Devesi üzerinde vitir kılardı.'' Müslim'de: ''Devesinin üzerinde farz namaz kılmazdı.'' Buhari'deki bir rivayette: ''Farzlar dışındaki'' (Yani nafile namazları kılardı farzları kılmazdı) şeklinde rivayet edilmiştir.
Buhârî rivayet etmiştir - Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği nereye yönelirse yönelsin kıble tarafına yönelmese bile bineğinin üzerinde sadece nafile namaz kılardı. Rükû ve secdeye işaret etmek için başı ile îma ederdi. Kıbleye yönelmek, rükû ve secde etmek için kendini zorlayarak bineğinden inmezdi. Bu namazın mutlak bir nafile yahut ratip sünnetlerden olması yahut da sebebe binaen kılınan nafilelerden olması arasında bir fark yoktur. (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde farz namaz kılmazdı) Bunu farz olan namazlarda yapmazdı. Keza devesi üzerinde vitir namazını da kılardı.

Kaynakça

الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى 1381هـ. تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426هـ، 2006م. تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، محمد بن صالح العثيمين، مكتبة الصحابة، الإمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: الأولى 1426هـ. عمدة الأحكام من كلام خير الأنام -صلى الله عليه وسلم- لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية 1408هـ، 1988م. صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Müslüman bir kadının, yanında mahremi olan bir erkek olmadan bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir

عن أبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ مُسْلِمَةٍ تُسَافِرُ مَسِيرَةَ لَيْلَةٍ إِلَّا وَمَعَهَا رَجُلٌ ذُو حُرْمَةٍ مِنْهَا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Müslüman bir kadının, yanında mahremi olan bir erkek olmadan bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, yanında mahremi olan bir erkek bulunmadan Müslüman bir kadının bir gecelik mesafeye yolculuk yapmasını yasaklamıştır.

Faydalar
  1. İbn Hacer rahimehullah- şöyle demiştir: Bir kadının mahremi olmadan yolculuk yapması caiz değildir. Bu hüküm; hac, umre ve hicret etme durumları dışındaki yolculuklar için bir icma konusudur. Hatta alimlerden bir kısmı, mahremin bulunmasını haccın (kadına farz olmasının) şartlarından biri saymıştır.
  2. Hadisten, İslam dininin mükemmelliği, kadını koruma ve kollama konusundaki hassasiyeti anlaşılmaktadır.
  3. Allah’a ve ahiret gününe iman, Allah’ın kanunlarına teslim olmayı ve O’nun sınırlarına uymayı gerektirir.
  4. Kadının mahremi, kocasıdır ya da akrabalık, süt emme veya evlilik bağı sebebiyle ona ebedî olarak evlenmesi haram olan kişidir. Mahrem kişinin Müslüman, ergenlik çağına ulaşmış, akıllı, güvenilir ve emin biri olması gerekir. Çünkü mahremin amacı kadını korumak, onu muhafaza etmek ve onun işlerini üstlenmektir.
  5. Beyhakî -rahimehullah- kadının ancak bir mahrem eşliğinde çıkabileceği yolculuğun mesafesine dair var olan rivayetler hakkında şöyle demiştir: Netice itibarıyla, yolculuk olarak adlandırılan her türlü seyahat —ister üç günlük, ister iki günlük, ister bir günlük, ister bir beridlik (yaklaşık 20-22 km) veya başka bir mesafede olsun— kadına, yanında kocası veya bir mahremi olmadan yasaklanmıştır. Bunun sebebi, İbn Abbas’tan nakledilen ve Müslim’in yukarıda geçen rivayetlerinin sonuncusu olan şu mutlak hadistir: "Bir kadın, yanında mahremi olmadıkça yolculuğa çıkmasın." Bu ifade, yolculuk diye isimlendirilen her şeyi kapsamaktadır. (Beyhakî’nin sözü) burada bitti. Bu hadis, soruyu soran kişinin durumuna ve yaşadığı bölgeye göre söylenmiştir.
Kaynakça

صحيح البخاري (2/ 43) (1088). صحيح مسلم (2/ 977) (1339). تيسير العلام، لعبد الله البسام (ص374). تنبيه الأفهام شرح عمدة الإحكام، لابن عثيمين (3/ 501). خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، لفيصل آل مبارك (ص178).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Yolculuk bir çeşit azaptır.»

عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «السفر قطعة من العذاب، يمنع أحدكم طعامه وشرابه ونومه، فإذا قضى أحدكم نَهْمَتَهُ من سفره، فليُعَجِّلْ إلى أهله».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’den merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Yolculuk bir çeşit azaptır. Sizi Doğru dürüst yiyip içmekten ve uyumaktan alıkoyar. Herhangi biriniz işini bitirince, evine dönmekte acele etsin.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

«Yolculuk bir çeşit azaptır.» Yani ondan bir parçadır. Azaptan murad edilen zorluktan alışılmışı terk edip yürüyerek ve binekle meydana gelen acıdır. «Sizi doğru dürüst yiyip içmekten ve uyumaktan alıkoyar.» Manası yolculukta olan meşakkat, yorgunluk, sıcaklığın ve soğuğun zorluğu, korku, aileden, arkadaşlardan ayrılmak ve yaşamanın güçlüğü, yeme içmenin tam olmasını ve lezzetini engeller. Çünkü yolcu, düşüncelidir. Normal günlerindeki yemeği ve içeceği yediği gibi yiyip içemez. Hakeza uykuda da böyledir. Bu böyleyse, insan rahata, ailesine ve yaşadığı yere dönüp, ailesinin gözetimi, terbiyesi ve diğer görevlerine dönsün. «Herhangi biriniz işini bitirince, evine dönmekte acele etsin.» En-Nehmetü: İhtiyaç, arzu ve istekler demektir.

Kaynakça

1- فتح الباري لابن حجر (623/3). 2- شرح صحيح مسلم(70/13). 3-كنوز رياض الصالحين(580/12). 4-شرح رياض الصالحين لابن عثيمين(621/4).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an ile düşman topraklarına yolculuk yapmayı yasaklamıştır."

عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما مرفوعاً: نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم أن يُسَافَرَ بالقرآن إلى أرض العدو.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan merfu olarak rivayet edildiğine göre, "Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an ile düşman topraklarına yolculuk yapmayı yasaklamıştır."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an ile Müslüman olmayan düşman topraklarına yolculuk yapmayı yasaklamıştır. Zira Kur'an-ı Kerim'e orada saygısızlık yapılabilir. Bir insan zannı galibine göre Kur'an-ı Kerim'e bir saygısızlık gösterilmeyeceğini düşünüyorsa caiz olur.

Kaynakça

- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ. - صحيح البخاري -للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. - دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين/محمد علي بن محمد بن علان البكري -اعتنى بها: خليل مأمون شيحا- دار المعرفة للطباعة والنشر والتوزيع، بيروت – لبنان- الطبعة: الرابعة، 1425 هـ - 2004 م. - فتاوى اللجنة الدائمة: اللجنة الدائمة للبحوث العلمية والإفتاء- جمع وترتيب: أحمد بن عبد الرزاق الدويش.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bir defasında Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde bulunuyorduk. Bu sırada devesine binmiş bir adam çıkageldi.

عن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه قال: بينما نحن في سفرٍ مع النبيِّ صلى الله عليه وسلم إذ جاء رجلٌ على رَاحِلةٍ له، فجعلَ يَصرِفُ بصرَه يمينًا وشمالًا، فقال رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم : "من كان معه فَضْلُ ظَهرٍ فَليَعُدْ به على من لا ظَهرَ له، ومن كان له فضلٌ من زادٍ، فَليَعُدْ به على من لا زادَ له"، فذكرَ من أصنافِ المالِ ما ذكر حتى رأينا أنه لا حقَّ لأحدٍ منَّا في فضلٍ.
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir defasında Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde bulunuyorduk. Bu sırada devesine binmiş bir adam çıkageldi. Bir şeyler umarak sağa sola bakınmaya başladı. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:“Yanında ihtiyacından fazla binek hayvanı olanlar, olmayanlara versinler. Fazla azığı olanlar, azığı olmayanlara versinler” buyurdu. Hz. Peygamber daha birçok mal çeşidi saydı. İşte o zaman kimsenin ihtiyacından fazla bir şey bulundurmaya hakkı olmadığını anladık.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- dedi ki:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber bir seferde bulunuyorlarken Bu sırada devesine binmiş bir adam çıkageldi.İhtiyacını giderecek bir şeyler umarak sağa sola bakınmaya başladı.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında ihtiyacından fazla binek hayvanı olanlar, olmayanlara versinler. Fazla azığı olanlar, azığı olmayanlara tasadduk edip versinler” buyurdu.Ravi diyor ki:İşte o zaman kimsenin ihtiyacından fazla bir şey bulundurmaya hakkı olmadığını zannettik.

Kaynakça

بهجة شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي. تطريز رياض الصالحين، تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبدالعزيز آل حمد، دار العاصمة-الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ. شرح صحيح مسلم، للإمام محي الدين النووي، دار الريان للتراث-القاهرة، الطبعة الأولى، 1407هـ. صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبدالباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. كنوز رياض الصالحين، فريق علمي برئاسة أ.د. حمد العمار، دار كنوز إشبيليا-الرياض، الطبعة الأولى، 1430هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkarken, “Yolculuğun güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, iyiyken kötü olmaktan, mazlumun bedduasından ve dönüşte mal ve çoluk çoçuğu kötü hallerde bulmaktan Allah’a sığınırdı.

