عن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما قال: أقبَلَ رجل إلى نبي الله صلى الله عليه وسلم فقال: أُبَايِعُكَ على الهجرة والجهاد أَبْتَغِي الأجر من الله تعالى قال: «فَهَل لَكَ من وَالِدَيك أحد حيٌّ؟» قال: نعم، بل كلاهما، قال: «فتبتغي الأجر من الله تعالى؟» قال: نعم، قال: «فَارْجِع إلى وَالِدَيك، فَأَحْسِن صُحْبَتَهُمَا».
وفي رواية لهما: جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم فاستأذنه في الجهاد، فقال: «أَحَيٌّ والداك؟»، قال: نعم، قال: «فَفِيهِمَا فجاهد».
Abdullah bin Amr radiyallahu anhuma anlatıyor: Adamın biri peygamber efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi, şöyle dedi: Allah'tan sevap ve manevi karşılık beklemek niyetiyle cihat etmek ve hicret etmek üzerine sana biat etmeye geldim. Peygamber efendimiz: "Anne-babandan birisi sağ mı? diye sordu. O da Her ikisi de sağdır. diye cevap verdi. Ardından Allah'tan sevap ister misin? diye sordu. Adam; Evet dedi. Öyle ise anne-babanın yanına dön, onlara güzel bir şekilde iyilik ve ihsanda bulun." Buhari ve Müslim'in diğer başka bir rivayetinde: Bir adam geldi, cihada çıkmak için izin istedi; "Anne-baban hayatta mıdır? Evet cevabını alınca da."Senin cihadın onlar hakkında gayret gösterip, çabalamandır." diye buyurmuştur.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bir adam Peygamber efendimize gelip Allah için hicret edip, O’nun yolunda cihad etme isteğini ve sevgisini haber vermişti. Bu adam arkasında anne ve babasını bırakmıştı. Ebu Davut’un rivayetinde öldürülmesinden korktukları için "o ikisi ağlamaktadır." lafzı gelmiştir. Bu adam Allah rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-'den yapmak istediği şeyi onaylamasını bekliyordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve selem- ona; "Anne-babandan biri sağ mı?” diye sordu. Her ikisi de sağdır dedi. Allah'tan sevap ister misin? Evet dedi. Öyle ise anne-babanın yanına dön, onlara güzel bir şekilde eşlik et." dedi. Ebu Davut’taki rivayette "Onlara dön o ikisini ağlattığın gibi onları güldür.” olarak gelmiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- o kişiyi anne ve babasının yanına dönüp onlara en iyi şekilde eşlik etmesi için geri göndermiştir. Bu da o kimse için en evla ve gerekli olanıdır. Muhakkak ki onları razı etmek, onlara itaat etmek, hizmetlerinde bulunmak nefisle mücadeledendir. Buharî ve Müslim’in rivayetinde şöyle gelmiştir: "Senin cihadın onlar hakkında gayret gösterip, çabalamandır." Başka bir hadiste bu açıkça beyan edilmiştir. Muhakkak ki ana-babaya iyilik etmek, ihsanda bulunmak, onlara itaat etmek Allah yolunda cihat etmekten daha faziletlidir. İbn-i Ömer -radıyallahu anhuma-nın rivayetinde geldiği gibi: Bir adam Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi ve hangi amelin daha faziletli olduğunu sordu. O da namazdır, dedi. Sonra hangisidir diye sordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve selem- cihattır dedi. Muhakkak ki benim annem babam vardır, diye söyleyince; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de "Ana babana iyilik etmen hayırdır." dedi. Bu hadisi İbn Hibban rivayet etmiştir. Bu hadisi şerif ana-babaya iyilikte bulunmanın cihat etmekten daha faziletli olduğuna delalet eder. Ancak farz olan cihat bundan müstesnadır. Şüphesiz ki farz olan cihat o kimseye zorunlu olduğu için Ana-babanın itaatinden önce gelir.
Kaynakça
منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري، المؤلف: حمزة محمد قاسم، راجعه: الشيخ عبد القادر الأرناؤوط، عني بتصحيحه ونشره: بشير محمد عيون
الناشر: مكتبة دار البيان، دمشق - الجمهورية العربية السورية، مكتبة المؤيد، الطائف - المملكة العربية السعودية،عام النشر: 1410هـ - 1990م.
بهجة الناظرين، لسليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي.
نزهة المتقين، د. مصطفى سيعد الخن، د. مصطفى البغا، محي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة الأولى،1397هـ - 1977م، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م.
شرح رياض الصالحين، المؤلف: محمد بن صالح بن محمد العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426ه.
دليل الفالحين، محمد بن علان، دار الكتاب العربي.
رياض الصالحين، للنووي، تحقيق: د. ماهر بن ياسين الفحل، الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت، الطبعة: الأولى، 1428هـ - 2007م.
