İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Vasiyet

3 hadis

Vasiyet edeceği bir şeyi bulunan Müslüman bir kimsenin, vasiyeti yazılı olarak yanında bulunmaksızın üç gece geçirmesi uygun değildir

عَنْ ابْنِ عُمَرَ رَضيَ اللهُ عنهُما أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا حَقُّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ لَهُ شَيْءٌ يُوصِي فِيهِ، يَبِيتُ ثَلَاثَ لَيَالٍ، إِلَّا وَوَصِيَّتُهُ عِنْدَهُ مَكْتُوبَةٌ»، قَالَ عَبْدُ اللهِ بْنُ عُمَرَ رضي الله عنهما: «مَا مَرَّتْ عَلَيَّ لَيْلَةٌ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ ذَلِكَ إِلَّا وَعِنْدِي وَصِيَّتِي».
İbni Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: «Vasiyet edeceği bir şeyi bulunan Müslüman bir kimsenin, vasiyeti yazılı olarak yanında bulunmaksızın üç gece geçirmesi uygun değildir. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i bunu söylerken işittiğim günden beri, vasiyetim yanımda yazılı olmadan tek bir gece bile geçirmedim.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- üzerinde kul hakkı veya az da olsa mal gibi vasiyet edecek bir şeyi bulunan hiçbir Müslümanın, vasiyeti yanında yazılı olmaksızın üç gece bile geçirmesinin doğru olmayacağını haber vermiştir. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu sözünü işittiğimden beri, vasiyetim yanımda yazılı olmaksızın geçirdiğim tek bir gece bile geçirmedim.

Faydalar
  1. Bu hadis, vasiyetin meşru olduğunu ve geciktirilmeden hazırlanmasının teşvik edildiğini göstermektedir. Çünkü bu, vasiyeti açıkça ortaya koymak, şeriat koyucunun (Allah ve Rasulü) bu konudaki emrine uymak, ölüme hazırlıklı olmak ve kişi hayattayken vasiyetini ve onun nereye sarf edileceğini iyice düşünüp belirlemek içindir. Böylece daha sonra kendisini bundan alıkoyacak bir meşguliyet ortaya çıkmadan önce gerekli hazırlığı yapmış olur.
  2. Vasiyet, sözlükte ahitte bulunmak, bir işi emanet edip bırakmak anlamına gelir. Terim olarak ise, kişinin vefatından sonra malının bir kısmıyla ilgili tasarrufta bulunması için bir kimseyi görevlendirmesi, yahut küçük çocuklarının gözetim ve idaresini bir kimseye emanet etmesi, ya da ölümünden sonra hükmü devam eden ve tasarruf yetkisine sahip olduğu herhangi bir iş hususunda bir kimseye görev vermesi demektir.
  3. Vasiyet üç kısma ayrılır: 1. Müstehap vasiyet: Kişinin malının bir kısmını hayır yollarında ve iyilik işlerinde harcanmak üzere vasiyet etmesidir. Böylece vefatından sonra da bunun sevabı kendisine ulaşmaya devam eder. 2. Farz vasiyet: Kişinin üzerinde bulunan hakları vasiyet etmesidir. Bu haklar, ister Allah Teâlâ'ya ait haklar olsun -ödenmemiş zekât, yerine getirilmemiş kefâret ve benzeri şer'an gerekli yükümlülükler gibi- ister kul hakları olsun -borçlar ve emanetlerin sahiplerine teslim edilmesi gibi- bunların vasiyet edilmesi gerekir. 3. Haram vasiyet: Vasiyetin, malın üçte birini aşacak şekilde yapılması veya bir vârise (mirasçıya) vasiyette bulunulmasıdır.
  4. İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'nın fazileti, hayırlı işleri geciktirmeden yerine getirmedeki titizliği ve hikmet sahibi Şâri'in emirlerine hemen uymadaki örnek tavrı görülmektedir.
  5. İbn Dakîk el-Îd -rahimehullah- şöyle demiştir: İki veya üç geceye kadar mühlet verilmesi, güçlüğü ve sıkıntıyı ortadan kaldırmak içindir.
  6. Önemli hususlar yazılı olarak belgelenmelidir. Çünkü yazı, hakların korunması ve muhafaza edilmesi bakımından daha sağlam ve daha güvenilir bir yoldur.
Kaynakça

