عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما أَنَّ عمرَ رضي الله عنه حِينَ تَأَيَّمَت بِنتُهُ حَفصَة، قَالَ: لَقِيتُ عثمانَ بن عفان رضي الله عنه فَعَرَضتُ عَلَيه حَفصَة، فَقُلتُ: إِنْ شِئْتَ أَنكَحْتُكَ حَفصَةَ بِنتَ عُمَر؟ قَال: سَأَنظُر فِي أَمْرِي، فَلَبِثتُ لَيَالِيَ ثُمَّ لَقِيَنِي، فَقَال: قَدْ بَدَا لِي أَنْ لاَ أَتَزَوَّجَ يَومِي هَذَا، فَلَقِيتُ أَبَا بَكر رضي الله عنه فقُلتُ: إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفصَةَ بِنتَ عُمَرَ، فَصَمَتَ أَبُو بَكر رضي الله عنه فَلَم يَرجِعْ إِلَيَّ شَيئًا! فَكُنْتُ عَلَيهِ أَوْجَدَ مِنِّي عَلَى عُثمَانَ، فَلَبِثَ لَيَالِيَ ثُمَّ خَطَبَهَا النَّبِي -صلَّى الله عليه وسلَّم- فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ، فَلَقِيَنِي أَبُو بَكر، فقَال: لَعَلَّكَ وَجَدتَ عَلَيَّ حِينَ عَرَضْتَ عَلَيَّ حَفصَةَ فَلَمْ أرْجِع إِلَيكَ شَيئًا؟ فَقُلتُ: نَعَم، قَالَ: فَإِنَّهُ لَمْ يَمْنَعْنِي أَنْ أرْجِع إِلَيكَ فِيمَا عَرَضتَ عَلَيَّ إِلاَّ أَنِّي كُنتُ عَلِمْتُ أَنَّ النبِيَّ -صلَّى الله عليه وسلَّم- ذَكَرَهَا، فَلَم أَكُن لِأُفْشِي سِرَّ رسُولَ الله -صلَّى الله عليه وسلَّم- وَلَو تَرَكَهَا النبيُّ -صلَّى الله عليه وسلم- لَقَبِلتُهَا.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre Ömer -radıyallahu anh- kızı Hafsa’nın dul kaldığı zamandan bahsederek dedi ki: Osman b. Affân -radıyallahu anh- ile karşılaştım ve ona Hafsa’dan söz ederek; “İstersen sana Ömer'in kızı Hafsa’yı nikâhlayayım” dedim. Osman -radıyallahu anh-: "Hele bir düşüneyim" cevabını verdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, “Şimdilik evlenemeyeceğim” dedi. Sonra Ebû Bekir -radıyallahu anh-’a rastladım. Ona da: "İstersen sana kızım Hafsa’yı nikâhlayayım" dedim. Ebu Bekir -radıyallahu anh- ise sustu; ağzını açıp da bir söz söylemedi. Bu sebeple ona Osman’a gücendiğimden daha fazla kızdım. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hafsa’ya Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- talip oldu. Ben de kızımı ona nikâhladım. O sıralarda Ebû Bekir’le karşılaştığımızda bana: "Hafsa’yla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir" dedi. Ben: Evet, diye cevap verdim. Ebû Bekir -radıyallahu anh- şunları söyledi: "Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Elbette Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sırrını ifşâ edemezdim. Şayet Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenmeyi kabul ederdim."