صحيح البخاري، محمد بن اسماعيل البخاري، دار طوق النجاة، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، المؤلف: مسلم بن الحجاج أبو الحسن القشيري النيسابوري، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أُسَير بن عمرو، ويقال: ابن جابر قال: كَانَ عُمر بن الخطاب رضي الله عنه إِذَا أَتَى عَلَيه أَمْدَادُ أَهْلِ اليَمَن سَأَلَهُم: أَفِيكُم أُوَيس بنُ عَامِر؟ حَتَّى أَتَى عَلَى أُوَيس رضي الله عنه فقال له: أَنْت أُوَيس بنُ عَامِر؟ قال: نَعَم، قال: مِنْ مُرَادٍ ثُمَّ مِنْ قَرْنٍ؟ قَالَ: نَعَم، قَال: فَكَانَ بِكَ بَرَصٌ، فَبَرَأَتَ مِنُه إِلاَّ مَوْضِعّ دِرهَم؟ قال: نعم، قَالَ: لَكَ وَالِدة؟ قال: نعم، قال: سَمِعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «يَأتِي عَلَيكُم أُوَيس بنُ عَامِر مَعَ أَمْدَادِ أَهْلِ اليَمَن مِنْ مُرَاد، ثُمَّ مِنْ قَرْن كَانَ بِهِ بَرَصٌ، فَبَرَأَ مِنْهُ إِلاَّ مَوضِعَ دِرْهَم، لَهُ وَالِدَة هُوَ بِهَا بَرُّ، لَوْ أَقْسَمَ عَلَى الله لَأَبَرَّه، فَإِنْ اسْتَطَعْتَ أَنْ يَسْتَغْفِرَ لَكَ فَافْعَلْ» فَاسْتَغْفِرْ لِي فَاسْتَغْفَرَ لَهُ، فَقَالَ لَه عُمر: أَيْنَ تُرِيد؟ قَالَ: الكُوفَة، قال: أَلاَ أَكتُبُ لَكَ إِلَى عَامِلِهَا؟ قال: أَكُون فِي غَبْرَاءِ النَّاسِ أَحَبُّ إِلَيَّ، فَلَمَّا كَانَ مِنَ العَام الْمُقْبِل حَجَّ رَجُلٌ مِنْ أَشْرَافِهِم، فَوَافَقَ عُمَر، فَسَأَلَه عَنْ أُوَيس، فقال: تَرَكْتُهُ رَثَّ البَّيت قَلِيلَ الْمَتَاعِ، قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «يَأْتِي عَلَيكُم أُوَيس بنُ عَامِر مَعَ أَمْدَادٍ مِنْ أَهْلِ اليَمَن مِنْ مُرَاد، ثُمَّ مِنْ قَرْن، كَانَ بِهِ بَرَص فَبَرَأَ مِنْه إِلاَّ مَوْضِعَ دِرْهَم، لَهُ وَالِدَة هُوَ بِهَا بَرٌّ لَوْ أَقْسَمَ عَلى الله لَأَبَرَّهُ، فَإِنْ اسْتَطَعْتَ أَنْ يَسْتَغْفِر لَكَ، فَافْعَلْ» فَأَتَى أُوَيسًا، فقال: اسْتَغْفِر لِي، قال: أَنْتَ أَحْدَثُ عَهْدًا بِسَفَرٍ صَالِحٍ، فَاسْتَغْفِرْ لِي، قال: لَقِيتَ عمر؟ قال: نَعَم، فاستغفر له، فَفَطِنَ لَهُ النَّاس، فَانْطَلَقَ عَلَى وَجْهِهِ.
وفي رواية أيضا عن أُسَير بن جابر: أنَّ أَهلَ الكُوفَةِ وَفَدُوا على عمر رضي الله عنه وفيهم رَجُلٌ مِمَّن كان يَسْخَرُ بِأُوَيْسٍ، فقال عمر: هَل هاهُنَا أَحَدٌ مِنَ القَرَنِيِّين؟ فَجَاء ذلك الرجل، فقال عمر: إِنَّ رسول الله صلى الله عليه وسلم قَدْ قال: «إِنَّ رَجُلاً يَأْتِيكُم مِنَ اليَمَنِ يُقَالُ لَهُ: أُوَيْسٌ، لاَ يَدَعُ بِاليَمَنِ غَيرَ أُمٍّ لَهُ، قَد كَان بِهِ بَيَاضٌ فَدَعَا الله تعالى ، فَأَذْهَبَهُ إِلاَّ مَوضِعَ الدِّينَارِ أَو الدِّرْهَمِ، فَمَنْ لَقِيَهُ مِنْكُمْ، فَلْيَسْتَغْفِر لَكُم».
وفي رواية له: عن عمر رضي الله عنه قال: إِنِّي سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إِنَّ خَيرَ التَّابِعِين رَجُلٌ يُقَال لَهُ: أُوَيسٌ، وَلَهُ وَالِدَةٌ وَكَانَ بِهِ بَيَاضٌ، فَمُرُوهُ، فَلْيَسْتَغْفِر لَكُم».
