Müslümanlar, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- döneminde ve ondan sonraki dört halife döneminde, küçük büyük herkes adına bir sa’ yiyecek fıtır sadakası verirlerdi. O dönemde onların yiyecekleri arpa, kuru üzüm, kurutulmuş peynir ve hurmaydı. Bir sa', dört müddür. Bir müd ise, ortalama bir adamın iki avuç dolusu miktarına eşittir. Muâviye -radıyallahu anh- halife olarak Medine’ye geldiğinde ve Şam buğdayı da (piyasada) çoğaldığında bir hutbe vererek şöyle dedi: 'Ben, Şam buğdayından iki müddün (yani yarım sâ'ın), bir sâ' hurmaya denk geldiği kanaatindeyim.' Bunun üzerine insanlar bu görüşü esas aldılar (ve öylece uyguladılar). Ebû Said el-Hudrî -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ben ise, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında nasıl veriyorsam, hayatta olduğum müddetçe aynı şekilde fıtır sadakasını vermeye devam edeceğim.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında fıtır sadakası miktarının çeşidi ve değeri farklı olsa bile bir sa’ yiyecek olduğu beyan edilmiştir.
- İnsanoğlunun yediği her türlü gıda maddesi fıtır sadakası olarak verilebilir. Bu dört sınıfın (hurma, arpa, kuru üzüm ve keş/kurutulmuş peynir) özellikle zikredilmesinin sebebi; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- döneminde insanların temel gıda maddeleri olmalarından kaynaklanmaktadır.
- Fıtır sadakasını yiyecek olarak değil de nakit para olarak vermek caiz değildir.
- Nevevî -rahimehullah- Sahih-i Müslim şerhinde şöyle demiştir: Sahabelerin ihtilaf etmeleri durumunda, onlardan bazılarının görüşü diğerlerinden daha üsütün sayılmaz. Bu durumda başka bir delile döneriz. Biz, hadislerin zahiri ile kıyasın; buğdaydan da diğerlerinde olduğu gibi bir sâ‘ verilmesinin şart olduğu hususunda birleştiğini gördük. Bu sebeple buna itimat etmek/vbunu esas almak gerekir.
- İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir: Ebû Said hadisinde, onun hadislere ne kadar güçlü bir şekilde tabi olduğu, onlara ne kadar sıkı bağlı olduğu ve asıl bir nas varken içtihada başvurmayı terk ettiği görülmektedir. uygulamasında ve insanların ona muvafakat etmesinde ise içtihadın caiz olduğuna dair bir delil vardır ki bu övülmüş bir şeydir. Ancak nas bulunduğu hâlde yapılan içtihat geçersizdir.
صحيح البخاري (2/ 131) (1508). صحيح مسلم (2/ 678) (985). تيسير العلام، لعبد الله البسام (ص309). تنبيه الأفهام شرح عمدة الإحكام، لابن عثيمين (3/ 409). الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري (1/ 251).