عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه قال: خَسَفَت الشمس على زمان رسول الله صلى الله عليه وسلم . فقام فَزِعًا، ويخشى أن تكون الساعة، حتى أتى المسجد، فقام، فصلى بأطول قيام وسجود، ما رأيته يفعله في صلاته قطُّ، ثم قال: إن هذه الآيات التي يُرْسِلُهَا الله عز وجل : لا تكون لموت أحد ولا لحياته، ولكن الله يُرْسِلُهَا يُخَوِّفُ بها عباده، فإذا رأيتم منها شيئا فَافْزَعُوا إلى ذكر الله و دُعَائِهِ وَاسْتِغْفَارِهِ.
Ebû Mûsâ el-Eş'ârî -radıyallahu anh- şöyle demiştir:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında güneş tutuldu.Bunun saat (yani kıyamet alâmeti) olmasından korkarak telâşla kalktı ve mescide geldi. Ve o zamana kadar asla yaparken görmediğim en uzun kıyam, ve en uzun sucûdlarla namaz kıldırdı. ve: "Allah-Azze ve Celle'nin- göndermekte olduğu işte bu âyetler, hiçbir kimsenin ölmesinden, ve hayâtından dolayı olmaz. Lâkin Allah bu tutulma ile kullarını korkutur. Binâenaleyh sizler bu kabilden (korkunç) birşey gördüğünüz zaman hemen Allah'ı zikr etmeye, Allah'a dua etmeye ve Allah'tan mağfiret istemeye (koyulup) sığınınız" buyurdu.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında güneş tutulduğu zaman korkarak telaşla kalktı.Çünkü Rabbi Allah Teâlâ'yı tam bir şekilde bilmesi O'ndan çok korkmasını ve çokça gözetmesini gerektirdi.Yeryüzünde yaşayanların çoğunun sapık olmaları,azmaları yahutta Sûr'a üflenecek saatin gelmesi sebebiyle mescide girdi.İnsanlara Kusüf namazını kıldırdı.Ve tövbesini ve dönmesini göstermek için o zamana kadar asla yaparken görülmeyen en uzun namazı kıldı.Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem- rabbine olan yalvarmasını ve münacatını bitirince insanlara yönelerek onlara nasihat etti.Ve dua için acele edip,istiğfar etmeleri,zikir etmeleri ve namaz kılmaları için Allah'ın bu ayetleri kullarına ibret olması,hatırlatması ve korkutması için gönderdiğini açıklıyordu.
Kaynakça
الإلمام بشرح عمدة الأحكام، لإسماعيل الأنصاري، ط1، دار الفكر، دمشق، 1381هـ.
تيسير العلام شرح عمدة الأحكام للبسام، حققه وعلق عليه وخرج أحاديثه وصنع فهارسه: محمد صبحي بن حسن حلاق، ط10، مكتبة الصحابة، الإمارات - مكتبة التابعين، القاهرة، 1426هـ.
تنبيه الأفهام شرح عمدة الأحكام، لابن عثيمين، ط1، مكتبة الصحابة، الإمارات، 1426هـ.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلم، لعبد الغني المقدسي، دراسة وتحقيق: محمود الأرناؤوط، مراجعة وتقديم: عبد القادر الأرناؤوط، ط2، دار الثقافة العربية، دمشق ، بيروت، مؤسسة قرطبة، 1408 هـ.
صحيح البخاري، تحقيق: محمد زهير بن ناصر الناصر، ط1، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، 1422هـ.
صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي، بيروت، 1423هـ.
الموسوعة الفقهية الكويتية، صادر عن: وزارة الأوقاف والشئون الإسلامية، الكويت، الطبعة: (من 1404 - 1427 هـ).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله، إني أريد سَفَرًا، فَزَوِّدْنِي، فقال: «زَوَّدَكَ الله التقوى» قال: زِدْنِي قال: «وَغَفَرَ ذَنْبَكَ» قال: زِدْنِي، قال: «ويَسَّرَ لك الخيَر حَيْثُمَا كنتَ».