Üseyr b. Amr'dan rivayet edildiğine göre:Ki ona İbn Câbir de denir:Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh- Yemen'den destek birlikleri geldiği zaman onlara sordu:Aranızda Üveys b. Âmir var mı? Üveys- radıyallahu anh-'ın yanına geldi.Ve ona Üveys b. Âmir sen misin? dedi.O da Evet dedi.Murad kabilesinin Karen kolundan mısın? Evet dedi.Sende alaca hastalığı vardı, iyileştin, ondan bir dirhem büyüklüğünde yer kaldı öyle mi?Evet dedi .Annen var mı? Evet.İnsanlar hayret içinde Yemenliler de öyle Ömer bu zatı nereden, nasıl tanıyordu? Bunca bilgiyi nereden, nasıl edinmişti?Ömer'in ısrarının sebebi anlaşılıyor .Ve ardından Ömer -radıyallahu anh- Üveys'i nereden tanıdığına dair can alıcı açıklamayı yapıyor:Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bizzat işittim O buyurdu ki: ''Yemen'den destek birlikleri içinde Murad kabilesinin Karen kolundan Üveys b Âmir isimli biri gelecektir Alaca hastalığına tutulmuşsa da iyileşmiştir Vücudunda iz olarak sadece bir dirhem miktarı yer kalmıştır. Onun bir annesi vardı, ona çok iyi bakardı Eğer o bir şey hususunda yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır. Eğer becerebilirsen senin için Allah'tan af dilemesini iste!''Bu sözleri söyledikten sonra Ömer -radıyallahu anh- Üveys b Amir'den kendisi için istiğfar etmesini istiyor.O da Ömer -radıyallahu anh- için mağfiret diliyor.Ömer -radıyallahu anh- ona nereye gitmek istiyorsun diye soruyor? Üveys'de Kûfe'ye diye cevap veriyor.Ömer ona oranın yöneticisine vermen için sana bir yazı yazayım mı? diyor.Bunun üzerine Ömer: Senin için Kûfe valisine bir mektup yazayım mı? Diyor.Sıradan insanlar arasında bulunmayı daha çok severim. Üç günden sonra duyalar.Aradan bir yıl geçer Kûfe ileri gelenlerinden biri hacca gelir Ömer -radıyallahu anh- ile karşılaşır.Ömer hemen ona Üveys'i sorar o zat der ki: Ben buraya gelirken, içinde neredeyse hiç eşya bulunmayan, dört duvardan ibaret yıkık-dökük bir evde barınmakta idi.Ömer -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onun hakkında söylediklerini anlatır.''Yemen'den destek birlikleri içinde Murad kabilesinin Karen kolundan Üveys b Âmir isimli biri gelecektir Alaca hastalığına tutulmuşsa da iyileşmiştir. Vücudunda iz olarak sadece bir dirhem miktarı yer kalmıştır. Onun bir annesi vardı, ona çok iyi bakardı. Eğer o bir şey hususunda yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır. Eğer becerebilirsen senin için Allah'tan af dilemesini iste!''Bu sözleri söyledikten sonra Ömer -radıyallahu anh- Üveys b Amir'den kendisi için istiğfar etmesini istiyor.O da Ömer -radıyallahu anh- için mağfiret diliyor.Adam Üveys'e gitti ve benim için istiğfar et dedi.Sen salih bir yolculuk üzeresin benim için istiğfar et. O Kûfeli şehrine dönünce Üveys'e varıp: Benim için mağfiret dile, diye ricada bulunur Üveys geldin asıl sen benim için bağışlanma dile, der.Adam dua isteğinde ısrar edince: Sen Ömer'le mi karşılaştın? Diye sorar Adam: Evet, diye cevaplar Üveys, o kişi için af ve bağışlanma talebinde bulunur.Bu olay üzerine insanlar Üveys'in nasıl bir kimse olduğunu anlarlar.Başka bir rivayette Üseyir b. Câbir -radıyallahu anh- Kûfe ahalisi Ömer -radıyallahu anh-'ın yanına geldiler.Ve aralarında Üves ile dalga geçen bir adam vardı.Ömer -radıyallahu anh- dedi ki aranızda Karani'lerden biri var mı? O adam geldi.Ömer -radıyallahu anh-'ta dedi ki:Muhakkak ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Yemen tarafından bir adam gelecek.Ona Üveys denilir.Yemen'de annesinden başka kimseyi bırakmamıştır.Alaca hastalığına tutulmuşsa da Allah Teâlâ'ya dua etti ve Allah ondan vücudunda iz olarak sadece bir dinar ya da dirhem miktarı yer bırakmıştı.Sizden biriniz onunla karşılaşırsa sizin için Allah'tan af dilemesini iste!'' Başka bir rivayette:Ömer -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre:Muhakkak ki ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim:''Şüphesiz ki tabiinin en hayırlısı kendisine Üveys denilen bir adamdır.Onun bir annesi vardır ve kendisinde Alaca hastalığı vardı.Ona emredin size istiğfar etsin.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ömer -radıyallahu anh- eğer İslam ordularına yardıma gelen Yemen ehlinden savaşacak topluluklar gelirse onlara sorardı:Aranızda Üveys b. Âmir var mı? Üveys- rahımehullah- geldi.Ve ona Üveys b. Âmir sen misin? dedi.O da Evet dedi.Murad kabilesinin Karen kolundan mısın? Evet dedi.Sende alaca hastalığı vardı, iyileştin, ondan bir dirhem büyüklüğünde yer kaldı öyle mi?Evet dedi .