عن أبي واقد الحارث بن عوف رضي الله عنه أنَّ رسول الله صلى الله عليه وسلم بينما هو جالس في المسجد، والناس معه، إذ أقبل ثلاثَةُ نَفَرٍ، فأقبل اثنان إلى رسول الله، صلى الله عليه وسلم وذهب واحد، فوقفا على رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فأما أحدهما فرأى فُرْجَةً في الْحَلْقَةِ فجلس فيها، وأما الآخر فجلس خلفهم، وأما الثالث فأدْبَر ذاهبٍا، فلما فرغ رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «ألا أُخْبِرُكُم عن النَّفَرِ الثلاثة: أما أحدهم فأَوَى إلى الله فآوَاهُ الله إليه، وأما الآخر فاسْتَحْيا فاسْتَحْيَا الله منه، وأما الآخر، فأعْرَضَ، فأعرضَ اللهُ عنه».
Ebû Vâkıd Hâris b. Avf -radıyallahu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde oturmuş, sahâbîler de onun etrafını almışken karşıdan üç kişi çıkageldi. İkisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e doğru yöneldi, diğeri gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelenlerden biri cemaatin arasında bir boşluk görüp oraya oturdu. Öteki ise cemaatin arkasına gidip oturdu. Üçüncü adam da çekip gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sözünü bitirince (bunlar hakkında) şöyle buyurdu: «Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri, Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Ötekine gelince o, (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde insanlarla beraber otururken üç kişi onlara doğru gelmiştir. İkisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e doğru yöneldi, diğeri gitti. Bu ikisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ilim halkasının yanında ayakta durdular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelenlerden biri cemaatin arasında bir boşluk görüp ilim halkasına; -Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önünde daire şeklinde oturan kimselerdir- oraya oturdu. Öteki ise cemaatin arkasına gidip oturdu. Üçüncü adam da çekip gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sözünü bitirince sahabelere size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? diye buyurdu. Onlardan biri Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Yani Allah'ı zikretmek için boş bir yer bulup oturdu ve Allah Teâlâ bu mübarek meclisin faziletini ona bahşetti. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Sıkıştırmaktan imtina etti ve ilim halkasının arkasına oturdu ve meclisin bereketinden mahrum edilmedi. Ötekine gelince o, (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi. Sebepsiz yere ordan ayrıldı ve meclisin bereketinden mahrum kaldı.
Kaynakça
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، دار طوق النجاة، ط: الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي – بيروت.
رياض الصالحين، للنووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق -بيروت، ط: الأولى 1428هـ.
نزهة المتقين، لمجموعة من المؤلفين، مؤسسة الرسالة، ط: الرابعة عشر،1407هـ.
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، بإشراف مؤسسة الشيخ، دار الوطن للنشر، الرياض، ط: 1426هـ.
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي، دار ابن الجوزي، السعودية، ط: الثالثة 1418هـ.
تطريز رياض الصالحين، تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبد العزيز آل حمد، دار العاصمة -الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ.
صفات الله عز وجل الواردة في الكتاب والسنة: علوي بن عبد القادر السَّقَّاف، دار الهجرة الطبعة: الثالثة ، 1426هـ - 2006م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن سمرة بن جندب رضي الله عنه قال: لقد كنت على عَهْدِ رسولِ الله صلى الله عليه وسلم غُلاما، فكنت أحفظ عنه، فما يمنعني من القول إلا أن هاهنا رِجَالًا هم أَسَنُّ مِنِّي.
Semure b. Cündüb -radıyallanu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken ben çocuk denecek yaştaydım. Bu sebeple kendisinden (duyduklarımı) ezberliyordum. Ne var ki, burada hazır bulunan yaşlı kimselere duyduğum saygı, onları söylemekten beni alıkoyuyor.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Semure b. Cündüb -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken çocuk yaşta olduğunu haber vermiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bazı sözlerini ezberlerliyordu. Bulunduğu mecliste kendisinden yaşı büyük olan kimselerin olması onu, (büyüklere karşı olan saygısından dolayı) ezberlediklerini söylemekten alıkoyuyordu.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الطبعة: الأولى 1418هـ.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، محمد علي بن البكري بن علان، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، الطبعة: الرابعة 1425هـ.
رياض الصالحين، للنووي، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، كنوز إشبيليا، الرياض، الطبعة: الأولى 1430هـ.
