عن أنس رضي الله عنه قال: «أَنْفَجْنَا أَرْنَباً بِمَرِّ الظَّهْرَانِ، فَسَعَى الْقَوْمُ فَلَغَبُوا، وَأَدْرَكْتُهَا فَأَخَذْتُهَا، فَأَتَيْتُ بِهَا أَبَا طَلْحَةَ، فَذَبَحَهَا وَبَعَثَ إلَى رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم بِوَرِكِهَا وَفَخِذَيْهَا فَقَبِلَهُ».
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: "Merru'z-Zahrân denilen yerde bir tavşanı ürkütüp kaçırdık. İnsanlar onun arkasından koştular. Ben de ona yetişip yakaladım ve tavşanı Ebû Talha’ya getirdim. Onu kesti bir budunu veya kalçasını Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gönderdi ve O'da bunu kabul etti."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile ashabı seferdeyken Merru'z-Zahrân denilen yerde konakladılar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı fetih yılında burada konaklamıştır. Bir tavşanı ürkütüp kaçırmışlar ve insanlar, yakalamak için onun peşine takıldılar. Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- o zaman gençliğinin baharında olduğu için insanları geçip tavşanı yakalamış ve onu alıp annesinin kocası olan Ebû Talha -radıyallahu anh-'a götürmüştür. Ebu Talha -radıyallahu anh-, tavşanı kesmiş ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e tavşanın kalça kısmından hediye etmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hediyeyi kabul etmiş ve yemiştir.
Kaynakça
صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ.
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى 1381هـ.
تأسيس الأحكام، أحمد بن يحيى النجمي، دار علماء السلف، الطبعة: الثانية 1414هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية 1408هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما قَالَ: «دخلت أنا وخالد بن الوليد مع رسول الله صلى الله عليه وسلم بيت ميمونة، فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ فَأَهْوَى إلَيْهِ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ، فقال بعض النِّسْوَةِ في بيت ميمونة: أخبروا رسول الله بما يريد أن يأكل، فرفع رسول الله صلى الله عليه وسلم يده، فقلت: أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ الله؟ قَالَ: لا، وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي، فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ، قال خالد: فَاجْتَرَرْتُهُ، فَأَكَلْتُهُ، وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ».
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre:dedi ki:''Ben,Hâlid İbnu'l-Velîd -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber Meymûne'nin evine girdik. Akabinde kızartılmış keler getirildi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- elini ona doğru uzattı. Tam bu sırada kadınlarından biri: Rasûllah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yemek istediği şeyin ne olduğunu haber verin, dedi. Oradakiler bu kelerdir yâ Rasûlallah! Dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- elini kelerden kaldırdı. (Hâlid b. Velîd -radıyallahu anh- dedi ki:) Ben: Bu haram mıdır yâ Rasûlallah? diye sordum. Rasûlullah: "Hayır, lâkin bu benim kavmimin arazîsinde yoktur. Onun için ben kendim için bunu yemeyi hoş bulmam (kendimi tiksiniyor hissederim)" buyurdu. Bunun üzerine ben o keleri kendime doğru çektim de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bakarken onu yedim, demiştir.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Ümmü Hafîd Bint el-Hâris o da Hüzeyle Bint el-Hâris beraberin bazı hediyeler olduğu halde ki bu hediyelerin içinde keler de vardı kızkardeşi Meymûne'yi ziyarete geldi.O öğle yemeğine Meymûne'nin kızkardeşlerinin çocukları da geldiler.Hâlid b. Velîd onun kızkardeşinin oğludur.Meymûne onun teyzesidir.Yine o Abdullah b. Abbâs ve Fadl b. Abbâs'ın teyzesidir.Öğle yemeği konulduğu zaman Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- etten yemek için elini uzattı.Evde bulunan kadınlardan bazıları Rasûllah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yemek istediği şeyin ne olduğunu haber verin, dediler.Peygamber'e denildi ki:o keler etidir.O da elini kaldırdı ve ondan birşey yemedi.Hâlid -radıyallahu anh- Peygamber'e dedi ki: Bu haram mıdır yâ Rasûlallah? diye sordum.Rasûlullah: "Hayır, lâkin bu benim kavmimin arazîsinde yoktur. Onun için ben kendim için bunu yemeyi (tiksinirim) hoş bulmam" buyurdu.Bunun üzerine Hâlid -radıyallahu anh- o keleri kendime doğru çektim de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bakarken onu yedim, demiştir.
Kaynakça
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري، ط دار الفكر، بدمشق الطبعة الأولى1381هـ.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق ، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408هـ.