Ömer -radıyallahu anh- ona Annen var mı? dedi:Ve ardından Ömer -radıyallahu anh-:Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bizzat işittim. O buyurdu ki: “Yemen'den destek birlikleri içinde Murad kabilesinin Karen kolundan Üveys b Âmir isimli biri gelecektir Alaca hastalığına tutulmuşsa da iyileşmiştir. Vücudunda iz olarak sadece bir dirhem miktarı yer kalmıştır. Onun bir annesi vardı, ona çok iyi bakardı. Eğer o bir şey hususunda yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır. Eğer becerebilirsen senin için Allah'tan af dilemesini iste!''Bundan Ömer -radıyallahu anh-'tan daha faziletli olduğu anlaşılmaz.Ve Ömer -radıyallahu anh-'ın mağfiret olunmadığı anlaşılmaz.İcma ile Ömer -radıyallahu anh- ondan daha faziletlidir çünkü o tabiidir sahabi tabiinden daha faziletlidir.Bu sözün içeriği ancak Üveys'in duasına icabet edilecek biri olduğunun haber verilmesidir.Ve Ömer -radıyallahu anh-'ın hayırda fazlalık olması ve duasına icabet edilecek birinden dua istemeye yönlendirmedir.Bu Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisine dua etmemizi,salatu selam getirmemizi ve kendisi için vesileyi istememizi emretmesi gibi bir şeydir ki Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Adem oğlunun en faziletlisidir.Sonra da Ömer -radıyallahu anh- kendisine istiğfarda bulunmasını istedi ve o da mağfiret diledi.Sonra da Ömer -radıyallahu anh- ona şöyle dedi:Nereye gitmek istiyorsun?O da Kûfa dedi.Ömer -radıyallahu anh- ona oranın yöneticisine vermen için sana bir yazı yazayım mı? diyor.Sıradan insanlar arasında bulunmayı daha çok severim. Üç günden sonra duyalar.Aradan bir yıl geçer Kûfe ileri gelenlerinden biri hacca gelir Ömer -radıyallahu anh- ile karşılaşır.Ömer hemen ona Üveys'i sorar o zat der ki: Ben buraya gelirken, içinde neredeyse hiç eşya bulunmayan, dört duvardan ibaret yıkık-dökük bir evde barınmakta idi.Ömer -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onun hakkında söylediklerini anlatır.''Yemen'den destek birlikleri içinde Murad kabilesinin Karen kolundan Üveys b Âmir isimli biri gelecektir Alaca hastalığına tutulmuşsa da iyileşmiştir. Vücudunda iz olarak sadece bir dirhem miktarı yer kalmıştır. Onun bir annesi vardı, ona çok iyi bakardı. Eğer o bir şey hususunda yemin etse, Allah onun yeminini doğru çıkarır. Eğer becerebilirsen senin için Allah'tan af dilemesini iste!''Bu sözleri söyledikten sonra Ömer -radıyallahu anh- Üveys b Amir'den kendisi için istiğfar etmesini istiyor.O da Ömer -radıyallahu anh- için mağfiret diliyor.Adam Üveys'e gitti ve benim için istiğfar et dedi.Sen salih bir yolculuk üzeresin benim için istiğfar et. O Kûfeli şehrine dönünce Üveys'e varıp: Benim için mağfiret dile, diye ricada bulunur Üveys geldin asıl sen benim için bağışlanma dile, der.Adam dua isteğinde ısrar edince: Sen Ömer'le mi karşılaştın? Diye sorar Adam: Evet, diye cevaplar Üveys, o kişi için af ve bağışlanma talebinde bulunur.Bu olay üzerine insanlar Üveys'in nasıl bir kimse olduğunu anlarlar.Ve ona doğru yöneldiler.Çok geçmez, Üveys Kûfe'yi terk edip insanların bilmediği başka bir yere gider.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423هـ.
رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لابن علان، نشر دار الكتاب العربي.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأعرَاب لَقِيهَ بِطَريق مَكَّة، فَسَلَّم عَلَيه عَبد الله بنُ عمر، وَحمَلهُ على حمار كان يركَبُهُ، وَأعطَاه عِمَامَة كَانت على رأسه، قال ابن دينار: فقُلنا له: أَصْلَحَك الله، إنَّهم الأعراب وهُم يَرْضَون بِاليَسِير، فقال عبدُ الله بنَ عُمر: إِنَّ أَبَا هَذَا كَانَ وُدًّا لِعُمر بنِ الخطَّاب رضي الله عنه وإنِّي سَمِعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إِنَّ أَبَرَّ البِرِّ صِلَةُ الرَّجُل أَهْلَ وُدِّ أَبِيه».
وفي رواية عن ابن دينار، عن ابن عمر: أنَّه كان إذَا خَرَج إلى مكة كان له حمار يَتَرَوَّحُ عليه إذا ملَّ رُكُوبَ الرَّاحِلة، وَعِمَامة يَشُدُّ بها رأسه، فَبينَا هو يومًا على ذلك الحمار إِذْ مَرَّ بِهِ أَعْرَابِي، فقال: أَلَسْتَ فُلاَن بنَ فُلاَن؟ قال: بَلَى. فَأَعْطَاهُ الحِمَار، فقال: ارْكَب هَذَا، وَأَعْطَاهُ العِمَامَةَ وَقَالَ: اشْدُدْ بِهَا رَأْسَكَ، فَقَالَ لَهُ بَعض أصحَابِه: غفر الله لك أَعْطَيت هذا الأعرابي حمارا كنت تَرَوَّحُ عليه، وعِمَامَة كُنتَ تشدُّ بها رأسَك؟ فقال: إِنِّي سمِعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «إِنَّ مِنْ أَبَرِّ البِّر أَنْ يَصِلَ الرَّجُلُ أَهْلَ وُدَّ أَبِيهِ بَعْدَ أَنْ يُوَلِّيَ» وَإِنَّ أَبَاه كان صَدِيقًا لِعُمَرَ رضي الله عنه .