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- hadiste kızı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden olan Huneyn b. Huzâfe es-Sehmî'den o da Abdullah b. Huzâfe'nin kardeşi olup Medine'de vefat etti. Ölümünün sebebi Uhud Savaşı'nda kendine isabet eden yara idi. İslam'a girmede önce davrananlardan idi ve Habeş diyarına hicret etmişti. Kızı Hafsa dul kaldığı zaman Ömer -radıyallahu anh- şöyle dedi: ''Osman -radıyallahu anh- ile karşılaştım.'' Yani Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimizin kızı olan hanımı Rukiye vefat ettikten sonra karşılaştı. Ömer -radıyallahu anh- dedi ki: ''Ona Hafsa’yı kendisiyle nikâhlamayı teklif ettim.” Bunda bir insanın kızını hayırlı ve salih bir insana teklif etmesinin caiz olması vardır. Buhari'nin bab başlığında yazdığı gibi bunda bir eksiklik yoktur. Ömer -radıyallahu anh- dedi ki: ''İstersen sana Ömer'in kızı Hafsa’yı nikâhlayayım” dedim. Ona, bu uslup ile geldi. O da şart cümlesiyle olan bir tabirdir. Muhatabı seçimde özgür bırakır. Bu güzel ve kabul etmeye rağbet ettiren bir beyandır. Kızını kendine nispet etti. Sanki o şöyle demektedir: Sen Ömer'in kızını onun kim olduğunu ve onun güzel bir tabiatı olduğunu biliyorsun. Osman -radıyallahu anh-'ın cevabı: ''Hele bir düşüneyim'' oldu. Bu işimde düşüneyim şimdi mi evleneyim yoksa evlenmeyi erteleyeyim mi? Ömer -radıyallahu anh-dedi ki: ''Aradan birkaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, bu günlerde “Şimdilik evlenmeyeceğim belli oldu” dedi. Osman -radıyallahu anh- bu söz ile mutlak bir zaman kast etmiştir. Bu günlerde demek istemiştir. Bu sözü ile yasak olan evlenmekten uzak durmak ve kopmak/bırakmak halini ortadan kaldırmak için söylemiştir. Ömer -radıyallahu anh- dedi ki: Ebu Bekir -radıyallahu anh- ile karşılaştım. Evlendirme işi tamam olduktan ve Ebu Bekir'in Ömer'in talebine niçin böyle karşılık verdiğini ortaya koyacak şekilde işin hakikatinin ortaya çıktıktan sonra kardeşinin hatırını almak için Ebu Bekir es-Sıddîk -radıyallahu anh- niçin evlenemediğine dair özrünü sundu. ''Umulur ki sen'' şefkatten dolayı olup Ömer -radıyallahu anh-'ın güzel ahlakına binaen söylemiştir. Çünkü o bunun için kızmaz. Ancak tabiatı gereği onun kızabileceği de ihtimaldir. Bunun için ona umulur ki sen dedi. Sıddîk dedi ki: ''Hafsa’yla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir, dedi. Ben: Evet, diye cevap verdim. Bu, olanı haber vermek ve doğruluk ile amel etmek için Ömer -radıyallahu anh-'ın verdiği cevaptır. Ebû Bekir şunları söyledi: Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Yani onunla evlenmek istedim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hafsa'yı istemekle ilgili rağbeti diğerlerinin haricinde Ebû Bekir -radıyallahu anh-'ın huzurunda olmuş olabilir. Bunu söylenmesi caiz olmayan sır olarak görmüştür. Bunun için şöyle dedi: Elbette Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sırrını ifşâ edemezdim. Bana gizli olarak söylediği ve zikrettiği şeyi şayet Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nişan yapmayı istediği birini nişanlamak istemek haram olur. Bunda ümmete ve bu ümmetin fertlerine bir edep öğretilmektedir. Bu edep; yapılması gereken sırrı gizlemek ve gizlemede aşırıya gitmek, sözü ona doğru çekecek bir şeyden konuşmamaktır.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي، ط1، دار ابن الجوزي، الدمام، 1415هـ.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، لمحمد علي بن محمد بن علان، ط4، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، 1425هـ.
رياض الصالحين، للنووي، ط1، تحقيق: ماهر ياسين الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، 1428هـ.
كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، ط1، كنوز إشبيليا، الرياض، 1430هـ.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين، ط14، مؤسسة الرسالة، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها قالت: تُوُفِّيَ رسول الله صلى الله عليه وسلم وما في بيتي من شيء يَأكُلُهُ ذُو كَبدٍ إلا شَطْرُ شَعير في رَفٍّ لي، فأكَلتُ منه حتى طال عليَّ، فَكِلْتُهُ فَفَنِيَ.
