Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.
Tercüme Edilmiş Nebevî Hadisler Ansiklopedisi’nde (HadeethEnc.com) bir rivayetin metninin aynısı bulunuyorsa, çevirisi o rivayetin altında kaynağı belirtilerek gösterilir. İkisi bir programla, yalnızca Arapça metne bakılarak eşleştirilmiştir: ansiklopedideki hadisin tüm metni, andığı sahabînin adıyla birlikte, rivayetin son kısmıyla harfi harfine aynıdır. Bu eşleştirmeyi kimse kontrol etmemiştir; Sabīl’in inceleyenleri de çeviriyi gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapçadır.
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَرَادَ أَنْ يَتَّخِذَ خَشَبَتَيْنِ يُضْرَبُ بِهِمَا لِيَجْتَمِعَ النَّاسُ لِلصَّلاَةِ فَأُرِيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ الأَنْصَارِيُّ ثُمَّ مِنْ بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ خَشَبَتَيْنِ فِي النَّوْمِ فَقَالَ إِنَّ هَاتَيْنِ لَنَحْوٌ مِمَّا يُرِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقِيلَ أَلاَ تُؤَذِّنُونَ لِلصَّلاَةِ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ اسْتَيْقَظَ فَذَكَرَ لَهُ ذَلِكَ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالأَذَانِ .
Yahya b. Said anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, cemaatin namaza toplanması için iki tahta alıp birbirine vurulmasını istemişti. O günlerde Abdullah b. Zeyd el-Ensarî (r.a.), rüyasında iki tahta görünce «bunlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın istediği tahtalara benziyor,» dedi. Kendisine: «Namaz için ezan okumaz mısınız?» denildi. Uyanınca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip rüyasını anlattığında, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ezan okunmasını emretti. Diğer tahric: Ebu Davud, Salat; Tirmizî, Salat; İbn Mace, Ezan
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ " .
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müezzini duyduğunuzda siz de müezzinin söylediği gibi söyleyin.»
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İnsanlar eğer ezan okumanın ve birinci safta yer almanın sevabını bilselerdi, sonra da buna ulaşmak için kura çekmekten başka bir yol bulamasalardı, mutlaka kura çekerlerdi. Eğer namaza erken gitmenin sevabını bilselerdi, bunun için birbirleriyle yarışırlardı. Eğer yatsı ile sabah namazının sevabını bilselerdi, emekleyerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi.»
Ebu Hureyre (r.a.)'den, Resuluîlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: «Kaamet edilince koşarak namaza gelmeyin, ona ağır ağır gelin, yetişebildiğiniz rekatları imamla kılın, yetişemediğinizi kendiniz tamamlayın. Çünkü siz namaza yöneldiğiniz sürece namazda sayılırsınız « Diğer tahric: Buharî, Ezan; Müslim, Mesacid
Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebî Sa'saa el-Ensarî babası Abdullah'tan: Ebu Said el-Hudrî (r.a.) bana şöyle söyledi: Görüyorum ki koyunu ve kır'ı çok seviyorsun. Kırda koyunlarının yanında olduğun vakit, namaz için yüksek sesle ezan oku. Zira Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dan işittim; şöyle buyurdu: «Müezzinin sesini işiten cin, insan ve her şey kıyamet günü ona şahitlik eder.» Diğer tahric: Buharî, Ezan
Ebu Hureyreden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın şöyle buyurduğu rivayet olundu: «— Ezan okunurken şeytan yellene yellene ezanı işitemeyeceği yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. Kaamet getirilirken yine kaçar, bitince tekrar döner. Hatta namaz kılanın kalbine kadar girip "filan şeyi hatırla, filan şeyi hatırla" diyerek ona akla gelmedik şeyleri hatırlatarak kaç rek'at kıldığını unutturacak derecede onu şaşırtır.» Diğer tahric: Buharî, Ezan; Müslim, Salat
Sa'd es-Saidî'nin oğlu Sehl der ki: îki vakitte göklerin kapıları açılır, dua edenlerin çoğunun duası kabul olunur: Ezan okunurken ve Allah'ın dini uğrunda savaşırken
îmam Malik'den şöyle rivayet edilir; Müezzin, Hz. Ömer'e gelerek kendisini sabah namazına çağıracaktı, uyuduğunu görünce: «— Essalatu hayrun minennevm» (Namaz uykudan hayırlıdır) dedi. Bunu işiten Ömer (r.a.) bu sözü sabah namazı ezanına ilave etmesini emretti
Nafî der ki: Rüzgarlı ve soğuk bir gecede Abdullah b. Ömer ezanı okuyarak: «— Namazınızı yükünüzün yanında kılın.» diye seslendi. Daha sonra: «Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müezzine: «— Soğuk ve yağmurlu gecelerde, namazınızı yüklerinizin yanında kılın!» diye seslenmesini emrederdi,» dedi. Diğer tahric: Buharî, Ezan; Müslim, Salatu'l-Musafirin
Nafi şöyle rivayet etti: Abdullah b. Ömer (r.a.) yolculukta yalnız sabah namazında ezan okur ve kaamet eder, diğer vakitlerde yalnız kaamet getirirdi ve «— Ezan, cemaatle namaz kılınınca gerekir.» derdi
Said b. el-Müseyyeb den şöyle rivayet edildi: Kırda namaz kılan kimsenin sağında bir melek ve solunda bir melek onunla beraber kılarlar. Ezan okur, kaamet eder, yahut yalnız kaamet eder, namaz kılarsa arkasında dağlar kadar melekler de namaz kılar. (Sevabını kendisine bağışlarlar)
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُنَادِي بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُنَادِيَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ " .
Abdullah b. Umer (r.a.j Resululiah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etti: «— Bilal ezanı şafaktan önce okuyor. İbn Ümmi Mektum ikinci ezanı okuyuncaya kadar sahur yemeğini yiyin ve için.»)
Salim b. Abdullah şöyle rivayet etti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Bilal ezanı erken okuyor. İbni Ümmi Mektum ezan okuyuncaya kadar sahur yemeğini yiyin ve için,» buyurdu. İbni Ümmi Mektum a'ma idi, ona: «Şafak söktü» denilmeden ezanı okumazdı. İbn Abdilber der ki: "Birinci isnadın mevsul olduğu konusunda İmam Malik'e muhalefet edilmemiştir." Bu hadisi ise, Yahya ve pekçok ravi, mürsel olarak rivayet eder. Ka'nebî, bunu babasından mevsul olarak nakleder
Abdullah b. Ömer (r.a.) der ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaza dururken ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırırdı. Başını rukudan kaldırınca da ellerini kaldırır ve «Semiallahu limen hamideh, rabbena lekel-hamd» derdi. Secdeye varırken ve secdeden kalkarken ellerini kaldırmazdı. Diğer tahric: Buhari, Ezan; Müslim,. Salat
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكَبِّرُ فِي الصَّلاَةِ كُلَّمَا خَفَضَ وَرَفَعَ فَلَمْ تَزَلْ تِلْكَ صَلاَتَهُ حَتَّى لَقِيَ اللَّهَ .
Ali r.a.’in oğlu Hz. Hüseyn r.a.'in oğlu Ali şöyle rivayet eder: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda rüku ve secdeye eğilirken ve secdeden kalkarken tekbir alırdı. Allah'ın rahmetine kavuşuncaya kadar namazı hep böyle kıldı
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُصَلِّي لَهُمْ فَيُكَبِّرُ كُلَّمَا خَفَضَ وَرَفَعَ فَإِذَا انْصَرَفَ قَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لأَشْبَهُكُمْ بِصَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Ebu Seleme b. Abdurrahman b. Avf der ki: Ebu Hureyre (r.a.) bize namaz kıldırır, eğilirken ve doğrulurken tekbir alırdı. Namazdan sonra: «— Vallahi namazı, Resulullah'ın namazına en çok benzeyen benim,» dedi. Diğer tahric: Buharî, Ezan; Müslim, Salat
Anır b. Râfi anlatıyor: Mü'minlerin annesi Hafsa Mushaf-ı şerifi yazarken: «Hafizuu alessalevaati vessalâtil vustaa ve kumu lillâhi kaanitiyn» âyetine gelince bana haber ver dedi. Bu âyete ulaştığımı kendisine bildirince, bana şöyle yazdırdı: «Hafizuu alessalevaati vessalâtil vustaa —ve salâtil asri —ve kûmu lillâhi kaanitiyn.» Bu hadisi Malik, mevkuf olarak Rivâyet etmiştir. yorumlara göre, "es-Salatu’l-vustâ", ikindi namazıdır
Abdullah b. Abbas (r.a.} der ki: «Vel Murselati Urfen» (Murselat) suresini okuyordum. Bunu işiten anam —Ümmü fadl binti Haris—- «— Oğlum! Bu sureyi okumakla bana Resulullah'ın akşam namazında okuduğu son işittiğim sureyi hatırlattın!» dedi. Diğer tahric: Buharî, Ezan; Müslim, Salat
Ebu Abdillah es-Sunabihi anlatıyor: Ebu Bekr r.a.'in hilafeti zamanında Medine'ye gittim; arkasında akşam namazım kıldım. îlk iki rekatında Fatiha ile birer kısa sure okudu. Üçüncü rekatına kalkınca elbisem elbisesine ona yaklaştım, Fatiha ile «Rabbena la tuziğ kulubena ba'de iz hedeytena ve heb lena min ledunke rahmeten inneke entel vehhab» (Al-i imran 8) ayetini okuduğunu işittim
Nafi' der ki: Abdullah b. Ömer (r.a.) yalnız namaz kılarken (farz namazlarda) dört rekatta da Fatiha ve Kur'an'dan bir sure okurdu. Bazen de farz namazların birer rekatında iki ve üç sure okurdu
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّهُ قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعِشَاءَ فَقَرَأَ فِيهَا بِالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ .
Bera b. A'zib (r.a.)'den şöyle rivayet olundu: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber yatsı namazım kıldım, namazda Ve't-Tini suresini okudu
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَعَنْ تَخَتُّمِ الذَّهَبِ وَعَنْ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ فِي الرُّكُوعِ .
Ali b. Ebî Talib (r.a.) der ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (erkeklere) ipek elbise giymeyi, altın yüzük takınmayı ve rükuda Kur'an okumayı yasak etti
Beyadi (r.a.)'den şöyle rivayet olundu: Ashab'dan bazıları yüksek sesle okuyarak namaz kılıyorlardı. Yanlarına gelen Resulü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: «— Namaz kılan kimse Rabbine niyaz etmekte ve Rabbinin huzurundadır. Kur'an'ı yüksek sesle okuyarak biribirinizin huzurunu bozmayın.» Diğer tahric: Müslim, Libas ve'z-Zîne
Enes b. Malik (r.a.) der ki: Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın arkalarında namaz kıldım, bunların hiç biri namaza başladıklarında besmeleyi (açıktan) okumuyorlardı. Bu hadis, Ebu Said el-Hudrî'den gelmiştir: Ebu Davud, Salat
Ebu Süheyl babası Malik'ten naklen şöyle rivayet eder: Ömer b. el-Hattab (r.a.) namaz kılarken, kıraatini Ebu Cehm’in el-Belat dakı evinin yanından işitiyorduk. el-Belat: Medine'de Mescid-i Nebevi ile çarşı arasındaki bir yerin ismidir
Nafi' der ki: Abdullah b. Ömer (r.a.) Cehri (açıktan) okunan namazlarda, imama yetişemediği rekatları kılarken cehri okurdu. Ruman oğlu Yezid der ki: Cübeyr b, Mut'im'in oğlu Nafî'nin yanında namaz kılıyordum, biz namazda iken (kıraatta duraklayınca) bana işaret etti, ben de hatırlayamadığı yeri söyledim
Urve, Amir b. Rebia' oğlu Abdullah'ın şöyle söylediğini rivayet etti: Ömer (r.a.)'in arkasında sabah namazını kıldık, namazda ağır ağır Yusuf ve Hac surelerim okudu. Urve der ki: Abdullah'a: «— O halde Ömer (r.a.) şafak atınca kalkıyordu» dedim. O da: «— Evet,» dedi
Kureyz oğlu Amirin azatlısı Ebu Said rivayet eder: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, namaz kılan Ubey b. Ka'b r.a.'a seslendi, namazı bitirince camiden çıkmak üzere olan Resul-i Ekrem'e yetişti. Nebi s.a.v., Ubey'in elini tuttu ve şöyle buyurdu: «— Allah'ın ne Tevrat'ta, ne İncirde, ne de Kur*an'da benzerini indirmediği surenin önemini öğrenmeden mescid'den çıkmamanı istiyorum.» Ubey der ki: «Bunu işitince onu öğrenmem için adımlarımı yavaşlattıktan sonra: «—Ya Resulallah! Bana va'dettiğin sureyi öğret!» dedim.» Resulullah: «— Namaza başlayınca ne okursun?» buyurdu. Ben de: «—Elhamdü lillah'i Rabbil alemin...» diye başlayıp Fatiha'yı sonuna kadar okudum. Bitirince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: •— İşte bana verilen Kur*an-ı Azim'in en yüce suresi budur. Bu sure yedi ayettir» buyurdu. Buharİ (Tefsir) bunun benzerini, Ebu Saîd el-Mualla'dan tahric eder
