İçeriğe geç
Sahîh-i Müslim

Kitap 38 · The Book of Manners and Etiquette

59 rivayet · no. 5586–5645

Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.

Tercüme Edilmiş Nebevî Hadisler Ansiklopedisi’nde (HadeethEnc.com) bir rivayetin metninin aynısı bulunuyorsa, çevirisi o rivayetin altında kaynağı belirtilerek gösterilir. İkisi bir programla, yalnızca Arapça metne bakılarak eşleştirilmiştir: ansiklopedideki hadisin tüm metni, andığı sahabînin adıyla birlikte, rivayetin son kısmıyla harfi harfine aynıdır. Bu eşleştirmeyi kimse kontrol etmemiştir; Sabīl’in inceleyenleri de çeviriyi gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapçadır.

No. 5586Kitap 38, no. 1Arapça numaralandırma: 2131
حَدَّثَنِي أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ وَابْنُ أَبِي عُمَرَ - قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ أَخْبَرَنَا وَقَالَ، ابْنُ أَبِي عُمَرَ حَدَّثَنَا وَاللَّفْظُ، لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، - يَعْنِيَانِ الْفَزَارِيَّ - عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ نَادَى رَجُلٌ رَجُلاً بِالْبَقِيعِ يَا أَبَا الْقَاسِمِ ‏.‏ فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي لَمْ أَعْنِكَ إِنَّمَا دَعَوْتُ فُلاَنًا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَمَّوْا بِاسْمِي وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِي ‏"‏ ‏.‏
Bana Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' ile İbni Ebi Ömer rivayet ettiler, (Ebû Kureyb ahberanâ; İbni Ebî Ömer haddesenâ tâbirlerini kullandılar.) Lâfız İbni Ebi Ömer'indir. (Dedilerki): Bize Mervan (yâni El-Fezârî) Humeyd'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bir adam Bakî'de birine: — Yâ Ebe'l-Kâasım! diye seslendi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona bakarak: — Yâ Resûlallah! dedi. Adam: — Ben seni kastetmedim. Filânı çağırdım, dedi. Bunun üzerine Re-sûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Benim ismimi takının ama künyemi takınmayın!» buyurdular. İzah 2135 te

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5587Kitap 38, no. 2Arapça numaralandırma: 2132
حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ زِيَادٍ، - وَهُوَ الْمُلَقَّبُ بِسَبَلاَنَ - أَخْبَرَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، وَأَخِيهِ عَبْدِ اللَّهِ، سَمِعَهُ مِنْهُمَا، سَنَةَ أَرْبَعٍ وَأَرْبَعِينَ وَمِائَةٍ يُحَدِّثَانِ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَحَبَّ أَسْمَائِكُمْ إِلَى اللَّهِ عَبْدُ اللَّهِ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ ‏"‏ ‏.‏
İbni Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah katında isimlerinizin en sevimli (ve makbul) olanı, Abdullah ve Abdurrahman’dır.»

Çeviri: HadeethEnc.comAçıklaması

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5588Kitap 38, no. 3Arapça numaralandırma: 2133.01
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ عُثْمَانُ حَدَّثَنَا وَقَالَ، إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ وُلِدَ لِرَجُلٍ مِنَّا غُلاَمٌ فَسَمَّاهُ مُحَمَّدًا فَقَالَ لَهُ قَوْمُهُ لاَ نَدَعُكَ تُسَمِّي بِاسْمِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَانْطَلَقَ بِابْنِهِ حَامِلَهُ عَلَى ظَهْرِهِ فَأَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وُلِدَ لِي غُلاَمٌ فَسَمَّيْتُهُ مُحَمَّدًا فَقَالَ لِي قَوْمِي لاَ نَدَعُكَ تُسَمِّي بِاسْمِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَمَّوْا بِاسْمِي وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي فَإِنَّمَا أَنَا قَاسِمٌ أَقْسِمُ بَيْنَكُمْ ‏"‏ ‏.‏
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. (Osman: haddesena; İshâk: ahberanâ tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Cerîr Mansur'dan, o da Salim br Ebi'l-Ca'd'dan, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Bizden bîr adamın oğlu dünyaya geldi de adını Muhammed koydu. Bunun üzerine kavmi ona : — Sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ismini koymaya müsaade etmeyiz, dediler. O da çocuğunu sırtına yüklenerek yola çıktı ve onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirerek şöyle dedi: — Yâ Resûlallah! Bir oğlum dünyaya geldi de adını Muhammed koydum. Ama kavmin bana: Resûiullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ismini koymana müsaade etmeyiz, dediler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Benim ismimi takının ama künyemi takınmayın. Ben ancak Kâasım'ım, sizin aranızda taksim yaparım.» buyurdular

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5589Kitap 38, no. 4Arapça numaralandırma: 2133.02
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ وُلِدَ لِرَجُلٍ مِنَّا غُلاَمٌ فَسَمَّاهُ مُحَمَّدًا فَقُلْنَا لاَ نَكْنِيكَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تَسْتَأْمِرَهُ ‏.‏ قَالَ فَأَتَاهُ فَقَالَ إِنَّهُ وُلِدَ لِي غُلاَمٌ فَسَمَّيْتُهُ بِرَسُولِ اللَّهِ وَإِنَّ قَوْمِي أَبَوْا أَنْ يَكْنُونِي بِهِ حَتَّى تَسْتَأْذِنَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ سَمُّوا بِاسْمِي وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِي فَإِنَّمَا بُعِثْتُ قَاسِمًا أَقْسِمُ بَيْنَكُمْ ‏"‏ ‏.‏
Bize Hennad b. Seriy rivayet etti. (Dediki): Bize Abser Husayn'dan, o da Salim b. Ebî'l-Ca'd'dan, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bizden bir adamın oğlu dünyaya geldi de adını Mııhammed koydu: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den emir almadıkça biz sana onun künyesini takamayız, dedik. O da giderek : — Gerçekten bir oğlum dünyaya geldi de ona Resûlullah'ın adını koydum. Ama kavmim: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den izin al da öyle diyerek onun künyesini koymama razı olmadılar. Bunun üzerine: «Benim ismimi takın! Ama künyemi takınmayın. Ben ancak Kâasım olarak gönderildim. Aranızda taksim yaparım.» buyurdular

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5590Kitap 38, no. 5Arapça numaralandırma: 2133.03
حَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ الْهَيْثَمِ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - عَنْ حُصَيْنٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ ‏ "‏ فَإِنَّمَا بُعِثْتُ قَاسِمًا أَقْسِمُ بَيْنَكُمْ ‏"‏ ‏.‏
{…} Bize Rifâa b. Heysem El-Vâsıfî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni Tahhân) Husayn'dan bu isnadla rivayette bulundu. Ama: «Ben ancak Kâasım olarak gönderildim, aranızda taksim yaparım.» cümlesini anmadı

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5591Kitap 38, no. 6Arapça numaralandırma: 2133.04
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ، الأَشَجُّ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَسَمَّوْا بِاسْمِي وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِي فَإِنِّي أَنَا أَبُو الْقَاسِمِ أَقْسِمُ بَيْنَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ أَبِي بَكْرٍ ‏"‏ وَلاَ تَكْتَنُوا ‏"‏ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', A'meş'den rivayet etti. H. Bana Ebû Saîd El-Eşecc dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş Salim b. Ebî'l-Ca'd'dan, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Câbîr şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Benim ismimi takının ama künyemi takınmayın! Çünkü ben Ebû'l-Kâasım'ım, aranızda taksim yaparım.» buyurdular. Ebû Bekr'in rivayetinde «tekennev» yerine «la tektenû» ibaresi vardır

