عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: دَبَّرَ رَجُلٌ مِنْ الأَنْصَارِ غُلاماً لَهُ-، وَفِي لَفْظٍ: بَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم : أَنَّ رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِهِ أَعْتَقَ غُلاماً لَهُ عنْ دُبُرٍ- لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ غَيْرُهُ فَبَاعَهُ رَسُولُ الله بِثَمَانِمِائَةِ دِرْهَمٍ، ثُمَّ أَرْسَلَ ثَمَنَهُ إلَيْهِ.
Cabir b. Abdillah -radıyallahu anhumâ- şöyle demiştir: Ensar'dan bir adam, kendisine ait olan bir köleyi müdebber olarak (kendisinin ölümü şartı ile) âzâd etmişti. Başka bir lafızda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ashabından birisinin müdebber olarak azad ettiği kölesinin haberi ulaşınca -o kimsenin bundan başka malı yoktu- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, onu sekiz yüz dirheme sattı. Sonra da parasını Ensar'dan olan o adama gönderdi.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Ensar'dan birisi kölesinin azad edilmesini kendisinin ölümüne bağladı. Ondan başka malı da yoktu. Bu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ulaştığında O, bu azad etmeyi aşırılık olarak saydı ve bu fiilin yapılmasını onaylamadı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu reddedip onun kölesini sekiz yüz dirheme sattı. Parasını da ona gönderdi. Onun kendisi ve ailesinin ihtiyaçlarını görmesi, kölesini azad etmesinden daha evla idi. Bu sayede insanların bir şeyler vermesine bağımlı kalmayacaktı. Bu tür hadisler, insan uygulamasa bile bu meselenin hükmünü öğrenmek açısından gereklidir. Bugün kölelik olmadığı için bu hükümleri öğrenmeyi ve anlamayı terk etmek doğru olmaz. Afrika'nın bazı yerlerinde halen kölelik bulunmaktadır. Belki yeniden de dönebilir. Adem -aleyhisselam- zamanından, İslam gelene kadar ve sonrasında da kölelik vardı. Ancak İslam, kölelik olduğunda özgürlük ve köle azat etmeye teşvik etmektedir.
Kaynakça
صحيح البخاري، للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب، الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله البسام -تحقيق محمد صبحي حسن حلاق- مكتبة الصحابة- الشارقة- الطبعة العاشرة- 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عَبْدُ الله بن عمر رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «مَن أَعْتَقَ شِرْكًا له في عَبْدٍ، فكان له مالٌ يَبْلُغُ ثَمَنَ العَبْدِ: قُوِّمَ عليه قِيمَةَ عَدْلٍ ، فأعطى شُرَكَاءَهُ حِصَصَهُمْ، وعَتَقَ عليه العَبْدُ ، وإلا فقد عَتَقَ منه ما عَتَقَ».
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ- anlatıyor: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: "Kim, kendisi ile bir başkası arasında (ortak) olan bir köledeki kendine mahsus hisseyi azad ederse, köleye onun malından adilane bir kıymet biçilir, ne eksik ne de fazla. Sonra,onun malından (ortaklara hisseleri verilerek) köle azad edilir. Değilse köleden azad ettiği kısım azad olmuştur."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
"Kim, kendisi ile bir başkası arasında (ortak) olan erkek yahutta kadın bir köledeki kendine mahsus hisseyi azad eder ve azat eden kişi zengin ise-ortağının payını ödeyebilirse- azad edenin ve ortağının da payı olan köle tamamen azad olur.Pazarda ortağının hakkı ile aynı olan değere bakar ve ortağına o değeri verir.Zengin olmayıp -arkadaşının payının değerine sahip değil ise- arkadaşına zarar vermez,sadece kendi hakkı olan kısmı hür olur ortağının payı daha önce olduğu gibi köle olarak kalır.
