İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Sabah ve Akşam Zikirleri

7 hadis

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece­lediği zaman şöyle derdi: «Emseynâ ve emse’l-mulku li’llâh, ve’l-hamdu li’llâh, lâ ilâhe illâ’llâhu vahdehû lâ şerîke leh. (Biz Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak geceledi. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'dan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur, yalnız O vardır; O'nun ortağı yoktur.)»

عن عبد الله بن مسعود رضي الله عنه قال: كان نبي الله صلى الله عليه وسلم إذا أمسى قال: «أمسينا وأمسى الملك لله، والحمد لله، لا إله إلا الله وحده لا شريك له» قال الراوي: أَرَاهُ قال فِيهِنَّ: «له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير، ربِّ أسألك خير ما في هذه الليلة وخير ما بعدها، وأعوذ بك من شر ما في هذه الليلة وشر ما بعدها، رب أعوذ بك من الكسل، وسُوءِ الكِبَرِ، رب أعوذ بك من عذاب في النار، وعذاب في القبر»، وإذا أصبح قال ذلك أيضا «أصبحنا وأصبح الملك لله».
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh- şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece­lediği zaman şöyle derdi: «Emseynâ ve emse’l-mulku li’llâh, ve’l-hamdu li’llâh, lâ ilâhe illâ’llâhu vahdehû lâ şerîke leh. (Biz, Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak geceledi. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'dan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur, yalnız O vardır; O'nun ortağı yoktur.)» Ravi şöyle dedi: Bu duasında şöyle dediğini de gördüm: «Lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr, rabbi es’eluke hayra mâ fî hâze’l-yevmi ve hayra mâ ba‘deh, ve e‘ûzu bike min şerri mâ fî hâze’l-yevmi ve şerri mâ ba‘deh, rabbi eûzu bike mine’l-kesli ve sûi’l-kiber, rabbi eûzu bike min azâbin fî’n-nâri ve azâbin fî’l-kabr. (Mülk O'na mahsustur; hamd O'na mahsustur. O, her şeye kadirdir. Rabbim! Bu gecede bulunanın hayırlısını ve bundan sonra olanın da hayır­lısını senden isterim. Bu gecede olanın şerrinden ve bundan sonra olanın şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, kocamaktan ve buna­maktan sana sığınırım. Cehennem'deki azaptan ve kabirdeki azaptan sana sığınırım.» Sabahladığı zaman yine bu duayı söylerdi. Yalnız başında; «Asbahnâ ve asbaha’l-mulku li’llâhi, (Biz Allah'ın (kulu) olarak sabahladık, bütün mülk de Allah'ın olarak sabahladı.)» derdi.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sabah ve akşam sünnetlerinden bir tanesi de bu mübarek duayı okumaktı. «Biz Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak geceledi.» sözü akşama girdik ve mülk Allah'ın mülkü olmaya devam etmektedir ve O'na hastır. «Hamd Allah'a mahsustur.» Akşama ulaştık bütün hamd Allah'a mahsustur. Akşam olunca anladık ki mülk de Allah'ındır ve hamd da yalnızca O'nun içindir, başkası için değildir. «Allah'tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur» İbadet edilmeye tek layık olan O'dur. «Rabbim! Bu gecede bulunanın hayırlısını» Yani; bu gecenin zatında ve kendisinde ve (içindeki hayrı), yani içinde vuku bulan, meydana gelen hayrı senden isterim demektir. «Bu gecenin şerrinden ve bu gecede olanın şerrinden sana sığınırım.» Gecelerin kendisinin şerrinden ve dine ve dünyaya etki eden şerlerden sana sığınırım demektir. Rabbim! «Tembellikten sana sığınırım», yani güç yetirebilindiği halde itaatte tembel davranmaktan sana sığınırım demektir. Buda güç yetirebilmesine rağmen nefsi hayır yapmakta harekete geçirmemektir. «Yaşlanmaktan» elden ayaktan düşüren yaşlılıktan, o da ömrün en kötü zamanıdır. Hayatın maksadı olan ilim ve amel elde edilemez. «Bunamaktan», kocamak ve bunaklıktır. Bazı rivayetlerde (kiber) lafzı (kibr) olarak "ba" harfi sakin olarak gelmektedir. O zaman da nefsi büyük görüp, nimete karşı nankörlük etmektir. Hadiste geçen "Sûul Kiber" lafzının manası yaşlılığın getirdiği bunaklık, aklın karışması olup ne dediğini bilememesi ve itaati yerine getirmeye engel olan kusur ve insanın içinde bulunduğu kötü hallerdir. «Kabirdeki azaptan» kabirdeki azaptan ve onu gerekli kılan her şeyden demektir. «Sabahladığında», Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah olduğunda da bu duayı söylemiştir. Akşam ettiği gibi aynı duayı etmiş, ancak «Biz Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak geceledi.» ifadesi yerine, «Biz Allah'ın (kulu) olarak sabahladık, bütün mülk de Allah'ın olarak sabahladı.» derdi. Gece yerine de gündüz ifadesi kullanılır. Rabbim! Bu gündüzde bulunanın hayırlısını, ve bundan sonra olanın da hayırlısını senden isterim, derdi. Duanın devamında gelen zamirleri de ona uygun söylerdi.