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5592Kitap 38, no. 7Arapça numaralandırma: 2133.05
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا جُعِلْتُ قَاسِمًا أَقْسِمُ بَيْنَكُمْ ‏"‏ ‏.‏
{…} Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den bu isnadla rivayette bulundu ve : «Ben ancak taksimci kılındım. Aranızda taksim ederim.» dedi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5593Kitap 38, no. 8Arapça numaralandırma: 2133.06
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ وُلِدَ لَهُ غُلاَمٌ فَأَرَادَ أَنْ يُسَمِّيَهُ مُحَمَّدًا فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ فَقَالَ ‏ "‏ أَحْسَنَتِ الأَنْصَارُ سَمُّوا بِاسْمِي وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي ‏"‏ ‏.‏
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Katâde'yi Sâlim'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet ederken dinledim. Ensardan bir adamın bir oğlu dünyaya gelmiş de adını Muhammed koymak istemiş ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek sormuş, o da: «Ensâr iyî etmişler... Benim ismimi koyun ama künyemi takınmayın!» buyurmuşlar

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5594Kitap 38, no. 9Arapça numaralandırma: 2133.07
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، كِلاَهُمَا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ جَبَلَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، كِلاَهُمَا عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حُصَيْنٍ، ح وَحَدَّثَنِي بِشْرُ، بْنُ خَالِدٍ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، كُلُّهُمْ عَنْ سَالِمِ، بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، بْنُ شُمَيْلٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، وَمَنْصُورٍ، وَسُلَيْمَانَ، وَحُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالُوا سَمِعْنَا سَالِمَ بْنَ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِنَحْوِ حَدِيثِ مَنْ ذَكَرْنَا حَدِيثَهُمْ مِنْ قَبْلُ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ النَّضْرِ عَنْ شُعْبَةَ قَالَ وَزَادَ فِيهِ حُصَيْنٌ وَسُلَيْمَانُ قَالَ حُصَيْنٌ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا بُعِثْتُ قَاسِمًا أَقْسِمُ بَيْنَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ سُلَيْمَانُ ‏"‏ فَإِنَّمَا أَنَا قَاسِمٌ أَقْسِمُ بَيْنَكُمْ ‏"‏ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe île Muhammed b. Müsennâ ikisi birden Muhammed b. Ca'fer'den, o da Mansûr'dan naklen rivayet ettiler. H. Bana Muhammed b. Amr b. Cebele rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (yâni İbni Ca'fer) rivayet etti. H. Bize İbni Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiyy rivayet etti. Her iki râvi Şu'be'den, o da Husayn'dan naklen rivayet etmişlerdir. H. Bana Bişr b. Hâlid de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (yâni İbni Ca'fer) haber verdi. (Dediki): Bize Şu'be Süleyman'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Salim b. Ebî Ca'd'den, o da Câbir b. Abdillah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. H. Bize İshâk b. İbrahim EI-Hazalî ile, İshâk b. Mansûr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde ile Mansur, Süleyman ve Husayn b. Abdirrahman'dan rivayet etti. (Demişlerki) : Biz Salim b. Ebî Ca'd'ı, Câbir b. Abdillah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen hadîslerini yukarda zikrettiğimiz zevat gibi rivayette bulunurken işittik. Nadr'ın Şu'be'den rivayet ettiği bir hadîste şöyle demiştir: Bu hadîste Husayn ile Süleyman ziyade ettiler. Husayn dediki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben ancak taksimci olarak gösterildim. Aranızda taksim yapanım.» buyurdu. Süleyman ise: «Ben ancak taksimciyim, aranızda taksim yaparım» dedi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5595Kitap 38, no. 10Arapça numaralandırma: 2133.08
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ وُلِدَ لِرَجُلٍ مِنَّا غُلاَمٌ فَسَمَّاهُ الْقَاسِمَ فَقُلْنَا لاَ نَكْنِيكَ أَبَا الْقَاسِمِ وَلاَ نُنْعِمُكَ عَيْنًا ‏.‏ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏ "‏ أَسْمِ ابْنَكَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ ‏"‏ ‏.‏
{…} Bize Amru'n-Nâkıd ile Muhammed b. Abdillah b. Numeyr ikisi birden Süfyan'dan rivayet ettiler. Amr dediki: Bize Süfyan b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bize İbııi Munkedir rivayet etti. Kendisi Câbir b. Abdillah'ı şöyle derken igitmiş: Bizden bir adamın oğlu dünyaya geldi de adını Kâasım koydu. Biz: — Sana Ebû'I-Kâasım künyesini vermeyiz. Hem sana göz açtırmayız, dedik. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu ona anlattı, o da : «Oğlunun ismini Abdurrahman koy!» buyurdular

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5596Kitap 38, no. 11Arapça numaralandırma: 2133.09
وَحَدَّثَنِي أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ، ح وَحَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - كِلاَهُمَا عَنْ رَوْحِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ غَيْرَ أَنَّهُ لَمْ يَذْكُرْ وَلاَ نُنْعِمُكَ عَيْنًا ‏.‏
{M-2} Bana Ümeyye b. Bistam da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid (yâni İbni Zürey') rivayet etti. H. Bana Alî b. Hucr dahi rivayet etti. (Dediki); Bize İsmail (yâni İbni Uleyye) rivayet etti. Her iki râvi Ravh b. Kâasım'den, o da Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir'den, İbni Uyeyne'nin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Yalnız o «Sana göz açtırmayız» cümlesini anmamıştır. İzah 2135 te

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5597Kitap 38, no. 12Arapça numaralandırma: 2134
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَسَمَّوْا بِاسْمِي وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَمْرٌو عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَلَمَ يَقُلْ سَمِعْتُ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd, Züheyr b. Harb ve İbni Numeyr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Eyyûb'dan, o da Muhammed b. Sîrîn'den naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Hureyre'yi şunu söylerken dinledim. Ebû'l-Kâasım (Sallallahu Aieyhi ve Sellem) : «Benîm ismimi koyun ama künyemi takmayın!» buyurdular. Amr Ebû Hureyre'den, dedi, «semi'tû» demedi. İzah 2135 te

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5598Kitap 38, no. 13Arapça numaralandırma: 2135
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ نُمَيْرٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ لَمَّا قَدِمْتُ نَجْرَانَ سَأَلُونِي فَقَالُوا إِنَّكُمْ تَقْرَءُونَ يَا أُخْتَ هَارُونَ وَمُوسَى قَبْلَ عِيسَى بِكَذَا وَكَذَا ‏.‏ فَلَمَّا قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلْتُهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَمُّونَ بِأَنْبِيَائِهِمْ وَالصَّالِحِينَ قَبْلَهُمْ ‏"‏ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. AbdiIlah b. Numeyr, Ebû Said El-Eşecc ve Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivayet ettiler. Lâfız İbni Numeyr'indir. (Dedilerki): Bize İbni İdris babasından, o da Simâk b. Harb'den, o da Alkame b. Vâil'den, o da Muğîre b. Şu'be'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Necrâna geldiğim vakit bana sordular, dediler ki: — Sîz Ebû Harun'un kız kardeşi diye okuyorsunuz. Halbuki Musa, İsa'dan şu ve şu kadar sene öncedir! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelince bunu kendisine sordum da : «Onlar kendilerinden önceki Nebilerinin ve sulehanın adlarını koyarlardı.» diye cevâb verdi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5599Kitap 38, no. 14Arapça numaralandırma: 2136.01
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ، سُلَيْمَانَ عَنِ الرُّكَيْنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ، وَقَالَ، يَحْيَى أَخْبَرَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ الرُّكَيْنَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نُسَمِّيَ رَقِيقَنَا بِأَرْبَعَةِ أَسْمَاءٍ أَفْلَحَ وَرَبَاحٍ وَيَسَارٍ وَنَافِعٍ ‏.‏
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. (Ebû Bekir dediki: Bize Mu'temir b. Süleyman, Rukeyn'den, o da babasından, o da Semura'dan naklen rivayet etti. Yahya ise: Bize Mu'temir b. Süleyman haber verdi, dedi. (Demişki): Rukeyni babasından, o da Semûra b. Cündeb'den naklen rivayet ederken dinledim.) Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kölelerimize dört isim vermemizi bize yasak etti. Eflah, Rabâh, Yesâr ve Nâfi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5600Kitap 38, no. 15Arapça numaralandırma: 2136.02
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الرُّكَيْنِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ، بْنِ جُنْدَبٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تُسَمِّ غُلاَمَكَ رَبَاحًا وَلاَ يَسَارًا وَلاَ أَفْلَحَ وَلاَ نَافِعًا ‏"‏ ‏.‏
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr Rukeyn b. Rabi'den, o da babasından, o da Semura b. Cündeb'ten naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Oğluna Rabâh, Yesâr, Eflah ve Nâfi' adı koyma!» buyurdular. İzah 2138 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5601Kitap 38, no. 16Arapça numaralandırma: 2137.01
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنِ هِلاَلِ بْنِ يَسَافٍ، عَنْ رَبِيعِ بْنِ عُمَيْلَةَ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "أَحَبُّ الْكَلاَمِ إِلَى اللَّهِ أَرْبَعٌ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ‏.‏ لاَ يَضُرُّكَ بَأَيِّهِنَّ بَدَأْتَ.‏ وَلاَ تُسَمِّيَنَّ غُلاَمَكَ يَسَارًا وَلاَ رَبَاحًا وَلاَ نَجِيحًا وَلاَ أَفْلَحَ فَإِنَّكَ تَقُولُ أَثَمَّ هُوَ فَلاَ يَكُونُ فَيَقُولُ لاَ‏."‏‏ إِنَّمَا هُنَّ أَرْبَعٌ فَلاَ تَزِيدُنَّ عَلَىَّ ‏.‏
Bize Ahmed b. Abdillah b. Yûnus rivayet etti- (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr Hilâl b. Yesâr'dan, o da Rabi' b. Umeyle'den, o da Semûra b. Cündeb'den naklen rivayet etti. Semûra şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah indinde sözün en makbulü dörtdür: Allah'ı tenzih ederim=(SUBHANALLAH), hamd Allah'a mahsustur=(ELHAMDU LİLLAH), Allah'dan başka ilâh yoktur ve Allah en büyüktür=(LA İLAHE İLLALLAHU VALLAHU EKBER) (sözleri). Bunların hangisinden başlasan sana zarar etmez. Ama sakın çocuğuna Yesâr, Rabâh, Necîh ve Eflah adlarını koymayasın! Çünkü sen orada mı o dersin, orada olmaz da! hayır! der.» buyurdular. (Râvi demiş ki, bunlar dört sözdür. Benim üzerimden fazlalaştırmayın)

