Ar-Ra'd
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
لَهُۥ دَعْوَةُ ٱلْحَقِّ ۖ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَىْءٍ إِلَّا كَبَـٰسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَـٰلِغِهِۦ ۚ وَمَا دُعَآءُ ٱلْكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ 14
14- Hak davet/dua yalnız O’na mahsustur. O’nun dışında yalvardıkları ise kendilerine hiçbir şekilde karşılık veremezler. (Onların durumu) ancak ağzına ulaşsın diye suya doğru iki avucunu (uzaktan) açan kimseye benzer ki su, ona asla ulaşacak değildir. Kâfirlerin duası da ancak (böyle) tamamen boşunadır.
14. “Hak davet/dua” hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmek, gerek ibadet kastı ile gerekse dilekte bulunmak kastı ile yapılan dualar “yalnız O’na” bir ve tek olan “Allah’a mahsustur.” Yani duanın, korkunun, umudun, sevginin, isteklerin, çekincelerin ve yönelişin yalnızca O’na yapılması gerekir. Çünkü yalnızca O’nun ulûhiyeti hak ve gerçektir. O’ndan başkalarının ulûhiyeti ise bâtıldır. “O’nun dışında yalvardıkları” Allah’a ortak kabul ettikleri putlar, O’na eş koştukları ortaklar, ibadet ve dua ettikleri varlıklar “ise kendilerine” dünya ve de âhiret ile ilgili taleplerinde az ya da çok “hiçbir şekilde karşılık veremezler. (Onların durumu) ancak ağzına ulaşsın diye suya doğru iki avucunu (uzaktan) açan kimseye benzer” Suya doğru avuçlarını açmakla birlikte su, kendisinden uzak olduğu için bir türlü avuçları suya yetişmeyen kimsenin haline benzer. Böyle bir kimse susuzdur, aşırı derecede susuz olduğu için de ellerini ulaşması imkânsız olan suya doğru uzatır, fakat bir türlü o suya ulaşamaz. İşte Allah ile birlikte başka ilahlara ibadet edip dua eden kâfirlerin durumu da böyledir. Bu uydurma ilahlar, onların hiçbir dualarını kabul edemez. En ileri derecede onlara ihtiyaç duydukları vakitlerde de onlara hiçbir fayda sağlayamazlar. Çünkü onlara dua ve ibadet edenler muhtaç ve aciz varlık oldukları gibi bu uydurma ilahlar da muhtaç ve acizdir. “Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.”(Sebe, 34/22)“Kâfirlerin duası da ancak (böyle) tamamen boşunadır.” Çünkü Allah’tan başka dua ve ibadet ettikleri varlıklar da boştur, batıldır. Bu sebepten onların ibadetleri ve duaları da boşunadır. Çünkü gayenin batıl olması, vasıtanın da batıl olmasını gerektirir. Allah ise mutlak egemen ve apaçık hakkın ta kendisi olduğu için O’na ibadet de haktır ve bu ibadetin, yapana dünyada da âhirette de faydası olacaktır. Kâfirlerin Allah’tan başkasına dua ve ibadet etmelerinin, avuçlarını ağzına ulaşsın diye uzaktaki suya doğru uzatan kimseye benzetilmesi, en güzel misallerden birisidir. Bu, imkânsız bir duruma dair bir benzetmedir. Böyle bir şey imkânsız olduğuna göre ona benzetilen şey de imkânsızdır. İmkânsız olan bir şeye bağlı olarak söz konusu edilmesi de bir şeyin reddedilmesi için kullanılan en beliğ, en etkili ifadedir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:“Âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı büyüklenenlere -hiç şüphesiz- gök kapıları açılmayacaktır ve onlar deve, iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Biz, günahkârları işte böyle cezalandırırız.”(el-A’râf, 7/40)