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: أَنَّ أَعْرَابِيًّا أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: دُلَّنِي عَلَى عَمَلٍ إِذَا عَمِلْتُهُ دَخَلْتُ الجَنَّةَ، قَالَ: «تَعْبُدُ اللَّهَ لاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ المَكْتُوبَةَ، وَتُؤَدِّي الزَّكَاةَ المَفْرُوضَةَ، وَتَصُومُ رَمَضَانَ» قَالَ: وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ أَزِيدُ عَلَى هَذَا، فَلَمَّا وَلَّى قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ، فَلْيَنْظُرْ إِلَى هَذَا».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre; Bedevînin biri Nebi - sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve şöyle dedi : "Ey Allah'ın Rasûlü! İşlediğim takdirde Cennet'e gireceğim bir amel söyle." Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan namazları kılarsın. Yine farz olan zekâtı verirsin ve ramazan orucunu tutarsın.» Bedevî dedi ki: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu söylediklerine hiçbir şey ilave etmem." Adam dönüp gidince Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Cennetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu kişiye bakıversin!»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Çölden bir adam kendisini Cennet'e götürecek bir ameli göstermesi için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cennet'e girmenin ve Cehennem'den kurtulmanın; yalnızca Allah'a ibadet etmen ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmaman, Allah'ın kullarına farz kıldığı beş vakit namazı, her gün ve gecede kılman, Allah'ın sana farz kıldığı ve sahip olduğun mallardan verilen zekâtı hak edenlere vermen, Ramazan ayının orucunu vaktinde tutman gerekir diye cevap vererek İslam'ın şartları yerine getirmeye bağlı olduğunu belirtmiştir. Adam üzerine bu kişi şöyle dedi: Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, senden işittiğim farzlara hiçbir ibadet eklemeyeceğim ve ondan hiçbir şey eksiltmeyeceğim. Bu kişi oradan ayrıldıktan sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Cennetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu bedeviye baksın.
Faydalar
- Allah'a davette ilk olarak yapılacak şey Allah Teâlâ'yı ibadette birlemeğe davet olmalıdır.
- İslam'a yeni girenlere farz olan ibadetleri öğretmek yeterlidir.
- Allah Teâlâ'ya davet kademeli bir şekilde olmalıdır.
- Bu kişinin dinini öğrenmede hevesli olması ifade edilmiştir.
- Bir Müslüman sadece farzları yerine getirirse kurtuluşa erer. Ama bu, nafile ibadetlerde gevşek davranma anlamına gelmez. Çünkü nafile ibadet, farz namazların eksiklerini tamamlar.
- Bazı ibadetlerin zikredilmesi onların önemine ve teşvikine delil olup, diğer başka ibadetlerin farz olmadığı anlamına gelmez.
Kaynakça
صحيح البخاري (2/ 105) (1397).
صحيح مسلم (1/ 44) (14).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (15/ 588).
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (2/ 349).
نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (2/ 861).
منار القاري، لحمزة قاسم (3/ 5).
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (1/ 82).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى قَالَ: لَقِيَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ، فَقَالَ: أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً؟ إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ عَلَيْنَا، فَقُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَدْ عَلِمْنَا كَيْفَ نُسَلِّمُ عَلَيْكَ، فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ؟ قَالَ: «فَقُولُوا: اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ».
Abdurrahman b. Ebî Leyla dedi ki: Kâ‘b İbni Ucre -radıyallahu anh- benimle karşılaştı ve sana bir hediye vereyim mi? dedi. Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımıza gelmişti. Kendisine: "Yâ Rasûlallah! Allah sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik, sana nasıl salavat getireceğiz? diye sorduk. O da şöyle söyleyin diye buyurdu: «Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme, inneke hamîdün Mecîd. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme, inneke Hamîdün Mecîd.»
