Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.
Tercüme Edilmiş Nebevî Hadisler Ansiklopedisi’nde (HadeethEnc.com) bir rivayetin metninin aynısı bulunuyorsa, çevirisi o rivayetin altında kaynağı belirtilerek gösterilir. İkisi bir programla, yalnızca Arapça metne bakılarak eşleştirilmiştir: ansiklopedideki hadisin tüm metni, andığı sahabînin adıyla birlikte, rivayetin son kısmıyla harfi harfine aynıdır. Bu eşleştirmeyi kimse kontrol etmemiştir; Sabīl’in inceleyenleri de çeviriyi gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapçadır.
Bize İshâk b. İbrâhîm el-Hanzalî rivayet etti (Dediki); Bize Muhammed b. Bekr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi'de rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. Bunların ikiside; Bize İbni Cüreyc haber verdi, dediler. H. Bana Hârun b. Abdillâh dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki, İbni Cüreyc bana İbni Ömer'in azadlısı Nâfi', Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi, dedi. İbni Ömer şöyle demiş: Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar da namazların vakitlerini tayin ederlerdi. Namaz için hiçbir kimse ezan okumazdı. Derken bir gün bu hususta konuştular. Bâzıları hıristiyanların çan'ı gibi bir çan ittihaz edin! diğer bâzıları, yahudilerin borusu gibi bir boru olsun, dediler. Bunun üzerine Ömer: Namaza çağıran bir adam gönderseniz ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Bilâl kalk da namaza çağır» buyurdular. İzah için buraya tıklayın
Bize Halef b. Hişâm rivayet etti (dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya rivayet etti (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye haber verdi. Bunların ikisi birden Hâlid El-Hâzzâ'dan, o da Ebu Kılâbe'den, o da Enes'den naklen rivayet etmişler. Enes şöyle demiş: «Bilâl'e ezanı çift, ikâmeti tek okuması emrolundu.. Yahya, İbni Uleyye'den rivayet ettiği hadîsinde: -Ben bu hadîsi Eyyub'a rivayet ettim. Eyyub; yalnız ikâmet lâfzı müstesna, dedi.» cümlesini ziyade etti
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali de rivayet etti (Dediki): Bize Abdülvehhab s-Sakafî haber verdi, Dediki; Bize Hâlid el-Hazzâ, Ebu Kılâbe'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: — Ashab tanıyacakları bir şeyle halka namaz vaktini bildirmeyi konuştular da kimi ateş şılartmayı kimi de çan çalmayı teklif ettiler. Bunun üzerine; Bilâl'e ezanı çift, ikâmeti de tek kelimelerle okuması emrolundu
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti (Dediki): Bize Vuheyb rivayet etti (Dediki): Bize Hâlid el-Hazzâ bu isnadla rivayet etti. Hâlid; Müslümanlar çoğalınca namaz vaktini bildirmeyi konuştular...» diyerek Sekafi hadîsi gibi rivayet etmiş; yalnız burada; «Ateş yakmayı» tabirini kullanmış
Bana Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâris b. Saîd ile Abdülvehhâb b. Abdilmecîd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Eyyub, Ebu Kılâbe'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes; «Bilâl'e ezanı çift, ikâmeti tek (Lâfızlarla) okuması emrolundu» demiş
Bana Ebu Gassân el-Mismaî, Mâlik b. Abdilvâhid ile İshak b. İbrahim rivayet ettiler. Ebu Gassan; Bize Muâz rivayet etti, dedi. İshak ise; Bize Sahib-i Destevâi Muâz b. Hişâm haber verdi, dedi. Muâz demiş ki; Bana babam Amir b. Ahval'den, o da Mekhul'den, o da Abdullah b. Muhayrîz'den, o da Ebu Mahzura'dan naklen rivayet ettiki: Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine şu ezam öğretmiş: Allâhu ekber, Allâhu ekber Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah Eşhedü enne Muhammeden resulullâh, Eşhedü enne Muhammeden resulullâh Ben Muhammed'in Resulullah olduğuna, şahadet ederim. Ben Muhammed'in Resulullah olduğuna şahadet ederim» sonra dönerek yine şöyle demiş: «Ben Allah'dan başka ilâh olmadığına şahadet ederim. Ben Allah'dan başka ilâh olmadığına şahadet ederim. Ben Muhammed'in resulullah olduğuna şahadet ederim, Ben Muhammed'in Resulullah olduğuna şahadet »derim, (sonra iki defa) : «Haydin namaza» Hayya-l'essalâh iki defa da: «Haydin Felaha» Hayya-lelfelâh (demiş) İshâk «Allah'u Ekber, Allah'u Ekber. La ilahe illallah» cümlelerini de ziyade etti
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤَذِّنَانِ بِلاَلٌ وَابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى .
Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da ibni Ömer'den naklen rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in İki müezzini vardı. Biri Bilâl, diğeri âmâ olan İbni Ümmü Mektum
{….} Bize yine İbni Nümeyr rivayet etti (Dediki): Bize babam rivayet etti (Dediki): Bize Ubeydullah rivayet etti (Dediki): Bize Kaasim, Âişe'den bu hadîsin mislini rivayet etti:
حَدَّثَنِي أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ مَخْلَدٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ يُؤَذِّنُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ أَعْمَى .
Bana Ebu Kureyb Muhammed b. Ala' EI-Hemdânî rivayet etti (Dediki): Bize Hâlid yâni İbni Mahled, Muhammed b. Cafer'den rivayet etti (Demişki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti, Âişe şöyle demiş: «İbni Ummi Mektum a'ma olduğu halde Resulallâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müezzinlik yapardı.»
{….} Bize Muhammed b. Selemete'l-Murâdî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Yahya b. Abdillâh ile Saîd b. Abdirrahman'dan, onlar da Hişâm'dan bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُغِيرُ إِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ وَكَانَ يَسْتَمِعُ الأَذَانَ فَإِنْ سَمِعَ أَذَانًا أَمْسَكَ وَإِلاَّ أَغَارَ فَسَمِعَ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَلَى الْفِطْرَةِ " . ثُمَّ قَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَرَجْتَ مِنَ النَّارِ " . فَنَظَرُوا فَإِذَا هُوَ رَاعِي مِعْزًى .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya İbni Sâîd, Hammâd b. Seleme'den rivayet etti. (Demişki): Bize Sabit, Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) fecr doğduğu zaman baskın yapardı. Ezanı dinletirdi şayet ezan (sesi) işitirse (baskından) vazgeçer; işitmezse baskın yapardı. (Bir defa) Allah-u Ekber, Allah-ü Ekber diyen bir adam işitti. Bunun üzerine Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Fıtrat (ı islâm) üzere!» buyurdular. Sonra o zât: «Eşhedu en lâ ilahe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Cehennemden çıktın» buyurdular. Müteakiben baktılar ki adamcağız bir keçi çobanıymış
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ " .
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müezzini duyduğunuzda siz de müezzinin söylediği gibi söyleyin.»
Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anh'-dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle söylerken işitmiştir: «Müezzini duyduğunuzda, sizde söylediklerini tekrar edin. Sonra da benim için salavat getirin. Kim benim için salavat getirirse, Allah da bunun karşılığında ona on defa salat eder. Sonra da Allah'tan benim için ''Vesile'yi'' dileyiniz. O, Cennet'te öyle bir makamdır ki yalnızca Allah'ın kullarından bir kuluna yaraşır. Umuyorum ki o, ben olurum. Kim benim için ''Vesile'yi'' dilerse ona şefaat edilir.»