عن عبد الله بن سَرْجِس رضي الله عنه قال: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا سافر يَتَعَوَّذ مِن وَعْثاء السَّفَر، وكآبة الـمُنْقَلَب، والحَوْر بعد الكَوْن، ودعوة المظلوم، وسُوء الـمَنْظَر في الأهل والمال.
Abdullah b. Sercis -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkarken, “Yolculuğun güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, iyiyken kötü olmaktan, mazlumun bedduasından ve dönüşte mal ve çoluk çoçuğu kötü hallerde bulmaktan Allah’a sığınırdı.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-' 'Yolculuğun güçlüklerinden,ailesine ve malına bir şey olupta yolculuktan üzgün olarak dönmekten Allah'a sığınırdı.Keza durumların bozulmasından Allah'a sığınır ve Allah'a onu mazlumun duasından kurtarması için dua ederdi.

Kaynakça

كنوز رياض الصالحين, بإشراف حمد العمار, دار كنوز إشبيليا, الطبعة الأولى, 1430هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407ه 1987م. شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ. معالم السنن، للخطابي، نشر: المطبعة العلمية - حلب، الطبعة: الأولى 1351 هـ - 1932م. مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، للمباركفوري، نشر: إدارة البحوث العلمية والدعوة والإفتاء - الجامعة السلفية - بنارس الهند، الطبعة: الثالثة ، 1404 هـ - 1984م. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 22
22 hadis
  1. Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim
  2. «Estevdiullâhe dîyneke ve emâneteke ve havâtîme amelike» (Dinini ve emanetlerini koruması ve amellerini hayırla sonuçlandırması için seni Allah’a emanet ediyorum.)
  3. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bineği üzerinde iken, bineği kendisini ne tarafa çevirirse o tarafa doğru nafile kılar ve başı ile ima ederdi. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- da böyle yapardı.
  4. Müslüman bir kadının, yanında mahremi olan bir erkek olmadan bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir
  5. «Yolculuk bir çeşit azaptır.»
  6. "Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an ile düşman topraklarına yolculuk yapmayı yasaklamıştır."
  7. Bir defasında Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir seferde bulunuyorduk. Bu sırada devesine binmiş bir adam çıkageldi.
  8. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkarken, “Yolculuğun güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, iyiyken kötü olmaktan, mazlumun bedduasından ve dönüşte mal ve çoluk çoçuğu kötü hallerde bulmaktan Allah’a sığınırdı.
  9. Tek yolcu bir şeytan, iki yolcu iki şeytan üç yolcu ise kafiledir/cemâattir.
  10. "İnsanlar, bir yerde konakladıklarında patikalara ve vadilere dağılırlardı. Bunun üzerine Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizin bu şekilde patikalara ve vadilere dağılmanız şeytandandır.» O günden sonra konakladıkları her yerde bir arada kaldılar."
  11. "Otu bol yerlerde yolculuk yaptığınız zaman, otlardan istifade etmeleri için develere imkân verin. Çorak ve otsuz yerlerde yolculuk ederseniz, takattan düşmeden gidilecek yere varmaları için develeri süratlice sürün."
  12. “Gece yolculuğunu tercih ediniz. Zira geceleyin yeryüzü dürülür (rahat yolculuk yapılır).”
  13. "Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuk sırasında geceleyin uyumak üzere konaklayınca sağı üzerine yatardı. Fecrin doğuşuna yakın konaklamış ise, (yastık yerine) kolunu diker, başını omzunun üstüne koyardı."
  14. "Üç kişi sefere çıktığında içlerinden birini emir olarak seçsinler."
  15. “Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuk esnasında arkadan yürür, yürümekte güçlük çeken zayıf kimseyi terkisine bindirir ve ona dua ederdi.”
  16. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkarken hayvanı üzerine binip iyice yerleşince üç kere tekbir getirir sonra da şöyle dua ederdi: "Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz..."
  17. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gazveye çıkacağı zaman: «Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Malı ve akrabası olmayan kardeşleriniz vardır. Her biriniz onlardan iki veya üç kişiyi yanına alsın.» diye buyurdu. Aslında bizlerin de ancak bir kişi ile nöbetleşecek devemiz vardı. (Cabir) dedi ki, “Ben nöbetleşe binmek üzere iki (veya üç) kişi aldım. Benim de ancak onlardan biri gibi deveme nöbetleşe binme hakkım vardı."
  18. "Allah'tan sakınıp, takvalı ol ve her yükseğe (tırmanırken) tekbir getir."
  19. "Biz (sahâbîler yolculukta) yokuş çıktığımızda Allahu Ekber; iniş indiğimizde de Subhanallah derdik."
  20. “Ey insanlar! Kendinize acıyın; siz ne sağıra dua ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz, sizi hakkıyla işiten yakın bir kimseye (Allah’a) dua ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir.” buyurdu.
  21. "Ben çocuklarla birlikte Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’i Veda Tepesi'nde karşılamıştım."
  22. Onların başlarına gelen musibetin sizin de başınıza gelmemesi için, (kendilerine) zulmetmiş olan kimselerin yerleşim yerlerine ağlayarak (ibret alarak) girin

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com