Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kadınları dövmeyi yasaklamıştır. Bunun üzerine Müminlerin emiri Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- gelip şöyle demiştir: Ey Allah'ın Rasûlü! Kadınlar kocalarına karşı cüretkârlaştılar ve ahlakları bozuldu. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- eşin hakkını yerine getirmemek, kocasına meşru konularda karşı gelmek ve benzeri sebepler bulunduğunda, incitici ve zarar verici olmayan hafif bir şekilde dövmeye ruhsat verdi. Bunun ardından bazı kadınlar, kocalarının kendilerini şiddetli bir şekilde dövdüklerini ve verilen bu ruhsatı kötüye kullandıklarını şikâyet etmek üzere Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarının yanına geldiler. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Eşlerini şiddetli bir şekilde döven bu adamlar sizin hayırlılarınız değildirler.
- Kadınlara güzel muamele etmenin faziletini ortaya koymaktadır. Onlara karşı sabırlı olmak ve zaman zaman meydana gelen kusurlarını hoş görmek, onları dövmekten daha faziletlidir.
- Allah Teâlâ, nüşûzun (eşin meşru haklarına karşı gelmesinin) tedavisinde dövmeyi son aşama olarak belirlemiş ve şöyle buyurmuştur: "Baş kaldırmalarından endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yataklarında onları yalnız bırakın, sonra da (zarar vermeyecek şekilde) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür." [Nisâ Suresi: 34]. Bu üç yöntem aynı anda uygulanacak değil, sırasıyla uygulanacak aşamalardır. Önce nasihat edilir, öğüt verilir ve Allah hatırlatılır. Bu fayda verirse ne güzel! Eğer fayda vermezse yatakta ayrı kalınır. Bu da sonuç vermezse, intikam amacıyla değil, terbiye etmek amacıyla; incitmeyen ve zarar vermeyen hafif bir şekilde dövmeye başvurulur.
- Erkek, evinin yöneticisi ve sorumlusudur. Bu sebeple aile fertlerini hikmetle ve güzel öğütle terbiye edip eğitmesi gerekir.
- Verdiği fetvanın sonuçlarını ve doğuracağı etkileri öğrenmek amacıyla âlime fetvası hakkında tekrar başvurmanın (müracaat etmenin) caizdir.
- Bir kimse haksızlığa veya zarara uğradığında, durumunu yöneticiye veya âlime şikâyet etmesinin caiz olduğu ifade edilmiştir.
سنن أبي داود (3/ 479) (2146). سنن ابن ماجه (3/ 152) (1985). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 363). مرقاة المفاتيح، لعلي القاري (5/ 2127).