Âişe -radıyallahu anha-’dan, şöyle dediği rivayet edilmiştir;‘’Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiği sırada evimde, rafta bulunan bir miktar arpadan başka, bir canlının yiyeceği hiçbir şey yoktu. Ben, bir müddet ondan yedim. Uzun bir süre (geçmesine rağmen tükenmediğini görünce) onu tarttım. Tartınca da tükendi.’’
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Âişe –radıyallahu anha- Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- vefat ettiği zaman evinde biraz arpanın olduğunu haber vermiştir. Belli bir zaman Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-’in bıraktığı arpadan yemeye devam ediyordu, arpayı tartınca bitti.
Kaynakça
كنوز رياض الصالحين، أ.د. حمد بن ناصر بن عبد الرحمن العمار، دار كنوز إشبيليا، الطبعة الأولى: 1430 هـ.
بهجة الناظرين، الشيخ: سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي.
نزهة المتقين، د. مصطفى سعيد الخن، د. مصطفى البغا، محيي الدين مستو، علي الشرجبي، محمد أمين لطفي، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة الأولى: 1397 هـ 1977 م، الطبعة الرابعة عشرة 1407 هـ 1987م.
شرح صحيح البخاري لابن بطال، المؤلف: ابن بطال أبو الحسن علي بن خلف بن عبد الملك، تحقيق: أبو تميم ياسر بن إبراهيم، دار النشر: مكتبة الرشد - السعودية، الرياض، الطبعة: الثانية، 1423هـ - 2003م.
رياض الصالحين، د. ماهر بن ياسين الفحل، الناشر: دار ابن كثير للطباعة والنشر والتوزيع، دمشق - بيروت، الطبعة: الأولى، 1428 هـ - 2007 م.
صحيح مسلم، المؤلف: مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، المحقق: محمد فؤاد عبد الباقي، الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت.
صحيح البخاري، المؤلف: محمد بن إسماعيل أبو عبدالله البخاري الجعفي، المحقق: محمد زهير بن ناصر الناصر، الناشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج، المؤلف: أبو زكريا محيي الدين يحيى بن شرف النووي، الناشر: دار إحياء التراث العربي - بيروت، الطبعة: الثانية، 1392.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنِ الأَسْوَدِ بنِ يَزِيدَ قَالَ: سَأَلْتُ عَائِشَةَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ فِي بَيْتِهِ؟ قَالَتْ: كَانَ يَكُونُ فِي مِهْنَةِ أَهْلِهِ -تَعْنِي خِدْمَةَ أَهْلِهِ-، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ.
El-Esved b. Yezîd'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: (Âişe -radıyallahu anha-’ya) "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- evinde ne yapardı?" diye sordum. (Âişe -radıyallahu anha-) şöyle dedi: “Ailesi ile meşgul olurdu. - Yani ailesinin işleri hususunda hizmette bulunurdu- Namaz vakti geldiği zaman da namaza çıkardı.''
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'ya Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evdeki davranışları ve neler yaptığı soruldu. Âişle -radıyallahu anha- şöyle dedi: "O da diğer insanlar gibi bir insandı, kendisinin ve ailesinin hizmetinde bulunurdu; koyununu sağar, elbisesini yamardı, ayakkabısını onarır ve kovasını tamir ederdi. Namaz için kamet getirildiğinde ise hiç gecikmeden namaza çıkardı.”
Faydalar
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tevazusunun ve ailesine karşı iyilik ve güzel muamelesinin mükemmelliği ifade edilmiştir.
- Dünyevi işler, insanın namazdan uzaklaşmasına neden olmamalıdır.
- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı ilk vaktinde kılmaya çok önem verirdi.
- İbn Hacer -rahimehullah- şöyle demiştir:Bu hadiste tevazuya teşvik, kibirden uzak durma ve kişinin ailesine hizmet etmesinin fazileti vardır.
Kaynakça
صحيح البخاري (1/ 136) (676).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 660).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (3/ 526).