Kaynakça

صحيح مسلم، تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي، دار إحياء التراث العربي – بيروت. رياض الصالحين للنووي .تحقيق ماهر الفحل .ط الأولى 1428هـ، دار ابن كثير، دمشق - بيروت. تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك، تحقيق: عبد اللعزيز آل حمد، دار العاصمة الرياض، ط: الاولى، 1423هـ. نزهة المتقين، لمجموعة من المؤلفين، مؤسسة الرسالة، ط: الرابعة عشر، 1407هـ. بهجة الناظرين، لسليم الهلالي، دار ابن الجوزي، السعودية، ط: الثالثة، 1418هـ. كنوز رياض الصالحين، لحمد ناصر العمار.دار كنوز إشبيليا، الرياض ط: 1430هـ. العلم الهيب في شرح الكلم الطيب، بدر الدين العيني، تحقيق خالد المصري، مكتبة الرشد، الرياض، الطبعة الثانية 1421هـ.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allahumme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n–nuşûr» «Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık, senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da Sensin

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ إِذَا أَصْبَحَ: «اللهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ النُّشُورُ» وَإِذَا أَمْسَى قَالَ: «بِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ النُّشُورُ» قَالَ: وَمَرَّةً أُخْرَى: «وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sabahleyin şöyle dua ederdi: «Allahumme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n–nuşûr» «Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık, senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da Sensin.» Akşamleyin şöyle dua ederdi: «Allahumme bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n–nuşûr» «Allah'ım! Senin lütfunla akşama erdik. Senin lütfunla sabaha ulaştık. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Başka bir kere: «Huzuruna varılacak olan da Sensin.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da ve İbn Mâce rivayet etmiştirDereceHasen hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah vakti girdiğinde - fecrin doğmasıyla başlayan günün ilk vaktidir- şöyle dua ederdi: (Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık) yani Senin korumanla kuşanmış, nimetlerine bol bol ulaşmış, zikrinle meşgul, isminle yardım dileyen, tevfikinle kuşatılmış, kudret ve kuvvetinle hareket eden kimseler olarak sabaha erdik. (Senin lütfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, Sen isteyince ölürüz.) ifadesi de aynı mânâyı akşam vakti için taşır. Kişi akşamleyin: Allah'ım! Senin lütfunla akşama erdik. Senin El-Muhyî (hayat veren, yaşatan) isminle bize hayat vermenle yaşarız. Senin (El-Mümît) öldüren isminle ölürüz. (Diriliş de Sanadır) yani ölümden sonra yeniden diriliş, dağılmadan sonra tekrar toplanış Sanadır. Hâlimiz bütün vakitlerde ve her durumda bu üzere devam eder; bundan ayrılmam, onu terk etmem. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ikindi vaktinden sonra akşama girerken şöyle derdi: (Allah'ım! Senin lütfunla akşama erdik. Senin lütfunla sabaha ulaştık. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Dönüş de Sanadır. Yani dünyadaki dönüşümüz de, âhiretteki varışımız ve sığınağımız da Sanadır. Beni dirilten de Sensin, beni öldüren de Sensin.