صحيح البخاري (4/ 2) (2738). صحيح مسلم (3/ 1250) (1627). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (2/ 48). تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، لعبد الله البسام (ص548).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Vedâ Haccı yılında (Mekke’de) yakalandığım şiddetli bir hastalık dolayısıyla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ziyâretime geldi. Ona: Yâ Rasûlallah! Gördüğün gibi çok rahatsızım. Ben zengin bir adamım. Bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı? diye sordum.Peygamber:“Hayır”, dedi. Yarısını dağıtayım mı? Dedim. Yine:“Hayır”, dedi. Ya üçte birine ne buyurursun, yâ Rasûlallah? Diye sordum. “Üçte birini dağıt! Hatta o bile çok. Mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç bırakıp da halka avuç açtırmaktan hayırlıdır. Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara, hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfatını alacaksın” buyurdu. Sa`d b. Ebû Vakkâs sözüne devamla dedi ki: Yâ Rasûlallah! Arkadaşlarım gidipte ben kalacak mıyım? (burada ölecek miyim?) diye sordum. “Hayır, sen burada kalmayacaksın. Allah rızâsı için güzel işler yaparak yükseleceksin. Allah’tan öyle umuyorum ki, daha nice yıllar yaşayarak kimi insanlar (mü’minler) senden fayda, kimileri de (kâfirler) zarar görecektir. Allahım! Ashâbımın (Mekke’den Medine’ye) hicretini tamamla! Onları geri döndürüp hicretlerini yarım bırakma! Acınacak durumda olan Sa`d b. Havle’dir” buyurdu.Bu sözleriyle Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Sa`d b. Havle’nin Mekke’de ölmesine üzüldüğünü ifade etti.