تأسيس الأحكام للنجمي، ط2، دار علماء السلف، 1414هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن زَهْدَم بن مُضَرِّبٍ الْجَرْمي قالَ: «كنا عند أبي موسى الأشعري، فدعا بمائدة وعليها لحم دجاج، فدخل رجل من بني تَيْمِ الله أَحْمَرُ، شَبِيهٌ بِالمَوَالِي، فقال له: هَلُمَّ، فَتَلَكَّأَ، فقال له: هَلُمَّ، فإني رأيتُ رسول الله صلى الله عليه وسلم يأكل منه».
Zehdem b. Mudarrib el-Cermî şöyle demiştir: Ebû Musa el-Eşarî -radıyallahu anh-'ın yanındaydık. Ebû Musa el-Eşarî -radıyallahu anh-'ın yanındaydık. Bir sofra getirilmesi istedi ve üzerinde tavuk eti bulunan bir sofra geldi. Teymoğullarından kızıl tenli bir adam meclise geldi. Azatlı kölelere benziyordu. Ebû Musa adama: Sofraya yaklaş dedi. Adam ağırdan aldı. Ebû Musa bir kez daha : Sofraya yaklaş, şüphesiz ki ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'i bundan (tavuk etinden) yerken gördüm dedi.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Zehdem b. Mudarrib el-Cermî kendisi ile bir topluluğun Ebû Musa el-Eşarî -radıyallahu anh-'ın yanında bulunduklarını rivayet etmiştir. Ebû Musa el-Eşarî onlar için bir sofra getirilmesini istedi ve içinde tavuk eti bulunan bir sofra getirildi. Teymoğullarından kızıl tenli -acemden- bir adam meclise geldi. Ebû Musa onu sofraya davet ederek yemeğe buyur dedi. Adam ağırdan aldı ve sofraya gelmeyi reddetti. Ebû Musa ona ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'i bundan (tavuk etinden) yerken gördüm dedi.
Kaynakça
-صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
-صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
-عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق ، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408 هـ.
-تأسيس الأحكام للنجمي، ط2، دار علماء السلف، 1414هـ.
-تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عَبْد اللهِ بن أبي أوفى رضي الله عنهما قال: «غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم سَبْعَ غَزَوَاتٍ، نَأْكُلُ الْجَرَادَ».
Abdullah b. Ebi Evfâ -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yedi gazve yaptık, çekirge yiyorduk.''
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Şüphesiz Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerine yedi gazvede yiyecek bulamadıklarından dolayı onlara çekirge göndererek yardım etmiştir. Başka bir gazvede ise onlara denizden çıkan anber/balina göndererek yardım etmiştir. Sahabeler bu balinadan yemişlerdir.
Kaynakça
- صحيح البخاري، دار طوق النجاة، ط 1422هـ.
- صحيح مسلم، ط دار إحياء التراث العربي، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي.
- خلاصة الكلام، فيصل آل مبارك ط. الثانية 1412هـ.
- الإفهام لابن باز، ط مؤسسة الجريسي تحقيق سعيد القحطاني.
- تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، للبسام، ط. دار الميمان، 1426هـ.
- تأسيس الأحكام للنجمي، ط دار المنهاج، 1427هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أَسْمَاء بِنْت أَبِي بَكْرٍ رضي الله عنهما قالت: «نَحَرْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم فَرَسًا فَأَكَلْنَاهُ». وَفِي رِوَايَةٍ «وَنَحْنُ بِالْمَدِينَةِ».
Esma Bint Ebi Bekir –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında bir at kestik ve hepimiz onu yedik. Başka bir rivayette: Biz o zaman Medine’de idik.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Esma Bint Ebi Bekir Es-Sıddık –radıyallahu anhumâ- bize Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında bir at kestiklerini ve onu yediklerini haber vermiştir. Bunda at etinin yenmesinin caiz olduğuna delil olma durumu vardır. Ayet-i Kerimede; "Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve ziynet olsun diye yarattı. Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır." (Nahl Suresi: 8) buyrulmuştur. Eşek ve katır ile birlikte zikredilmesinden dolayı bir kimsenin at etinin yenmesinde yasak olduğu düşüncesine kapılmaması gerekir.
Kaynakça
1- صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ.
2- صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
3- خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام، فيصل بن عبد العزيز المبارك، الطبعة: الثانية 1412هـ، 1992م.
4- الإفهام في شرح عمدة الأحكام، لابن باز، تحقيق: سعيد القحطاني، مؤسسة عبد العزيز بن باز الخيرية، الرياض، الطبعة: الأولى 1435هـ.