Faydalar
  1. Bu duanın sabah ve akşam, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- örnek alınarak yapılması tavsiye edilmiştir.
  2. Kulun her hal ve zamanda Rabbine ihtiyaç duyar.
  3. Sabah zikirlerinin okunmasının en fazilet vakti; fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadar, yani günün başında olan vakittir; (akşam için ise) ikindiden sonra gün batımından önceki zamandır. Ancak kişi bunları daha sonra okursa —yani sabah zikrini Duhâ vaktinde okursa— bu da geçerlidir; öğleden sonra okursa yine geçerli olur; akşam zikrini de akşam namazından sonra okursa yine geçerli olur. Zira bu vakitlerin tamamı zikir için uygun vakitlerdir.
  4. "Ve ileyke’n-nüşûr/Diriliş Sanadır" sözünün sabah vakti söylenmesinin hikmeti şudur: Bu ifade, insanlara öldükten sonra gerçekleşecek olan büyük dirilişi ve kıyamet günü yeniden diriltilmeyi hatırlatır. Bu da yeni bir diriliştir, yeni bir gündür; o günde ruhlar (bedenlerine) geri döndürülür, insanlar (kabirlerinden) yayılır. İnsan, Allah’ın yarattığı bu yeni sabahta nefes alır. Bu sabah, insanoğlu için bir şahit olsun diye yaratılmıştır. Onun vakitleri ve anları ise amellerimiz için birer hazine hükmündedir.
  5. “Ve ileyke’l-masîr/Dönüş Sanadır" sözünün akşam vakti söylenmesinin hikmeti şudur: İnsanlar gün boyunca işlerine, menfaatlerine ve geçimlerini temin etmeye dağılmışken, akşam olunca evlerine geri dönerler ve günün sonunda dinlenmeye çekilirler. İşte bu hâl, kulun Allah Teâlâ’ya dönüşünü; asıl dönüş yerini, varılacak son menzili ve nihai akıbeti hatırlatır.
Kaynakça

سنن أبي داود (7/ 404) (5068). سنن الترمذي (5/ 398) (3391). السنن الكبرى للنسائي (9/ 209) (10323). سنن ابن ماجه (5/ 35) (3868). مسند أحمد (14/ 290) (8649). توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبد الله البسام (7/ 576). منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (10/ 458). فتح ذي الجلال والإكرام، لابن عثيمين (6/ 503). سبل السلام بشرح بلوغ المرام، لمحمد الصنعاني (2/ 714).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Seyyidu'l-istiğfar duası

عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «سَيِّدُ الِاسْتِغْفَارِ أَنْ تَقُولَ: اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ» قَالَ: «وَمَنْ قَالَهَا مِنَ النَّهَارِ مُوقِنًا بِهَا، فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ قَبْلَ أَنْ يُمْسِيَ، فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ، وَمَنْ قَالَهَا مِنَ اللَّيْلِ وَهُوَ مُوقِنٌ بِهَا، فَمَاتَ قَبْلَ أَنْ يُصْبِحَ، فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الجَنَّةِ».
Şeddâd b. Evs –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «"Seyyidu'l-istiğfar duası şöyle söylemendir: Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ibadete layık (hak) ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Ezelde sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım. Bana lütfettiğin nimetleri itiraf ediyorum. Günahlarımı itiraf ediyorum. Beni affet, şüphe yok ki günahları senden başka affedecek yoktur.» Ardından da şöyle buyurmuştur: «Bir kimse bu duayı, bunu inanarak gündüz okur da, o gün de akşam olmadan vefat ederse o kimse Cennet ehli olur. Yine bu duayı inanarak gece okur da sabah olmadan vefat ederse yine Cennet ehli olur.»
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- istiğfar etmek için bazı lafızların bulunduğunu, bunlar arasında en faziletli ve azametli olanın da kulun şu sözleri olduğunu haber vermiştir: «Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hak ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim ahit ve vaat üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan nimetimi, günahlarımı kabul ve itiraf ediyorum. Beni bağışla. Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.» Kul, önce Allah'ı birlemeyi kabul eder. Allah'ın kendisinin yaratıcısı ve ortağı olmayan ilahı olduğunu, Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya vadettiği iman ve itaate, gücü nispetinde bağlı kaldığını kabul eder. Çünkü kul, ne kadar ibadet yaparsa yapsın, Allah'ın kendisine emrettiklerini yerine getiremediği gibi, nimetlere şükretmenin gereğini de yerine getiremez, Allah'a sığınmalı ve güvenmelidir. Şüphesiz ki O, kulun yaptığı kötü işlerden kendisine sığınılacak olan tek varlıktır. Allah'ın kendisine bahşettiği nimetini gönüllü olarak kabul eder ve bilir. Günahını ve isyanını kabul edip itiraf ederek kendine döner. Allah'a yaptığı bu yalvarıştan sonra, affı, lütfu ve rahmetiyle kendisini bağışlamasını, günahlarını örtmesini, günahlardan korumasını Rabbinden niyaz eder. Çünkü günahları, Aziz ve Celil olan O'ndan başka kimse bağışlayamaz. Sonra da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bunun sabah ve akşam zikirlerinden biri olduğunu söylemiştir. Güneş'in doğuşuyla zeval vakti arasındaki gündüz vaktinde manasını hatırına getirerek ve iman ederek bu zikri yaptıktan sonra ölen kimsenin Cennet'e gireceğini bildirmiştir. Kim de bu zikri geceleyin Güneş'in batımından şafağa kadar olan vakitte yapar ve sabah olmadan önce ölürse Cennet'e girer.

Faydalar
  1. İstiğfar lafızları farklılık gösterir ve bazıları diğerlerinden daha faziletlidir.
  2. Kul, Yüce Allah'a bu dua ile yalvarıp yakarmada gayretli olmalıdır; çünkü bu dua seyyidu'l istiğfardır.
Kaynakça

صحيح البخاري (8/ 67) (6306). توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبد الله البسام (7/ 562). منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (10/ 435). فتح ذي الجلال والإكرام، لابن عثيمين (6/ 486).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Senden ayrıldıktan sonra dört cümle söyledim; bunları üç defa tekrarladım. Eğer bunlar, senin bugün sabahtan beri söylediklerinle tartılsaydı, onlara ağır basardı