شرح صحيح البخاري، لابن بطال (2/ 296).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 516).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: جاء زيدُ بنُ حارثة يشكو، فجعل النبيُّ صلى الله عليه وسلم يقول: «اتَّقِ اللهَ، وأمسِكْ عليك زوجَك»، قال أنس: لو كان رسولُ الله صلى الله عليه وسلم كاتمًا شيئًا لكتم هذه، قال: فكانت زينبُ تَفْخرُ على أزواج النبي صلى الله عليه وسلم تقول: زوَّجَكنَّ أهاليكنَّ، وزوَّجني اللهُ تعالى من فوق سبع سموات، وعن ثابت: {وتُخفي في نفسِك ما اللهُ مُبْدِيهِ وتخشى الناسَ} [الأحزاب: 37]، «نزلت في شأن زينبَ وزيد بن حارثة».
Enes -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Zeyd b. Hârise geldi ve (hanımı Zeynep’ten) şikâyet etti. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- O’na şöyle demeye başladı: «Allah’tan kork/sakın ve eşini yanında tut!» Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: Eğer Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- bir şeyi gizleyecek olsaydı, bunu gizlerdi. Zeynep -radıyallahu anhâ-, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in eşlerine karşı «Sizi aileleriniz evlendirdi, beni ise Allah Teâlâ, yedi kat göğün üstünden evlendirdi.» diye övünürdü. Sâbit -radıyallahu anh-’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Allah'ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Oysa Allah, kendisinden korkmana daha lâyıktır.” (Ahzâb Sûresi:37. Ayet) Zeynep ve Zeyd ibn Hârise hakkında nazil oldu.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Zeyd b. Hârise -radıyallahu anh-, hanımı Zeynep binti Cahş -radıyallahu anhâ-’yı şikâyet etmek ve onu boşama hususunda istişare etmek için Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi. Allah Teâlâ, Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e onu Zeynep ile evlendireceğini vahiy etti. Allah bunu, Zeyd karısını henüz boşamadan önce vahiy etmişti. Zeyd, şikâyet etmeye ve onun boşama hususunda istişare etmeye geldiğinde Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ona; «Allah’tan kork/sakın ve eşini yanında tut!» dedi. Allah Teâlâ, şu buyruğu ile Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i azarladı: “(Ey Muhammed!) Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimete kavuşturduğun kimseye; «Eşini kendinde tut; Allah'tan sakın!» diyor, Allah'ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Oysa Allah, kendisinden korkmana daha lâyıktır. Nitekim Zeyd, onunla evlilik münasebetine son verip onu boşayınca, mü'minlere evlâtlıkları eşlerini boşadıklarında onlarla evlenmelerinde bir beis olmadığını göstermek için onu sana eş yaptık.” (Ahzâb Sûresi: 37. Ayet) Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’i korkutan şey evlat edindiği oğlunun hanımı ile evlenmesi sebebiyle insanların onun hakkında konuşmasıydı. Enes -radıyallahu anh- şöyle demiştir: "Eğer Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- bir şeyi gizleyecek olsaydı, bunu gizlerdi." Bu sözün anlamı; şer’an mümkün olmasa dahi eğer Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve selem- vahiyden bir şeyi gizleyecek olsaydı, o gizlediği şey bu ayet olurdu. Fakat bu gerçekleşmemiştir. Bilakis bu şer'an mümkün olmayan bir şeydir. Buna dikkatini veren her kimse için bu ayet, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğruluğuna işaret eden en büyük delillerdendir. Allah Teâlâ, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in nefsinde insanlardan korkmasından kaynaklanan şeyi haber vermiştir. Yalan söyleyen insanların zıddına bu olaydan kaynaklanabilecek olan bir kınama yahut ayıplama içeren buyruk Allah tarafından Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e bildirilmiştir. Bunun bir benzeri de Abese Suresi’nin ilk ayetlerinde geçen durumdur: “Kendisine bir âmâ geldi diye yüzünü ekşitip çevirdi” Zeynep -radıyallahu anhâ- Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in eşlerine karşı övünürdü. Zira onun evliliği Allah’tan bir emir ile gerçekleşmişti. Bu, onun büyük faziletlerindendi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in diğer eşleri bu fazilette onun derecesinde değillerdi. Zeynep -radıyallahu anhâ-, Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in eşlerine karşı «Sizleri aileleriniz evlendirdi. Beni ise Allah Teâlâ, yedi kat göğün üstünden evlendirdi.» Bu hadiste, müminler indinde Allah Teâlâ’nın uluvv/ Allah’ın, mahlûkatından ayrı ve yüce olarak onların fevkinde/üstünde olduğunun ispatı ve kararlaştırılması vardır. Hatta uluvv sıfatının ispatı fıtratı bozulmamış bütün mahlukat nezdinde bu şekildedir. Bu sıfat, vahiy, akıl ve fıtratı bozulmamış her kimse nezdinde fıtrat yolu ile bilinen bir sıfattır. «Beni Allah evlendirdi.» sözünün anlamı, yani Allah, Rasûlü’ne benimle evlenmesini emretti, demektir. Allah onu şu buyruğu ile evlendirmiştir: “Zeyd, onunla evlilik münasebetine son verip onu boşayınca…” bu şekilde Allah Teâlâ, onu Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile nikahlamıştır.