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5602Kitap 38, no. 17Arapça numaralandırma: 2137.02
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنِي جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنِي أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، - وَهْوَ ابْنُ الْقَاسِمِ - ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، كُلُّهُمْ عَنْ مَنْصُورٍ، بِإِسْنَادِ زُهَيْرٍ ‏.‏ فَأَمَّا حَدِيثُ جَرِيرٍ وَرَوْحٍ فَكَمِثْلِ حَدِيثِ زُهَيْرٍ بِقِصَّتِهِ ‏.‏ وَأَمَّا حَدِيثُ شُعْبَةَ فَلَيْسَ فِيهِ إِلاَّ ذِكْرُ تَسْمِيَةِ الْغُلاَمِ وَلَمْ يَذْكُرِ الْكَلاَمَ الأَرْبَعَ ‏.‏
{…} Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bana Cerîr haber verdi. H. Bana Ümeyye b. Bîstâm dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh (Bu zât İbni Kâasım'dır) rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Mansûr'daıı Züheyr'in isnadı ile rivayette bulunmuşlardır. Cerîrle Ravh'ın hadîsi kıssasiyle Züheyr'in hadîsi gibidir. Şu'be'nin hadîsine gelince, onda yalnız çocuğa isim koyma zikredilmiş, dört söz zikredilmemiştir. İzah 2138 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5603Kitap 38, no. 18Arapça numaralandırma: 2138
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ أَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَنْهَى عَنْ أَنْ يُسَمَّى بِيَعْلَى وَبِبَرَكَةَ وَبِأَفْلَحَ وَبِيَسَارٍ وَبِنَافِعٍ وَبِنَحْوِ ذَلِكَ ثُمَّ رَأَيْتُهُ سَكَتَ بَعْدُ عَنْهَا فَلَمْ يَقُلْ شَيْئًا ثُمَّ قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَنْهَ عَنْ ذَلِكَ ثُمَّ أَرَادَ عُمَرُ أَنْ يَنْهَى عَنْ ذَلِكَ ثُمَّ تَرَكَهُ ‏.‏
Bize Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki, kendisi Câbir b. Abdillâh'ı şöyle derken işitmiş. Nebi (Sallailahu Aleyhi ve Sellem) Ya'lâ, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi' ve buna benzer isimleri koymaktan nehyetmek istedi. Sonradan bunlardan sükût buyurduğunu gördüm. Artık hiç bir şey söylemedi. Sonra Resûlullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem) bundan nehy etmeden dünyadan gitti. Bilâhare Ömer bunları yasak etmek istedi. Sonra o da bıraktı

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5604Kitap 38, no. 19Arapça numaralandırma: 2139.01
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيَّرَ اسْمَ عَاصِيَةَ وَقَالَ ‏ "‏ أَنْتِ جَمِيلَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَحْمَدُ مَكَانَ أَخْبَرَنِي عَنْ ‏.‏
Bize Ahmed b. Hanbel ile Züheyr b. Harb, Muhammed b. Müsennâ, Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. Beşşar rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Nâfi', İbni Ömer'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem) Asiye ismini değiştirmiş ve: «Sen Cemîle'sin!» buyurmuştur. Ahmed «Ahberanî»(Bana haber verdi) yerine «an» (... dan) demiştir

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5605Kitap 38, no. 20Arapça numaralandırma: 2139.02
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ ابْنَةً لِعُمَرَ، كَانَتْ يُقَالُ لَهَا عَاصِيَةُ فَسَمَّاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَمِيلَةَ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. Musa rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme Ubeydullah'dan, o da Nâfı'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki: Ömer'in bir kızına Âsiye denilirnıiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona Cemile adını takmış

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5606Kitap 38, no. 21Arapça numaralandırma: 2140
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لِعَمْرٍو - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتْ جُوَيْرِيَةُ اسْمُهَا بَرَّةَ فَحَوَّلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْمَهَا جُوَيْرِيَةَ وَكَانَ يَكْرَهُ أَنْ يُقَالَ خَرَجَ مِنْ عِنْدِ بَرَّةَ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ ابْنِ أَبِي عُمَرَ عَنْ كُرَيْبٍ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ‏.‏
Bize Amru'n-Nâkıd ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. (Dedilerki): Bize Süfyân, Talha oğullarının azatlısı Muhammed b. Abdirrahman'dan, o da Kureyb'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Cüveyriye'nin ismi Berra idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu Cüveyriye'ye çevirdi. (Birisi için) Berra'nın yanından çıktı, denilmesini kerih görüyordu. İbni Ebî Ömer'in Kureyb'den rivayet ettiği hadîste (râvi) İbnü Abbâs'dan işittim, demiştir. İzah 2142 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5607Kitap 38, no. 22Arapça numaralandırma: 2141
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، سَمِعْتُ أَبَا رَافِعٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ زَيْنَبَ، كَانَ اسْمُهَا بَرَّةَ فَقِيلَ تُزَكِّي نَفْسَهَا ‏.‏ فَسَمَّاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ‏.‏ وَلَفْظُ الْحَدِيثِ لِهَؤُلاَءِ دُونَ ابْنِ بَشَّارٍ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ عَنْ شُعْبَةَ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Atâ' b. Ebî Meymûne'den rivayet etti. (Demiş ki): Ben Ebû Râfi'i, Ebû Hureyre'den rivayet ederken dinledim. H. Bize Ubeydullah b. Muaz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ata' b. Ebî Meymûne'den, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Zeyneb'in ismi Berra imiş. O kendisini temize çıkarıyor, demişler. Onun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona Zeyneb ismini vermiş. Hadîsin lâfzı İbni Beşşâr'dan geri kalanlarıdır. İbni Ebî Şeybe: Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu'be'den rivayet etti, dedi. İzah 2142 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5608Kitap 38, no. 23Arapça numaralandırma: 2142.01
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، حَدَّثَتْنِي زَيْنَبُ، بِنْتُ أُمِّ سَلَمَةَ قَالَتْ كَانَ اسْمِي بَرَّةَ فَسَمَّانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ‏.‏ قَالَتْ وَدَخَلَتْ عَلَيْهِ زَيْنَبُ بِنْتُ جَحْشٍ وَاسْمُهَا بَرَّةُ فَسَمَّاهَا زَيْنَبَ ‏.‏
Bana İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize îsa b. Yûnus haber verdi. H. Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Her iki râvi demişler ki : Bize Velid b. Kesir rivayet etti. (Dediki): Bana Muhammed b. Amr b. Atâ* rivayet etti. (Dediki): Bana Zeyneb binti Ümmü Seleme rivayet etti. (Dediki): Benim ismim Berrâ idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana Zeyneb ismini verdi. Zeyneb demişki: Resûlullah'ın yanına Zeyneb binti Cahş girdi. Onun ismi de Berrâ îdi. Ona da Zeyneb ismini verdi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5609Kitap 38, no. 24Arapça numaralandırma: 2142.02
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، قَالَ سَمَّيْتُ ابْنَتِي بَرَّةَ فَقَالَتْ لِي زَيْنَبُ بِنْتُ أَبِي سَلَمَةَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ هَذَا الاِسْمِ وَسُمِّيتُ بَرَّةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمُ اللَّهُ أَعْلَمُ بِأَهْلِ الْبِرِّ مِنْكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا بِمَ نُسَمِّيهَا قَالَ ‏"‏ سَمُّوهَا زَيْنَبَ ‏"‏ ‏.‏
Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim b. Kâasım rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Muhammed b. Amr b. Atâ'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ben kızıma Berra ismini verdim. Müteakiben Zeyneb binti Ebî Seleme bana şunu söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu isimden nehiy buyurdu. Benim adım da Berra idi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kendinizi temize çekmeyin! Allah sizin iyi olanlarınızı pek âlâ bilir.» dedi. (Oradakiler) : — Ona ne isim verelim? diye sordular. «Zeyneb İsmini verin.» buyurdu

