Cebrâîl -aleyhisselam- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte otururken, gökten bir kapının açılması gibi bir ses duydu. Cebrâîl başını kaldırdı ve göğe baktı, sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e “Bu, bugün açılan bir gök kapısıdır. Bugünden önce hiç açılmamıştı.” dedi. Ardından o kapıdan bir melek yeryüzüne indi. Bu melek, daha önce hiç yeryüzüne inmemiş, ilk defa o gün inmişti. Melek, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e selam verdikten sonra şöyle dedi: “Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmemiş olan iki nur ile müjde olsun! Bunlar: Fâtiha Sûresi ve Bakara Sûresi'nin son iki âyetidir.” Sonra melek şöyle dedi: “Bu iki sûreden okuyacağın her bir harf karşılığında, Allah Teâlâ sana onların içerdiği hayrı, duaları ve talepleri mutlaka ihsan edecektir.”
- Bu hadiste, Fâtiha Sûresi ile Bakara Sûresi'nin son âyetlerinin faziletine işaret edilmekte; bunların okunması ve içerdiği hükümlerle amel edilmesi teşvik edilmektedir.
- Göklerin kapıları vardır. İlâhî emirler bu kapılardan iner ve bu kapılar ancak Allah Teâlâ'nın izni ve emriyle açılır.
- Bu hadiste, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbi katındaki üstün değeri ortaya konulmaktadır. Zira Allah Teâlâ, kendisinden önceki hiçbir peygambere vermediği iki nuru -Fâtiha Sûresi ile Bakara Sûresi'nin son iki âyetini- ona ihsan ederek onu özel bir ikramla şereflendirmiştir.
- Allah'a davetin yöntemlerinden biri de, insanlara hayrı ve mükâfatı müjdeleyerek onları teşvik etmektir.
صحيح مسلم (1/ 554) (806). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 244). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (4/ 700). مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (4/ 1464). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 760). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (13/ 122).