عَنْ جُوَيْرِيَةَ أُمِّ المؤْمنينَ رَضيَ اللهُ عنها: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ مِنْ عِنْدِهَا بُكْرَةً حِينَ صَلَّى الصُّبْحَ، وَهِيَ فِي مَسْجِدِهَا، ثُمَّ رَجَعَ بَعْدَ أَنْ أَضْحَى، وَهِيَ جَالِسَةٌ، فَقَالَ: «مَا زِلْتِ عَلَى الْحَالِ الَّتِي فَارَقْتُكِ عَلَيْهَا؟» قَالَتْ: نَعَمْ، قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَقَدْ قُلْتُ بَعْدَكِ أَرْبَعَ كَلِمَاتٍ، ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، لَوْ وُزِنَتْ بِمَا قُلْتِ مُنْذُ الْيَوْمِ لَوَزَنَتْهُنَّ: سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ وَرِضَا نَفْسِهِ وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ».
Müminlerin annesi Cüveyriye -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün sabah namazını kıldıktan hemen sonra onun yanından ayrılmış, kuşluk vaktine kadar ibadet ettiği yerde oturan Cüveyriye -radıyallahu anha-'nın yanına döndüğünde ona : «Hâlâ seni bıraktığım hal üzerine misin?» diye sordu. O da: ‘Evet’ dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur: «Senden ayrıldıktan sonra dört cümle söyledim; bunları üç defa tekrarladım. Eğer bunlar, senin bugün sabahtan beri söylediklerinle tartılsaydı, onlara ağır basardı: (Subhânallâhi ve bi-hamdihî adede halkihî ve rıdâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.) Anlamı: (Allah’ı; yarattıklarının sayısı, kendisinin hoşnutluğu, Arş’ının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkebi miktarınca hamd ile tenzih ederim (tesbih ederim).»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımı, Müminlerin annesi Cüveyriye -radıyallahu anha-'yı sabah namazını kıldıktan sonra, günün başlangıcında namaz kıldığı yerde otururken bıraktı. Sonra gündüzün yarısı olup duhâ vakti girince geri döndü. Cüveyriye, hâlâ yerinde oturuyordu. Peygamber -aleyhisselâm- ona şöyle buyurdu: Hâlâ bıraktığım hal üzerine misin? Evet dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Senden ayrıldıktan sonra üç defa tekrarladığım şu dört kelime var ya, eğer bunlar senin gün boyu (oturduğun yerde) yaptığın zikirlerle tartılsaydı, sevap bakımından onlara ağır gelirdi: (Subhânallah): Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih etmektir. (Ve bihamdihî): O’na hamd ederek tesbih etmektir. Çünkü güzel övgü yalnızca O’na aittir ve kulu buna muvaffak kılan da O’dur. (Adede Halkıhî): Allah’tan başka kimsenin sayısını bilemeyeceği bütün yaratılmışların sayısınca demektir. (Ve Ridâ Nefsihî): Allah’ın kullarından razı olduğu kimselerden razı olacağı miktarca demektir. Bu ise mahiyeti tam olarak kavranamayacak kadar büyük bir şeydir. (Ve Zinete Arşihî): Allah’ın yarattıkları içinde en büyük ve en ağır olan Arşının ağırlığınca demektir. (Ve Midâde Kelimâtihî): Allah’ın kelimelerinin mürekkebi kadar demektir. Allah’ın kelimeleri ise ne sayılabilir ne de tükenir. Bu son ifade, önceki üç kısmı da kapsar ve onları içine alır. Çünkü Allah’ın kelimelerinin mürekkebinin miktarı için ne bir son, ne bir sınır, ne de bir sayı düşünülebilir. Ancak burada maksat, çokluğun en ileri derecesini ifade etmektir. Zira önce, çok büyük olmakla birlikte sayı ile ifade edilebilen bir şey zikredilmiştir: ‘yaratılmışların sayısı kadar’. Sonra bundan daha yüce bir mertebeye çıkılarak ‘Allah’ın razı olacağı miktarca’ denilmiştir. Ardından da yaratılmışların en büyüğü olan Arşın ağırlığı zikredilmiştir. Birincisi (adede halkıhî) sayı ve miktarı, İkincisi (ridâ nefsihî) sıfat ve keyfiyeti, Üçüncüsü (zinete arşihî) büyüklük ve ağırlığı ifade etmektedir.