5- الإلمام بشرح عمدة الأحكام، إسماعيل بن محمد الأنصاري، دار الفكر، دمشق، الطبعة: الأولى 1381هـ.
6- تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، دار الميمان، الطبعة: الأولى 1426هـ، 2005م.
7- تأسيس الأحكام، أحمد بن يحيى النجمي، دار المنهاج، الطبعة: 1427هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما : (أن النبي صلى الله عليه وسلم نهى عن لحوم الحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ، وأَذِنَ في لحوم الخيل).
ولمسلم وحده قال: (أكلنا زمن خيبر الخيل وحُمُرَ الوَحْشِ، ونهى النبي صلى الله عليه وسلم عن الحمار الأَهْلِيِّ).
عن عبد الله بن أبي أوفى رضي الله عنه قال: (أصابتنا مجاعة ليالي خيبر، فلما كان يوم خيبر: وقعنا في الحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ فانْتَحَرْنَاهَا، فلما غَلَتِ بها القُدُورُ: نادى مُنَادِي رسول الله صلى الله عليه وسلم أن أَكْفِئُوا القُدُورَ، وربما قال: ولا تأكلوا من لحوم الحُمُرِ شيئا).
عن أبي ثعلبة رضي الله عنه قال: (حَرَّمَ رسول الله صلى الله عليه وسلم لحوم الحُمُر الأَهْلِيَّةِ).
Cabir bin Abdillah -radıyallahu anhuma-: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- evcil olan eşek etini yemeği yasakladı ve at eti yemeğe izin verdi. Sahih Müslim'deki rivayette: Hayber’in fethinde at ve vahşi eşek eti yedik. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- evcil eşek etini yemeği yasakladı. Abdullah İbn Ebi Evfa -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Hayber'in fethinin gecelerinde çok açlık çektik. Hayber'in fethedildiği gün: Evcil eşekler bulduk ve onları boğazladık, tencereler kaynayınca Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir münadisi tencereleri yere dökün ya da şöyle demiş olabilir: Eşek etinden bir şey yemeyin. Ebu Sa’lebe –radıyallahu anh- dedi ki: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- evcil eşeklerin etlerini (yemeyi) haram kıldı.
Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Cabir bin Abdillah -radıyallahu anhuma- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in evcil eşek etini yani evcil eşek etinin yenmesini yasakladığını, at etini ve vahşi eşek etini yemeyi mübah kıldığını ve izin verdiğini haber vermiştir. Abdullah İbn Ebi Evfa -radıyallahu anhuma- Hayber'in fethinin gecelerinde kendilerine açlık isabet ettiğini, Hayber'i fethettiklerinde eşekleri boğazladıklarını ve etlerini alıp pişirdiklerini, pişirdiklerinde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem'in- tencereleri dökmelerini ve o etlerden yemelerini yasakladığını haber vermiştir.
Kaynakça
1- صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ.
2- صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
3- تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426 هـ.
4- تأسيس الأحكام، أحمد بن يحيى النجمي، دار المنهاج، القاهرة، الطبعة: الأولى 1427هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، يَقُولُ عَامَ الفَتْحِ وَهُوَ بِمَكَّةَ: «إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ حَرَّمَ بَيْعَ الخَمْرِ، وَالمَيْتَةِ وَالخِنْزِيرِ وَالأَصْنَامِ»، فَقِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَرَأَيْتَ شُحُومَ المَيْتَةِ، فَإِنَّهَا يُطْلَى بِهَا السُّفُنُ، وَيُدْهَنُ بِهَا الجُلُودُ، وَيَسْتَصْبِحُ بِهَا النَّاسُ؟ فَقَالَ: «لاَ، هُوَ حَرَامٌ»، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عِنْدَ ذَلِكَ: «قَاتَلَ اللَّهُ اليَهُودَ إِنَّ اللَّهَ لَمَّا حَرَّمَ شُحُومَهَا جَمَلُوهُ، ثُمَّ بَاعُوهُ، فَأَكَلُوا ثَمَنَهُ».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in fetih yılında Mekke'de iken şöyle dediğini işitmiştir: «Şüphesiz Allah ve Rasûlü şarap (içki), leş, domuz ve putların satışını haram kıldı.» Kendisine: Ya Rasûlallah! Leş yağları konusunda ne dersin? Onlarla gemiler cilalanır, deriler yağlanır, insanlar onunla kandil yakarlar, dediler. Bunun üzerine Nebi- sallallahu alyhi ve sellem- «Hayır, haramdır.» diye buyurdu. Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sözüne şöyle devam etti: «Allah Yahudileri kahretsin! Şüphesiz Allah Teâlâ onlara leşlerin iç yağlarını yasakladığı zaman, onu erittiler sonra satıp parasını yediler.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhumâ- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in fetih yılında Mekke'de iken şöyle dediğini duydu: Allah ve Rasûlü; şarap, ölü hayvan, domuz ve putların satışını haram kıldı. Sahabeler şöyle dediler: Ey Allah'ın Rasûlü! Ölü hayvanların yağlarını satmamız caiz midir? Çünkü gemileri cilalamak için kullanılır, onunla deriler yağlanır ve insanlar onunla kandillerinde yakıt olarak kullanırlar. Bunun üzerine Rasûlullah -aleyhisselâm- şöyle buyurdu: Hayır, bunun satışı haramdır. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Allah Yahudileri helak etti ve onları lanetledi. Allah onlara hayvanların yağlarını haram kılınca yağı erittiler, sonra yağı satıp parasını yediler.
