İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Prophet's Lineage

2 hadis

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyin ilk başlancı, uykuda gördüğü salih (doğru/sadık) rüyalar vasıtasıyla olmuştur

عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ المُؤْمِنِينَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْها أَنَّهَا قَالَتْ: أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنَ الوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ، فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلَّا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الخَلاَءُ، وَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ -وَهُوَ التَّعَبُّدُ- اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ العَدَدِ قَبْلَ أَنْ يَنْزِعَ إِلَى أَهْلِهِ، وَيَتَزَوَّدُ لِذَلِكَ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى خَدِيجَةَ فَيَتَزَوَّدُ لِمِثْلِهَا، حَتَّى جَاءَهُ الحَقُّ وَهُوَ فِي غَارِ حِرَاءٍ، فَجَاءَهُ المَلَكُ فَقَالَ: اقْرَأْ، قَالَ: «مَا أَنَا بِقَارِئٍ» قَالَ: «فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الجَهْدَ ثُمَّ أَرْسَلَنِي، فَقَالَ: اقْرَأْ، قُلْتُ: مَا أَنَا بِقَارِئٍ، فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الجَهْدَ ثُمَّ أَرْسَلَنِي، فَقَالَ: اقْرَأْ، فَقُلْتُ: مَا أَنَا بِقَارِئٍ، فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّالِثَةَ ثُمَّ أَرْسَلَنِي، فَقَالَ: {اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ}»، [العلق:1-3] فَرَجَعَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَرْجُفُ فُؤَادُهُ، فَدَخَلَ عَلَى خَدِيجَةَ بِنْتِ خُوَيْلِدٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا، فَقَالَ: «زَمِّلُونِي، زَمِّلُونِي» فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ عَنْهُ الرَّوْعُ، فَقَالَ لِخَدِيجَةَ وَأَخْبَرَهَا الخَبَرَ: «لَقَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي» فَقَالَتْ خَدِيجَةُ: كَلَّا وَاللَّهِ مَا يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا، إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ، وَتَحْمِلُ الكَلَّ، وَتَكْسِبُ المَعْدُومَ، وَتَقْرِي الضَّيْفَ، وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الحَقِّ، فَانْطَلَقَتْ بِهِ خَدِيجَةُ حَتَّى أَتَتْ بِهِ وَرَقَةَ بْنَ نَوْفَلِ بْنِ أَسَدِ بْنِ عَبْدِ العُزَّى، ابْنَ عَمِّ خَدِيجَةَ، وَكَانَ امْرَأً تَنَصَّرَ فِي الجَاهِلِيَّةِ، وَكَانَ يَكْتُبُ الكِتَابَ العِبْرَانِيَّ، فَيَكْتُبُ مِنَ الإِنْجِيلِ بِالعِبْرَانِيَّةِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكْتُبَ، وَكَانَ شَيْخًا كَبِيرًا قَدْ عَمِيَ، فَقَالَتْ لَهُ خَدِيجَةُ: يَا ابْنَ عَمِّ، اسْمَعْ مِنَ ابْنِ أَخِيكَ، فَقَالَ لَهُ وَرَقَةُ: يَا ابْنَ أَخِي، مَاذَا تَرَى؟ فَأَخْبَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَبَرَ مَا رَأَى، فَقَالَ لَهُ وَرَقَةُ: هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي نَزَّلَ اللَّهُ عَلَى مُوسَى، يَا لَيْتَنِي فِيهَا جَذَعًا، لَيْتَنِي أَكُونُ حَيًّا إِذْ يُخْرِجُكَ قَوْمُكَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَوَ مُخْرِجِيَّ هُمْ؟»، قَالَ: نَعَمْ، لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ قَطُّ بِمِثْلِ مَا جِئْتَ بِهِ إِلَّا عُودِيَ، وَإِنْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا. ثُمَّ لَمْ يَنْشَبْ وَرَقَةُ أَنْ تُوُفِّيَ، وَفَتَرَ الوَحْيُ.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyin ilk başlancı, uykuda gördüğü salih (doğru/sadık) rüyalar vasıtasıyla olmuştur. Gördüğü her rüya, sabahın aydınlığı gibi apaçık gerçekleşirdi. Sonra ona yalnızlık sevdirildi. Hira Mağarası'na çekilir ve ailesinin yanına dönmeden önce orada günlerce kalıp ibadet eder (inzivaya çekilir), bunun için yanına azık alırdı. Sonra (eşi) Hatice’nin yanına döner, yine benzer bir süre için azık hazırlığı yapardı. Nihayet Hira Mağarası'nda bulunduğu sırada hak (vahiy) kendisine geldi. Melek gelip: "Oku!" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Ben okuma bilmem." dedi. Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- hadisenin devamını şöyle anlattı: «Melek beni tutup kucakladı ve takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra beni bıraktı ve yine: "Oku!" dedi. Ben de: "Ben okuma bilmem" dedim. Beni ikinci kez tutup takatim kesilinceye kadar sıktı ve bıraktı. Tekrar: "Oku!" dedi. Ben yine: "Ben okuma bilmem" dedim. Beni üçüncü defa tutup sıktı, sonra bıraktı ve şöyle dedi:{Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.} [Alak Suresi: 1-3] Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kalbi titreyerek bu ayetlerle geri döndü. Eşi Huveylid kızı Hatice -radıyallâhu anha-'nın yanına girip: «Beni örtün, beni örtün!» diye buyurdu. Üzerini örttüler, nihayet korkusu geçince yaşadığı hadiseyi Hatice’ye anlatarak: «Kendimden (bana bir zarar geleceğinden) korktum» dedi. Bunun üzerine Hatice -radıyallahu anha- şöyle dedi: «Asla! Vallahi Allah seni hiçbir zaman utandırıp mahcup etmez. Çünkü sen akrabalık bağlarını gözetirsin, güçsüzlerin yükünü taşırsın, yoksula yardım edersin, misafiri ağırlarsın ve hak yolunda meydana gelen sıkıntılarda insanlara destek olursun.» Daha sonra Hatice, onu amcasının oğlu Varaka bin Nevfel bin Esed bin Abdüluzza’ya götürdü. Varaka, Cahiliye döneminde Hristiyanlığı kabul etmiş bir kimseydi. İbranice yazmayı bilir ve İncil’den İbranice olarak Allah'ın dilediği kadar bölümler yazardı. O sırada oldukça yaşlanmış ve gözlerini kaybetmişti. Hatice ona: "Ey amcamın oğlu! Kardeşinin oğlunu dinle." dedi. Varaka da: "Ey kardeşimin oğlu! Ne gördün?" diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gördüklerini ona anlattı. Varaka şöyle dedi: "Bu, Allah'ın Musa'ya indirdiği Nâmûs'tur (vahyi getiren Cebrâil'dir). Keşke o günlerde genç ve güçlü olsaydım! Keşke kavmin seni yurdundan çıkaracağı zaman hayatta olsam!" Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hayretle: "Onlar beni gerçekten çıkaracaklar mı?" diye sordu. Varaka: «Evet, senin getirdiğin bu davetin benzerini getirip de düşmanlığa uğramamış olan hiçbir kimse yoktur. Eğer senin o günlerine yetişirsem, sana var gücümle yardım ederim.» dedi. Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti ve bunun ardından vahiy bir süre kesildi.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- şöyle haber vermektedir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyin ilk başlangıcı, uykuda gördüğü salih (doğru) rüyalar vasıtasıyla olmuştur. Gördüğü her rüya, sabah aydınlığı gibi apaçık bir şekilde gerçekleşirdi. Daha sonra kendisine yalnız kalmak sevdirildi. Hira Mağarası'na çekilir, ailesinin yanına dönmeden orada günlerce (geceler boyu) ibadet ederdi. Bunun için yanına gerekli azığını alır, ardından Müminlerin annesi Hatice radıyallahu anha-'nın yanına döner, yine aynı miktardaki günler için azık hazırlığı yapardı. Nihayet Hira Mağarası'nda bulunduğu sırada kendisine hak olan emir, yani vahiy geldi. Bunun üzerine melek Cebrâil -aleyhisselam- kendisine gelerek: «Oku!» dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben okuma bilmem» diye buyurdu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hadisenin devamını şöyle anlattı: «Bunun üzerine melek beni tuttu, kucaklayıp sıktı; öyle ki benden bütün gücüm tükeninceye ve büyük bir meşakkate düşünceye kadar devam etti. Sonra beni bıraktı ve tekrar: "Oku!" dedi. Ben yine: "Ben okuma bilmem" dedim. Bunun üzerine beni ikinci kez tuttu ve gücüm tükeninceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve yine "Oku!" dedi. Ben yine: "Ben okuma bilmem" dedim. Bunun üzerine beni üçüncü defa tuttu, sıktı ve ardından bırakarak şöyle dedi: {Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.