Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında güneş tutuldu. Bu tutulma alışılmış bir şey olmadığı için onlara şekli ve miktarı bakımından farklı bir şekilde kıyamı uzun tutarak namaz kıldırdı. Uzunca rüku yaptı ve rükuyu uzattı. Sonra tekrardan kıyama dönerek birinci kıraatten daha kısa bir okuyuşta/kıraatte bulundu. Ardından tekrar rüku yaptı ve rükuyu uzunca yaptı. Bu birinci rükudan daha hafif (kısa) idi ve ardından da secde yaptı ve secdeyi uzattı. Daha sonra ikinci rekâtta şekil olarak daha kısa olmasıyla beraber birinci rekâtta kıldığı gibi kıldı. Her bir rüknü daha önceki rükünden daha az olarak kıldı. Her rekâtta dört rükû ve dört secde olarak tamamladı ve sonra da namazdan ayrıldı. Güneş açıldı. Bazı özel durumlarda âdeti olduğu üzere bu namazın ardından insanlara hutbe verdi. Allah’a hamd etti, onu övdü ve onlara vaaz etti. Güneş tutulması oğlu İbrahim’in –radıyallahu anh-’ın ölümüne tesadüf etmişti. Kimileri şöyle dediler: Güneş, İbrahim’in ölümü sebebiyle tutuldu. Zira onlar, cahiliye dönemindeki geleneklerinde olduğu gibi ya büyük bir kişinin ölümü ya da büyük bir kimsenin doğumuyla tutulacağına inanıyorlardı. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- elçiliğinin samimi bir şekilde edası ve onlara nasihat olması ve zihinlerinde bulunan bu hurafatları izale etmek ve insanlara fayda vermek için ki bu sahih bir nakile dayanmayan akl-ı selime uymayan bu şeyi güneş ve ay tutulmasındaki hikmeti beyan etderek, hutbesinde şöyle buyurdu: «Güneş ve Ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar hiç kimsenin ölümü ve hayatı için tutulmazlar! Allah Teâlâ kullarını korkutmak ve nimetini hatırlatmak için onları seyir ettirir (yürütür). Siz onları gördüğünüz zaman Allah Teâlâ’ya tövbe ederek yönelerek dua edin, tekbir getirin, namaz kılın ve sadaka verin.» Böyle yapın ki; beklenilen belayı def ve inecek ceza da kaldırılsın. Bundan sonra, Peygamber- sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’a karşı yapılan büyük günahlardan toplumların fesada uğramasını gerektiren ve ahlakını bozan zina gibi günahlara değinerek, bazılarını ayrıntılı bir şekilde anlatmaya başladı. Sadık-ul masduk (doğru söyleyen ve tasdik edilen) olan Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’ın öfkesizi ve cezasını zorunlu kılan şeyleri bu vaazında şöyle diyerek kısımlara ayırdı. «Ey Muhammed ümmeti! Allah'a yemin ederim ki, erkek kulunun veya dişi kulunun zina edişinden dolayı Allah Teâlâ kadar kıskanç olan hiçbir kimse yoktur.» Ardından onların Allah’ın azabı hakkında çok az bir şey bildiklerini aktardı. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-’in bildiklerini bilselerdi, onları korku alırdı. Ve sevinçli olarak az gülerlerdi. Ağlarlardı ve vakitlerini büyük bir fırsat bilirlerdi. Ancak Allah hikmeti gereği bunu onlardan gizledi.
تيسير العلام، للبسام، الناشر: مكتبة الصحابة، الأمارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة العاشرة، 1426هـ - 2006م. تنبيه الأفهام، للعثيمين، طبعة مكتبة الصحابة، الامارات، مكتبة التابعين، القاهرة، الطبعة الأولى 1426هـ. الإفهام في شرح عمدة الأحكام، عبد العزيز بن باز، اعتناء سعيد بن علي بن وهف القحطاني، الرياض، الطبعة الأولى 1435هـ. الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري، طبعة دار الفكر، دمشق، الأولى 1381. خلاصة الكلام، فيصل المبارك الحريملي، الطبعة: الثانية، 1412 هـ - 1992 م. صحيح البخاري، لأبي عبد الله محمد بن إسماعيل البخاري، تحقيق محمد زهير بن ناصر الناصر، الناشر: دار طوق النجاة -الطبعة : الأولى 1422هـ. صحيح مسلم، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت. تأسيس الأحكام، لأحمد بن يحيى النجمي، دار المنهاج، القاهرة، مصر، الطبعة الأولى. فتح الباري شرح صحيح البخاري، لأحمد بن حجر، الناشر: دار المعرفة - بيروت، 1379-رقم كتبه وأبوابه وأحاديثه: محمد فؤاد عبد الباقي- قام بإخراجه وصححه وأشرف على طبعه: محب الدين الخطيب-عليه تعليقات عبد العزيز بن عبد الله بن باز. الموسوعة الفقهية الكويتية، وزارة الأوقاف والشئون الإسلامية، الكويت، الطبعة: (من 1404 - 1427 هـ).