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre, Bedevilerden biri Abdullah b. Ömer’le Mekke yolunda karşılaştı. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-, ona selam verdi; kendi bindiği eşeğe onu bindirdi ve başındaki sarığı da ona verdi. İbni Dinâr sözüne devamla dedi ki: Biz İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'ya: Allah iyiliğini versin, bu adam bedevilerden biri. Onlar aza kanaat ederler, deyince bize şunları söyledi: Bu zâtın babası, (babam) Ömer b. Hattâb’ın -radıyallahu anh- dostuydu. Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğunu duydum: «En makbul iyilik, baba dostunun ailesini koruyup gözetmektir.» İbni Dînâr’ın Abdullah İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan bir başka rivayeti de şöyledir: Bir defasında İbn Ömer Mekke’ye gitmek üzere yola çıktı. Deveye binmekten usandığı zaman üzerinde istirahat edeceği bir merkebiyle, başına sardığı bir de sarığı vardı. Birgün İbn Ömer -radıyallahu anhuma-, eşeğin üzerinde dinlenirken bir bedeviye rastladı. Ona: Sen falan oğlu falan değil misin? diye sordu. Adam: Evet, deyince eşeği ona verdi ve; "Buna bin!" dedi. Sarığı da ona uzatarak, bunu da başına sar, dedi. Arkadaşlarından biri İbn Ömer -radıyallahu anhuma-’ya: Allah seni bağışlasın. Üzerinde dinlendiğin eşek ile başına sardığın sarığı şu bedeviye boşuna verdin, deyince İbn Ömer şunları söyledi: Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i “İyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra, baba dostunun ailesini kollayıp gözetmesidir” diye buyururken işittim. Bu adamın babası, (babam) Ömer -radıyallahu anh-’ın dostuydu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
İbn Ömer -radıyallahu anhuma- Mekke'ye hacı olarak yola çıktığında deveye binmekten usandığı zaman üzerinde istirahat edeceği bir merkebi vardı. Bu merkebin üzerinde istirahat ettikten sonra sonra yeniden devesine binerdi. Günlerden bir gün bir bedeviyle karşılaştı ve ona: Sen falan oğlu falan mısın? dedi. Bedevi: Evet deyince, İbn Ömer merkepten indi ve bedeviye bunu al ve bin dedi. Ona başını sardığı sarığını verdi ve bunu da başına sararsın dedi. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'ya : Allah iyiliğini versin ya da Allah seni bağışlasın! denildi. Bu bedeviler, aza kanaat ederler. Yani bu sözleri ile "Sen nasıl olur da merkepten iner ve yürüyerek yoluna devam edersin ve başına sardığın sarığı ona verirsin. O bedevi bundan daha az bir şeyden bile razı olurdu" demek istediler. İbn Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: “İyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra, baba dostunun ailesini kollayıp gözetmesidir.” Yani iyiliklerin en değerlisi, kişinin babası ya da annesi veyahut da akrabalarından birisi vefat ettiğinde sevdiği bu kimsenin yakınlarını kollayıp gözetir. Sadece ana-babasının arkadaşına değil hatta onun akrabalarına dahi iyilik yapar. "Bu adamın babası, (babam) Ömer b. Hattab -radıyallahu anh-’ın dostuydu. Babası, Ömer -radıyallahu anh-'ın dostu olduğu için o kimseye iyilikte bulunmuştur.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
تطريز رياض الصالحين، للشيخ فيصل المبارك، ط1، تحقيق: عبد العزيز بن عبد الله آل حمد، دار العاصمة، الرياض، 1423 هـ.
رياض الصالحين، للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ.
رياض الصالحين، ط4، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، 1428هـ.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
شرح رياض الصالحين، للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «رَغِمَ أَنْفُ، ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُ، ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُ»، قِيلَ: مَنْ؟ يَا رَسُولَ اللهِ قَالَ: «مَنْ أَدْرَكَ أَبَوَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ، أَحَدَهُمَا أَوْ كِلَيْهِمَا فَلَمْ يَدْخُلِ الْجَنَّةَ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur. «Burnu sürtsün, sonra burnu sürtsün, sonra burnu sürtsün.» Kimin ya Rasûlallah? diye sorulduğunda, Rasûlullah -aleyhisselâm- şöyle buyurmuştur: «İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de, onlar sayesinde (onlara ihsanda bulunma ile) Cennet'e giremeyenin.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin burnunu toprağa sokmuş gibi hissedinceye kadar zillete düşürücü ve aşağılayıcı bir şekilde olması için dua etti -bunu üç kez tekrarladı-. Ya Rasûlallah! Kimin için beddua ettin? diye sorulduğunda,
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Anne ve babasından -birine veya her ikisine birden- yaşlandıklarında erişen, anne ve babası o kimsenin Cennet'e girmesine vesile olmayan kimsedir." diye buyurmuştur. Bu da anne ve babasına iyilik yapmamasından ve onlara itaatsizlik etmesinden kaynaklanmaktadır.
Faydalar
- Anne ve babaya hürmet etmenin gerekliliği ifade edilmiştir. Özellikle yaşlı ve bakıma muhtaç oldukları durumda daha fazla özen gösterilmesi gerekir. Çünkü onlara ihsanda bulunmak Cennet'e girme vesilelerinden biridir.
- Anne-babaya itaatsizlik büyük günahlardandır.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 1978) (2551).
بهجة الناظرين، لسليم الهلالي (1/ 394).
نزهة المتقين، لمجموعة من الباحثين (1/ 308).
فيض القدير شرح الجامع الصغير، زين الدين المناوي (4/ 34).
شرح النووي على مسلم، (16/ 108).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «لاَ يَجْزِي ولدٌ والدًا إلا أن يجده مملوكًا، فَيَشْتَرِيَهُ فَيُعْتِقَهُ».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Hiçbir çocuk babasının hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulup da satın alıp azat etmesi müstesnadır."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bir çocuk babasının üzerinde olan hakkını ona ne kadar iyilik yapsa da ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulup da satın alıp azat etmesi müstesnadır.
Kaynakça
- صحيح البخاري، للإمام محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
- صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشرة، 1407هـ.
- كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه.
- دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان بن إبراهيم البكري، تحقيق خليل مأمون شيحا-دار المعرفة-بيروت-الطبعة الرابعة1425ه.
- شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: جاء رجل إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله، مَنْ أحقُّ الناس بِحُسن صَحَابَتِي؟ قال: «أمك» قال: ثم مَنْ ؟ قال: «أمك»، قال: ثم مَنْ؟ قال: «أمك»، قال: ثم مَنْ؟ قال: «أبوك». متفق عليه. وفي رواية: يا رسول الله، مَنْ أحقُّ بحُسْنِ الصُّحْبَةِ؟ قال: «أمك، ثم أمك، ثم أمك، ثم أباك، ثم أدْنَاك أدْنَاك».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek: Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Annen!» buyurdu. Adam: Ondan sonra kimdir? diye sordu. «Annen!» buyurdu. Adam tekrar sordu: Ondan sonra kim gelir? diye sordu. «Annen!» buyurdu. Adam tekrar: Sonra kim gelir? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Baban!» cevabını verdi. Muttefakun aleyhtir. Bir rivayete göre o adam: "Ey Allah’ın Rasûlü! Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Annen, sonra annen, daha sonra yine annen, sonra baban, sonra da sana en yakın olan akraban.» buyurdu. Es-Sahabenin manası: Arkadaşlık ‘’Sonra baban’’ sözü hazfedilmiş bir fiil ile mansuptur. Yani sonra babana iyilik yapmandır. Başka bir rivayette: ‘’Sonra baban’’ bu açık bir ifadedir.
Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadis anne-babanın güzel ünsiyetten hakları olduğuna, işlerinde de tam bir özen göstermek gerektiğine delildir. "Onlarla dünyada iyi geçin". Ancak annenin hakkı babanın hakkından mertebe olarak daha yukarıdadır. Babanın hakkını, annenin hakkında olduğu gibi üç kere vurgulamadan zikretmiştir. Anne baba ile birlikte çocuklarının terbiyesinde ortak olmasına rağmen derecesi üstün kılınmıştır. Öyle ki; baba malıyla ve gözetmesiyle, anne de yemesinde, içmesinde, giyiminde, yatağındaki ve tüm hizmetlerinde çocuk hizmetinde ortaktırlar. Anne çocuğu için babadan daha fazla sıkıntılara katlanmıştır. Onu dokuz ay güçlük üzere güçlük çekerek taşımıştır. Onu zorlukla doğurup, dünyaya getirmiştir. Neredeyse sıkıntıdan dolayı ölüm onu yakalayıverecekti. Ve yine onu iki yıl emzirmiştir. Onun rahatı için uykusuz kalmıştır. Vahyin konuştuğu gibi onun için çok acılar çekmiştir: (Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşıması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer.) Gördüğün gibi insana, ana-babasına iyilik yapmasını tavsiye etmektedir. Annenin hakkının büyüklüğüne işaret etmek için sebeplerden sadece annenin çektiği sıkıntılardan bahsetmektedir. Anne-baba muhtaç iseler onlara yeme, içme, barınma, giyim ve yaşamaları için diğer ihtiyaçları konusunda infak etmek iyilikten ve güzel davranmak olup, onlara sahip çıkmak anlamına gelir. Eğer onlar düşük ya da orta seviyede bir hayat yaşıyorlarsa, sen de daha üst seviyede rahat bir durumda isen, onların da refah seviyesini kendi seviyene ya da daha üstüne getirerek yükselt ki, bu da onlara olan güzel bir davranışın olsun. Anne-babası hükmettiği beldeye getirildiklerinde Yusuf’un yaptığını hatırla, onları çölden getirince kendi tahtına oturtturdu. Bütün işlerde onlara sahip çıkmanın güzel davranmanın kapsamlı olarak zikredildiği Allah Teâlâ’nın buyruğu şöyledir: "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine ‘’of!’’ bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerilerine kanat ger ve : ’’Rabbim küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!’’ diyerek dua et". Onları her türlü eziyetten koru/uzak tut ve diline onlara edepsizce söz söylemekten engel ol. Onlara karşı yumuşak konuş, onlara kanat ger, nefsini onlara itaat için alçalt. Dilini onlara dua ile ıslat ve kalbinin derinliklerinden ve içinden gelerek: ’’Rabbim küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!’’ de. Vahyin işaret ettiğiyle amel etmek ve hadisin de mantığına uyarak annene daha fazla önem göstermeyi unutma.
Kaynakça
- شرح صحيح البخارى لابن بطال - تحقيق: أبو تميم ياسر بن إبراهيم مكتبة الرشد - السعودية، الرياض الطبعة: الثانية، 1423هـ - 2003م.
- الأدب النبوي لمحمد الخَوْلي، ط4، دار المعرفة - بيروت، 1423 هـ.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415ه.
- رياض الصالحين للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428 هـ.
- رياض الصالحين، تحقيق: عصام هادي، وزارة الأوقاف والشؤون الإسلامية القطرية، دار الريان، بيروت، ط4، 1428هـ.
- شرح رياض الصالحين للشيخ ابن عثيمين، دار الوطن للنشر، الرياض، 1426هـ.
- شرح صحيح البخارى لابن بطال، تحقيق: أبو تميم ياسر بن إبراهيم، ط2، مكتبة الرشد - السعودية، الرياض، 1423هـ.
- صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، ط1، 1422ه.
- صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «رضا الله في رضا الوالدين، وسَخَطُ الله في سَخَطِ الوالدين».
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'nın merfû olarak rivayet ettiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceHasen li-gayrihî
Açıklama
Bu hadiste Allah -Azze ve Celle- kendi rızasını ana babanın rızası, öfkesini de o ikisinin öfkesi olarak kabul etmiştir. Kim, ana babasını razı ederse Allah Teâlâ'yı razı etmiş, kim de o ikisini öfkelendirirse Allah'ı öfkelendirmiş olur.
Kaynakça
تسهيل الالمام، للشيخ الفوزان، طبعة الرسالة، الطبعة الأولى 1427 – 2006 م.
منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان، دار ابن الجوزي، ط1 1428هـ.
