Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hayber Savaşı'nda şöyle buyurmuştur: «Bu sancağı, Allah’ı ve Rasûlünü seven, Allah’ın fethi kendisine nasip edeceği bir yiğide vereceğim.» Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- “Emirliği o günkü kadar hiçbir zaman arzu etmedim." demiştir. Beni çağırır ümidiyle Rasûlullah’a kendimi göstermeye çalıştım durdum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali b. Ebû Tâlib’i çağırdı, sancağı ona teslim etti ve şöyle buyurdu: «Yürü, Allah fethi müyesser kılıncaya kadar sağa–sola bakınma!» Ali -radıyallahu anh- derhal hareket etti, sonra durdu ve arkasına dönmeden (gözlerini hedeften ayırmadan) seslendi: Yüksek sesle bağırarak Ey Allah’ın elçisi! Onlarla ne (yapmaları) için savaşayım? Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Onlarla, Allah’tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edene kadar savaş. Bunu yaptıkları zaman, -dinin yasaklarını çiğnemedikçe- kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar. Asıl hesaplarını görmek ise Allah’a aittir.»
Tercüme Edilmiş Nebevî Hadisler Ansiklopedisi’nde (HadeethEnc.com) bir rivayetin metninin aynısı bulunuyorsa, çevirisi o rivayetin altında kaynağı belirtilerek gösterilir. İkisi bir programla, yalnızca Arapça metne bakılarak eşleştirilmiştir: ansiklopedideki hadisin tüm metni, andığı sahabînin adıyla birlikte, rivayetin son kısmıyla harfi harfine aynıdır. Bu eşleştirmeyi kimse kontrol etmemiştir; Sabīl’in inceleyenleri de çeviriyi gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapçadır.
Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.