Faydalar
  1. Bu sözlerin fazileti ifade edilmiş ve insanlar bunları söylemeye teşvik edilmiştir.
  2. Zikrin fazileti kendi içinde değişir, bazıları diğerlerinden daha faziletlidir.
  3. Nevevî -rahimehullah- (Subhânallâhi ve bi-hamdihî midâde kelimâtihî” sözü hakkında şöyle demiştir: Buradaki maksat, çokluğun en ileri derecesini ifade etmektir. Çünkü önce, çok büyük olmakla birlikte sayıyla ifade edilebilen bir şey olan yaratılmışların sayısı zikredilmiştir. Sonra Arşın ağırlığı zikredilmiştir. Ardından ise bundan daha büyük bir mertebeye yükselinmiş ve bu ifade kullanılmıştır. Yani sayı ile kuşatılamayan, tıpkı Allah’ın kelimelerinin sayısının kuşatılamaması gibi, sayılması mümkün olmayan bir çokluğu ifade etmektedir.
  4. İbn Kayyım -rahimehullah- şöyle demiştir: Zikreden kimsenin, ‘Subhânallâhi ve bihamdihî, adede halkıhî...’ diye zikrin sonuna kadar söylemesi sırasında kalbinde oluşan Allah’ı tanıma (marifet), O’nu noksan sıfatlardan tenzih etme ve O’nu yüceltme duygusu; sadece ‘Subhânallâh’ diyen kimsenin kalbinde oluşandan daha büyüktür.
  5. Bu hadiste, az sözle çok anlam ifade eden ve söyleyene büyük ecir ve sevap kazandıran kapsamlı zikirlere yönlendirme bulunmaktadır.
Kaynakça

صحيح مسلم (4/ 2090) (2726). توضيح الأحكام من بلوغ المرام، لعبد الله البسام (7/ 536). منحة العلام في شرح بلوغ المرام، لعبد الله الفوزان (10/ 405). فتح ذي الجلال والإكرام، لابن عثيمين (6/ 471).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

{Kul huvallahu ehad} (ihlas suresi) ile Muavvizeteyn (Felak ve Nâs surelerini) üç defa oku! Her türlü şerre karşı sana yeter» diye buyurdu

عَن عبدِ اللهِ بن خُبَيب رضي الله عنه أنه قال: خَرَجْنَا فِي لَيْلَةٍ مَطِيرَةٍ وَظُلْمَةٍ شَدِيدَةٍ، نَطْلُبُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؛ يُصَلِّي لَنَا، قَالَ: فَأَدْرَكْتُهُ، فَقَالَ: «قُلْ»، فَلَمْ أَقُلْ شَيْئًا، ثُمَّ قَالَ: «قُلْ»، فَلَمْ أَقُلْ شَيْئًا، قَالَ: «قُلْ»، فَقُلْتُ: مَا أَقُولُ؟ قَالَ: «{قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ} وَالْمُعَوِّذَتَيْنِ حِينَ تُمْسِي وَتُصْبِحُ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، تَكْفِيكَ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ».
Abdullah b. Hubeyb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Biz yağmurlu ve çok karanlık bir gecede bize namaz kıldırması için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i aramak üzere (dışarı) çıkmıştık. Kısa bir süre sonra kendisini bulduk. «Oku!» dedi, ben bir şey söylemedim. Sonra (tekrar) «Oku!» dedi, ben bir şey söylemedim. Sonra (tekrar): "«Oku!» dedi, bunun üzerine: "Ey Allah'ın Rasûlü ne söyleyeyim?" dedim. «Akşama ve sabaha eriştiğin zaman {Kul huvallahu ehad} (ihlas suresi) ile Muavvizeteyn (Felak ve Nâs surelerini) üç defa oku! Her türlü şerre karşı sana yeter» diye buyurdu.
Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Değerli sahabe Abdullah b. Hubeyb -radıyallahu anh-: Çok yağmurlu ve karanlık bir gecede, kendilerine namaz kıldırması için Allah Rasûlu -sallallahu aleyhi ve sellem-'i aramaya çıktıklarını ve sonrasında Rasûlullah'ı bulduklarını haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona: "Söyle" yani oku dedi, fakat o hiçbir şey okumadı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sözünü ona tekrarladı ve Abdullah şöyle dedi: Ne okuyayım ey Allah'ın Rasûlü? Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «İhlas Suresi'ni {Kul huvallahu ehad} ve Muavvizeteyn {Kul eûzu bi-rabbi'l-felak} ve {Kul eûzu birabbin nas} surelerini, seni her türlü şerden ve her türlü kötülükten koruması için akşam ve sabah üç defa oku.»