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5610Kitap 38, no. 25Arapça numaralandırma: 2143.01
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لأَحْمَدَ - قَالَ الأَشْعَثِيُّ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ أَخْنَعَ اسْمٍ عِنْدَ اللَّهِ رَجُلٌ تَسَمَّى مَلِكَ الأَمْلاَكِ ‏"‏ ‏.‏ زَادَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ فِي رِوَايَتِهِ ‏"‏ لاَ مَالِكَ إِلاَّ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الأَشْعَثِيُّ قَالَ سُفْيَانُ مِثْلُ شَاهَانْ شَاهْ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ سَأَلْتُ أَبَا عَمْرٍو عَنْ أَخْنَعَ فَقَالَ أَوْضَعَ ‏.‏
Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî ile Ahmed b. Hanbel ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Ahmed'indir. (Eş'asî: Ahberana, ötekiler: Haddesena tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Allah indinde en kötü isim Meliküt-Emlâk ismi alan kişi (nin ismi) dir.» buyurmuşlar. İbni Ebî Şeybe kendi rivayetinde: «Allah (Azze ve Celle) den başka Mâlik yoktur.» cümlesini ziyâde etti. Eş'asî dedi ki : «Süfyân Şâhîn Şah gibi, dedi.» Ahmed b. Hanbel de dedi ki: «Ebû Amr'a, ahna' ne demektir? diye sordum. En alçaktır, cevâbını verdi.»

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5611Kitap 38, no. 26Arapça numaralandırma: 2143.02
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَغْيَظُ رَجُلٍ عَلَى اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَخْبَثُهُ وَأَغْيَظُهُ عَلَيْهِ رَجُلٌ كَانَ يُسَمَّى مَلِكَ الأَمْلاَكِ لاَ مَلِكَ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏
Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen haber verdi. Hemmâm: Ebû Hureyre'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Onlardan biri de şudur. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kıyamet gününde Allah Teâlâ'nın en fazla gadab edeceği en pis ve en kindar adam Melikül-Emlak adını takınan kimsedir. Allah'tan başka Melik yoktur.» buyurdular

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5612Kitap 38, no. 27Arapça numaralandırma: 2144.01
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ، بْنِ مَالِكٍ قَالَ ذَهَبْتُ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ الأَنْصَارِيِّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ وُلِدَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عَبَاءَةٍ يَهْنَأُ بَعِيرًا لَهُ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ مَعَكَ تَمْرٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَنَاوَلْتُهُ تَمَرَاتٍ فَأَلْقَاهُنَّ فِي فِيهِ فَلاَكَهُنَّ ثُمَّ فَغَرَ فَا الصَّبِيِّ فَمَجَّهُ فِي فِيهِ فَجَعَلَ الصَّبِيُّ يَتَلَمَّظُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ حُبُّ الأَنْصَارِ التَّمْرَ ‏"‏ ‏.‏ وَسَمَّاهُ عَبْدَ اللَّهِ ‏.‏
Bize Abdü'l-A'lâ b. Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sabit EI-Bûnânî'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Abdullah b. Ebî Talhate'l-Ensâri doğduğu vakit onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürdüm. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir aba içinde devesini katranlıyordu. (Bana) : «Yanında kuru hurma var mı?» diye sordu. — Evet! dedim. Ve kendilerine birkaç hurma verdim. Onları ağzına atarak çiğnedi. Sonra çocuğun ağzını açtı ve hurmayı içine püskürdü. Çocuk onu yalamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ensar’ın sevgilisi hurmadır.» buyurdu. Ve çocuğa Abdullah adını verdi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5613Kitap 38, no. 28Arapça numaralandırma: 2144.02
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ، سِيرِينَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ ابْنٌ لأَبِي طَلْحَةَ يَشْتَكِي فَخَرَجَ أَبُو طَلْحَةَ فَقُبِضَ الصَّبِيُّ فَلَمَّا رَجَعَ أَبُو طَلْحَةَ قَالَ مَا فَعَلَ ابْنِي قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ هُوَ أَسْكَنُ مِمَّا كَانَ ‏.‏ فَقَرَّبَتْ إِلَيْهِ الْعَشَاءَ فَتَعَشَّى ثُمَّ أَصَابَ مِنْهَا فَلَمَّا فَرَغَ قَالَتْ وَارُوا الصَّبِيَّ ‏.‏ فَلَمَّا أَصْبَحَ أَبُو طَلْحَةَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ ‏"‏ أَعْرَسْتُمُ اللَّيْلَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَوَلَدَتْ غُلاَمًا فَقَالَ لِي أَبُو طَلْحَةَ احْمِلْهُ حَتَّى تَأْتِيَ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَأَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَبَعَثَتْ مَعَهُ بِتَمَرَاتٍ فَأَخَذَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَمَعَهُ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ تَمَرَاتٌ ‏.‏ فَأَخَذَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَمَضَغَهَا ثُمَّ أَخَذَهَا مِنْ فِيهِ فَجَعَلَهَا فِي فِي الصَّبِيِّ ثُمَّ حَنَّكَهُ وَسَمَّاهُ عَبْدَ اللَّهِ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Avn İbni Sîrîn'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: Ebu Talha'nın hasta bir oğlu vardı. Ebu Talha (bir haceti için) dışarı çıktı ve çocuk öldü. Ebu Talha döndüğü vakit: - Oğlum ne yapıyor? diye sordu. Ümmü Süleym: - O eskisinden daha sakindir, dedi. Ve oda akşam yemeğini yedi. Sonra Ümmü Süleym'e yakınlık etti. Bundan fariğ olunca Ümmü Süleym: — Çocuğu defnedin! dedi. Sabaha çıkınca Ebû Talha Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek (olanı) ona haber verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu gece gelin güveyi oldunuz mu?» diye sordu. — Evet! cevâbını verdi. «Allahım Bunlara bereket ver!» diye dua etti. Sonra Ümmü Süleym bir oğlan doğurdu. Ebû Talha bana : — Bunu yüklen de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götür, dedi. Enes çocuğu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürmüş. Ümmü Süleym onunla birkaç kuru hurma göndermişmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğu almış ve : «Enes'in yanında bir şey var mı?» diye sormuş. — Evet! Birkaç hurma var, demişler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hurmaları alarak çiğnemiş. Sonra onları ağzından alarak çocuğun ağzına koymuş. Sonra tahnik yapmış ve çocuğa Abdullah ismini vermiş