Bana İshâk b. Mansur rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Ca'fer Muhammed b. Cehdam es-Sekafî haber verdi (Dediki): Bize İsmail b. Ca'fer, Umâraiü'bnü Gaziyye'den, o da Hubeyb b. Abdirrahman b. İsaf'dan, o da Hafs b. Âsim b. Ömer b. Hattâb'dan, o da babasından, o da dedesi Ömer b. Hattâb'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Müezzin «Allahu ekber, Allahu ekber» dediği vakit sizden biriniz «Allahu ekber Allahu ekber» der: Sonra Müezzin «Eşhedu enlâ ilahe illallah» dediği vakit oda «Eşhedu enlâ ilahe İllallah» derse sonra Müezzin «Eşhedu enne Muhammeden Resulullah» dediği vakit oda «Eşhedu enne Muhammeden Resulullah» der; müezzin «Hayyealessalah» dediği vakid oda «lâ havle velâ kuvvete illâ billâh» der; sonra müezzin «Hayye ale'l felah» dediği vakit oda «la havle velâkuvvete illâ billâh» derse; sonra «Allâhu ekber Allâhu ekber» dediğinde oda «Allahu Ekber, Allahu ekber» derse; sonra müezzin lâ ilahe illallah dediği vakit oda bütün kalbiyle «lâ ilâhe illâllah» derse cennete girer» buyurdular
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Hukeym b. Abdillah b. Kays el-Kureşî'den naklen haber verdi. H. Bize Kuteybetu'bni» Said dahî rivayet etti (Dediki): Bize Leys, Hukeym b. Abdillah'dan, o da Âmir b. Sâ'd b. Ebi Vakkas'dan, o da Sa'd b. Ebi Vakkas'dan, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki: Şöyle buyurmuşlar: «Her kim müezzini işittiği vakit [Eşhedu en la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh ve enne Muhammeden Abduhu ve Resuluhu rediytu billahi Rabben ve bi Muhammedin Resulen ve bi islami dinen ] derse günâhı afolunur. İbni Rumh kendi rivayetinde: «Herkim müezzini işittiği zaman» «ve ena eşhedu velem yezkur » derse» dedi. Kuteybe ise «ve ena » dediğini söylemedi
Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Osman b. Ebî Şeybe ve lshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk bize haber verdi, tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Cerîr, Âmeş'den, o da Ebu Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti, dediler. Cabir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Şüphesiz ki; şeytân namaza nida edildiğini işittiği vakitte Ravhâ' denilen yere varılıncaya kadar gider» buyururken işittim, demiş. Süleyman (El-A'meş) «Ebu Süfyan'a Ravh a'nın nerede bulunduğunu sordum; Bu yer Medine'den 36 mil uzaktadır, cevâbını verdi» demiş
Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler, lâfız Kuteybe'nindir. İshâk bize haber verdi, tabirini kullandı. Ötekiler; Bize, Cerir A'meş'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ye Sellem)'den naklen rivayet etti, dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz; şeytân namaza nida edildiğini işittiği vakit kaçar. Müezzinin sesini duymamak için ses çıkararak yellenir. Müezzin susunca döner de vesvese verir, ikâmeti işittimi (yine) müezzinin sesini duymamak için (oradan) gider, sustu mu tekrar dönerek vesvese verir» buyurmuşlar
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ اللَّهِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ وَلَهُ حُصَاصٌ " .
Bana Abdülhamîd b. Beyân el-Vâsıtî rivayet etti. Dediki: Bize Hâlid yani ibni Abdillâh Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Müezzin ezan okuduğu vakit şeytân geriler, onun sesle bir yellenmesi vardır» buyurdular
Bana Ümeyyetü'bnü Bistâm rivayet etti (dediki): Bize Yezid yani ibni Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh, Süheyl'den rivayet etti. Demiş ki; Babam beni, Benî Hârise'ye gönderdi, yanımda bizim uşaklardan biri yahut bir dostumuz vardı. Ona bir bahçeden bir kimse İsmiyle seslendi, yanımdaki (arkadaş) bahçeye bakındı ise de hiçbir şey göremedi. Ben bu hâdiseyi babama anlattım. Babam; Senin böyle bir şeyle karşılaşacağını bilsem göndermezdim. Ama bundan böyle bir ses işitirsen hemen ezan oku. Çünkü ben; Ebu Hureyre'yi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu hadîsi rivayet ederken işittim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesizki; namaza nida edildiği vakit şeytân geri gider. Onun sesle bir yellenmesi vardır» buyurmuşlar; dedi
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti (Dediki): Bize Mugîra yâni el-Hizâmî, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Namaz için nida edildiği vakit şeytân geri gider. Ezanı işitmemek için bir de sesle yellenmesi vardır. Ezan bitince tekrar gelir, ikâmet getirildiği vakit yine geri gider; ikâmet de bittiği zaman gelir de insanla kalbinin arasına girer ona : Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla, diyerek önceden hatırına gelmeyen şeyleri hatırlatır. Böylelikle insan kaç rekât namaz kıldığını bilmez olur.»