Faydalar
  1. Sabah ve akşam İhlas ve Muavvizeteyn surelerini okumak, her türlü kötülükten korunmak için tavsiye edilmiştir.
  2. İhlas ve Muavvizeteyn surelerini okumanın fazileti ifade edilmiştir.
Kaynakça

سنن أبي داود (7/ 415) (5082). سنن الترمذي (5/ 535) (3575). سنن النسائي (8/ 250) (5428). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، (2/ 996). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 307). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 543).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kim, Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil'-Ardi ve'lâ fi's-Semâi ve Huve's-Semî’u'l-Alîm "Yerde de gökte de O’nun ismiyle birlikte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, her şeyi işiten ve bilendir." duasını akşamleyin üç defa okursa, sabaha kadar ona ani bir musibet isabet etmez

عَنْ أَبَانَ بْنِ عُثْمَانَ قَالَ: سَمِعْتُ عُثْمَانَ ابْنِ عَفَّانَ رضي الله عنه يَقُولُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ قَالَ بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ، فِي الْأَرْضِ، وَلَا فِي السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ، ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، لَمْ تُصِبْهُ فَجْأَةُ بَلَاءٍ، حَتَّى يُصْبِحَ، وَمَنْ قَالَهَا حِينَ يُصْبِحُ ثَلَاثُ مَرَّاتٍ، لَمْ تُصِبْهُ فَجْأَةُ بَلَاءٍ حَتَّى يُمْسِيَ»، قَالَ: فَأَصَابَ أَبَانَ بْنَ عُثْمَانَ الْفَالِجُ، فَجَعَلَ الرَّجُلُ الَّذِي سَمِعَ مِنْهُ الْحَدِيثَ يَنْظُرُ إِلَيْهِ، فَقَالَ لَهُ: مَا لَكَ تَنْظُرُ إِلَيَّ؟ فَوَاللَّهِ مَا كَذَبْتُ عَلَى عُثْمَانَ، وَلَا كَذَبَ عُثْمَانُ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَلَكِنَّ الْيَوْمَ الَّذِي أَصَابَنِي فِيهِ مَا أَصَابَنِي غَضِبْتُ فَنَسِيتُ أَنْ أَقُولَهَا.
Ebân b. Osman'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Osman b. Affân -radıyallahu anh-'ı şöyle derken işittim: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle derken işittim: «Kim, Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil'-Ardi ve'lâ fi's-Semâi ve Huve's-Semî’u'l-Alîm "Yerde de gökte de O’nun ismiyle birlikte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, her şeyi işiten ve bilendir." duasını akşamleyin üç defa okursa, sabaha kadar ona ani bir musibet isabet etmez. Kim de bunu sabahleyin üç defa okursa, akşama kadar ona ani bir musibet isabet etmez. (Râvî devamla şöyle dedi:) “Ebân b. Osman’a felç isabet etti. Hadisi ondan işiten adam ona bakıp duruyordu. Bunun üzerine Ebân ona: ‘Neden bana bakıyorsun?’ dedi ve ardından şunu söyledi: ‘Allah’a yemin ederim ki ben Osman adına yalan bir söz uydurmadım. Osman da Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adına yalan söz uydurmadı. Fakat bana bu hâlin isabet ettiği gün öfkelendim de bu duayı okumayı unuttum."
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- her kim sabahleyin fecirden sonra ve her gece akşam Güneş batmadan önce üç defa: ‘Bismillah’ diyerek her türlü zararlı şeyden Allah’tan yardım diler ve korunurum. O’nun ismi anıldığında, yerde olsun gökte olsun, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey zarar veremez. O, sözlerimizi işiten ve hâllerimizi en iyi bilendir.” diyen kimse hakkında şunu beyan etmiştir: Kim bu duayı akşam yaparsa, o kimsesin başına sabaha kadar ansızın bir musibet isabet etmez. Duayı sabah yapan kimsenin başına da akşama kadar ansızın bir musibet gelmez. Hadis ravisi Ebân b. Osman felç oldu, yani vücudunun bir yarısı üzerinde kontrol kaybı oldu, hadisi ondan işiten kişi, Ebân’a hayretle bakmaya başladı. Bunun üzerine Ebân adama dedi ki: Bana neden bakıyorsun? Allah’a yemin ederim ki, ben Osman hakkında yalan söylemedim, Osman da Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında yalan söylemedi. Fakat o gün bu hastalığa tutulduğumda Allah bana bunu söylememi takdir etmedi, öfkelendim ve bu zikri söylemeyi unuttum.