توضِيحُ الأحكَامِ مِن بُلوُغ المَرَام، للبسام، مكتَبة الأسدي، مكّة المكرّمة، الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م.
فتح ذي الجلال والاكرام بشرح بلوغ المرام، للشيخ ابن عثيمين، مدار الوطن للنشر، الطبعة الأولى 1430 - 2009م.
بلوغ المرام من أدلة الأحكام، لابن حجر، دار الفلق، الرياض، الطبعة: السابعة، 1424هـ.
صحيح الترغيب والترهيب، الألباني، مكتبة المعارف، الرياض.
سنن الترمذي، محمد بن عيسى أبو عيسى الترمذي السلمي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، تحقيق: أحمد محمد شاكر وآخرون.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن ابن عمر رضي الله عنهما ، عن النبي صلى الله عليه وسلم ، قال: «خرج ثلاثةُ نَفَرٍ يمشون فأصابهم المَطَر، فدَخَلوا في غارٍ في جبَل، فانْحَطَّت عليهم صَخْرةٌ، قال: فقال بعضُهم لبعض: ادعوا اللهَ بأفضلِ عَمَلٍ عَمِلتموه، فقال أحدُهم: اللهمَّ إني كان لي أبَوَانِ شَيْخانِ كبيران، فكنتُ أخرج فَأَرْعى، ثم أَجيء فأحْلِب فأجيء بالحِلاب، فآتي به أبويَّ فيَشْربان، ثم أسِقِيَ الصِّبْيَة وأهلي وامرأتي، فاحتَبَستُ ليلة، فجئتُ فإذا هما نائمان، قال: فكرهتُ أن أُوقِظَهما، والصِّبية يَتَضَاغَوْن عند رِجْلي، فلم يزل ذلك دَأْبي ودَأْبَهما، حتى طلَع الفجر، اللهم إن كنتَ تَعْلَمُ أنِّي فعلتُ ذلك ابْتغاء وجهِك، فافرُجْ عنا فُرْجة نرى منها السماء، قال: فَفُرِج عنهم، وقال الآخر: اللهم إن كنتَ تعلم أني كنتُ أُحبُّ امرأةً مِن بنات عمي كأشَدِّ ما يُحبُّ الرجلُ النساء، فقالت: لا تَنال ذلك منها حتى تعطيها مائة دينار، فسَعيْتُ فيها حتى جَمَعتُها، فلما قَعَدتُ بيْن رِجليْها قالت: اتقِ الله ولا تَفُضَّ الخاتَمَ إلا بحقِّه، فقمتُ وتركتُها، فإن كنتَ تعْلَم أنِّي فعلتُ ذلك ابتغاء وجهِك، فافرُجْ عنا فُرْجَة، قال: ففُرِج عنهم الثُّلُثيْنِ، وقال الآخر: اللهم إن كنتَ تعْلَم أني اسْتَأجَرْتُ أجيرًا بفَرَق من ذُرَة فأعْطيتُه، وأَبَى ذاك أنْ يأخُذَ، فعَمَدتُ إلى ذلك الفَرَق فزرعتُه، حتى اشتريتُ منه بقرًا وراعِيها، ثم جاء فقال: يا عبد الله أعْطِني حَقِّي، فقلتُ: انطلقْ إلى تلك البقر وراعِيها فإنها لك، فقال: أتستهْزِئ بي؟ قال: فقلت: ما أستهزئ بك ولكنها لك، اللهم إن كنتَ تعلم أنِّي فعلتُ ذلك ابتغاء وجهك، فافْرُجْ عنا فكُشِف عنهم».
Abdullah b. Ömer İbni’l-Hattâb -radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir: Sizden önce yaşayanlardan üç kişi bir yolculuğa çıktılar.Yağmura yakalandılar.Dağdaki bir mağaraya girdiler. Fakat dağdan kopan bir kaya mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirlerine: Yaptığınız iyilikleri anlatarak Allah’a dua etmekten başka sizi bu kayadan hiçbir şey kurtaramaz, dediler. İçlerinden biri söze başlayarak: Allahım! Benim çok yaşlı bir annemle babam vardı. Onlar yemeklerini yemeden çoluk çocuğuma ve hizmetçilerime bir şey yedirip içirmezdim. Bir gün hayvanlara yem bulmak üzere evden ayrıldım; onlar uyumadan önce de dönemedim. Eve gelir gelmez hayvanları sağıp sütlerini annemle babama götürdüğümde, baktım ki ikisi de uyumuş. Onları uyandırmak istemediğim gibi, onlardan önce ev halkının ve hizmetkârların bir şey yiyip içmesini de uygun görmedim. Süt kabı elimde şafak atana kadar uyanmalarını bekledim. Çocuklar etrafımda açlıktan sızlanıp duruyorlardı. Nihayet uyanıp sütlerini içtiler. Rabbim! Şayet ben bunu senin rızânı kazanmak için yapmışsam, şu kaya sıkıntısını başımızdan al! Diye yalvardı. Kaya biraz aralandı; fakat çıkılacak gibi değildi. Bir diğeri söze başladı: Allahım! Amcamın bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. (Bir başka rivayete göre: Bir erkek bir kadını ne kadar severse, ben de onu o kadar seviyordum). Ona sahip olmak istedim. Fakat o arzu etmedi. Bir yıl kıtlık olmuştu. Amcamın kızı çıkıp geldi. Kendisini bana teslim etmek şartıyla ona yüz dinar altın verdim. Kabul etti. Ona sahip olacağım zaman (bir başka rivâyete göre: Cinsî münasebete başlayacağım zaman) dedi ki: Allah’tan kork! Dinin uygun görmediği bir yolla beni elde etme! En çok sevip arzu ettiğim o olduğu halde kendisinden uzaklaştım, verdiğim altınları da geri almadım. Allahım! Eğer ben bu işi senin rızanı kazanmak için yapmışsam, başımızdaki sıkıntıyı uzaklaştır, diye yalvardı. Kayanın üçte ikisi açıldı; fakat yine çıkılacak gibi değildi. Üçüncü adam da: Allahım! Vaktiyle ben birçok işçi tuttum. Parasını almadan giden biri dışında hepsinin ücretini verdim. Ücretini almadan giden adamın parasını çalıştırdım.Bu paradan sığırlar ve çoban aldım. Bir gün bu adam çıkageldi. Bana: Ey Allah kulu! Ücretimi ver, dedi. Ben de ona: Şu gördüğün sığırlar ve çobanı senindir dedim.Adamcağız: Ey Allah kulu! Benimle alay etme, deyince, seninle alay etmiyorum, diye cevap verdim.Rabbim! Eğer bu işi sırf senin rızanı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan bizi kurtar, diye yalvardı. Mağaranın ağzını tıkayan kaya iyice açıldı.