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5614Kitap 38, no. 29Arapça numaralandırma: 2144.03
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، بِهَذِهِ الْقِصَّةِ نَحْوَ حَدِيثِ يَزِيدَ ‏.‏
{…} Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Mes'ade rivayet etti. (Dediki): Bize Ibni Avn, Muhammed'den, o da Enes'den naklen bu kıssa ile Yezid'in hadîsi gibi rivayette bulundu. İzah 2145 te Bu sayfa’nın devamı niteliğindeki sayfa –ki yukarki hadis’in gemiş rivayetini içeriryor- için buraya tıklayabilirsiniz

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5615Kitap 38, no. 30Arapça numaralandırma: 2145
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَرَّادٍ الأَشْعَرِيُّ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ وُلِدَ لِي غُلاَمٌ فَأَتَيْتُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَمَّاهُ إِبْرَاهِيمَ وَحَنَّكَهُ بِتَمْرَةٍ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Abdullah b. Berrâd El-Eş'arî ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme, Bûreyd'den, o da Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa'dan naklen rivayet etti. Ebû Mûsâ şöyle demiş: Bir oğlum dünyaya geldi de, onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdim. Ona İbrahim adını verdi. Ve bir kuru hurma ile tahnik yaptı

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5616Kitap 38, no. 31Arapça numaralandırma: 2146.01
حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ مُوسَى أَبُو صَالِحٍ، حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْحَاقَ - أَخْبَرَنِي هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، وَفَاطِمَةُ بِنْتُ الْمُنْذِرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُمَا قَالاَ خَرَجَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ أَبِي بَكْرٍ حِينَ هَاجَرَتْ وَهِيَ حُبْلَى بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ فَقَدِمَتْ قُبَاءً فَنُفِسَتْ بِعَبْدِ اللَّهِ بِقُبَاءٍ ثُمَّ خَرَجَتْ حِينَ نُفِسَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُحَنِّكَهُ فَأَخَذَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهَا فَوَضَعَهُ فِي حَجْرِهِ ثُمَّ دَعَا بِتَمْرَةٍ قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ فَمَكَثْنَا سَاعَةً نَلْتَمِسُهَا قَبْلَ أَنْ نَجِدَهَا فَمَضَغَهَا ثُمَّ بَصَقَهَا فِي فِيهِ فَإِنَّ أَوَّلَ شَىْءٍ دَخَلَ بَطْنَهُ لَرِيقُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَتْ أَسْمَاءُ ثُمَّ مَسَحَهُ وَصَلَّى عَلَيْهِ وَسَمَّاهُ عَبْدَ اللَّهِ ثُمَّ جَاءَ وَهُوَ ابْنُ سَبْعِ سِنِينَ أَوْ ثَمَانٍ لِيُبَايِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَمَرَهُ بِذَلِكَ الزُّبَيْرُ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ رَآهُ مُقْبِلاً إِلَيْهِ ثُمَّ بَايَعَهُ ‏.‏
Bize Hakem b. Musa Ebû Salih rivayet etti. (Dediki): Bize Şuayb (yâni İbni îshâk) rivayet etti. (Dediki): Bana Hişâm b. Urve haber verdi. (Dediki): Bana Urve b. Zübeyr ile F&tıme binti Münzir b. Zübeyr rivayet ettiler. (Dedilerki): Esma binti Bbi Bekr Abdullah b. Zübeyr'e gebe olarak hicret ettiği vakit çıktı da Kuba'ya geldi. Ve Kuba'da Abdullah'ı doğurdu. Doğurduktan sonra ona çiğnem yaptırmak üzere Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına çıktı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğu ondan alarak kendi kucağına koymuş. Sonra bir kuru hurma istemiş. Âîşe demiş ki: Biz onu buluncaya kadar bir müddet aradık durduk. Onu çiğnedi. Sonra çocuğun ağzına tükürdü. Ve karnına ilk giren şey Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in tükruğü oldu. Sonra Esma şunu söylemiş: Sonra çocuğu sıvazladı, üzerine dua etti. Ve ona Abdullah ismini verdi. Bilâhare bu çocuk yedi veya sekiz yaşlarında iken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at etmeye geldi. Bunu ona Zübeyr emretmişti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun kendine doğru geldiğini görünce gülümsedi. Sonra çocuk ona bey'at etti

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5617Kitap 38, no. 32Arapça numaralandırma: 2146.02
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَسْمَاءَ، أَنَّهَا حَمَلَتْ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ بِمَكَّةَ قَالَتْ فَخَرَجْتُ وَأَنَا مُتِمٌّ، فَأَتَيْتُ الْمَدِينَةَ فَنَزَلْتُ بِقُبَاءٍ فَوَلَدْتُهُ بِقُبَاءٍ ثُمَّ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَضَعَهُ فِي حَجْرِهِ ثُمَّ دَعَا بِتَمْرَةٍ فَمَضَغَهَا ثُمَّ تَفَلَ فِي فِيهِ فَكَانَ أَوَّلَ شَىْءٍ دَخَلَ جَوْفَهُ رِيقُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ حَنَّكَهُ بِالتَّمْرَةِ ثُمَّ دَعَا لَهُ وَبَرَّكَ عَلَيْهِ وَكَانَ أَوَّلَ مَوْلُودٍ وُلِدَ فِي الإِسْلاَمِ ‏.‏
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme Hişâm'dan, o da babasından, o da Esmâ'dan naklen rivayet ettiki: Esma Abdullah b. Zübeyr'e Mekke'de iken gebe kalmış. Esma şöyle demiş: Müddetimi tamamladığım halde çıktım Medine'ye geldim. Ve Kuba'ya misafir oldum. Onu Kuba'da doğurdum. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Onu kucağına koydu. Sonra bir kuru hurma isteyerek onu çiğnedi. Sonra çocuğun ağzına tükürdü. Böylece çocuğun karnına giren ilk şey Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in tükrüğü oldu. Sonra onu hurma ile tahnik etti. Sonra ona dua etti. Bereket diledi. Bu çocuk İslâmiyette doğan ilk çocuktur

