İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Sahabenin Dereceleri -radıyallahu anhum-

6 hadis

«Ebu Bekir’e emredin de insanlara namazı kıldırsın.»

عن ابن عمر رضي الله عنهما قال: لما اشتد برسول الله صلى الله عليه وسلم وجعه، قيل له في الصلاة، فقال: «مروا أبا بكر فليُصَلِّ بالناس» فقالت عائشة رضي الله عنها : إن أبا بكر رجل رقيق، إذا قرأ القرآن غلبه البكاء، فقال: «مُرُوه فليُصَلِّ». وفي رواية عن عائشة رضي الله عنها ، قالت: قلت: إن أبا بكر إذا قام مقامك لم يُسْمعِ الناس من البكاء.
Abdullah İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre O, şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ağrıları şiddetlendiği zaman ona, namaz için haber verildi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ebu Bekir’e emredin de insanlara namazı kıldırsın.» buyurdu. Bunun üzerine Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: “Ebu Bekir, yumuşak kalpli bir kimsedir. Kur’ân okuduğu zaman gözyaşlarını tutamaz,” dedi. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «O’na emredin, namazı kıldırsın.» buyurdu. Başka bir rivayette ise Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle demiştir: “ Dedim ki, muhakkak ki Ebu Bekir, (namaz için) senin makamına geçtiği zaman ağlamasından dolayı insanlara sesini işittiremez.”
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ağrıları şiddetlendiğinde insanlara imamlık yapamadı. Ebu Bekir -radıyallahu anh-’a imamlık yapmasını emretti. Ebu Bekir -radıyallahu anh-, Kur’ân okuduğu zaman çokça ağlayan bir kimse idi. Bundan dolayı Âişe -radıyallahu anhâ- (babasının namaz kıldırmaması için) bunu mazeret olarak öne sürdü. Aslında Âişe -radıyallahu anha-’nın mazeret sunmasının sebebi babasının Kur’ân okurken çokça ağlaması değil, insanların onun babası hakkında kötümser davranmaları endişesiydi. Âişe -radıyallahu anhâ-, içinde gizlediği maksadın tersini dışına yansıtmıştı. Müslim’in rivayetinde geldiği üzere ise Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle demiştir: “Allah’a yemin olsun ki bu, babamın, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in makamına geçen ilk kimse olmasından kaynaklı olarak insanların kötümser davranmalarından endişe etmemden başka bir sebeple değildi. Ben babamı bundan iki yahut üç kez geri çevirdim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Ebu bekir insanlara namazı kıldırsın. Hiç şüphe yok ki sizler, Yusuf -aleyhisselam-’ın zamanındaki kadınlar gibisiniz. Bu sözle kastedilen anlam, sizler içinizdekinin zıddını dışarı yansıtmak hususunda Yusuf -aleyhisselam-’ın zamanındaki kadınlar gibisiniz, demektir. Buradaki hitap şekli çoğul kipi ile yapılmış olsa da bununla kastedilen bir kişidir, o da sadece Âişe -radıyallahu anhâ-’dır. Yusuf -aleyhisselam-’ın zamanındaki kadınlarla kastedilen de Hafız’ın dediği gibi o zamanki Mısır Hükümdarının karısı Zeliha’dır. İki olay arasındaki benzerlik ise Zeliha, kadınları, onlara ikramda bulunmak için davet ettiğini zahiren ortaya koyarken onun asıl isteği, kadınların Yusuf -aleyhisselam-’ın güzelliğine bakmaları ve Yusuf’a olan sevgisi hususunda ona hak vermeleriydi. Âişe -radıyallahu anhâ-’nın, babasını imamlıktan uzaklaştırmasındaki sebep sadece Ebu Bekir’in Kur’ân okuduğu esnada çokça ağlaması sebebi ile cemaate sesini işittirememesi endişesi değil, insanların Ebu Bekir hakkında kötümser olmaları endişesi idi. Âişe, bunu açıkça beyan etmiştir. Rivayetin geldiği bazı yollar da şu şekildedir: “Beni, Ebu Bekir’i imamlıktan döndürmeye sevk eden şey, kalbimin, insanların Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in makamına geçen kimseden hoşlanmaları hususunda rahat olmaması idi.

Kaynakça

رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه. - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه. - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ. - صحيح البخاري عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. نيل الأوطار- محمد بن علي الشوكاني -تحقيق: عصام الدين الصبابطي- دار الحديث، مصر- الطبعة: الأولى، 1413هـ - 1993م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ömer İbnu’l–Hattâb -radıyallahu anh- ilk hicret eden sahabelere dörder bin maaş bağladı.