Kaynakça
صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه.
شرح كتاب التوحيد من صحيح البخاري، لعبد الله بن محمد الغنيمان، الناشر: مكتبة الدار، المدينة المنورة، الطبعة: الأولى، 1405 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها قالت: ما غِرْتُ على نساء النبي صلى الله عليه وسلم إلا على خديجة، وإني لم أُدركها، قالت: وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا ذبح الشاة، فيقول: «أرسلوا بها إلى أصدقاء خديجة»، قالت: فأغضبتُه يوما، فقلتُ: خديجة، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إني قد رُزِقْتُ حُبَّها».
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Kendisine yetişmediğim halde Hadîce'yi kıskandığım gibi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarından hiç kimseyi kıskanmadım. (Aişe -radıyallahu anha-) Dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir koyun kestiğinde şöyle diyordu: «Bunu Hadîce'nin arkadaşlarına gönderin.» Âişe dedi ki: Bir gün onu kızdırdım. Ona; Hadîce ('de ne var ki!) dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurdu: «Şüphesiz ben, onun sevgisiyle rızıklandırıldım.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Âişe -radıyallahu anha- Hadîce -radıyallahu anha- hariç, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarından hiçbirini kıskanmadığını haber veriyor. Bu da Hadîce -radıyallahu anha-'nın, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Âişe -radıyallahu anha- ile evlenmeden önce vefat etmesine rağmen böyle olmuştur. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir koyun kestiğinde şöyle diyordu: «Bunu Hadîce'nin arkadaşlarına gönderin.» Bir gün Âişe -radıyallahu anha- şöyle diyerek Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i kızdırdı: Onun Hadîce'yi çokça hatırladığını/zikrettiğini söyledi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Âişe -radıyallahu anha-'ya Allah'ın, onu Hadîce'nin sevgisiyle rızıklandırdığını haber verdi.
Kaynakça
صحيح مسلم، مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، تحقيق محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، الطبعة: 1423 هـ.
إكمال المعلم بفوائد مسلم، عياض بن موسى اليحصبي السبتي، المحقق: يحيى إسماعيل، الناشر: دار الوفاء للطباعة والنشر والتوزيع، مصر، الطبعة: الأولى، 1419هـ، 1998م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها ، قالت: «لم يتزوج النبي صلى الله عليه وسلم على خديجة حتى ماتت».
Aişe -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: "Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Hatice –radıyallahu anhâ- ölünceye kadar onun üzerine (başka bir kimseyle) evlenmedi."
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Hadice binti Huveylid –radıyallahu anhâ- vefat edinceye kadar onun üzerine evlenmedi. Bu da Hadice –radıyallahu anhâ-’nın Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- katındaki değerine delalet etmektedir. Ve O ilk hanımıdır.
Kaynakça
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، نشر: دار إحياء التراث العربي – بيروت.