Faydalar
- Nevevî şöyle demiştir: Leş (kendiliğinden ölmüş hayvan), şarap ve domuzun satışının haram olduğunda Müslümanlar icmâ etmiştir.
- El-Kâdî şöyle demiştir: Bu hadis, yenilmesi ve faydalanılması helâl olmayan şeylerin satışının caiz olmadığını ve onların parasını yemenin de helâl olmadığını içermektedir. Nitekim hadiste zikredilen leşin yağında olduğu gibi.
- İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Hadisin siyakı, çoğunluğun yaptığı tevili kuvvetlendirmektedir. Yani, Rasûlullah’ın “O haramdır” sözünden maksat, ondan faydalanmak değil; satışının haram olduğudur.
- Haramı helâl kılmaya götüren her türlü hile geçersizdir.
- Nevevî -rahimehullah-, âlimlerin şöyle dediğini aktarmıştır: Leşin satışının haram kılınmasının genel ifadesi, öldürdüğümüz kâfirin cesedini satmanın da haram olduğunu kapsar. Kâfirler onu satın almak veya onun karşılığında bir bedel vermek isteseler bile bu caiz değildir. Nitekim bir hadiste şöyle geçmektedir: Nevfel b. Abdullah el-Mahzûmî’yi Hendek günü Müslümanlar öldürmüştü; kâfirler onun cesedi karşılığında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e on bin dirhem teklif ettiler, fakat o bunu kabul etmedi ve (bedel almaksızın) Nevfel'i onlara teslim etti.
Kaynakça
صحيح البخاري (3/ 84) (2236).
صحيح مسلم (3/ 1207) (1581).
التحفة الربانية في شرح الأربعين حديثًا النووية، (ص97).
فتاوى اللجنة الدائمة - المجموعة الأولى- اللجنة الدائمة للبحوث العلمية والإفتاء (22/ 506).
الشرح الممتع على زاد المستقنع، لابن عثيمين (1/ 71).
كشف اللثام شرح عمدة الأحكام، لمحمد السفاريني الحنبلي (4/ 557).
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص479).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي عبد الله جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: بعثنا رسول الله صلى الله عليه وسلم وأمَّر علينا أبا عبيدة رضي الله عنه نتلقى عِيرًا لقريش، وزودنا جِرَابًا من تمر لم يجد لنا غيره، فكان أبو عبيدة يعطينا تمرة تمرة، فقيل: كيف كنتم تصنعون بها؟ قال: نمَصها كما يمص الصبي ثم نشرب عليها من الماء، فتكفينا يومنا إلى الليل، وكنا نضرب بعصينا الْخَبَطَ ثم نبله بالماء فنأكله. قال: وانطلقنا على ساحل البحر، فرفع لنا على ساحل البحر كهيئة الكثيب الضخم، فأتيناه فإذا هي دابة تدعى الْعَنْبَرَ، فقال أبو عبيدة: ميتة، ثم قال: لا، بل نحن رسل رسول الله صلى الله عليه وسلم وفي سبيل الله وقد اضطررتم فكلوا، فأقمنا عليه شهرًا، ونحن ثلاثمئة حتى سَمِنَّا، ولقد رأيتنا نغترف من وَقْبِ عينه بالْقِلاَلِ الدهن ونقطع منه الْفِدَرَ كالثور أو كقدر الثور، ولقد أخذ منا أبو عبيدة ثلاثة عشر رجلاً فأقعدهم في وقب عينه وأخذ ضلعًا من أضلاعه فأقامها ثم رحل أعظم بعير معنا فمر من تحتها وتزودنا من لحمه وَشَائِقَ، فلما قدمنا المدينة أتينا رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكرنا ذلك له، فقال: «هو رزق أخرجه الله لكم فهل معكم من لحمه شيء فتطعمونا؟» فأرسلنا إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم منه فأكله.