Enes -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve şöyle dedi: Ey Allah’ın Rasûlü! Ben yolculuğa çıkmak istiyorum, benim için hayır duâ et. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Allah azığını takva etsin.» dedi. Adam biraz daha dua et! dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah günahını bağışlasın!» buyurdu. Adam: Biraz daha dua et, deyince Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Nerede olursan ol, Allah sana hayrı kolay kılsın!»
Tirmizî rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirDereceHasen Garib
Açıklama
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Sefere çıkmak isteyen bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi. Sefer için izin istedi ve azık talebinde bulundu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- azık gibi ona fayda verecek bir duada bulundu. Azığı emirleri yerine getirip yasaklardan kaçınmaktı. Daha sonra duanın hayır ve bereketini umarak daha fazla dua etmesini istedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kalbinin güzelliğinden dolayı onun bu talebine icabet etti ve; «Allah günahını bağışlasın!» buyurdu. Sonra duanın hayır ve bereketini umarak daha fazla dua etmesini istedi. Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem- güzel bir şekilde kurtuluşu ve iyiliği toplayan bir dua ile duasını bitirdi. Hangi mekânda ve zamanda olursa olsun, iki cihanda hayrı ona kolaylaştırması için dua etti.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الدمام، الطبعة: الأولى 1415هـ.
تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي، محمد عبد الرحمن بن عبد الرحيم المباركفورى، دار الكتب العلمية، بيروت.
سنن الترمذي، محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر، ومحمد فؤاد عبد الباقي، وإبراهيم عطوة عوض، شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي، مصر، الطبعة: الثانية، 1395هـ، 1975م.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين، محمد علي بن البكري بن علان، اعتنى بها: خليل مأمون شيحا، دار المعرفة، بيروت، الطبعة: الرابعة 1425هـ.
رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ.
سنن الدارمي، تحقيق: حسين سليم أسد الداراني، دار المغني للنشر والتوزيع، المملكة العربية السعودية، الطبعة: الأولى 1412هـ.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشرة 1407هـ.
الكلم الطيب/تقي الدين ابن تيمية -تحقيق: محمد ناصر الدين الألباني-المكتب الإسلامي - بيروت - الطبعة: الثالثة - 1977م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ صُرَدٍ رضي الله عنه قَالَ: كُنْتُ جَالِسًا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَرَجُلاَنِ يَسْتَبَّانِ، فَأَحَدُهُمَا احْمَرَّ وَجْهُهُ، وَانْتَفَخَتْ أَوْدَاجُهُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنِّي لَأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا ذَهَبَ عَنْهُ مَا يَجِدُ، لَوْ قَالَ: أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ، ذَهَبَ عَنْهُ مَا يَجِدُ» فَقَالُوا لَهُ: إِنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «تَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ»، فَقَالَ: وَهَلْ بِي جُنُونٌ؟
Süleyman b. Surad -radıyallahu anh-'dan rivayet edilen bir hadiste, o şöyle demiştir: Ben, peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber oturuyordum ve iki adam birbirine hakaret edip, küfrediyordu. Onlardan birinin yüzü kıpkırmızı oldu, boyun damarları şişti. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Öyle bir söz biliyorum ki, eğer onu söylerse kendisinden bu hal gider. Eğer ''Şeytan'dan Allah'a sığınırım.'' derse kendisinden bu hal gider.» Ona dediler ki: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Şeytan'dan Allah'a sığın.» O da: "Ben deli miyim ki?" dedi.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama
İki adam Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önünde birbirine küfür edip, sövüyordu. Onlardan birinin yüzü kıpkırmızı oldu, boynunu çevreleyen damarları şişti.
Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Ben öyle bir söz biliyorum ki; şayet bu öfkeli adam ''Kovulmuş Şeytan'dan Allah'a sığınırım'' derse öfkesi gider.
Bunun üzerine o adama şöyle dediler: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- senin, Şeytan'dan Allah'a sığınmanı söyledi.