فتح الباري شرح صحيح البخاري، لابن حجر العسقلاني، تحقيق: محب الدين الخطيب، نشر: دار المعرفة-بيروت، 1379ه.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أنس: «أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يطوف على نسائه بِغُسْلٍ واحد».
Enes'ten rivayet edildiğine göre: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gecede bütün hanımlarını dolaşır sadece bir kez gusül alırdı.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarıyla aile hayatının güzelliğinden bahsetmektedir. Öyleki bir gecede bütün hanımlarıyla cinsel ilişkide bulunarak onların gönüllerini hoş etmiştir. Sadece bir kez gusül abdesti almıştır. Çünkü iki ilişki arasında gusül almak vacip değildir. Aynı hanım ile yapılan iki cinsel ilişki ile diğer hanımla yapılan ilişki arasında bir fark yoktur. Bu hadisten bu anlaşılmaktadır.
Kaynakça
- فتح ذي الجلال والاكرام بشرح بلوغ المرام، للشيخ ابن عثيمين، المكتبة الإسلامية - الطبعة الأولى 1427 - 2006م
- توضِيحُ الأحكَامِ مِن بُلوُغ المَرَام، للبسام. مكتَبة الأسدي، مكّة المكرّمة. الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م
- بلوغ المرام من أدلة الأحكام، لابن حجر. دار القبس للنشر والتوزيع، الرياض - المملكة العربية السعودية
الطبعة: الأولى، 1435 هـ - 2014 م
- صحيح مسلم, ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي, دار إحياء التراث العربي, بيروت.
- صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422ه.
- عون المعبود شرح سنن أبي داود، ومعه حاشية ابن القيم، للعظيم آبادي. دار الكتب العلمية – بيروت. الطبعة: الثانية، 1415 هـ
- حاشية السندي على سنن ابن ماجه، للسندي. الناشر: دار الجيل - بيروت، بدون طبعة.
- مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، للتبريزي، الناشر: دار الكتب العلمية. سنة النشر: 1422 - 2001 ط .1
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن صفية بنت شيبة رضي الله عنها قالت: «أَوْلَمَ النبي صلى الله عليه وسلم على بعض نسائه بِمُدَّيْنِ من شعير».
Safiyye bint Şeybe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımlarından biriyle evlenirken iki müdd arpa unuyla düğün yemeği verdi.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Bu hadis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem'in müminlerin annelerinden biriyle evlenirken velime (düğün yemeği) verdiğini ifade etmektedir. Nebî -aleyhisselatu vesselam-'ın vermiş olduğu düğün yemeği iki müdd arpadan yapılan yemektir. Bundan başka birşey bulamamıştır. Buda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in elinde az malı olduğunun delilidir. Bununla birlikte -aleyhisselam- durumu ve geçimi zor olsa bile bu sünneti ihmal edip terk etmemiştir. Buda düğün yemeğinin bir küçük baş hayvan ikramından daha az olsa bile geçerli olduğuna delalet eder. Az dahi ikramda bulunmak düğün yemeği olması için yeterlidir. Buda insanın imkanı ölçüsündedir.
Kaynakça
صحيح البخاري، عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ.
منحة العلام في شرح بلوغ المرام: تأليف عبد الله الفوزان-طبعة دار ابن الجوزي-الطبعة الأولى 1428
توضيح الأحكام شرح بلوغ المرام: تأليف عبد الله البسام- مكتبة الأسدي –مكة المكرمة –الطبعة: الخامِسَة، 1423 هـ - 2003 م.
تسهيل الإلمام بفقه الأحاديث من بلوغ المرام: تأليف الشيخ صالح الفوزان- عناية عبد السلام السليمان - مؤسسة الرسالة الطبعة الأولى.
فتح ذي الجلال والإكرام بشرح بلوغ المرام للشيخ محمد بن صالح العثيمين- المكتبة الإسلامية القاهرة- تحقيق صبحي رمضان وأم إسراء بيومي- الطبعة الأولى 1427.
كشف المشكل من حديث الصحيحين/ عبد الرحمن بن علي بن محمد الجوزي-المحقق: علي حسين البواب- دار الوطن – الرياض.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com