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5618Kitap 38, no. 33Arapça numaralandırma: 2146.03
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ، بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهَا هَاجَرَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ حُبْلَى بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ ‏.‏
{…} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mâhled, Alî b. Müshir'den, o da Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Esma binti Ebî Bekr'den naklen rivayet ettiki, Esma Abdullah b. Zübeyr'e gebe olduğu halde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına hicret etmiş. Râvi, Ebû Usâme'nin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur. İzah 2150 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5619Kitap 38, no. 34Arapça numaralandırma: 2147
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، - يَعْنِي ابْنَ عُرْوَةَ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُؤْتَى بِالصِّبْيَانِ فَيُبَرِّكُ عَلَيْهِمْ وَيُحَنِّكُهُمْ ‏.‏
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişam (yâni İbni Urve) babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e çocuklar getirilir de onlara bereket duasında bulunur. Ve hurma çiğnermiş. İzah 2150 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5620Kitap 38, no. 35Arapça numaralandırma: 2148
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جِئْنَا بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يُحَنِّكُهُ فَطَلَبْنَا تَمْرَةً فَعَزَّ عَلَيْنَا طَلَبُهَا ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Halid El-Ahmar, Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Zübeyr'i tahnik ettirmek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdik. Bir hurma aradık ama bulması bize hayli güç oldu. İzah 2150 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5621Kitap 38, no. 36Arapça numaralandırma: 2149
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ مُطَرِّفٍ أَبُو غَسَّانَ - حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ أُتِيَ بِالْمُنْذِرِ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ وُلِدَ فَوَضَعَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى فَخِذِهِ وَأَبُو أُسَيْدٍ جَالِسٌ فَلَهِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ بَيْنَ يَدَيْهِ فَأَمَرَ أَبُو أُسَيْدٍ بِابْنِهِ فَاحْتُمِلَ مِنْ عَلَى فَخِذِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْلَبُوهُ فَاسْتَفَاقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ الصَّبِيُّ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو أُسَيْدٍ أَقْلَبْنَاهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا اسْمُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فُلاَنٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ وَلَكِنِ اسْمُهُ الْمُنْذِرُ ‏"‏ ‏.‏ فَسَمَّاهُ يَوْمَئِذٍ الْمُنْذِرَ ‏.‏
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî ile Ebû Bekr b. İshâk rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (Bu zat Ebû Gassan İbni Mutarrîfdir) rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Hazım, Sehl b. Sa'd'dan rivayet etti. (Demişki): Munzir b. Ebi Useyd doğduğu zaman onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdiler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onu uyluğunun üzerine koydu. Ebû Üseyd oturuyordu. Derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önünde bir şey'e meşgul oldu. Ebû Üseyd de emir verdi. Ve oğlu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in uyluğu üzerinden kaldırıldı. Onu geri çevirdiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendine gelerek: «Çocuk nerede?» dîye sordu. Ebû Üseyd : — Biz onu geri çevirdik, yâ Resûlallah! dedi. «Onun ismi ne?» diye sordu. Ebû Üseyd : — Fülân yâ Resûlallah! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır! Velâkin onun ismi Münzir'dir.» buyurdu. Ve ona o gün Münzir adını verdi. İzah 2150 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5622Kitap 38, no. 37Arapça numaralandırma: 2150
حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْعَتَكِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحْسَنَ النَّاسِ خُلُقًا وَكَانَ لِي أَخٌ يُقَالُ لَهُ أَبُو عُمَيْرٍ - قَالَ أَحْسِبُهُ قَالَ - كَانَ فَطِيمًا - قَالَ - فَكَانَ إِذَا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَآهُ قَالَ ‏ "‏ أَبَا عُمَيْرٍ مَا فَعَلَ النُّغَيْرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَكَانَ يَلْعَبُ بِهِ ‏.‏
Bize Ebû Rabi' Süleyman b. Dâvud El-Atekî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdû'l-Varis rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû't-Teyyah rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b; Mâlik rivayet etti. H. Bize Şeyban b. Ferrûh da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdü'l-Vâris, Ebû't-Teyyah'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ahlâkça insanların en güzeli idi. Benîm bîr kardeşim vardı ki, ona Ebû Umeyr denilirdi. (Râvi demiş ki: zannederim memeden ayrılmıştı, dedi.) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bize) gelip de onu gördüğü zaman: «Ebâ Umeyr! Ne yaptı Nugayr!» derdi. Ebû Umeyr bu kuşla oynardı

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5623Kitap 38, no. 38Arapça numaralandırma: 2151
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْغُبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ، مَالِكٍ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا بُنَىَّ ‏"‏ ‏.‏
Bize Muhammed b. Ubeyb El-Guberî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Ebû Osman'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bana ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey oğulcuğum!» diye hitab etti. İzah 2152 de

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5624Kitap 38, no. 39Arapça numaralandırma: 2152.01
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي عُمَرَ - قَالاَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، بْنِ شُعْبَةَ قَالَ مَا سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحَدٌ عَنِ الدَّجَّالِ أَكْثَرَ مِمَّا سَأَلْتُهُ عَنْهُ فَقَالَ لِي ‏"‏ أَىْ بُنَىَّ وَمَا يُنْصِبُكَ مِنْهُ إِنَّهُ لَنْ يَضُرَّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ إِنَّهُمْ يَزْعُمُونَ أَنَّ مَعَهُ أَنْهَارَ الْمَاءِ وَجِبَالَ الْخُبْزِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هُوَ أَهْوَنُ عَلَى اللَّهِ مِنْ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Ömer'indir. (Dedilerki): Bize Yezid b. Harun, İsmail b. Ebî Hâlid'den, o da Kays b. Ebî Hâzım'dan, o da Muğîre b. Şu'be'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş); Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Deccal'i benden çok kimse sormamıştır. Bana şöyle buyurdular : «Ey oğulcuğum! Sen onun için niye yoruluyorsun. O sana asla zarar verecek değildir.» Ben dedimki: Onun beraberinde su nehirleri, ekmek dağları olacağını söylüyorlar. «O Allah'a bundan daha ehvendir.» buyurdular

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5625Kitap 38, no. 40Arapça numaralandırma: 2152.02
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا سُرَيْجُ بْنُ، يُونُسَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ، رَافِعٍ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ أَحَدٍ مِنْهُمْ قَوْلُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِلْمُغِيرَةِ ‏ "‏ أَىْ بُنَىَّ ‏"‏ ‏.‏ إِلاَّ فِي حَدِيثِ يَزِيدَ وَحْدَهُ ‏.‏
{…} Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr rivayet ettiler (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Süreye b. Yûnus da rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym rivâyet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr haber verdi. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İshıâil'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Yalnız Yezid'in hadîsinden başka hiç birinin hadisinde Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Muğîre'ye ; «Ey oğulcuğum!..» sözü yoktur. «O Allah'a bundan daha ehvendir.1 cümlesinden murad onun Allah indinde bîr kıymeti yoktur ki, elinde böyle acaib garaib halketsin demektir

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5626Kitap 38, no. 41Arapça numaralandırma: 2153.01
حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بُكَيْرٍ النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا - وَاللَّهِ، - يَزِيدُ بْنُ خُصَيْفَةَ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ كُنْتُ جَالِسًا بِالْمَدِينَةِ فِي مَجْلِسِ الأَنْصَارِ فَأَتَانَا أَبُو مُوسَى فَزِعًا أَوْ مَذْعُورًا ‏.‏ قُلْنَا مَا شَأْنُكَ قَالَ إِنَّ عُمَرَ أَرْسَلَ إِلَىَّ أَنْ آتِيَهُ فَأَتَيْتُ بَابَهُ فَسَلَّمْتُ ثَلاَثًا فَلَمْ يَرُدَّ عَلَىَّ فَرَجَعْتُ فَقَالَ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَأْتِيَنَا فَقُلْتُ إِنِّي أَتَيْتُكَ فَسَلَّمْتُ عَلَى بَابِكَ ثَلاَثًا فَلَمْ يَرُدُّوا عَلَىَّ فَرَجَعْتُ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا اسْتَأْذَنَ أَحَدُكُمْ ثَلاَثًا فَلَمْ يُؤْذَنْ لَهُ فَلْيَرْجِعْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ أَقِمْ عَلَيْهِ الْبَيِّنَةَ وَإِلاَّ أَوْجَعْتُكَ ‏.‏ فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ لاَ يَقُومُ مَعَهُ إِلاَّ أَصْغَرُ الْقَوْمِ ‏.‏ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ قُلْتُ أَنَا أَصْغَرُ الْقَوْمِ ‏.‏ قَالَ فَاذْهَبْ بِهِ ‏.‏
Bana Amr b. Muhammed b. Bükeyr En-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki): Bize Vallahi Yezid b. Husayfe, Büsr b. Said'den rivayet etti. (Demişki): Ben Ebû Saîd-i Hudri'yİ dinledim. Şöyle diyordu: Medine'de ensârın meclisinde oturuyordum. Derken yanımıza ürkerek yahut korkutulmuş olarak Ebû Musa geldi: Sana ne oldu? dedik. — Ömer ona gelmem için bana haber göndermiş. Ben de kapısına geldim, üç defa selâm verdim, fakat bana cevap vermedi. Ve döndüm. Sonra bana : — Bize gelmekten seni ne men etti? dedi. Ben de : — Ben sana geldim, kapına üç defa selâm verdim. Ama bana cevap vermediler. Onun için döndüm. Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz üç defa izin ister de kendisine izin verilmezse geri dönüversin!» buyurdular, dedim. Bunun üzerine Ömer: — Bu söylediğin üzerine şahit getir. Yoksa canını yakarım! dedi, Übeyy b. Ka*b: Onunla beraber kavmin en küçüğünden başkası kalkmaz, dedi. Ebû Saîd demiş ki: Ben kavmin en küçüğüyüm, dedim. Ömer : O halde onu götür, dedi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5627Kitap 38, no. 42Arapça numaralandırma: 2153.02
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ وَزَادَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ فِي حَدِيثِهِ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ فَقُمْتُ مَعَهُ فَذَهَبْتُ إِلَى عُمَرَ فَشَهِدْتُ ‏.‏
{…} Bize Kuteybe b. Saîd ile İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân, Yezîd b. Husayfe'den bu isnadla rivayet etti. İbni Ebî Ömer kendi rivayetinde şunu ziyade etmiştir: «Ebû Saîd (Dediki): Ben de Ebû Musa ile beraber kalktım ve Ömer'e giderek şahitlik ettim.»