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " حَتَّى يَظَلَّ الرَّجُلُ إِنْ يَدْرِي كَيْفَ صَلَّى " .
Bize Muhammed b. Kâfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti (Dediki): Bize Mâ'mer, Hemmâm b. Münebbih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den bu hadîsin mislini rivayet etti. Şu kadar var ki o: «Tâ ki kişi nasıl namaz kıldığını bilmez olur» buyurduğunu söylemiş
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî ile Saîd b. Mansur, Ebu Bekr b. Ebi Şeybe Amrü'n-Nâkid, Züheyr b. Harb ve İbni Nümeyr hep birden Süfyân b. Uyeyne'den rivayet ettiler, lâfız Yahya'nındır. Dediki; Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Salim'den, o da babasınr dan naklen haber verdi. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Namazda iftitâh tekbiri aldığı zaman rüku'a varmadan önce ve rüku'dan doğrulurken ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırken gördüm. Secdeler arasında ellerini kaldırmıyordu
Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İbni Şihâb, Salim b. Abdillah'dan naklen İbni Ömer'in şöyle dediğini rivayet etti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit ellerini ta omuzları hizasına varıncaya kadar kaldırır, Sonra tekbir alırdı. Rüku etmek istediği zaman da böyle yapar, rüku'dan doğrulduğu zaman da böyle yapardı. Başını secdeden kaldırdığı zaman bunu yapmazdı
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Huseyn -ki ibnü'l Müsenna'dır- rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Ukayl'den rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Abdillah b. Kuhzâz dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Selemetü'bnü Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Yunus haber verdi. Bunların ikisi de Zührî'den bu îsnadla İbni Cüreyc'in dediği gibi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit ellerini ta omuzları hizasına kadar kaldırır; sonra tekbir alırdı» şeklinde rivayet etmişlerdir
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Halid'den o da Ebu Kılâbe'den naklen haber verdiki: Ebu Kilabe Mâlik b. el-Huveyris'i namaz kılacağı zaman tekbir aldığını, sonra ellerini kaldırdığını, rüku'a gitmek istediği zaman da ellerini kaldırdığını, rüku'dan başını kaldırdığı zaman dahi ellerini kaldırdığını görmüş. Mâlik, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in böyle yapardığını rivayet etmiş
Mâlik b. Huveyris -radıyallahu anh'tan- rivayet edildiğine göre; "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (namaz için) tekbir aldığı zaman ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Rükû yaptığı zaman da ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Başını rükûdan kaldırdığı zaman; «Semiallahu limen hamideh» der ve aynısını yapardı."
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّهُ رَأَى نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ .
Bize bu hadîsi Muhammed b. el-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Ebî Adiy, Saîd'den, o da Katâde'den bu isnadla rivayet ettiki: Mâlik, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bu şekilde namaz kılarken görmüş) ve «ellerini ta kulaklarının üst hizasına kadar kaldırırdı demiş
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e ibni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bni Abdirrahman'dan naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: — Ebu Hureyre Ebu Seleme'nin dâhil olduğu bir cemaata namaz kıldırır ve her eğilip doğruldukça tekbir alırmış; namazdan çıktıktan sonra; — Vallahi içinizde namazı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazına en ziyâde benzeyeniniz benim, dermiş
Bize Mııhammed b. Râfi' rivayet etti, (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İbni Şihâb Ebu Bekr b. Abdirrahman'dan naklen haber verdi ki Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı zaman, namaza dururken tekbîr alır, sonra rüku'a giderken tekbîr alır, sonra belini rüku'dan doğrulturken «Semiallâhu Limenhamideh» der, sonra ayakta iken «Rabbenâ lekel hamd» der, sonra secdeye inerken tekbîr alır, sonra secdeden başını kaldırırken tekbîr alır, sonra (ikinci secdeye giderken) tekbîr alır, sonra başını (secdeden) kaldırırken (yine) tekbîr alırdı. Bundan sonra namazını bitirinceye kadar her rekâtda böyle yapardı. İki rekâtta oturduktan sonra ayağa kalkarken dahi tekbîr alırdı. «Bundan sonra Ebu Hureyre: Şüphesiz ki içinizde namazı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazına en ziyâde benziyeniniz benim» demiş