Kaynakça
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الأمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «من أعتق شِقْصَاً مِنْ مملوك، فعليهِ خَلاصُهُ كله في ماله، فإِنْ لم يكن له مال؛ قُوِّمَ المملوك قِيمَةَ عَدْلٍ، ثمَّ اُسْتُسْعِيَ العبد، غير مَشْقُوقٍ عليه».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sertveti olan bir kimse bir kölede sahip olduğu bir hisseyi bağışlayıp âzâd ederse bu kölenin kölelikten tamamıyla kurtulması için (diğer hak sahibine parasını ödeyip) bu kimseyi kölelikten kurtarsın. Şayet servet sahibi bir kimse değilse, kölenin âdil surette kıymeti takdir olunur (ve ancak sahip olduğu payını âzâd eder.» ve (köle) üzerine meşakkat olmayacak şekilde çalıştırılır.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Servet sahibi bir kimse bir köledeki bir hissesini azad etmek istediğinde, o kölenin köleliğinin tamamını azad etmesi gerekir. Yani bu, azad eden kimsenin bunu karşılayacak miktarda parası varsa böyle yapması gerekir demektir. Bu da kendi hissesini azad eden kimsenin, kölenin üzerinde hissesi bulunan diğer ortaklarına kölenin hür olabilmesi için paylarını ödemesidir. Ancak parası yoksa ya da buna yetecek miktarda parası yoksa veyahut da bundan dolayı kendisi zarar görecekse, bu durumda kölenin iki seçeneği vardır. Birincisi: Hisse ölçüsünde kendisi mubaad/bir kısmu hür köle olarak kalır; bir kısmı hür, diğer kısmı köledir. Yani belirli zaman köle, belirli zaman azad edilmiş olur. Bu durumda mubaad köle olarak kalması caizdir. İkincisi: Kölenin adaletli bir şekilde fiyatı belirlendikten sonra hissesini azad etmeyen sahiplerinin payını ödemek için çalışır. Buna da istis'â denir.
Kaynakça
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام -صلى الله عليه وسلم- لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، دار الثقافة العربية، دمشق، بيروت، مؤسسة قرطبة، الطبعة: الثانية 1408هـ.
صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ.
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله بن عبد الرحمن البسام، تحقيق: محمد صبحي حلاق، مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة: العاشرة 1426هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أم المؤمنين ميمونة بنت الحارث رضي الله عنها : أنها أعتقت وَليدَةً ولم تستأذن النبي صلى الله عليه وسلم فلما كان يَومُها الذي يَدورُ عليها فيه، قالت: أشَعَرْتَ يا رسول الله، أني أعتقت وليدتي؟ قال: «أو فعلت؟» قالت: نعم. قال: «أما إنك لو أعطيتها أخوالك كان أعظم لأجرك».
Müminlerin annesi Meymûne Bintu'l-Hâris -radıyallahu anhâ- (sahip olduğu siyah) bir cariyeyi, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’den izin istemeden hürriyete kavuşturmuştu. Nihayet Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in nöbet günü sırası Meymûne’nin sırasına gelince, Meymûne: Ey Allah’ın Rasûlü! Ben cariyemi âzâdladım, bunu hissettin mi (bildin mi)? dedi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sen bu azat etme işini gerçekten yaptın mı?» deyince, Meymûne -radıyallahu anhâ-: “Evet azâd ettim. (hürriyet verdim), dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Eğer cariyeyi (Hilâl oğullarından) kendi dayılarına hediye etseydin ecrin daha büyük olurdu.» buyurmuştur.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadisin anlamı: Müminlerin annesi Meymûne Bintu'l-Hâris -radıyallahu anhâ- Allah yolunda köle azat etmenin faziletini bilmesinden dolayı sahip olduğu bir cariyeyi, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e haber vermeksizin yahut ondan izin almaksızın hürriyetine kavuşturdu. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in nöbet günü sırası Meymûne’nin sırasına gelince, Meymûne, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e yaptığı şeyi haber verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona; bunu yaptın mı? Diye sordu. O, evet diye cevap verdi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, Meymune Annemizi, O’nun görüşünü almadığı için onu kınamadı/ayıplamadı fakat ona şöyle demiştir: «Eğer cariyeyi (Hilâl oğullarından) kendi dayılarına hediye etseydin ecrin daha büyük olurdu.» Bunun anlamı, yani sen güzel bir iş yaptın. Şayet cariyeyi (Hilâl oğullarından) kendi dayılarına hediye etseydin akrabaya sadaka vermen sebebi ile ecrin daha çok ve daha büyük olurdu.
Kaynakça
- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
- صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
- صحيح مسلم؛ للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
- شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
- كنوز رياض الصالحين»، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه
مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح - أبو الحسن عبيد الله المباركفوري - إدارة البحوث العلمية والدعوة والإفتاء - الجامعة السلفية - بنارس الهند الطبعة: الثالثة - 1404 هـ، 1984.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه مرفوعاً: «ثلاثة لهم أجْرَان: رجُلٌ من أهل الكتاب آمن بِنَبِيِّه، وآمَن بمحمد، والعَبْد المملوك إذا أَدَّى حَقَّ الله، وحَقَّ مَوَالِيه، ورجل كانت له أمَة فأدَّبَها فأحسن تَأدِيبَها، وَعَلَّمَهَا فأحسن تَعْلِيمَهَا، ثم أعْتَقَها فتزوجها؛ فله أجران».