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5628Kitap 38, no. 43Arapça numaralandırma: 2153.03
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، أَنَّ بُسْرَ بْنَ سَعِيدٍ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ كُنَّا فِي مَجْلِسٍ عِنْدَ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ فَأَتَى أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ مُغْضَبًا حَتَّى وَقَفَ فَقَالَ أَنْشُدُكُمُ اللَّهَ هَلْ سَمِعَ أَحَدٌ مِنْكُمْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ وَإِلاَّ فَارْجِعْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أُبَىٌّ وَمَا ذَاكَ قَالَ اسْتَأْذَنْتُ عَلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ أَمْسِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَلَمْ يُؤْذَنْ لِي فَرَجَعْتُ ثُمَّ جِئْتُهُ الْيَوْمَ فَدَخَلْتُ عَلَيْهِ فَأَخْبَرْتُهُ أَنِّي جِئْتُ أَمْسِ فَسَلَّمْتُ ثَلاَثًا ثُمَّ انْصَرَفْتُ قَالَ قَدْ سَمِعْنَاكَ وَنَحْنُ حِينَئِذٍ عَلَى شُغْلٍ فَلَوْ مَا اسْتَأْذَنْتَ حَتَّى يُؤْذَنَ لَكَ قَالَ اسْتَأْذَنْتُ كَمَا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَوَاللَّهِ لأُوجِعَنَّ ظَهْرَكَ وَبَطْنَكَ ‏.‏ أَوْ لَتَأْتِيَنَّ بِمَنْ يَشْهَدُ لَكَ عَلَى هَذَا ‏.‏ فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ فَوَاللَّهِ لاَ يَقُومُ مَعَكَ إِلاَّ أَحْدَثُنَا سِنًّا قُمْ يَا أَبَا سَعِيدٍ ‏.‏ فَقُمْتُ حَتَّى أَتَيْتُ عُمَرَ فَقُلْتُ قَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ هَذَا ‏.‏
Bana Ebû't-Tahir rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Bükeyr b. Eşecc'deo naklen rivayet etti. Ona da Büsr b. Saîd rivayet etmişki, kendisi Ebâ Saîd-i Hudri'yi şunu söylerken işitmiş: Ubeyy b. Ka'b'ın yanında bir meclisde idik. Derken Ebû Musel-Eş'arî kızgın olarak geldi ve durarak: — Sizden Allah aşkına soruyorum! Hiç biriniz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «İzin istemek üç keredir. Sana izin verilirse ne âla! Yoksa dönüver!» buyururken işitti mi? dedi. Übeyy: — Ne o? diye sordu. Dedi ki: — Ben dün Ömer b. Hattâb'ın yanına girmek için üç defa izin istedim. Fakat bana izin verilmedi. Ben de döndüm. Sonra bugün ona gelerek yanına girdim. Ve: Dün ben geldim, Üç defa selâm verdim. Sonra çekildim gittim diye kendisine haber verdim. Ömer: Seni işittik ama biz o anda meşgul idik. Sana izin verilinceye kadar izin istemeye devam etseydin ya! dedi. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim gibi izin istedim, dedim. Ömer : Vallahi ya bana bu hususta kendine şâhidlik edecek birini getirirsin yahut sırtını ve karnını haşlarım! dedi. Onun üzerine Übeyy b. Kâ'b. — Vallahi seninle beraber yaşça en küçüğümüzden başka kimse kalkmaz. Kalk ya Ebâ Said! dedi. Ben de kalkarak Ömer'e geldim ve hakikaten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu söylerken işittim, dedim

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5629Kitap 38, no. 44Arapça numaralandırma: 2153.04
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُفَضَّلٍ - حَدَّثَنَا سَعِيدُ، بْنُ يَزِيدَ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ أَبَا مُوسَى، أَتَى بَابَ عُمَرَ فَاسْتَأْذَنَ فَقَالَ عُمَرُ وَاحِدَةٌ ‏.‏ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ الثَّانِيَةَ فَقَالَ عُمَرُ ثِنْتَانِ ‏.‏ ثُمَّ اسْتَأْذَنَ الثَّالِثَةَ فَقَالَ عُمَرُ ثَلاَثٌ ‏.‏ ثُمَّ انْصَرَفَ فَأَتْبَعَهُ فَرَدَّهُ فَقَالَ إِنْ كَانَ هَذَا شَيْئًا حَفِظْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَهَا وَإِلاَّ فَلأَجْعَلَنَّكَ عِظَةً ‏.‏ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ فَأَتَانَا فَقَالَ أَلَمْ تَعْلَمُوا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجَعَلُوا يَضْحَكُونَ - قَالَ - فَقُلْتُ أَتَاكُمْ أَخُوكُمُ الْمُسْلِمُ قَدْ أُفْزِعَ تَضْحَكُونَ انْطَلِقْ فَأَنَا شَرِيكُكَ فِي هَذِهِ الْعُقُوبَةِ ‏.‏ فَأَتَاهُ فَقَالَ هَذَا أَبُو سَعِيدٍ ‏.‏
Bize Nasr b. Alî El Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr (yâni İbni Mufaddal) rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Yezid, Ebû Nadrâ'dan, o da Ebû Said'den naklen rivayet ettiki: Ebû Musa Ömer'in kapısına gelerek izin istemiş. Ömer: Bir, demiş. Sonra ikinci defa izin istemiş. Ömer: İki, demiş. Sonra üçüncü defa izin istemiş. Ömer: Üç, demiş. Sonra çekilmiş gitmiş. Ama Ömer arkasından giderek onu geri çevirmiş. Ve: — Eğer bu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bellediğin bir şeyse şahid getir. Yoksa seni mutlaka (âleme) ibret yaparım, demiş. Ebû Said demiş ki: Bunun Üzerine Ebû Musa bize geldi ve : — Bilmiyor musunuz ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İzin istemek üç keredir.» buyurdular, dedi. Cemâat gülmeye başladılar. Ben de dedim ki: — Size müslüman bir kardeşiniz korkutulmuş olarak gelmiş, (daha) gülüyor musunuz? Haydi yürü, bu cezada ben senin şerikinim. Artık Ebû Musa, Ömer'e geldi. Ve : — İşte Ebû Saîd, dedi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5630Kitap 38, no. 45Arapça numaralandırma: 2153.05
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي مَسْلَمَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ خِرَاشٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، وَسَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، قَالاَ سَمِعْنَاهُ يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ بِشْرِ بْنِ مُفَضَّلٍ عَنْ أَبِي مَسْلَمَةَ، ‏.‏
{…} Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşar rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Ebû Mesleme'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. H. Bize Ahmed b. Hasen b. Hıraş da rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Cüreyri ile Saîd b. Yezid'den rivayet etti. Bunların ikisi de Ebû Nadra'dan rivayet etmişlerdir. (Demişlerki): Biz bu hadîsi Ebû Saîd-î Hudrî rivayet ederken dinledik. Ve hadîsi Bişr b. Mufaddal'ın Ebû Mesleme'den rivayet ettiği hadîs mânâsında nakletmişlerdir