Buna karşılık adam şöyle dedi: Ben deli miyim ki? Adam, sadece kendisine delilik isabet etmiş kimsenin Şeytan'dan sığınacağını zannetti.
Faydalar
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, ortada bir sebep olduğu zaman irşat etme ve yönlendirmedeki hırsı anlatılmıştır.
- Öfke, Şeytan'dandır.
- Öfke halinde kovulmuş Şeytan'dan, Allah'a sığınılması emredilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: (Eğer Şeytan'dan bir kışkırtma seni dürterse, hemen Allah’a sığın. )
- Hakaret ve buna benzer küfürleşmelerden sakındırılmış ve bu ikisine karşı uyarı yapılmıştır. Çünkü bu ikisi, insanlar arasında birçok fesada yol açar.
- Nasihatın, onu duymayan kimselere de ulaştırılması gerekir ki ondan faydalansınlar.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öfkeden sakındırmıştır. Çünkü öfke, şerre ve pervasızca tehlikeye atılmaya sebep olur. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yalnızca Allah'ın yasakları delindiği zaman öfkelenirdi. Bu tür öfke ise övülen bir öfkedir.
- Nevevî -rahimehullah- "Ben deli miyim ki?" sözü için şöyle demiştir: Bu sözün sahibinin, münafık veyahut kaba bir bedevi olması muhtemeldir.
Kaynakça
صحيح البخاري (4/ 124) (3282).
صحيح مسلم (4/ 2015) (2610).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 110).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص50).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 270).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 78).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي أمامة رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم كَانَ إذا رَفَعَ مَائِدَتَهُ، قال: «الحَمْدُ للهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ، غَيْرَ مَكْفِيٍّ، وَلَا مُوَدَّعٍ، وَلَا مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبَّنَا».
Ebû Umâme -radıyallahu anh-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sofrası önünden kaldırıldığında şöyle söylediğini haber vermiştir: «Elhamdulillâhi hamden kesîran tayyiben mubâraken fîhi, ğayra mekfiyyin velâ muveddein velâ musteğnen anhu Rabbenâ.(Çok, temiz, bereketli, sonsuz ve terk olunmayan, kendisinden mustağni olunmayarak yapilan hamd Rabbimizedir.)»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadisin manası: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ashabına sünneti sözleri ve amelleriyle ögretirdi. Yemeği bitirdikten sonra söyle dua ettiği varid olmuştur: "Sofrası kaldırıldığında" Yani, yemeğini bitirdiğinde önündeki yemek yediği kapları kaldırır ve «Elhamdulillah, Allah'a hamdolsun» manası, hakikatte övgü ve şükrün tamamı yalnızca Allah'a aittir. "Çokça hamdeder" Yani, celâline, cemâline ve kemâline yakışır bir şekilde çokça hamd eder ve sayılamayacak kadar çok nimet vermesine sonsuz teşekkür eder ve çömertliği küçümsenemez (Allah'ın nimetlerini saymaya çalışsanız sayamazsınız). "Tayyiben" Yani, riya ve gösterişten arınmış demektir. "Mubâreken" Geri çevrilmeyen kabul ile kabul edilmiş, çünkü bereketin manası hayır olan şeydir. "Gayra mekfîyyin" Yani, kuluna yeterli olan Allah -Azze ve Celle-'ye hamd ediyoruz. O yaratmış olduğu mahlûkatına ihtiyaç duymaz. Çünkü O, kimseye muhtaç değildir. "Vela Muveddain", bizi terk etmemiş olduğu için O'na hamd ederiz. Yani O, bizim hiç birimizi terk etmeden ihtiyaçlarımızı karşılar.
Kaynakça
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407ه 1987م.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي, الدمام, 1415ه.
تطريز رياض الصالحين، لفيصل الحريملي، نشر: دار العاصمة، الرياض، الطبعة: الأولى، 1423هـ - 2002م.
تاج العروس من جواهر القاموس، للزبيدي، نشر: دار الهداية.
صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422ه.
منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري لحمزة محمد قاسم، راجعه: الشيخ عبد القادر الأرناؤوط، مكتبة دار البيان، دمشق، مكتبة المؤيد، الطائف ، ط 1410 هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن علي بن ربيعة، قال: شهدت علي بن أبي طالب رضي الله عنه أتي بدابة ليركبها، فلما وضع رجله في الركاب، قال: بسم الله، فلما استوى على ظهرها، قال: الحمد لله الذي سخر لنا هذا وما كنا له مُقْرِنين، وإنا إلى ربنا لمنقلبون، ثم قال: الحمد لله، ثلاث مرات، ثم قال: الله أكبر، ثلاث مرات، ثم قال: سبحانك إني ظلمت نفسي فاغفر لي إنه لا يغفر الذنوب إلا أنت، ثم ضحك، فقيل: يا أمير المؤمنين، من أي شيء ضحكت؟ قال: رأيت النبي صلى الله عليه وسلم فعل كما فعلت ثم ضحك، فقلت: يا رسول الله، من أي شيء ضحكت؟ قال: «إن ربك تعالى يَعجب من عبده إذا قال: اغفر لي ذنوبي، يعلم أنه لا يغفر الذنوب غيري»
Ali b. Rabîa anlatıyor: Ali b. Ebû Tâlib’i gördüm, binsin diye hayvanını getirdikleri zaman ayağını üzengiye koyunca ‘Bismillah’ dedi. Hayvanın üzerine yerleşip doğrulunca; ‘Bunu bizim hizmetimize verene hamd ederiz, zira biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz’ dedi. Üç defa ‘Elhamdulillah’, üç defa ‘Allahu Ekber’ dedi. Sonra da ‘Ey Rabbim, seni tesbih ederim. Ben kendime zulmettim, beni bağışla. Çünkü senden başka günahı bağışlayacak kimse yoktur.’ duasını okudu. Ardından tebessüm edip güldü. Bunun üzerine kendisine, ey müminlerin emiri! Niçin güldün? diye soruldu. O da şu cevabı verdi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in benim yaptığım gibi yaptığını ve benim güldüğüm gibi güldüğünü görmüş ve ‘Niçin güldün ey Allah’ın Rasûlü?’ diye sormuştum. O da, yüce Rabbin, benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek, günahlarımı bağışla! diye dua eden kuluna hayret eder, diye buyurmuştu.
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Ali b. Rabîa tabiinin büyüklerinden olup, Ali b. Ebû Tâlib’i gördüm, demiştir. Yani kendisine binsin diye hayvanını getirdiklerine şahit oldum, demiştir. Hadiste geçen ed-Dabbe ifadesi yeryüzünde hareket eden her canlıya denir. Ancak bu terim daha sonraları dört ayaklı hayvanlar için kullanılır hale gelmiştir. Binsin diye hayvanını getirdikleri zaman ayağını üzengiye koyunca ‘Bismillah’ dedi. Yani Allah’ın adı ile bu hayvana biniyorum. Hayvanın üzerine yerleşip doğrulunca; "Bunu bizim hizmetimize veren (Allah’a) hamd ederiz.” Bu büyük nimetten dolayı hamd ederiz. Böyle evcil olmayan ve insanlardan kaçan bir hayvanı bizim için boyun eğdiren ve itaat ettiren, zarar vermeden üzerinde yolculuk ettiren Allah’a hamd olsun. "Bunu bizim hizmetimize veren" Bizim için bu hayvanı bize boyun eğdiren demektir. Zira biz bu hayvana böyle boyun eğdiremezdik. “Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.” Verdiği nimete mukabil yapılan mukayyed hamdu senadan sonra tekrardan ‘Elhamdulillah’ diyerek mutlak olarak hamd etmiştir. Bunu üç defa söyleyerek Allah –Azze ve Celle-’nin azametini izhar etmiştir. Kul hiçbir zaman Allah’ı hakkıyla bilip, ta'zim edemez. Kul her zaman gücü nispetinde sürekli Allah’a itaat etmekle emrolunmuştur. Ardından üç defa ‘Allahu Ekber’ demiştir. Üç defa tekrarlaması mübalağa içindir. Devamla ‘Subhaneke’ diyerek yüce Allah’ı mutlak olarak takdis etmiştir. ‘Ben kendime zulmettim’ Senin hakkını tam olarak yerine getiremedim. Verilen bu büyük nimete şükretmede taksir ehli oldum demenin ifadesidir. ‘Beni bağışla’ Günahlarımı ört ve beni cezalandırma. ‘Çünkü Senden başka günahı bağışlayacak kimse yoktur.’ Taksir ehli olmanın ifadesi ile yüce Allah’ın bahşettiği bol nimetin itirafı vardır. ‘Ardından tebessüm edip güldü. Bunun üzerine kendisine, ey müminlerin emiri! Niçin güldün? diye soruldu.’ Tashih edilmiş eş-Şemail adlı eserde Ali b. Rabîa ey müminlerin emiri! Niçin güldün? diye sordum ifadesi yer almaktadır. Neden güldüğünü anlayamamış olmasından dolayı, bunun sebebini kendisine sormuştur. Öncelikle ey müminlerin emiri! diyerek saygısını ifade etmiş, sonra da sorusunu sormuştur. “O da şu cevabı verdi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in benim yaptığım gibi yaptığını ve benim güldüğüm gibi güldüğünü görmüş ve ‘Niçin güldün ey Allah’ın Rasûlü?’ diye sormuştum. O da, yüce Rabbin, benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek, günahlarımı bağışla! diye dua eden kuluna hayret eder. diye buyurmuştu. Ali –radıyallahu anh- bunları hatırlayınca şükrünü ifade ederek, müjdeyi vermiş ve gülüp, tebessüm etmiştir. Gülmesi taklit etmenin bir sonucu olarak değil, gayri ihtiyari bir davranış olarak ortaya çıkmıştır. ‘kuluna’ ifadesinde kula verilen değer ifade edilmektedir. ‘…benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek’ kul bu sözlerin manasını bilerek gafletten uzak bir şekilde söylemelidir.
Kaynakça
سنن أبي داود-المحقق: محمد محيي الدين عبد الحميد-الناشر: المكتبة العصرية، صيدا - بيروت.
مسند الإمام أحمد بن حنبل-المحقق: شعيب الأرنؤوط - عادل مرشد، وآخرون إشراف: د عبد الله بن عبد المحسن التركي-الناشر: مؤسسة الرسالة-الطبعة: الأولى، 1421 هـ - 2001 م.
سنن الترمذي- تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر (جـ 1، 2) ومحمد فؤاد عبد الباقي (جـ 3) وإبراهيم عطوة عوض المدرس في الأزهر الشريف (جـ 4، 5) - الناشر: شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي - مصر - الطبعة: الثانية، 1395 هـ - 1975 م.
دليل الفالحين لطرق رياض الصالحين, تأليف: محمد علي بن محمد البكري الصديقي, عناية: خليل مأمون شيحا, الناشر: دار المعرفة, ط 4 عام 1425.
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين, تأليف: سليم بن عيد الهلالي, دار ابن الجوزي.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين, تأليف: مصطفى الخن ومصطفى البغا ومحي الدين مستو وعلي الشربجي ومحمد لطفي, مؤسسة الرسالة, ط 14 عام 1407 - 1987.
تطريز رياض الصالحين, تأليف: فيصل مبارك, دار العاصمة, ط1423 – 2002.
صحيح وضعيف سنن أبي داود- محمد ناصر الدين الألباني - مصدر الكتاب: برنامج منظومة التحقيقات الحديثية - من إنتاج مركز نور الإسلام لأبحاث القرآن والسنة بالإسكندرية، 2002.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنِ الحُسَينِ بنِ عَلِيٍّ بنِ أَبِي طَالِبٍ رضي الله عنهما قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْبَخِيلُ مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ».