Ebû Mûsâ el-Eş´arî -radıyallahu anh-´dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Üç sınıf insan vardır ki, onların sevapları ikişer defa verilir: Kitap ehlinden olup da hem kendi peygamberine hem de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-´e iman eden kimse, hem Allah´ın hakkını hem de efendisinin hakkını yerine getiren köle, câriyesi bulunan ve bu câriyeyi güzelce terbiye eden, iyice eğitip öğreten, sonra da onu âzat edip kendisiyle evlenen kimsedir. İşte bunların iki kat ecri vardır.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Üç sınıf insan vardır ki kıyamet gününde onların sevapları ikişer defa verilir. Sonra onlar hakkında şöyle demiştir: "Kitap ehlinden olan kimse" Yahudi ve hıristiyanlardan olup önceden kendilerine gönderilen peygamberlerine iman edenlerdir ki bu peygamberler Mûsa -aleyhisselam- ve İsâ -aleyhisselam-'dır. Bu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gönderilmesinden ve davetinin ulaşmasından öncedir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gönderildikten ve daveti ulaştıktan sonra ona iman eden kimse için iki sevap vardır. Bir ecir kendisine gönderilen ilk peygambere iman etmesinden, bir ecir de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmesinden dolayıdır. Bir köle Allah'a ibadetle meşgul olursa ve efendisinin kendisine verdiği vazifeyi en güzel şekilde yerine getirirse ona da iki ecir vardır. Bir kimsenin cariyesi olur, onu güzel bir şekilde terbiye eder ve dindeki helal ve haramı ona öğrettikten sonra onu kölelikten azad edip onunla evlenirse, o kimseye de iki ecir vardır. Birinci ecir, ona öğretmesinden ve onu azat etmesinden dolayıdır. İkinci ecir, onu azat ettikten sonra onu zayi etmemesi aksine onunla evlenip ona ihsanda bulunup onun namusunu koruması sebebiyledir.
Kaynakça
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407ه 1987م.
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426ه.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي.
صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة بنت أبي بكر رضي الله عنهما قالت: كانت في بريرة ثلاث سنن:
خُيِّرَتْ على زوجها حين عتقت.
وأُهْدِيَ لها لحم، فدخل علي رسول الله صلى الله عليه وسلم والبُرْمَةُ على النار، فدعا بطعام، فَأُتِيَ بخبز وأُدْمٌ من أدم البيت، فقال: ألم أَرَ البرمة على النار فيها لحم؟ قالوا: بلى، يا رسول الله، ذلك لحم تُصدِّق به على بريرة، فكرهنا أن نطعمك منه، فقال: هو عليها صدقة، وهو منها لنا هدية.
وقال النبي صلى الله عليه وسلم فيها: إنما الوَلاء لمن أعتق».
Âişe binti Ebibekir –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Berire hakkında üç sünnet bulunmaktadır: 1- Ona hürriyeti verilince kocasını seçmekte serbest bırakıldı. Ona bir miktar et hediye edilmişti. 2- Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- yanıma tencere ateş üzerinde olduğu halde girdi. Yiyecek getirilmesini istedi. Ona, evde bir miktar sulu yemek getirilince: «Ben içinde et bulunan bir çanağı ateş üzerinde görmemiş miydim?» buyurdu. Onlar, doğrudur ey Allah’ın Rasûlü! O Berire’ye sadaka olarak verilen bir etti. Ondan sana ikram etmek hoşumuza gitmedi, dediler. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «O et ona bir sadakadır ve yine o et ondan bize bir hediyedir.» buyurdu. 3- Ayrıca Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- onun hakkında: «Velâ hakkı ancak hürriyete kavuşturana aittir.» buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Âişe –radıyallahu anhâ- hoş ve güzel alışveriş sebebiyle kendisine yakın olduğu azatlı kölesi Berire –radıyallahu anhâ-'dan bahsediyor. Allah Teâlâ doğru yolu gösteren hükümlerinde üç sünnet icra etti. Genel bir hüküm olarak bütün zamanlar için geçerli kaldı. Birincisi: Eşi köle olan (Muğîs’in) nikâhı altındayken özgürlüğüne kavuşturuldu. Kendisine ilk nikâhı üzere kocasıyla kalması ve ayrılması noktasında seçme hakkı verildi. Kendi nefsini seçti. Çünkü artık derece olarak onunla (kocasıyla) eşit değildi. O hür bir kadın kocası ise köleydi. Burada eşitliğe itibar edilir. Kendini seçmiş ve nikâhını feshetmişti. Ve bu diğerlerine sünnet oldu. İkincisi: Kendisi efendisi Âişe –radıyallahu anhâ-’nın evindeyken sadaka olarak et verildi. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- tencere ateş üzerinde olduğu halde içeri girdi, yiyecek getirilmesini istedi. Ona, ekmek ve sürekli olarak evde yedikleri bir miktar sulu yemek getirildi. Onun sadaka yemediğini bilmeleri sebebiyle Berire’ye sadaka olarak verilen etten hiç bir şey getirilmedi. «Ben içinde et bulunan bir çanağı ateş üzerinde görmemiş miydim?» buyurdu. Onlar, doğrudur ey Allah’ın Rasûlü! O Berire’ye sadaka olarak verilen bir etti. Ondan sana yedirmek hoşumuza gitmedi, dediler. Rasulullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «O et ona bir sadakadır ve yine o et ondan bize bir hediyedir.» buyurdu. Üçüncüsü: Sahipleri onu Âişe –radıyallahu anhâ-’ya satmak istediklerinde cariye birine nispet edildiğinde övünç olması için velâyet hakkının kendilerine verilmesi şartını koymak istediler. Belki de kendisinden miras, yardım/destek ya da başka şekilde olan maddi menfaat elde ettiler. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- onun hakkında: «Velâ hakkı ancak hürriyete kavuşturana aittir.» buyurdu. (Velâ) Ne satana ne de bir başkasınadır.