} [Alak Suresi: 1-3] Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aldığı vahiy âyetleriyle birlikte kalbi ölüm korkusundan şiddetle çarpar hâlde (Mekkeye) geri döndü. Müminlerin annesi eşi Hatice bint Huveylid -radıyallahu anha-'nın yanına girdi ve şöyle dedi: Beni elbiselerle örtün, beni elbiselerle örtün!» dedi. Korkusu geçinceye kadar onu elbiselerle örttüler. Sonra (Peygamber Efendimiz) Hatice’ye başından geçenleri anlatarak şöyle buyurdu: Kendi adına (ölmekten) korktum. Hatice şöyle dedi: Hayır! Allah'a yemin olsun ki Allah seni asla utandırmaz ve mahcup etmez. Çünkü sen akrabalık bağlarını gözetirsin, kendi işini göremeyen güçsüz kimselerin yükünü üstlenirsin, yoksul ve hiçbir imkânı olmayan fakirlere yardım edersin; insanların başkalarında bulamadıkları iyilik ve ihsanı onlara sunarsın, misafiri ağırlarsın ve hak yolunda meydana gelen sıkıntı ve musibetlerde insanlara destek olursun. Bunun üzerine Hatice onu amcasının oğlu Varaka b. Nevfel b. Esed b. Abdül-Uzza'ya götürdü. O, İslam öncesi Cahiliye inancını terk edip Hristiyan olmuş bir adamdı. Allah'ın dilediği ölçüde İncil'den İbranice yazılar yazardı. Yaşlı ve görme yetisini kaybetmiş bir adamdı. Hatice ona şöyle dedi: Ey amcamın oğlu! Yeğenini dinle. Varaka ona dedi ki: Ey kardeşimin oğlu! Ne görüyorsun? Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona gördüklerini anlattı. Varaka ona dedi ki: Bu, Allah'ın Peygamberi Mûsâ -aleyhisselam-'a gönderdiği Cebrail'dir. Keşke senin davet günlerinde genç ve güçlü bir delikanlı olsaydım! Kavmin seni (yurdundan) çıkaracağı zaman keşke hayatta olsam!» Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şaşkınlıkla şöyle buyurdu: Onlar beni buralardan çıkaracaklar mı?! diye sordu. Varaka şöyle dedi: Evet, senin getirdiğin şeyin (vahyin) bir benzeriyle gelen hiçbir adam yoktur ki eziyete ve düşmanlığa uğramış olmasın. Şayet senin o (davet) gününe yetişirsem, sana var gücümle (güçlü bir şekilde) yardım ederim. Çok geçmeden Varaka vefat etti ve bir süre vahiy gecikti (kesintiye uğradı).

Faydalar
  1. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelen vahyin başlangıcı açıklanmıştır.
  2. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gördüğü rüyalar, vahyin türlerinden biridir.
  3. Yolculuk için azık hazırlamanın meşru olduğu ve bunun tevekküle aykırı olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim tevekkül edenlerin efendisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de bunu yapmıştır.
  4. Yüce Allah'ın kullarına bilmediklerini öğretmesi ve onları cehaletin karanlığından ilmin aydınlığına çıkarması, O'nun cömertliğinin ve ihsanının mükemmelliğini göstermektedir.
  5. Yazı ilminin faziletine işaret vardır. Çünkü yazı sayesinde sayısız büyük faydalar elde edilir. İlimler yazıyla kayda geçirilmiş, hikmetli sözler korunmuş, önceki ümmetlerin haberleri tespit edilmiş, Allah'ın indirdiği kitaplar muhafaza edilmiş; din ve dünya işleri de yazı sayesinde düzen ve istikrar kazanmıştır.
  6. Kur'an'dan inen ilk ayet: {Yaratan Rabbinin adıyla oku} ayetidir.[Alak Suresi: 1]
  7. Güzel ahlâk ve hayırlı hasletler, insanı kötü akıbetlerden ve çeşitli musibetlerden koruyan sebeplerdendir. Hayrı ve iyiliği çok olan kimsenin sonu güzel olur; onun dinini ve dünyasını selâmetle tamamlaması umulur.
  8. Geçerli bir sebep varsa, bir kişiyi yüzüne karşı övmek caizdir.
  9. Korkan veya endişeye kapılan kimseyi teselli etmek, ona müjde vermek ve güven içinde olmasını sağlayacak sebepleri hatırlatmak gerekir.
  10. Bu (yaklaşımı), Hatice -radıyallahu anha-'ın üstün faziletinin, isabetli görüşünün, güçlü kişiliğinin ve derin fıkıh anlayışının en büyük delillerinden ve en açık hüccetlerinden biridir. Zira o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i vasfederken güzel ahlâkın bütün temel esaslarını ve ana ilkelerini bir araya getirmiştir. Çünkü iyilik ya akrabalara ya da yabancılara yapılır; ya bedenle ya da malla gerçekleştirilir; yahut kendi işini görebilen kimselere veya buna güç yetiremeyenlere yöneliktir. Ayrıca Hatice -radıyallahu anha-, sözünü uzatmanın uygun olduğu bu makamda, maksadı en güzel şekilde ifade edecek biçimde açıklayıcı ve kapsamlı bir üslûp kullanmıştır.