عن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه قال: جاءني رسول الله صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي عام حَجَّةِ الوداع من وَجَعٍ اشْتَدَّ بي، فقلت: يا رسول الله، قد بلغ بي من الوَجَعِ ما ترى، وأنا ذو مال، ولا يَرِثُنِي إلا ابنةٌ أَفَأَتَصَدَّقُ بثلثي مالي؟ قال: لا، قلت: فالشَّطْرُ يا رسول الله؟ قال: لا، قلت: فالثلث؟ قال: الثلث، والثلث كثير، إنك إن تَذَرَ وَرَثَتَكَ أغنياء خيرٌ من أن تَذَرَهُم عالَةً يَتَكَفَّفُونَ الناس، وإنك لن تنفق نفقة تبتغي بها وجه الله إلا أُجِرْتَ بها، حتى ما تجعل في فِيْ امرأتك. قال: قلت: يا رسول الله أُخَلَّفُ بعد أصحابي؟ قال: إنك لن تُخَلَّفُ فتعمل عملا تبتغي به وجه الله إلا ازْدَدْتَ به درجة ورِفْعَةً، ولعلك أن تُخَلَّفَ حتى ينتفع بك أقوام، ويُضَرُّ بك آخرون. اللهم أَمْضِ لأصحابي هجرتهم، ولا تَرُدَّهُم على أَعْقَابِهِم، لكنِ البَائِسُ سعد بن خَوْلَةَ (يَرْثِي له رسول الله صلى الله عليه وسلم أن مات بمكة).
Sa`d İbni Ebû Vakkâs -radıyallahu anh- şöyle dedi: Vedâ Haccı yılında (Mekke’de) yakalandığım şiddetli bir hastalık dolayısıyla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ziyâretime geldi. Ona: Yâ Rasûlallah! Gördüğün gibi çok rahatsızım. Ben zengin bir adamım. Bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı? diye sordum.Peygamber:“Hayır”, dedi. Yarısını dağıtayım mı? Dedim. Yine:“Hayır”, dedi. Ya üçte birine ne buyurursun, yâ Rasûlallah? Diye sordum. “Üçte birini dağıt! Hatta o bile çok. Mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç bırakıp da halka avuç açtırmaktan hayırlıdır. Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara, hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfatını alacaksın” buyurdu. Sa`d b. Ebû Vakkâs sözüne devamla dedi ki: Yâ Rasûlallah! Arkadaşlarım gidipte ben kalacak mıyım? (burada ölecek miyim?) diye sordum. “Hayır, sen burada kalmayacaksın. Allah rızâsı için güzel işler yaparak yükseleceksin. Allah’tan öyle umuyorum ki, daha nice yıllar yaşayarak kimi insanlar (mü’minler) senden fayda, kimileri de (kâfirler) zarar görecektir. Allahım! Ashâbımın (Mekke’den Medine’ye) hicretini tamamla! Onları geri döndürüp hicretlerini yarım bırakma! Acınacak durumda olan Sa`d b. Havle’dir” buyurdu.Bu sözleriyle Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Sa`d b. Havle’nin Mekke’de ölmesine üzüldüğünü ifade etti.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Sa`d İbni Ebû Vakkâs -radıyallahu anh- şöyle dedi: Vedâ Haccı yılında (Mekke’de) yakalandığım şiddetli bir hastalık dolayısıyla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ziyâretime geldi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- adeti gereği ashabını dolaşıp ve tesellide bulunmak için onu dolaştı.Sa'd Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e malından çoğunu tasadduk etmesi gerektiğine inanmasının sebeplerini zikretti.Ona: Yâ Rasûlallah! Gördüğün gibi onun sebebiyle ölmekten korktuğum hastalıktan dolayı çok rahatsızım. Ben çok malı olan bir adamım.Fakirlikten ve zayi olmalarından korktuğum bir kızımdan başka mirasçım da yok.Bundan sonra salih amelim olarak takdim edeceğim malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı? diye sordum.Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:“Hayır”, dedi. Yarısını dağıtayım mı? Dedim. Yine:“Hayır”, dedi. Ya üçte birine ne buyurursun, yâ Rasûlallah? Diye sordum.O da çok olmasına rağmen üçte biri ile tasaddukta bulunmanda bir engel yok buyurdu.Üçte birden daha az olan dörtte bir ve beşte bire inmek daha faziletlidir.Sonra da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona sadakanın malın en çoğundan en azına inmesinin hikmetini iki şeyde açıkladı:1- Eğer ölürse varislerini iyiliğinden ve malından faydalanacak şekilde zengin olarak bırakması onları başkalarına gidip insanların yardımlarıyla yaşamasından daha evladır.2- Yaşayıp malını şeri yollarda infak eder,ecrini Allah'tan bekler ve buna karşılık ecir alır.Üzerine en çok farz olan nafakalardan biri eşine yedirdiği nafakadır.Sonra da Sa'd b. Ebû Vakkâs Allah Teâlâ için hicret edip terk ettiği Mekke'de ölüp bu sebeple de hicret sevabından azalacağından korktu.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona hicret ettiği yerde zorla bırakılmayacağını haber verdi.Sonra da o beldede Allah'ın sevabını umarak amel ederse ancak onun derecesi artar.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona hastalığından kurtulacağının ve şifa bulacağının,Allah'ın onunla müminlere fayda vereciğinin ve kafirlere de zarar vereceğinin müjdesini verdi.Sadıku'l Masduk (sözü doğru ve sözü tasdiklenen)'un haber verdiği gibi hastalından kurtuldu şifa buldu.Perslerle yapılan savaşta en büyük komutan oldu.Allah onunla İslama ve müslümanlara fayda verdi.Fetihler gerçekleştirdi ve onunla Allah şirke ve müşriklere vurdu.Sonra da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın ashabının hepsine derecelerini vermesi,onlardan kabul buyurması,onları dinlerinden geri döndürmemesi ve hicret ettikleri beldeye geri döndürmemesi için dua etti.Allah Teâlâ ondan bu duayı kabul etti.Hamd ve minnet onadır.Onun ile İslamı izzetli kılan Allah'a hamd olsun.Sonra da Sa'd b. Havle'yi zikretti.O Mekke'den hizret eden muhacirlerden olup Allah Teâlâ ona orada ölmeyi takdir etti ve orada vefat etti.Bu sözleriyle Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Sa`d b. Havle’nin Mekke’de ölmesine üzüldüğünü ifade etti.Muhacirin terk edip hicret ettiği yerde vefat etmesini hoş görmezlerdi.