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Üç kişi bir yolculuğa çıktılar.Yağmur yağdı.Yağmurun aşırılığından korunmak için bir mağaraya girdiler. Fakat dağdan kopan bir kaya mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirlerine: Yaptığınız en iyi amelleri anlatarak Allah’a dua edin umulur ki Allah sizi kurtarır ve bu kayayı kaldırır.Üç kişiden biri söze başlayarak: Allahım! Benim çok yaşlı bir annemle babam vardı.Otlağa çıkıp develeri otlatıyordum.Develerimi sağıyordum.Anne ve babama getirip sütü veriyordum onlarda içiyorlardı.Sonra da küçük çocuklarımı,hanımımı,ailemden geri kalan erkek kardeşim,kız kardeşim onlara süt içirirdim.Bir gece hesapta olmayan bir iş sebebiyle geç kaldım.Birde bakayım anne ve babam uyumuşlar.Süt sağdığım gibi sağdım.Baş taraflarında durdum.Onları uyandırmayı hoş görmedim.Çocuklarıma ve ehlime onlardan önce süt vermeği hoş görmedim.Çocuklarım aşırı açlık sebebiyle ayaklarımın dibimde ağlıyor ve bağrışıyorlardı.Fecir doğana kadar benim ve onların durumu böyle devam etti.Fecir doğunca uyandılar.Onlara süt içindim sonra da çocuklarıma süt içiedim.Ey Alah'ım! Benim bunu Senin rızanı talep etmek için yaptığımı biliyorsan bu kayayı biraz aç ki göğü görelim.Allah onlara yardım etti ve o açılan yerden göğü gördüler.İkincisi dedi :Ev Allahım! Amcamın bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. (Bir başka rivayete göre: Bir erkek bir kadını ne kadar severse, ben de onu o kadar seviyordum). Ona sahip olmak istedim. Fakat o arzu etmedi. Bir yıl kıtlık olmuştu. Amcamın kızı çıkıp geldi. Kendisini bana teslim etmek şartıyla ona yüz dinar (altın) verdim. Kabul etti. Ona sahip olacağım zaman (bir başka rivâyete göre: Cinsî münasebete başlayacağım zaman) dedi ki: Allah’tan kork! Dinin uygun görmediği bir yolla beni elde etme! En çok sevip arzu ettiğim o olduğu halde kendisinden uzaklaştım, verdiğim altınları da geri almadım. Allahım! Eğer ben bu işi senin rızanı kazanmak için yapmışsam, başımızdaki sıkıntıyı uzaklaştır, diye yalvardı. Kayanın olduğu yerin üçte ikisi açıldı.Üçüncü adam da: Allahım! Vaktiyle ben birçok işçi tuttum.Ona onaltı Ratl mısır verdi.Ücretini verdim. Ücretini almadan gitti.Mısırları aldım ve ektim.Onları ekip biçmeye devam ettim.Daha sonra onunla sğır ve çobanını satın aldım.Bir gün bu adam çıkageldi. Bana: Ey Allah kulu! Ücretimi ver, dedi. Ben de ona: Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar ve köleler senin ücretinden türedi, dedim. Adamcağız: Ey Allah kulu! Benimle alay etme, deyince, seninle alay etmiyorum, diye cevap verdim.Rabbim! Eğer bu işi sırf senin rızanı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan bizi kurtar, diye yalvardı. Mağaranın ağzını tıkayan kısımda iyice açıldı; onlar da çıkıp gittiler.
Kaynakça
- صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه.
- صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
- عمدة القاري شرح صحيح البخاري، لمحمود بن أحمد بن موسى الحنفى بدر الدين العينى، الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
- النهاية في غريب الحديث والأثر، لابن الأثير، نشر: المكتبة العلمية - بيروت، 1399هـ - 1979م، تحقيق: طاهر أحمد الزاوى - محمود محمد الطناحي.
- شرح رياض الصالحين، تأليف: محمد بن صالح العثيمين، الناشر: دار الوطن للنشر، الطبعة: 1426 هـ.
- الشرح الممتع على زاد المستقنع, محمد بن صالح بن محمد العثيمين, دار ابن الجوزي, الطبعة: الأولى، 1422 - 1428 هـ.
- دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين, محمد علي بن محمد البكري, اعتنى بها: خليل مأمون شيحا, الناشر: دار المعرفة, بيروت – لبنان, الطبعة: الرابعة، 1425 هـ - 2004 م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com