Hüseyin b. Ali b. Ebû Tâlib -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Asıl cimri, yanında ismim anıldığı halde bana salavat getirmeyendir.»
Tirmizî, Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, ismi, künyesi veya vasfı anıldığında kendisine salâtu selâm getirilmemesinden sakındırmış ve şöyle buyurmuştur: Yanında adım anıldığı hâlde bana salât getirmeyen kimse, cimriliğin en ileri derecesindedir. Bunun çeşitli sebepleri vardır:
Birincisi: Bu, az ya da çok hiçbir kayba sebep olmayan; ne mal ne de çaba harcamayı gerektiren bir hususta cimrilik etmektir.
İkincisi: Kişi aslında kendisine karşı cimrilik etmiş ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirme sevabından kendini mahrum bırakmıştır. Zira ona salât getirmekten kaçınmakla, yerine getirmesi gereken bir hakkı esirgemiş; emre uyarak elde edeceği ecirden de yoksun kalmıştır.
Üçüncüsü: Ona salât getirmek, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bazı bizim üzerimizde olan haklarını yerine getirmek anlamına gelir. Bize öğreten, bize doğru yolu gösteren bizi Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'ya davet eden, bize bu vahyi ve bu şeriatı getiren odur. Dolayısıyla, Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'dan sonra bizim hidayetimize vesile olan odur. Kim ona salât getirmezse, hem kendisine karşı cimrilik etmiş olur hem de Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in en asgari haklarından biri olan bir hakkı ondan esirgemiş olur.
Faydalar
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirmeyi bırakmak cimriliğin alametidir.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirmek, her vakit yapılan faziletli itaatlerden ve ibadetlerden biridir ve onun adı anıldığında ise bu daha da önem kazanır.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bir kimse Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e salât getirdiğinde, salât ile selâmı birlikte söylesin; bunlardan biriyle yetinmesin. Yalnızca ‘Allah ona salât etsin’ demesin; sadece ‘ona selâm olsun’ da demesin.”
- Ebu'l-Âliye -rahimehullah- Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler’ ayeti hakkında şöyle demiştir: Allah Teâlâ’nın Peygamberine salât etmesi, onu övmesidir; meleklerin ve insanların salâtı ise dua etmeleridir.
- Halîmî şöyle demiştir: «Allahumme salli alâ Muhammed» sözünün anlamı şudur: Allah'ım! Dünyada zikrini yücelterek, dinini üstün kılarak ve şeriatını koruyarak, ahirette ise ümmetine şefaatçi kıl, sevabı ve mükâfatı bol ver, Makâm-ı Mahmûd ile ona verilen üstünlüğü önce ve sonra gelenlere göster ve onu, Allah’a yakın kılınmış ve huzurda bulunanların hepsinden üstün ve önde kıl.
Kaynakça
السنن الكبرى للنسائي (7/ 291) (8046).
سنن الترمذي (5/ 513) (3546).
مسند أحمد (3/ 257) (1736).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 486).
فيض القدير شرح الجامع الصغير، لعبدالرؤوف المناوي (2/ 404).
مشكاة المصابيح، لمحمد التبريزي (1/ 294).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 965).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ عَنْ أَبِيهِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ أَكَلَ طَعَامًا فَقَالَ: الحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنِي هَذَا وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَ قُوَّةٍ، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ».
Sehl b. Muâz b. Enes onun da babasından rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim yemek yedikten sonra; "Benim hiçbir etkim ve gücüm olmaksızın bu yemeği bana yediren ve beni onunla rızıklandıran Allah’a hamdolsun." derse geçmiş günahları affolunur.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz-sallallahu aleyhi ve sellem- bir şey yiyen kimsenin Allah'a şükretmesini teşvik etmektedir. Çünkü Allah Teâlâ'nın izni ve yardımı olmadan kişinin yiyecek elde etme veya yeme gücü olmaz. Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sözleri söyleyen kimsenin geçmiş küçük günahlarından dolayı Allah'ın mağfiretini hak ettiğini müjdelemiştir.