Ebu Abdillah Câbir b. Abdillâh -radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bize Ebu Ubeyde’yi kumandan tayin ederek bizi Kureyş'in bir kervanının yolunu kesmek üzere gönderdi. Azık olarak da bize bir dağarcık kuru hurma verdi, bundan başkasını bulamadı. Ebû Ubeyde (açlık tehlikesinden dolayı) bize birer hurma yeriyordu. (Ebû'z Zübeyr) diyor ki: Ben bununla ne yapıyordunuz diye sordum. Onu, çocuğun emdiği gibi emiyor, sonra üzerine su içiyorduk. Bu bize o gün geceye kadar yetiyordu. Bir de sopalarımızla selem ağacının yaprağını silkiyor sonra onu su ile ıslatarak yiyorduk dedi (ve devamla) şunları söyledi: Deniz sahili boyunca gittik derken denizin boyunda bize yüksek kum tepesi şeklinde bir şey yükseldi. Onun yanına geldik ve bir de baktık o ‘anber/balina’ denilen bir deniz hayvanı! Ebû Ubeyde: Bu bir meyte (ölmüş bir hayvan) dir, (dolayısıyla da yenmez) dedi. Sonra da 'Hayır'. Bizler Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elçileriyiz ve Allah yolundayız, siz zor durumda kaldınız. Bundan dolayı yiyiniz, dedi. Biz bir ay boyunca onun başında konakladık ve etinden yedik. Üç yüz kişiydik ve kilo bile aldık. Yemin ederim ki balığın göz çukurundan testilerle iç yağı aldığımızı biliyorum. Ondan öküz büyüklüğünde parçalar kesiyorduk. Ebû Ubeyde bizden on üç kişi alarak bu hayvanın göz çukuruna oturttu. Onun kaburgalarından bir kaburga alarak yere dikti. Sonra beraberimizdeki en büyük deveyi semerledi ve deve onun altından geçti. Balığın etinden bir miktar tuzlayıp kurutarak yolculuk için hazırladık. Medine'ye gelince Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e giderek olup bitenleri anlattık. "O Allah'ın sizin için çıkardığı bir rızıktır. Yanınızda onun etinden bir şey yar mı? Bize de tattırın.” buyurdular. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ondan bir parça gönderdik, O da yedi."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bir seriye/birlik yollamış ve bize Ebu Ubeyde’yi onlara kumandan olarak tayin etmişti. Yani Kureyş’in yiyeceklerini taşıyan kafileyi karşılayıp almaları için. Onlara deri bir kabın içerisinde bir dağarcık kadar hurma verdi. Onların kumandanı olan Ebû Ubeyde ellerinde yiyeceğin azlığından (ve açlık tehlikesinden dolayı) onlara hurmaları birer birer yeriyordu. Onlar hurma tanelerini emiyorlar ve üzerine de su içiyorlardı. Sonra sopalarıyla develerin yapraklarını yediği ağacın dallarına vuruyorlar ve bu şekilde onun yapraklarını düşürüyorlardı. Sonra bu yaprakları sertliğinin gitmesi ve yumuşaması için su ile ıslatarak yiyorlardı. Deniz sahiline ulaştıkları zaman anber (balina) diye isimlendirilen büyük bir balıkla karşılaştılar. Kumandanları olan Ebu Ubeyde Kur’an’daki delilden hareketle balık ölü ve eti de haram olduğu için ondan yemelerini yasakladı. Sonra da görüşünü zaruret hali olması sebebiyle değiştirerek ondan yemelerine izin verdi. Aynı zamanda onlar Allah Subhânehu için sefer ediyorlardı. Deniz hayvanlarının ölmüşlerinin etinin helal olduğu hususu onlara gizli kalmıştı. Onun etinden yediler ve beraberlerinde Medine’ye de götürdüler. Olayı Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e haber verdiler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- bu yaptıklarını onayladı ve o hayvanın etinden de yedi.
Kaynakça
المسند الصحيح (صحيح مسلم), تأليف: مسلم بن حجاج النيسابوري, تحقيق: محمد فؤاد عبدالباقي, دار إحياء التراث العربي.
رياض الصالحين، النووي، تعليق وتحقيق: الدكتور ماهر ياسين الفحل -الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت-الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين, تأليف: سليم بن عيد الهلالي, دار ابن الجوزي.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين, تأليف: محمد علي بن محمد البكري الصديقي, عناية: خليل مأمون شيحا, الناشر: دار المعرفة, ط 4 عام 1425ه.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com