Kaynakça

الإلمام بشرح عمدة الأحكام، للشيخ إسماعيل الأنصاري -مطبعة السعادة- الطبعة الثانية 1392هـ. تيسير العلام شرح عمدة الأحكام، عبد الله البسام، تحقيق محمد صبحي حسن حلاق -مكتبة الصحابة- الشارقة- الطبعة العاشرة- 1426هـ. صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة، (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ. صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. المعجم الوسيط، نشر: دار إحياء التراث العربي، بيروت – لبنان، الطبعة: الثانية.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

“Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Dolayısıyla miras alacak olana vasiyet yoktur. Çocuk, yatağın sahibi olan erkeğe veya cariye ise efendisine aittir. Zina edenin hakkı mirastan mahrum edilmektir. Veya taşlanarak öldürülmektir. Kim babasından başkasına babam budur diye intisab ederse veya köle olan kimse kendi sahibinin dışındaki kimsenin efendisi olduğunu iddia ederse kendi öz babasından ve efendisinden bağlarını koparırsa Allah’ın laneti onun üzerine olur. Allah bu tür kimselerin ne yaptığı farzı nede nafileyi kabul eder.”

عن عمرو بن خارجة رضي الله عنه : أن النبي صلى الله عليه وسلم خطب على ناقته وأنا تحت جِرَانِها وهي تَقْصَع بِجِرَّتِها، وإن لُعابها يَسِيل بين كتفيَّ فسمعتُه يقول: «إن الله أعطى كلِّ ذي حقٍّ حقَّه، ولا وصيَّةَ لِوارث، والولَد لِلْفِراش، وللعاهِرِ الحَجَر، ومن ادَّعى إلى غير أبِيهِ أو انْتمى إلى غير مَوَاليه رغبةً عنهم فعَلِيه لعنةُ الله، لا يَقْبَلُ الله منه صَرْفا ولا عَدْلا».
Amr b. Harîce -radıyallahu anh-’dan rivâyet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- devesinin üzerinde hutbe veriyordu ben de devenin boynunun altında idim. Deve geviş getirip yutarken salyası iki omuzun arasına akmakta idi. Onu şöyle derken işittim: “Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Dolayısıyla miras alacak olana vasiyet yoktur. Çocuk, yatağın sahibi olan erkeğe veya cariye ise efendisine aittir. Zina edenin hakkı mirastan mahrum edilmektir. Veya taşlanarak öldürülmektir. Kim babasından başkasına babam budur diye intisab ederse veya köle olan kimse kendi sahibinin dışındaki kimsenin efendisi olduğunu iddia ederse kendi öz babasından ve efendisinden bağlarını koparırsa Allah’ın laneti onun üzerine olur. Allah bu tür kimselerin ne yaptığı farzı nede nafileyi kabul eder.”
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Amr b. Harîce -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte ve ona yakındı. Nebî -aleyhisselatu vesselam- devesinin üzerinde insanlara hutbe veriyordu de devenin salyası Amr'ın iki omuzun arasına akmakta idi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in -bu hutbesinde- bazı hükümleri açıkladığını zikretmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır: “Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. (Mirastan) Hak sahibinin kendisinine farz olan payını ve nasibini beyan etmiştir. Dolayısıyla miras alacak olana vasiyet yoktur. Sonra Çocuk, yatağın sahibi olan erkeğe veya cariye ise efendisine nispet edilmez. Zina edenin mirastan hakkı yoktur. Yapmış olduğu fiile karşılık hüsran vardır. Had cezasını hak eder. Sonra insanın babasından başkasını intisap etmesinin yada kölenin kendini azat edenlerden başkasına kendisini intisap etmesinin haramlığını beyan etmiştir. Kim babası olmadığını bildiği halde babasından başkasına kendisini intisap ederse yada kendisini azat edenlerden başkasının kavmine intisap ederse Allah Teâlâ katından laneti hak etmiş olur. Allah -celle ve alâ- ondan ne bir farzı nede bir nafileyi kabul eder.