عن نافع: أنَّ عمرَ بنَ الخطابِ رضي الله عنه كانَ فرضَ للمهاجرينَ الأولينَ أربعةَ الآفٍ، وفَرَضَ لابنِه ثلاثةَ آلافٍ وخمسمئةٍ، فقيل له: هو من المهاجرينَ فَلِمَ نَقَصْتَهُ؟ فقالَ: إنما هَاجَرَ به أبوه. يقولُ: ليسَ هو كمن هَاجَرَ بنفسِهِ.
Nâfi’den rivayet edildiğine göre: Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh- ilk hicret eden sahabelere dörder bin, oğlu Abdullah’a da üç bin beş yüz dirhem maaş bağlamıştı. Ömer’e: Oğlun da ilk hicret edenlerden biridir. Onun hakkını niçin kıstın? diye sordular. Ömer –radıyallahu anh- şunları söyledi: Oğlum babasıyla birlikte hicret etti. Bu sebeple yalnız başına hicret edenlerle bir tutulamaz.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Ömer –radıyallahu anh- muhacirlere dörder bin, oğlu Abdullah muhacirlerden olmasına rağmen üç bin beş yüz vermiştir. Çünkü o babası Ömer’le birlikte büluğ çağına ermeden hicret etmişti. Ömer –radıyallahu anh- onun yetişkin kimselerden sayıldığını görmüyordu. Bundan dolayı yetişkin tek başına hicret eden muhacirlerden olmadığı için verdiği şeyi azaltmıştır. Bu dünya Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’den ve Ebu Bekir –radıyallahu anh-’dan sonra ümmetin malı hakkında Ömer –radıyallahu anh-’dan başka vera ve zühd sahibi olan bir yönetici görmemiştir. Bu yüzden herhangi bir hususta Müslümanların yönetimini üstlenen kimse akrabasını, akrabası olduğu için, zengini zengin, fakiri de fakir olduğu için kayırmaması gerekir. Bilakis herkesin menzilesine göre hareket etmesi gerekir. İşte bu vera ve adaletin ta kendisidir.

Kaynakça

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي. تطريز رياض الصالحين؛ تأليف فيصل آل مبارك، تحقيق د. عبدالعزيز آل حمد، دار العاصمة-الرياض، الطبعة الأولى، 1423هـ. رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ. شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن-الرياض، 1426هـ. صحيح البخاري –الجامع الصحيح-؛ للإمام أبي عبدالله محمد بن إسماعيل البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. فتح الباري بشرح صحيح البخاري؛ للحافظ أحمد بن علي بن حجر العسقلاني، دار المعرفة-بيروت. كشف المشكل من حديث الصحيحين؛ لأبي الفرج ابن الجوزي، تحقيق د. علي البواب، دار الوطن-الرياض. كنوز رياض الصالحين؛ فريق علمي برئاسة أ.د. حمد العمار، دار كنوز إشبيليا-الرياض، الطبعة الأولى، 1430هـ. نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bedir'e ve Hudeybiye'ye katılmış olan hiçbir kimse Cehennem ateşine girmeyecektir

عن جابر رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «لن يدخلَ النارَ رجلٌ شَهِد بدرًا والحُدَيْبِيَة».
Câbir -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bedir'e ve Hudeybiye'ye katılmış olan hiçbir kimse Cehennem ateşine girmeyecektir.»
Ahmed rivayet etmiştir ve aslı Sahih-i Müslim'dedirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, hicretin ikinci yılında gerçekleşen Bedir Muharebesi'nde kendisiyle birlikte savaşan veya hicretin altıncı yılında gerçekleşen Hudeybiye Antlaşması'nda (Rıdvan Biatı'nda) hazır bulunan hiçbir kimsenin Cehennem'e girmeyeceğini müjdelemiştir.

Faydalar
  1. Bu, Bedir Savaşı ve Hudeybiye Antlaşması'na katılanların faziletini ve onların Cehennem'e girmeyeceklerini belirtir.
  2. Bu (hadis), Allah Teâlâ’nın onların (kul) haklarını üstleneceğine/ödeyeceğine, onları iman üzere ölmeye muvaffak kılacağına ve Cehennem azabına uğratmaksızın doğrudan Cennet'e koyacağına bir delildir. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 1942) (2495) . مسند أحمد (23/ 410) (15262). المصباح المنير في غريب الشرح الكبير، لأحمد الفيومي (1/ 123). فيض القدير شرح الجامع الصغير، للمناوي (5/ 302). المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، للنووي (16/ 57).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Bekir ve Ömer için şöyle buyurdu: «Bu ikisi, peygamberler ve rasûller hariç, gelmiş geçmiş tüm cennet ehli yetişkinlerinin efendisidir

عن أنس رضي الله عنه، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لأبي بكر وعمر: «هذان سَيِّدا كُهُول أهل الجنة من الأوَّلِين والآخِرين إلا النبيِّين والمرسلين».
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Bekir ve Ömer için şöyle buyurdu: «Bu ikisi, peygamberler ve rasûller hariç, gelmiş geçmiş tüm cennet ehli yetişkinlerinin efendisidir.»
Tirmizî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekir Sıddık ve Ömer el-Farûk'un -radıyallahu anhuma-'ın peygamber ve resullerden sonra insanların en hayırlısı ve Cennet ehlinin en faziletlisi olduklarını beyan etmiştir.