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا حُجَيْنٌ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ جُرَيْجٍ وَلَمْ يَذْكُرْ قَوْلَ أَبِي هُرَيْرَةَ . إِنِّي أَشْبَهُكُمْ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bana Muhammed b. Râfi rivayet etti. (Dediki): Bize Huceyn rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Ebu Bekr b. Abdirrahman b. Haris, Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittiğini haber verdi: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit (tam) namaza dururken tekbîr alırdı... (Bundan sonra) hadisi İbni Cüreyc'in rivayeti gibi tahdîs etmiş; yalnız Ebu Hureyre'nin: — «Şüphesiz ki içinizde namazı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in namazına en ziyade benzeyeniniz benim» sözünü zikretmemiş
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (İbni Şihâb demiş ki): Bana Ebu Selemetü'bnü Abdurrahman haber verdiki: Mervân, Ebu Hureyre'yi Medine'ye Kaymakam bıraktığı zaman Ebu Hureyre farz namaza kalktığında tekbîr alırmış. Müteakiben Ebu Seleme, hadîsi İbni Cüreyc rivayeti gibi zikretmiş, onun rivayetinde; «Namazı bitirip selâm verince Cemâate döner ve nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki içinizde namazı, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazına en ziyâde benzeyeniniz benim derdi» ibaresi vardır
Bize Muhammed b. Mihrân er-Râzi rivayet etti. (Dediki): Bize Velid b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâi, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ebu Seleme'den naklen rivayet ettiki: Ebu Hureyre namazda her eğilip doğruldukça tekbir alırmış. (Ebu Seleme demiş ki): Biz Ya Ebâ Hureyre, bu tekbirler ne oluyor? dedik. Ebu Hureyre: — «Hakîkaten Resulullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem)'in namazı budur» cevabını verdi
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ كَانَ يُكَبِّرُ كُلَّمَا خَفَضَ وَرَفَعَ وَيُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَفْعَلُ ذَلِكَ .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kup yani İbni Abdirrahman, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki Ebu Hureyre (Namazda) her eğilip doğruldukça tekbîr alır ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in böyle yapardığını söylermiş
Bize Yahya b. Yahya ile Halef b. Hişam hep birden Hammâd'dan rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Hammâd b. Zeyd, Gâylân'dan, o da Mutarrif den naklen haber verdi. Mutarrif şöyle demiş: İmrân b. Husayn ile ikimiz Ali b. Ebî Tâlib'in arkasında namaz kıldık. Ali secde ettiği zaman tekbîr alır. (secdeden) başını kaldırdığı zaman tekbîr alır, iki rekât (kıldık) tan sonra kalkarken dahî tekbîr alırdı. Namazdan çıktığımız vakit İmran elimden tuttu, sonra: «Vallahi bu zât bize Muhâmmed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı gibi bir namaz kıldırdı; yahut bu zât bana Muhâmmed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in namazını hatırlattı.» dedi
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Amrün Nâkıd ve İshâk b. İbrahim hep birden Süfyan'dan rivayet ettiler. Ebu Bekr Dediki; Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Mahmud b. Rabî'den, o da Ubâdetü'bnü's-Sâmit'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e isnâden rivayet etti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Fatihatü'l-Kitabı okumayanın namazı yoktur» buyurmuşlar
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti, Dediki: Bize ibni Vehb, Yunus'dan rivayet etti. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yunus, ibn-i Şihâb'dan, naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Mahmud b. Rabî Ubâdetü'bnü Sâmit'den naklen haber verdi. Ubâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ummü'l Kur'anı okumayanın namazı yoktur» buyurdular. {36} Bize Hasan b. Ali el-Hulvânî rivayet etti. (Dediki): Bize Yakub b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize Babam Sâlih'den o da ibn-i Şihâb'dan rivayet etti. Ona da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendi kuyularından yüzüne su püskürdüğü Mahmud b. Rabi' haber verdi, o na da Ubâdetü'bnü Sâmit haber vermiş kii Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem : «Ummü'l-Kur'anı okumayanın namazı yoktur» buyurmuşlar)
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahi rivayet ettiler, dediler ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi (Dediki): Bize Mâ'mer, Zührî'den bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi (Yalnız o): «ve daha fazlasını» kaydını ziyâde etmiş. Diğer tahric: Buhari Ezan, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî ve İbn-i Mâce Salat NOT: Fatihâtu'l-Kitab, Ümmü'l-Kur'an, Ümmül Kitab» fatiha’nın isimleridir. Bunlardan başka Fatiha’nın birçok isimleri de vardır