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5631Kitap 38, no. 46Arapça numaralandırma: 2153.06
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، أَنَّ أَبَا مُوسَى، اسْتَأْذَنَ عَلَى عُمَرَ ثَلاَثًا فَكَأَنَّهُ وَجَدَهُ مَشْغُولاً فَرَجَعَ فَقَالَ عُمَرُ أَلَمْ تَسْمَعْ صَوْتَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ ائْذَنُوا لَهُ ‏.‏ فَدُعِيَ لَهُ فَقَالَ مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا صَنَعْتَ قَالَ إِنَّا كُنَّا نُؤْمَرُ بِهَذَا ‏.‏ قَالَ لَتُقِيمَنَّ عَلَى هَذَا بَيِّنَةً أَوْ لأَفْعَلَنَّ ‏.‏ فَخَرَجَ فَانْطَلَقَ إِلَى مَجْلِسٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالُوا لاَ يَشْهَدُ لَكَ عَلَى هَذَا إِلاَّ أَصْغَرُنَا ‏.‏ فَقَامَ أَبُو سَعِيدٍ فَقَالَ كُنَّا نُؤْمَرُ بِهَذَا ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ خَفِيَ عَلَىَّ هَذَا مِنْ أَمْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَلْهَانِي عَنْهُ الصَّفْقُ بِالأَسْوَاقِ ‏.‏
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd El-Kattân, İbni Cüreyc'den rivayet etti. (Demişki): Bize Atâ', Ubeyd b. Umeyr'den rivayet ettiki: Ebû Musa, Ömer'den üç defa izin istemiş. Ve galiba onu meşgul bularak geri dönmüş. Onun üzerine Ömer: — Sen Abdullah b. Kays'ın sesini işitmedin mi? Ona izin verin! dedi. Ve Ebû Musa'yı çağırdılar. Ömer: — Seni bu yaptığına sevkeden nedir? diye sordu. Ebû Musa: — Biz bununla emrolunuyorduk, dedi. Ömer: — Yâ bunun üzerine beyyine getirirsin yahut ben yapacağımı yaparım, dedi. Bunun üzerine Ebû Musa çıkarak ensârın meclisine gitti. Onlar : — Sana bu hususta ancak en küçüğümüz şâhidlik eder, dediler. Ve Ebû Saîd kalktı. (Ömer'e) : — Biz bununla emrolunuyorduk, dedi. Artık Ömer: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in işlerinden bana bu gizli kalmış. Beni ondan pazarlarda ticaret alıkoymuş, dedi

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5632Kitap 38, no. 47Arapça numaralandırma: 2153.07
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، ح وَحَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ، - يَعْنِي ابْنَ شُمَيْلٍ - قَالاَ جَمِيعًا حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِي حَدِيثِ النَّضْرِ أَلْهَانِي عَنْهُ الصَّفْقُ بِالأَسْوَاقِ ‏.‏
{…} Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Âsim rivayet etti. H. Bize Hüseyin b. Hureys de rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr (yâni İbni Sümeyl) rivayet etti. Hep birden dedilerki: Bize İbni Cüreyc bu isnadla bu hadîsin benzerini rivayet etti. Nadr'ın hadisinde: «Beni ondan pazarlarda ticaret alıkoymuş» cümlesini anmamıştır. İzah 2154 te

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5633Kitap 38, no. 48Arapça numaralandırma: 2154.01
حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ أَبُو عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا طَلْحَةُ بْنُ، يَحْيَى عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ جَاءَ أَبُو مُوسَى إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ هَذَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ قَيْسٍ ‏.‏ فَلَمْ يَأْذَنْ لَهُ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ هَذَا أَبُو مُوسَى السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ هَذَا الأَشْعَرِيُّ ‏.‏ ثُمَّ انْصَرَفَ فَقَالَ رُدُّوا عَلَىَّ رُدُّوا عَلَىَّ ‏.‏ فَجَاءَ فَقَالَ يَا أَبَا مُوسَى مَا رَدَّكَ كُنَّا فِي شُغْلٍ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ وَإِلاَّ فَارْجِعْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَتَأْتِيَنِّي عَلَى هَذَا بِبَيِّنَةٍ وَإِلاَّ فَعَلْتُ وَفَعَلْتُ ‏.‏ فَذَهَبَ أَبُو مُوسَى قَالَ عُمَرُ إِنْ وَجَدَ بَيِّنَةً تَجِدُوهُ عِنْدَ الْمِنْبَرِ عَشِيَّةً وَإِنْ لَمْ يَجِدْ بَيِّنَةً فَلَمْ تَجِدُوهُ ‏.‏ فَلَمَّا أَنْ جَاءَ بِالْعَشِيِّ وَجَدُوهُ قَالَ يَا أَبَا مُوسَى مَا تَقُولُ أَقَدْ وَجَدْتَ قَالَ نَعَمْ أُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ ‏.‏ قَالَ عَدْلٌ ‏.‏ قَالَ يَا أَبَا الطُّفَيْلِ مَا يَقُولُ هَذَا قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ذَلِكَ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ فَلاَ تَكُونَنَّ عَذَابًا عَلَى أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ إِنَّمَا سَمِعْتُ شَيْئًا فَأَحْبَبْتُ أَنْ أَتَثَبَّتَ ‏.‏
(Bize Hüseyin b. Hureys Ebû Ammâr rivâyet etti. ki): Bize Fadl b. Mûsa rivâyet etti. ki): Bize Talha b. Yafaya, Ebû Bürde'den, o da Ebû Musâ'l-Eş'arî'den naklen haber verdi. Şöyle dedi: Ebû Mûsa, Ömer b. Hattâb'a gelerek: Esselâmüaleyküm! Ben Abdullah b. Kays'ım, dedi. Fakat Ömer ona izin vermedi. Yine: Esselâmü aleyküm! Ben Ebû Mûsa'yım. Esselâmü aleyküm! Ben Eş'ari'yim, dedi. Sonra çekildi, gitti. Ve: Bana cevap verin! Bana cevap verin! dedi. Arkacığından Ömer gelerek: Yâ Ebû Mûsa, seni ne reddetti? Biz işteydik, dedi. Ebû Mûsa: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı: istemek üç keredir. Sana İzin verilirse ne âlâ, yoksa dönuver.» buyururken işittim. Ömer: Bunun üzerine bana mutlaka şahit getirmelisin. Yoksa şöyle yaparım, şöyle ederim, dedi. Ebû Mûsa da gitti. ki: Eğer şahit bulursa, onu akşama minberin yanında bulursunuz. Şahit bulamazsa, onu bulamazsınız. Akşam olunca onu bulmuşlar. Ömer: Yâ Ebâ Mûsa ne diyorsun, şahit buldun mu? diye sormuş. Ebû Mûsa: Evet! Übeyy b. Kâ'b'ı! demiş. Ömer: Âdildir diyerek yâ Eba't-Tufeyl! Ne diyor bu? demiş. Übeyy: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i bunu söylerken işittim. Ey Hattaboğlu! Binâenaleyh sakın Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabı üzerine azab olma! demiş. Ömer: Sübhânallah! Ben ancak bir şey işittim. Ve onun aslı olup olmadığın anlamak istedim! cevâbını vermiş

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5634Kitap 38, no. 50Arapça numaralandırma: 2155.01
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَدَعَوْتُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ أَنَا ‏.‏ قَالَ فَخَرَجَ وَهُوَ يَقُولُ ‏"‏ أَنَا أَنَا ‏"‏ ‏.‏
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris, Şu'be'den, o da Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim de çağırdım. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kim o?» dedi. — Ben! dedim. Arkacığından: Ben!.. Ben!., diyerek çıktı

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

No. 5635Kitap 38, no. 51Arapça numaralandırma: 2155.02
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا - وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ، اللَّهِ قَالَ اسْتَأْذَنْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَنْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ أَنَا ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَنَا أَنَا ‏"‏ ‏.‏
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. Yahya: Ahberana; Ebû Bekir: Haddesena tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Veki', Şu*be'den, o da Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmek için izin istedim. «Kim o?» dedi. — Ben! dedim. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben!.. Ben!..» buyurdular

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

50 / 59
59 rivayet · no. 5586–5645

Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.