Faydalar
  1. Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhuma-, peygamberlerden ve rasûllerden sonra gelen en faziletli insanlardır.
  2. Cennette yaşlı kimse olayacaktır. Bilakis oraya giren herkes otuz üç yaşındadır. Buradaki maksat, dünyada yaşlı ölenlerin efendileri olacakları veya bunun, bu hadisin söylendiği sırada dünyadaki halleri dikkate alınarak söylendiği de söylenebilir.
Kaynakça

سنن الترمذي (6/ 45) (3664). تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي، لمحمد المباركفوري (10/ 103).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

«Her ümmetin bir emini vardır. Ey ümmet! bizim eminimiz ise Ebû Ubeyde b. Cerrah'tır.»

عن أنس بن مالك رضي الله عنه مرفوعًا: «إنَّ لكل أُمَّة أمِينًا، وإنَّ أمِيننا -أيتُها الأمة- أبو عُبيدة بن الجَرَّاح».
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her ümmetin bir emini vardır. Ey ümmet! bizim eminimiz ise Ebû Ubeyde b. Cerrah'tır.»
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Her ümmette diğer kişilerden daha emin olmak ile meşhur olmuş kimseler vardır. Bu ümmette de emin olarak meşhur olmuş kimse Ebû Ubeyde Âmir b. Cerrah -radıyallahu anh-'dır. Eminlik vasfı; o ve diğer sahabelerin -radıyallahu anhum- ortak vasfı olmasıyla birlikte hadisin lafzı Ebu Ubeyde -radıyallahu anh-'ın eminlik hususunda diğerlerinden daha üstün olduğunu hissettirmektedir.

Kaynakça

صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423هـ. منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري، حمزة محمد قاسم، راجعه: عبد القادر الأرناؤوط، عني بتصحيحه ونشره: بشير محمد عيون، الناشر: مكتبة دار البيان، دمشق، مكتبة المؤيد، الطائف، عام النشر: 1410هـ، 1990م.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Uhud savaşı günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in üzerinde iki zırh vardı. Derken bir kayaya tırmanmak istedi. Zırhların ağırlığından buna gücü yetmedi. Nihayet Talha -radıyallahu anh- çömeldi ve basamak görevi yaptı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun üzerine basarak kaya üzerine çıkıp doğruldu. Zübeyr -radıyallahu anh- diyor ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in; «Talha, Cennet'i hak etti.» buyurduğunu işittim.

عن الزُّبير بن العَوَّام رضي الله عنه قال: كان على النبي صلى الله عليه وسلم دِرْعان يوم أحد، فنهض إلى الصَّخرة فلم يستطع، فأَقعد طلحة تحته، فصعد النبي -صلى الله عليه وسلم عليه- حتى استوى على الصخرة، فقال: سمعتُ النبي صلى الله عليه وسلم يقول: «أَوْجِبْ طلحة».
Zübeyr b. Avvam -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Uhud Savaşı günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in üzerinde iki zırh vardı. Derken bir kayaya tırmanmak istedi. Zırhların ağırlığından buna gücü yetmedi. Nihayet Talha -radıyallahu anh- çömeldi ve basamak görevi yaptı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun üzerine basarak kaya üzerine çıkıp doğruldu. Zübeyr -radıyallahu anh- diyor ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in; «Talha, Cenneti hak etti.» diye buyurduğunu işittim.
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Uhud Savaşı'nda düşmanın darbelerinden kendini korumak için demirden iki tane zırh giymiştir. Bir kayaya tırmanmak için yönelmiş ancak buna güç yetirememiştir. Talha -radıyallahu anh- gelip Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önüne çömelmiş ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun üstüne çıkarak kayaya tırmanmıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Talha'ya vacip olmuştur.» buyurmuştur. Yani: Talha'nın bu yapmış olduğu amel ile ya da o gün yaptıkları ile cenneti hak etttiğini göstermiştir.

Kaynakça

سنن الترمذي، محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر، ومحمد فؤاد عبد الباقي، وإبراهيم عطوة عوض، شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، مصر، الطبعة: الثانية، 1395هـ- 1975م. مسند الإمام أحمد بن حنبل، أحمد بن حنبل أبو عبدالله الشيباني، تحقيق: شعيب الأرنؤوط و عادل مرشد، وآخرون، تحت إشراف: عبد الله بن عبد المحسن التركي، مؤسسة الرسالة، الطبعة: الأولى 1421هـ، 2001م. سلسلة الأحاديث الصحيحة وشيء من فقهها وفوائدها، محمد ناصر الدين الألباني، مكتبة المعارف للنشر والتوزيع، الرياض، الطبعة الأولى لمكتبة المعارف، 1422هـ. معجم اللغة العربية المعاصرة، أحمد مختار عبد الحميد عمر بمساعدة فريق عمل، الناشر: عالم الكتب، الطبعة: الأولى 1429هـ، 2008م. تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي، محمد عبد الرحمن بن عبد الرحيم المباركفورى، دار الكتب العلمية، بيروت.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com