Kaynakça

سنن الترمذي، تأليف: محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق أحمد شاكر وغيره، الناشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، الطبعة: الثانية، 1395 هـ سنن ابن ماجه, ابن ماجة أبو عبد الله محمد بن يزيد القزويني، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي, الناشر: دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبي. مسند الإمام أحمد بن حنبل، تحقيق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى، 1421هـ - 2001م. صحيح الجامع الصغير وزياداته, محمد ناصر الدين الأشقودري الألباني, الناشر: المكتب الإسلامي, , ط 3, 1408 هـ. الصحاح تاج اللغة وصحاح العربية, أبو نصر إسماعيل بن حماد الجوهري الفارابي, تحقيق: أحمد عبد الغفور عطار, دار العلم للملايين – بيروت, الطبعة: الرابعة 1407 هـ‍ - 1987 م. تاج العروس من جواهر القاموس, محمّد بن محمّد بن عبد الرزّاق الحسيني، أبو الفيض، الملقّب بمرتضى، الزَّبيدي, مجموعة من المحققين, الناشر: دار الهداية. معجم اللغة العربية المعاصرة، للدكتور أحمد مختار عبد الحميد عمر بمساعدة فريق عمل، الناشر: عالم الكتب، الطبعة: الأولى، 1429 هـ - 2008 م. معجم مقاييس اللغة، تأليف: أحمد بن فارس بن زكريا القزويني الرازي، تحقيق: عبد السلام محمد هارون، الناشر: دار الفكر عام النشر: 1399هـ - 1979م. شرح صحيح البخاري لابن بطال، تحقيق: أبي تميم ياسر بن إبراهيم، نشر: مكتبة الرشد، الرياض-السعودية، الطبعة: الثانية 1423ه، 2003م. توضيح الأحكام مِن بلوغ المرام، تأليف: عبد الله بن عبد الرحمن بن صالح البسام، الناشر: مكتبة الأسدي، مكة المكرّمة الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م. مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي بن سلطان الملا الهروي القاري، الناشر: دار الفكر، بيروت – لبنان، الطبعة: الأولى، 1422هـ - 2002م. المصباح المنير في غريب الشرح الكبير, أحمد بن محمد بن علي الفيومي ثم الحموي، أبو العباس, المكتبة العلمية – بيروت. تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي, أبو العلا محمد عبد الرحمن بن عبد الرحيم المباركفورى, دار الكتب العلمية - بيروت. النهاية في غريب الحديث والأثر, مجد الدين أبو السعادات المبارك بن محمد الشيباني الجزري ابن الأثير, المكتبة العلمية - بيروت، 1399هـ - 1979م, تحقيق: طاهر أحمد الزاوى - محمود محمد الطناحي. شرح الطيبي على مشكاة المصابيح المسمى بـ (الكاشف عن حقائق السنن), شرف الدين الحسين بن عبد الله الطيبي, المحقق: د. عبد الحميد هنداوي, الناشر: مكتبة نزار مصطفى الباز (مكة المكرمة - الرياض), الطبعة: الأولى، 1417 هـ - 1997 م. بلوغ المرام من أدلة الأحكام، لابن حجر، دار القبس للنشر والتوزيع، الرياض - المملكة العربية السعودية، الطبعة: الأولى، 1435 هـ - 2014 م. فتاوى اللجنة الدائمة - المجموعة الأولى-: اللجنة الدائمة للبحوث العلمية والإفتاء- جمع وترتيب: أحمد بن عبد الرزاق الدويش. مجموع فتاوى العلامة عبد العزيز بن باز رحمه الله، أشرف على جمعه وطبعه: محمد بن سعد الشويعر- طبع وزارة الشؤون الإسلامية والأوقاف.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com