Hişam b. Zühre'nin azadlı kölesi Ebu's-Saib der ki: Ebu Hüreyre'den,Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim. «— Bir kimse namaz kılar da, namazda Fatiha okumazsa, o namaz eksiktir, o namaz eksiktir, o namaz eksiktir, tamam değildir.» Ebu's-Saib devam ederek dediki: «— Bunu işitince Ebu Hüreyre'ye: «— Ya Ebu Hüreyre! Bazen imamın arkasında kılıyorum, o zaman da Fatiha okuyacak mıyım?» deyince Ebu Hureyre kolumu sıktı, sonra şöyle dedi: «— Ey İranlı! O zaman da Fatiha'yı sessiz okursun. Çünkü ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle derken işittim: «Allah Teala buyurur ki; «Namazı (= mana bakımından Fatihayı) kulumla aramda ikiye paylaştırdım. Yarısı benim, yarısı kulumundur. Kuluma istediği verilecektir. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «(Fatiha'yı) okuyun» dedi ve şöyle devam etti: «Kul: «Elhamdulillahi Rabbi'l-Alemin» dediğinde, Allah: Kulum bana hamdetti. der. Kul: «Errahmani'r-rahim» deyince Allah: Kulum bana sena etti» der. Kul: «Maliki yevmiddin» deyince, Allah: «Kulum beni övdü ve bana tazim etti» der. Kul; «İyyake na'budu ve iyyake nestaîn» deyince Allah: «Bu ayet kulumla aramdadır. Kuluma istediği verilecektir» der. Kul «İhdinessıratel müstakim. Sıratallezine en'amte aleyhim ğayri'l mağdubi aleyhim veladdallîn» deyince Allah: «Bu ayetler kuluma aittir. Kuluma istediği verilecektir.» der. Diğer tahric: Müslim, Salat Ayrıca bkz. Şeybanî
Hişam, babası Urve'den rivayet ederek der ki: Babam cemaatle namaz kılarken, imamın cehri (açıktan) okumadığı vakitlerde (Fatiha ve zammı sureyi) okurdu
Yezid bin Ruman dedi ki: «— Cübeyr bin Nut’im imamın arkasında —cehri okunmayan yerlerde— okurdu.» İmam Malik der ki: — İşittiklerim içerisinde en hoşuma gideni budur
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنْ صَلاَةٍ جَهَرَ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ " هَلْ قَرَأَ مَعِي مِنْكُمْ أَحَدٌ آنِفًا " . فَقَالَ رَجُلٌ نَعَمْ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " . فَانْتَهَى النَّاسُ عَنِ الْقِرَاءَةِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيمَا جَهَرَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْقِرَاءَةِ حِينَ سَمِعُوا ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıraati açıktan yaptığı bir namazı kıldırdıktan sonra cemaate dönerek: «—Namazda benimle beraber sizden Kur'an okuyan oldu mu?» dedi. Cemaatten biri: «— Ben okudum, Ya Resulallah!» deyince: «—Ben de neden Kur'an okurken huzursuz ediliyorum, diyordum» buyurdu. Bu ihtar üzerine ashab, Resulullah'ın sesli okuduğu namazlarda Kur'an okumaya son verdiler. Diğer tahric: Nesaî, îftitah
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّنَ الإِمَامُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّهُ مَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ آمِينَ .
Ebu Hureyre Resulullah s.a.v.'in şöyle dediğim rivayet etti: îmam amin deyince, siz de amin deyin. Çünkü, kimin amin demesi meleklerin «amin» demesine rastlarsa, onun geçmiş günahları affolunur.»
Ebu Hureyre (r.a.)'den Resul-i Ekrem'in şöyle buyurduğu rivayet edildi: «—Sizden biri «amin» deyince, gökte melekler de «amîn» derler, îki «amin» deyiş birbirine rastlayınca, kulun geçmiş günahları affolunur.» Diğer tahric: Buharı, Ezan; Müslim, Salat
Ebu Hureyre (r.a.)'den Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediği rivayet edildi: «İmam «Semiallahu limen hamideh» deyince, «Allahümme Rabbena lekel hamd» deyiniz. Kimin bu sözü meleklerinkine rastlarsa geçmiş günahları affolunur.» Diğer tahric: Buhari, Ezan; Müslim, Salat
Kaynaktaki dereceler
SahihSalim al-Hilali
50 / 75
75 rivayet · no. 146–221
Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.