  11. Başına önemli bir iş veya sıkıntı gelen kimsenin, kendisine samimiyetle nasihat edeceğine ve isabetli görüş bildireceğine güvendiği bir kimseye durumunu anlatması tavsiye edilir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 7) (3). صحيح مسلم (1/ 139) (160). النهاية في غريب الحديث و الأثر (673) (175) (349) (402) (383) (811) (942) (143). إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري (1/ 61). البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (4/ 403).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Bir gün yürürken gökten bir ses işittim. Başımı kaldırıp baktığımda, Hira’da bana gelen meleği

عَنْ أبي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: وَهُوَ يُحَدِّثُ عَنْ فَتْرَةِ الوَحْيِ، فَقَالَ فِي حَدِيثِهِ: «بَيْنَا أَنَا أَمْشِي إِذْ سَمِعْتُ صَوْتًا مِنَ السَّمَاءِ، فَرَفَعْتُ بَصَرِي، فَإِذَا المَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءٍ جَالِسٌ عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، فَرُعِبْتُ مِنْهُ، فَرَجَعْتُ فَقُلْتُ: زَمِّلُونِي، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى: {يَا أَيُّهَا المُدَّثِّرُ1 قُمْ فَأَنْذِرْ} [المدثر: 2] إِلَى قَوْلِهِ {وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ} [المدثر: 5]. فَحَمِيَ الوَحْيُ وَتَتَابَعَ».
Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre, Câbir b. Abdullah el-Ensârî -radıyallahu anhuma- vahyin bir süre kesintiye uğramasından söz ederken şöyle demiştir: «Bir gün yürürken gökten bir ses işittim. Başımı kaldırıp baktığımda, Hira’da bana gelen meleği gökle yer arasında bir taht üzerinde otururken gördüm. Ondan korkuya kapıldım ve geri dönerek: ‘Beni örtün, beni örtün!’ dedim. Bunun üzerine Allah Teâlâ, ‘Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar!’ [Müddessir:2] âyetinden ‘Pislikten uzak dur!’ [Müddessir: 5] âyetine kadar olan âyetleri indirdi. Ardından vahiy hızlandı ve peş peşe gelmeye başladı.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberliğinin ilk döneminde vahyin bir süre durması ve kendisine inmeye ara vermesi hakkında şunları anlatmıştır: “Ben Mekke’nin sokaklarında yürürken gökten bir ses işittim. Başımı kaldırıp baktığımda, Hira Mağarası’nda bana gelen Cebrâil’i gökle yer arasında bir taht üzerinde otururken gördüm. Ondan çok korktum ve dehşete düştüm. Bunun üzerine ailemin yanına dönerek: ‘Beni bir örtüye sarın!’ dedim. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Ey örtüsüne bürünen!” yani elbisesine sarınıp örtünen, “Kalk!” yani davete koyulup insanları Allah’ın dinine çağır, “ve uyar!” yani risâletine iman etmeyenleri uyar, âyetlerini indirdi. Rabbin ve kendisine ibadet edilen ilâhın için tekbir getir; O’nu yücelt ve O’na hamdet. “Elbiseni temiz tut;” yani elbiselerini necasetlerden arındır. “Pislikten uzak dur!” yani putlara ve putlara tapmaktan uzak dur ve onları terk et. Bundan sonra vahiy güçlendi ve peş peşe gelmeye başladı.

Faydalar
  1. Allah Azze ve Celle’nin “Oku!” buyruğunun indirilmesinin ardından, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelen vahyin kısa bir süre kesilmiştir.
  2. Kişinin başına gelen sıkıntı ve musibetler sona erdikten sonra, Allah Teâlâ’ya şükretmek amacıyla bunlardan söz etmesi caizdir.
  3. İlk olarak, “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” ayetinin indirilmesinin ardından “Ey örtüsüne bürünen!” âyeti indirilmiştir.
  4. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vefat edinceye kadar sürekli olarak vahiy indirerek ona ihsanda bulunmuştur.
  5. İnsanları Allah Teâlâ'ya davet etmek, yüz çevirenleri uyarmak ve itaat edenlere müjde vermek önemli bir gerekliliktir.
  6. Namaz için elbiselerin temizlenmesi farzdır ve âlimler buna delil olarak Allah Teâlâ'nın "Ve elbiseni tertemiz tut}" ayetini delil olarak göstermişlerdir:
  7. Meleklere ve Allah'ın onlara verdiği görevlere ve diğer hususlara iman etmek farzdır.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 7-8) (4). صحيح مسلم (1/ 98) (161). البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (4/ 430). إرشاد الساري لشرح صحيح البخاري (1/ 67).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com