Faydalar
- Yemeğin sonunda Allah Teâlâ'ya hamt edilmesi tavsiye edilmektedir.
- Allah Teâlâ'nın kullarına olan büyük lütfu beyan edilmiştir. Onlara rızık vermiş, rızık kazanma vesilelerini kolaylaştırmış ve bunları da günahlara kefaret kılmıştır.
- Kulların işleri tamamen Allah -Azze ve Celle- tarafından idare edilir. Kulların güç ve kuvvetlerinden kaynaklanmaz. Ancak kul, sebepleri yerine getirmek ile sorumludur.
Kaynakça
سنن الترمذي (5/ 452) (3458).
سنن أبي داود (6/ 138) (4023).
سنن ابن ماجه (4/ 417) (3285).
مسند أحمد (24/ 394) (15632).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين (1/ 602).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي (2/ 54).
تاج العروس من جواهر القاموس، للزبيدي (28/ 366).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن عائشة رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه وسلم كان إذا أخذ مَضْجَعَهُ نَفَثَ في يديه، وقرأ بالمُعَوِّذَاتِ، ومسح بهما جسده.
وفي رواية: أن النبي صلى الله عليه وسلم كان إذا أَوَى إلى فِرَاشِهِ كل ليلة جَمَعَ كَفَّيْهِ، ثم نَفَثَ فيهما فقرأ فيهما: «قل هو الله أحد، وقل أعوذ برب الفلق، وقل أعوذ برب الناس» ثم مسح بهما ما استطاع من جسده، يبدأ بهما على رأسه ووجهه، وما أَقْبَلَ من جسده، يفعل ذلك ثلاث مرات.
Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yatağına yatacağı zaman,ellerine üfler,Muavvizât’ı (Kul eûzu bi Rabbi’l-felak ve Kul eûzu bi Rabbi’n-nâs’ı) okuyarak iki elini vücuduna sürerdi." Başka bir rivayette ise: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her gece yatağına yattığı zaman avuçlarını birleştirek üfler,"Kul huvallâhu ahad, Kul eûzu bi Rabbi’l-felak ve Kul eûzu bi Rabbi’n-nâs" ı okur, başından, yüzünden ve vücudunun ön tarafından başlayarak ulaşabildiği yerlere kadar ellerini sürer ve bunu üç defa yapardı." şeklindedir.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Müminlerin annesi, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dünya ve ahiretteki hanımı bizlere bu şerefli nebevî sünneti rivayet etmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- her gece yatağına yattığı zaman avuçlarını birleştirerek onlara hafifçe tükürük çıkmayacak şekilde üflerdi ve "Kul huvallâhu ahad, Kul eûzu bi Rabbi’l-felak ve Kul eûzu bi Rabbi’n-nâs" ı okurdu, bazen önce üfürür sonra okur, bazen de önce okur, sonra da ellerine üfürürdü, bunda bir beis yoktur. Çünkü hadis tertip ve peşi sıra yapmaya delalet etmez. Başından, yüzünden ve vücudunun ön tarafından başlayarak ulaşabildiği yerlere kadar ellerini sürerdi. Okumayı, üfürmeyi ve ellerini sürmeyi üç defa yapardı.
Kaynakça
- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، أبو زكريا محيي الدين النووي، تحقيق ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، بيروت، الطبعة: الأولى 1428هـ.
- بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، سليم بن عيد الهلالي، دار ابن الجوزي، الدمام، الطبعة: الأولى 1415هـ.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة: الرابعة عشر 1407هـ.
- صحيح البخاري، محمد بن إسماعيل البخاري الجعفي، تحقيق: محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم: محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى 1422هـ.
- صحيح مسلم؛ مسلم بن الحجاج القشيري النيسابوري، حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب، الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
- شرح رياض الصالحين، محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ.
- كنوز رياض الصالحين، مجموعة من الباحثين برئاسة حمد بن ناصر العمار، كنوز إشبيليا، الرياض، الطبعة: الأولى1430هـ، 2009م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com