Allah'ım! İbrahim’e (ve ailesine) rahmet ettiğin gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık olan ve yüce olansın. Allah’ım! İbrahim’e (ve ailesine) hayır ve bereket lütfettiğin gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye layık olan ve yüce olansın.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Sahabeler, "Selam sana ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun..."? diye selam vermeyi öğrendikten sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e nasıl salavat getireceklerini sordular. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine nasıl salavat getirileceğini ve manasını anlatmıştır: ''Allâhumme salli alâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed'' Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de salatu selam eyle. Yani: Onu, (mele-i âlâda) en yüce toplulukta, onun dinine uyanları ve yakınları arasında Müminleri güzel sözlerle öv Allah'ım. «Allah’ım! İbrahim -aleyhisselam-'ın izinden gidenlere rahmet ettiğin gibi» Nasıl ki, İbrahim'in ailesine, İbrahim'e, İsmail'e ve İshak'a ve onların soyundan gelenlere ve onların peşinden giden Müminlere lütufta bulunduysan, aynı şekilde Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e de lütfundan bahşet. ''Sen çokça hamt edilen, şan ve şeref sahibisin'' Yani: Zatında, sıfatlarında ve fiillerinde övülmeye layık olan, azametinde, hükümranlığında ve cömertliğinde engin olan. ''Allah'ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ailesini de mübarek kıl.'' Yani, ona en büyük hayır ve fazileti ver, o fazileti artır ve onun için o fazileti sabit kıl.
Faydalar
- Selefi salihin ilim meseleleri üzerinde müzakere yapıyorlardı.
- Namazın son teşehhüdünde/oturuşunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salatu selam getirmek farzdır.
- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına kendisine salatu selam getirmeyi öğretti.
- Bu kip, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salatu selam getirmenin en mükemmel şeklidir.
Kaynakça
صحيح البخاري (8/ 77) (6357).
صحيح مسلم (1/ 305) (406).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص208).
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين (2/ 270).
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 170).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي رِفَاعَةَ تَمِيم بن أُسَيدٍ رضي الله عنه قَالَ: انتهيتُ إلى رسولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم وهو يَخطبُ، فَقُلتُ: يَا رسولَ اللهِ، رَجُلٌ غَريبٌ جاءَ يَسألُ عن دِينِهِ لا يَدرِي مَا دِينُهُ؟ فَأَقْبلَ عليَّ رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم وتَرَكَ خُطبتَهُ حتى انتَهى إليَّ، فأُتِيَ بكُرسِيٍّ، فَقَعَدَ عليه، وجَعَلَ يُعَلِّمُنِي ممّا عَلَّمَهُ اللهُ، ثم أتى خُطبتَهُ فَأَتَمَّ آخِرَهَا.
Ebu Rifâ'a Temîm b. Useyd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına vardım; hutbe okuyordu. Yâ Rasûlallah! Yabancı bir kimse , dinini sorup, öğrenmeye gelmiş; dininin ne olduğunu bilmeyen bir adamım.” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana döndü ve hutbesini bırakarak ta yanıma kadar geldi. Kendisine bir sandalye getirdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sandalyenin üzerine oturarak, Allah'ın kendisine öğretmiş olduğu bilgilerden bana da öğretmeye başladı. Sonra tekrar hutbesine dönerek, onu sonuna kadar tamamladı.”
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Yabancı bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in hutbe verdiği esnada O’nun yanına gelmesi ve adamın;Yâ Rasûlallah! Yabancı bir kimse, dinini sormaya gelmiş; dininin ne olduğunu bilmeyen bir adamım.” demesi üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona dönmüş ve hutbesini bırakarak onun yanına kadar gelmiş, kendisine bir sandalye getirilmiş ve Rasûlullah- sallallahu aleyhi ve sellem- ona öğretmeye başlamıştır. Çünkü bu adam ilmi sevip isteyen ve buna hazır olan ve dinini öğrenmek isteyen bir adamdır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona doğru gelmiş, hutbe irad etmeyi bırakmış (adama dinini öğrettikten) sonra tekrardan hutbe irad etmeye geri dönmüştür. İşte bu, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in alçak gönüllülüğündendir.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي.
رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ.
شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن-الرياض، 1426هـ.
شرح صحيح مسلم؛ للإمام محي الدين النووي، دار الريان للتراث-القاهرة، الطبعة الأولى، 1407هـ.
صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبدالباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضيَ اللهُ عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ تَعَلَّمَ عِلْمًا مِمَّا يُبْتَغَى بِهِ وَجْهُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ لَا يَتَعَلَّمُهُ إِلَّا لِيُصِيبَ بِهِ عَرَضًا مِنَ الدُّنْيَا لَمْ يَجِدْ عَرْفَ الْجَنَّةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ» يَعْنِي رِيحَهَا.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah’ın rızası gözetilerek öğrenilmesi gereken bir ilmi, yalnızca dünya malından bir menfaat elde etmek amacıyla öğrenen kimse, Kıyamet Günü Cennet'in kokusunu bile bulamayacaktır.» Cennet'in rayihasını kastetmiştir.
Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Aslında Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak amacıyla öğrenilmesi gereken şer'î/dînî bir ilmi; mal veya makam gibi dünyalık bir pay ve menfaat elde etmekten başka bir gaye gütmeksizin öğrenen kimse, kıyamet gününde cennetin kokusunu dahi duyamaz.»
Faydalar
- İlim öğrenmede ihlasın (samimiyetin) farz olduğu ve buna teşvik edildiği açıklanmıştır.
- Şer‘î ilmi riya için veya dünyalık elde etmeye bir araç olarak edinmekten şiddetle sakındırma ve bunun büyük günahlardan olduğunun belirtilmesi.
- Kim Allah Teâlâ’nın rızasını gözeterek ilim talep ederse ve bunun sonucunda dünya nimetleri kendiliğinden ona ulaşırsa, bunları alması caizdir ve bu durum ona zarar vermez.
- Sindî -rahimehullah- şöyle demiştir: “‘Cennetin kokusu’ ifadesindeki ‘عَرْف’ kelimesi, koku anlamındadır. Burada Cennet'e girmesinin haram kılınmasının şiddetini ifade etmek için böyle bir anlatım kullanılmıştır. Çünkü bir şeyin kokusunu dahi alamayan kimse, o şeye ulaşamaz.”
- Allah’ın rızasının gözetilmesi gereken bir ilmi sırf bir iş/meslek edinmek veya başka dünyevî amaçlar elde etmek için öğrenen kimsenin, bu niyetinden dolayı Allah’a tevbe etmesi gerekir. Allah Teâlâ, kendisine lütuf ve ihsanı bol olan yüce Allah’tır; samimi tevbe ettiği takdirde önceki bozuk niyetini bağışlar.
- Bu uyarı, şer‘î ilim talep eden kimse hakkındadır. Ancak dünya menfaati elde etmek amacıyla mühendislik, kimya ve benzeri dünyevî ilimlerden birini öğrenen kimsenin niyeti bu konuda kendisine aittir.
Kaynakça
سنن أبي داود (5/ 504) (3664).
سنن ابن ماجه (1/ 169) (252).
مسند أحمد (14/ 169) (8457).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (2/ 477).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (16/ 507).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 957).
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (2/ 447).
عون المعبود شرح سنن أبي داود، العظيم آبادي (10/ 70).
حاشية السندي على سنن ابن ماجه، لمحمد التتوي (1/ 110).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «مَنْ سُئِلَ عن عِلْمٍ فَكَتَمَهُ، أُلْجِمَ يوم القيامةِ بِلِجَامٍ مِنْ نارٍ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göreden rivayet olunduğuna göre Şüphesiz ki; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:"Bir kimse kendisinden sorulan bir meseleyi gizler de cevap vermezse, Allah, kıyamet gününde ona ateşten bir gem vurur."
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadiste ilmi gizleme hakkında kuvvetli bir uyarı vardır.kim soran kişinin dini konusunda bir soru sorarsa sorulan kişinin onu açıklaması gerekir.Cevap vermeyerek ya da yazmayarak o ilmi açıklamamış olur.Allah Teâlâ kıyamet günü susarak nefsine gem vurduğundan ona karşılık olması için ağzına ateşten bir gem vurarak cezalandırır.Karşılık yapılan amel türündendir.Bu hadisteki tehdit kim soran kişinin irşad için sorduğunu bilirse ve (cevap vermezse) onun için geçerli olur.Eğer soran kişinin öğrenmek ve amel etmek için değilde onu imtihan etmek için sorduğunu anlarsa,sorulan kişi cevap verip vermemek kendi tercihine kalmıştır.Hadiste varid olan tehdit ona ilhak edilmez.
Kaynakça
- الجامع الصحيح –وهو سنن الترمذي-؛ للإمام محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق أحمد شاكر وآخرين، مكتبة الحلبي-مصر، الطبعة الثانية، 1388هـ.
- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ.
- شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
- مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح؛ تأليف ملا علي القاري، تحقيق صدقي العطار، دار الفكر-بيروت، الطبعة الأولى، 1412هـ.
- مشكاة المصابيح؛ تأليف محمد بن عبدالله التبريزي، تحقيق محمد ناصر الدين الألباني، المكتب الإسلامي-بيروت، الطبعة الثانية، 1399هـ.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
- سنن أبي داود, أبو داود سليمان بن الأشعث بن إسحاق بن بشير بن شداد بن عمرو الأزدي السِّجِسْتاني, المحقق: محمد محيي الدين عبد الحميد, المكتبة العصرية، صيدا – بيروت.
- مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421هـ - 2001م.
- مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي بن سلطان الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت – لبنان، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م.
- بهجة الناظرين, سليم بن عيد الهلالي، الناشر: دار ابن الجوزي ، سنة النشر: 1418 هـ- 1997م.
- سنن ابن ماجه, ابن ماجه أبو عبد الله محمد بن يزيد القزويني، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي, الناشر: دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبي.
- مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، أبو الحسن عبيد الله بن محمد الرحماني المباركفوري, الناشر: إدارة البحوث العلمية والدعوة والإفتاء - الجامعة السلفية، بنارس الهند, الطبعة: الثالثة - 1404 هـ، 1984 م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ رضي الله عنه قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «نَضَّرَ اللَّهُ امْرَأً سَمِعَ مِنَّا شَيْئًا فَبَلَّغَهُ كَمَا سَمِعَ، فَرُبَّ مُبَلِّغٍ أَوْعَى مِنْ سَامِعٍ».
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Allah, bizden bir söz işitip de başkalarına da bu sözü işittiği gibi aynen aktaran kişinin yüzünü aydınlatsın. Nitekim sözün aktarıldığı kişi, sözü işiten kişiden daha anlayışlı olabilir.»
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, hadislerini işitip de başkalarına nakletmek için ezberleyen kimse için dünyada nur, sevinç ve güzellik, ahirette ise Allah'ın kendisine Cennet nuru, saadeti ve güzelliğini bahşetmesini dilemiştir. Nitekim kendisine hadis nakledilen kimse, nakleden kimseden daha bilgili, daha ferasetli ve hüküm çıkarmaya (istinbata) daha muktedir olabilir. Dolayısıyla birincisi ezberleme ve nakilde, ikincisi ise anlama ve hüküm çıkarnada daha maharetlidir.
Faydalar
- Peygamber Efendimiz'in sünnetinin muhafaza edilmesi ve bunun insanlara tebliğ edilmesi teşvik edilmiştir.
- Hadis ehlinin fazileti ve hadis ilmi öğreniminin değeri beyan edilmiştir.
- Çıkarım ve anlayış ehli olan âlimlerin üstünlüğü ifade edilmiştir.
- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hadislerini işitip bize tebliğ eden sahabelerin -Allah onlardan razı olsun- büyük fazileti aktarılmıştır.
- el-Münavi -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, hadis ravisi için fıkıh şartının olmadığı, bilakis onun şartının hadisi ezberleme olduğu, fıkıh sahibi âlimin ise hadisi anlayıp dikkatlice düşünmesi gerektiği açıklanmıştır.
- İbn Uyeyne -rahimehullah- şöyle demiştir: Hadis ilmi öğrenen her bir kimsenin yüzünde, bu hadisten ötürü bir nur vardır.
- Hadis âlimlerine göre bir hadisin muhafaza edilmesi iki çeşittir: Kalbin ve aklın ezberlemesi ve bir kitap veya satırda zapt edilmesidir. Hadisteki duanın kapsamına her ikisi de girmektedir.
- İnsanların anlayış kapasiteleri birbirinden farklıdır. Öyle ki, kendisine [hadis/ilim] ulaştırılan nice kimse, bunu bizzat [ilk elden] işitenden daha anlayışlı olabilir. Yine fıkıh taşıyan nice kimse vardır ki, kendisi fakih (derin bir anlayış ve içtihat sahibi) değildir.
Kaynakça
سنن الترمذي (4/ 394) (2657).
سنن ابن ماجه (1/ 157) (232).
مسند أحمد (7/ 221) (4157).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 476).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 446).
فيض القدير شرح الجامع الصغير، لعبدالرؤوف المناوي (3/ 206).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (16/ 496).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 956).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com