Faydalar
  1. Bu zikrin sabah ve akşam okunması müstehaptır. Öyle ki, insan Allah Teâlâ'nın izniyle başına ansızın bela, zarar, musibet ve benzeri bir olay gelmesinden korunmuş olur.
  2. Selef-i sâlihînin Allah’a olan yakînlerinin kuvveti ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haber verdiklerini tasdik etmeleri ifade edilmiştir.
  3. Zikrin, sabah ve akşam vakitleriyle sınırlandırılmasının faydalarından biri de, Müslümanı gafletten kurtarılmasını ve Allah Teâlâ'nın kulu olduğunu devamlı olarak hatırlamasını sağlamaktır.
  4. Zikrin tesiri, zikreden kimsenin imanına, huşûuna, kalbinin hazır oluşuna; ihlâs ve yakînine bağlıdır.
Kaynakça

سنن أبي داود (7/ 419) (5088). سنن الترمذي (5/ 396) (3388). السنن الكبرى للنسائي (9/ 11) (9759). سنن ابن ماجه (5/ 35) (3869). مسند أحمد (1/ 498) (446). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 528). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 997). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 314). مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، للمباركفوري (8/ 130). مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، للقاري (4/ 1659).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Her kim Bakara Suresi'nin son iki ayetini geceleyin okursa ona yeter

عن أبي مسعود رضي الله عنه قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: «مَنْ قَرَأَ بِالْآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ».
Ebû Mesûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim Bakara Suresi'nin son iki ayetini geceleyin okursa ona yeter.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin Bakara Suresi'nin son iki ayetini okuyan kimseyi, Allah'ın kötülük ve şerden koruyacağını bildirmiştir. Bu iki ayetin okunması o kimsenin gece namazı yerine geçeceği söylendiği gibi, gece yapacağı zikir ve Kur'an okuma yerine de geçeceği ve gece namazında en az bu iki ayet kadar Kur'an okunması gerektiği de söylenmiştir. Bunun dışında başka şeyler de söylenmiştir. Umulur ki söylenenlerin hepsi doğrudur ve bu ifade hepsini kapsamaktadır.

Faydalar
  1. Bakara Suresi'nin son kısmının fazileti anlatılmıştır. O kısım da Allah Teâlâ'nın {Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti...) sözünden surenin sonuna kadar olan kısımdır.
  2. Kim gece Bakara Suresi'nin sonunu okursa, okuyan kimseden kötülük, şer ve Şeytan uzak tutulur.
  3. Gece, gün batımıyla başlar ve fecrin doğuşu ile biter.
Kaynakça

صحيح البخاري (6/ 188) (5008-5009). صحيح مسلم (1/ 554) (807). فتح الباري بشرح صحيح البخاري، لابن حجر (9/ 56). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 240). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص593). مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لملا علي القاري (4/ 1465). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمصطفى الخِن وغيره (2/ 757).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com