Kaynakça
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الإمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426 هـ.
خلاصة الكلام شرح عمدة الأحكام لفيصل بن عبد العزيز آل المبارك ، ط2، 1412 هـ.
الإلمام بشرح عمدة الأحكام لإسماعيل الأنصاري، ط1، دار الفكر، دمشق، 1381ه.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «للعبد المملوك المصلح أجران»، والذي نفس أبي هريرة بيده لولا الجهاد في سبيل الله والحج، وبر أمي، لأحببت أن أموت وأنا مملوك.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, «Efendisine hizmette samimi olan bir köle için iki kat ecir vardır.» Ebu Hüreyre'nin canını elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda cihad, hac ve anneme iyilik emri olmasaydı, köle olarak ölmek isterdim."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Efendisine karşı dürüst ve samimi davranan ve efendisinin hakkını yerine getiren köle için iki sevap vardır. İbadetlerini yerine getirerek Allah’ın haklarını eda etmesi ve efendisine hizmetini yerine getirmesi sebebiyle iki ecir vardır. Sonra Ebu Hureyre -radıyallahu anh- şöyle vermiştir ki, eğer köle için Allah yolunda cihad edememe gibi bir hüküm olmasaydı ve hizmetini yerine getirmek ve nafakasını temin etmek için annesine iyilik etme görevi de olmasaydı o, ecrinden dolayı köle olarak ölmek isterdi.
Kaynakça
صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه.
صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين, مؤسسة الرسالة, الطبعة الرابعة عشر, 1407ه.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد بن علان الصديقي, دار الكتاب العربي.
كنوز رياض الصالحين، بإشراف حمد العمار, دار كنوز إشبيليا, الطبعة الأولى, 1430ه.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي, دار ابن الجوزي.
شرح رياض الصالحين لابن عثيمين، دار مدار الوطن للنشر، الرياض, الطبعة : 1426 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «من أعتق رقبة مسلمة أعتق الله بكل عضو منه، عضوًا منه في النار، حتى فرجه بفرجه».
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Kim, müslüman bir köleyi âzat ederse, Allah Teâlâ, onun her uzvuna karşılık âzat edenin bir uzvunu cehennem ateşinden kurtarır. Hatta üreme uzvuna karşılık üreme uzvunu da ateşten âzat eder."
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadiste müslüman kölelerin âzat edilmesinin fazileti beyan edilmiştir. Şüphesiz ki, kim bir köle âzat ederse sanki kendi bedeninin tamamını cehennem ateşinden âzat etmiş gibidir. Çünkü âzat etmede köleliğin zelilliğini ortadan kaldırıp müslümanların izzetini gerçekleştirmek vardır.
Kaynakça
صحيح البخاري، تحقيق محمد الناصر، دار طوق النجاة المصورة عن السلطانية الطبعة الأولى 1422.
صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين, مؤسسة الرسالة, الطبعة الرابعة عشر, 1407ه.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين لمحمد بن علان الصديقي, دار الكتاب العربي.
كنوز رياض الصالحين، بإشراف حمد العمار, دار كنوز إشبيليا, الطبعة الأولى, 1430ه.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي, دار ابن الجوزي.
شرح رياض الصالحين لابن عثيمين، دار مدار الوطن للنشر، الرياض, الطبعة : 1426 هـ.
تطريز رياض الصالحين، لفيصل بن عبد العزيز المبارك النجدي, تحقيق: عبد العزيز آل حمد, دار العاصمة , الطبعة: الأولى، 1423 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com