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim el-Hanzalî de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Alâ'dan, o da Babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Her kim içersinde ümmü'l Kur'an'ı okumaksızın bir namaz kılarsa o namaz noksandır; tamam değildir.» Bunu üç defa tekrarlamışlar. Bunun üzerine Ebu Hureyre'ye:' — Bizler imamın arkasında bulunuyoruz diyen olmuş. Ebu Hureyre; — Onu içinden oku, zira ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah Teâlâ: Namaz (suresi olan fatihayı) kendimle kulum arasında yarıya taksim ettim. Hem kulumun dilediği şey onundur» buyurdu. Kul [ El hamdu lillahi Rabbil alemin ] dediği zaman Allah Teâlâ; Kulum bana hamd etti, der. [ Errahmanirrahim ] dediğinde, Allah Teâlâ; Kulum bana sena etti, der. [ Malikiyevmiddin ] dediğinde; Kulum beni temcîd eyledi, der. Bir defasında; Kulum (umurunu) bana tefviz eyledi, der buyurdu. Kul: [ İyyake na'budu ve iyyake nestain ] dediği zaman Allah; Bu kulumla benim aramdadır; hem kulumun dilediği onundur. der. — Kul [ İhdine's-sirate'l mustakim siratellezine en amte aleyhim ğayri'l mağdubi aleyhim vele'd-daaaalliin ] dediği zaman Allah: — İşte bu kulumundur. Hem kulumun dilediği onundur buyurur.» derken işittim. Süfyan: «Bu hadisi bana Ala b. Abdirrahman b. Yakup rivayet etti. Evinde hasta iken yanına girdim de bunu ona ben sordum» demiş
Bana Ahmed b. Ca'fer el-Ma'kırî rivayet etti, dedi H: Bize Nadr b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Üveys rivayet etti. (Dediki): Bana Alâ haber verdi. Dediki: Babamla Ebu-t Saib'den işittim, ikisi de Ebu Hureyre'nin sohbet arkadaşları idi, dedilerki Ebu Hureyre şunları söyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim içerisinde Fâtihatu'l kitabı okumaksınn bir namaz kılarsa o namaz noksandır. Bunu üç defa söyledi.» Ravi hadîsin geri kalan kısmını yukarıkilerin hadîsi gibi rivayet etmiş. İzah için buraya tıklayın
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ إِلاَّ بِقِرَاءَةٍ " . قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَمَا أَعْلَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْلَنَّاهُ لَكُمْ وَمَا أَخْفَاهُ أَخْفَيْنَاهُ لَكُمْ .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame, Habib b. Şehîd'den rivayet etti. Demiş ki: Atâ'yı Ebu Hureyre'den naklen rivayet ederken dinledim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kıraetsiz namaz olmaz» buyurmuşlar. Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in aşikâr okuduğunu biz de size aşikâr okuduk, onun gizli okuduğunu biz de size gizli okuduk» demiş
Bize Amrü'n Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler lâfız Amr'ındır. Dediler kî: Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc Atâ'dan naklen haber verdi. Demiş ki: Ebu Hureyre: - (İmâma uyan) namazın her yerinde okur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bize duyurduklarını biz de size duyururuz. Bizden gizlediklerini biz de sizden gizleriz dedi. Bunun üzerine bir zât Ebu Hureyre'ye: — Ya Ümmü'l-Kur'an'dan başka bir şey okumazsam, dedi. Ebu Hureyre; fatihadan fazla birşey okursan o daha hayırlıdır. Yalnız onunla iktifa edersen bu da sana yeter, dedi
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd yani İbni Zürey' Habib-i Muallim' den, o da Atâ'dan naklen haber verdi. Demişki: Ebu Hureyre: — Her namazda kirâet vardır. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize neyi duyurduysa, biz de size onu duyuruyoruz. Bizden neyi gizledi ise bizde sizden onu gizleriz. Her kim Ümmü'l kitabı okursa bu ona yeter, kim ondan fazla birşey okursa o daha efdâldir, dedi
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَدَخَلَ رَجُلٌ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السَّلاَمَ قَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَرَجَعَ الرَّجُلُ فَصَلَّى كَمَا كَانَ صَلَّى ثُمَّ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ " . ثُمَّ قَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . حَتَّى فَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَقَالَ الرَّجُلُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أُحْسِنُ غَيْرَ هَذَا عَلِّمْنِي . قَالَ " إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَكَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا " .
Bana Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki; Bana Saîd b. Ebu Saîd, babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide girmiş. Onun arkasından bir zât girerek namaz kılmış. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek selâm vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selâmı almış ve o zât'a: «Dön de namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın» buyurmuş. O zat dönerek evvelce kıldığı gibi namazı tekrar kılmış. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek selâm vermiş. Resulullah «Ve aleyke's selâm» dedikten sonra: «Dön de (yeniden) kıl, zira sen namaz kılmadın» buyurmuş ve bunu üç defa tekrarlamış. Nihayet o zat: «Seni hak (din) ile gönderen Allah'a yemin ederim ki ben bundan a'lâsını beceremiyorum. Bana öğret,» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaza kalktığın zaman tekbir al! Sonra kolayına geldiği kadar Kur'ân oku sonra rüku et ve âzâ yatışıncaya kadar rüku'da kal. Sonra başını kaldırarak iyice doğrul. Sonra secdeye vararak âzâ yatışıncaya kadar secde et! Sonra başını kaldır ve âzâ yatışıncaya kadar otur ve bunu bütün namazlarında böyle yap» buyurmuşlar
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Usame ile Abdullah b. Nümeyr rivayet ettiler. H. Bize İbrii Nümeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Her ikisi de dediler ki: Bize Ubeydullah, Saîd b. Ebî Sâid'den, o da) Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki: Bir adam mescide girerek namaz kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bir köşede bulunuyormuş... Her iki râvi bu hadîsi yukarıdaki kıssa gibi rivayet ettiler, yahud onlar bu hadîste; «Namaza kalktığın vakit güzelce abdest al! Sonra kıbleye karşı doneerek tekbir al!» ibaresini ziyade ettiler
Bize Saîd b. Mansur ile Kuteybetü'bnü Saîd ikisi birden Ebu Avâne'den rivayet ettiler. Saîd Dediki: Bize Ebu Avâne, Katâde' den, o da Zürâretü'bnü Evfâ'dan, o da İmran b. Husayn'dan naklen rivayet etti. İmrân şöyle demiş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Öğle namazını, yâhud ikindiyi kıldırdı. Müteakiben: «Benim arkamda [ Sebbih ismikel A'la ] suresini hanginiz okudu?» diye sordu. Bir zât: «Ben (okudum). Ama onu okumakla hayırdan başka birşey kasdedmedim» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Gerçekten anladımki biriniz bunu benim ağzımdan aldı» buyurdular
Bize Muhammet! b. el-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be Katâde'den rivayet etti, demiş ki: Zürâretü'bnü Evfâ'yı İmran b. Husayn'dan naklen rivayet ederken işittim ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını kıldırmış. Bir zât Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında [ Sebbih ismikel A'la ] suresini okumağa başlamış. Namazdan çıkınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «— Hanginiz okudu,» yahut «Okuyan hanginizdi» diye sormuş. Bir zât: — «Ben (okudum)» cevabını vermiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Gerçekten anladımki biriniz bunu benim ağzımdan aldı» buyurmuşlar
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. H. Bize Muhammed b. el-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiy rivayet etti. Bunların ikisi de İbni Ebî Arube'den, o da Katâde'den bu isnadla rivayet etmişler ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğleyi kılmış ve: «Gerçekten anladım ki bîriniz onu benim ağzımdan aldı» buyurmuşlar
Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.
50 / 321
321 rivayet · no. 837–1160
Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.