عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ رضي الله عنهما أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ، فَذَكَرَ اللهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ، قَالَ الشَّيْطَانُ: لَا مَبِيتَ لَكُمْ، وَلَا عَشَاءَ، وَإِذَا دَخَلَ، فَلَمْ يَذْكُرِ اللهَ عِنْدَ دُخُولِهِ، قَالَ الشَّيْطَانُ: أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ، وَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللهَ عِنْدَ طَعَامِهِ، قَالَ: أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ».
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işitmiştir: «Kişi evine girdiği zaman ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok” der. Eğer kişi eve girerken Allah’ı anmazsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Gece kalacağınız bir yer var” der. O kişi yemek vaktinde Allah’ı anmazsa Şeytan arkadaşlarına, “Gece kalacak yer ve yiyecek yemek buldunuz." der.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- eve girerken ve yemek yemeden önce Allah'ı anmayı emretmiştir. Bir kimse evine girerken ve yemeğe başlarken (Bismillah) diyerek Allah'ı anarsa, Şeytan avanelerine şöyle der: Ev sahibinin sizden Allah Teâlâ'nın zikri ile korunduğu bu evde ne geceleme, ne de akşam yemeği yeme hakkınız vardır. Ancak kişi evine girerken veya yemek yerken Allah'ı anmazsa, Şeytan avanelerine bu evde geceleyecek yer ve akşam yiyecek yemek bulduklarını haber verir.
Faydalar
- Eve girerken ve yemek yerken Yüce Allah'ın zikredilmesi müstehaptır. Çünkü Şeytan, Allah Teâlâ'nın zikredilmediği evlerde geceler ve o ev halkının yemeklerinden yer.
- Şeytan âdemoğlunun bütün işlerindeki davranış ve hareketlerini gözetler. Allah'ı zikretmekten gafil olduğunu gördüğünde murat ettiği şeye nail olur.
- Allah'ı zikretmek Şeytan'ı def eder.
- Her Şeytan'ın söyledikleri ile mutlu olan ve emrine itaat eden dostları ve avaneleri vardır.
Kaynakça
صحيح مسلم (3/ 1598) (2018).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 50).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل المبارك (ص467).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (4/ 190).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 700).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضيَ اللهُ عنهما أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ: «اللهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، اللهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِعِزَّتِكَ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ أَنْ تُضِلَّنِي، أَنْتَ الْحَيُّ الَّذِي لَا يَمُوتُ، وَالْجِنُّ وَالْإِنْسُ يَمُوتُونَ».
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Yalnızca Sana (tövbe ile) yöneldim ve Senin (verdiğin deliller) ile (hakikati inkâr edenlere karşı) mücadele ettim. Allah'ım! Beni saptırmandan Senin izzetine sığınırım. Senden başka hiçbir hak ilah yoktur. Sen asla ölmeyecek olan Hayy (diri) olansın; cinler ve insanlar ise ölürler.»
Muttefekun aleyh. Hadisin bu lafzı Müslim'e aittir. Buhârî ise muhtasar olarak rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Sana teslim oldum” yani Sana boyun eğdim ve itaat ettim.
“Sana iman ettim” yani Seni tasdik ettim, doğruladım ve bunu ikrar ettim.
“Sana tevekkül ettim” yani işlerimi Sana havale ettim ve Sana dayandım.
“Sana yöneldim” yani Sana döndüm ve Sana yönelip rağbet ettim.
“Senin yardımınla mücadele ettim” yani düşmanlarına karşı Senin delilin ve yardımınla mücadele ettim ve onları susturacak deliller ortaya koydum.
“Allah’ım! İzzetine sığınırım” yani Senin izzetine, korumana ve mutlak üstünlüğüne iltica ederim.
“Senden başka hak ilâh yoktur” yani Senin dışında hak olarak ibadet edilmeyi hak eden hiçbir mabud yoktur.
“Beni saptırmandan Sana sığınırım” yani beni hidayetten ve Senin rızana ulaştıran başarıdan mahrum bırakmandan Sana sığınırım.
“Sen, ölmeyen Hayy (diri) olansın” yani Sen ne ölürsün ne de yok olursun.
“Cinler ve insanlar ise ölürler.” Yani bütün cinler ve insanlar fanidir; ölümden kurtulamazlar.
Faydalar
- Kulun Allah’tan bir şey isteyeceği zaman, talebini doğrudan dile getirmeden önce Allah’ı övmesi, O’na hamd etmesi ve senâda bulunmasının meşru olduğuna delildir.
- Yalnızca Allah Teâlâ'ya güvenmek ve O'ndan bizi korumasını istemek zorunludur. Çünkü O, kemal sıfatlarına sahiptir. Yalnızca O'na güvenilebilir ve tüm yaratılmışlar acizdir ve ölüme mahkûmdur. Bu yüzden yaratılmışlar itimat edilip güvenilme hususunda ehil değildirler.
- İmanın samimiyetini ve kesin teslimiyeti yansıtan bu kapsamlı ve anlamı kuşatıcı dualarda Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem'i örnek almak.
- es-Sindî -rahimehullah- şöyle demiştir: Onun (Ente'l-Hayy) Sen diri olansın sözü şu anlama gelir: Sen sığınılacak olansın, Sen'den başka hiç kimse sığınılacak özelliklere sahip değildir.
Kaynakça
صحيح البخاري (9/ 117) (7383).
صحيح مسلم (4/ 2086) (2717).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص72).
فتح رب البرية بتلخيص الحموية، لابن عثيمين (ص79).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 109).
مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، عبيد الله المباركفوري (8/ 223).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أنس رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رسُولُ الله صلى الله عليه وسلم : «ألِظُّوا بـ (يَاذا الجَلاَلِ والإكْرامِ)».
Enes -radıyallahu anh-'den rivayet olunan bir hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Yâ zelcelâli vel-ikram, duâsına devam ediniz.” Tirmizî rivâyet etmiştir.
Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Hadiste yer alan "Elizzu" lafzı bu duaya devam edin, çokça yapın manasını ifade eder. Genel manası ise dualarınızda bu duaya çokça yer verin, dilinizden düşürmeyindir. Bu dua, yüce Allah'ın isimlerinden bir ismi içermektedir. Bu ismin İsm-i Azam olduğu hakkında görüş beyan edilmiştir. Bu isim tüm rububiyet ve ulûhiyet sıfatlarını kapsayıp, içermektedir.
Kaynakça
- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير، دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه.
- نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
- كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا - الطبعة الأولى، 1430ه.
سنن الترمذي - محمد بن عيسى الترمذي، تحقيق وتعليق: أحمد محمد شاكر ومحمد فؤاد عبد الباقي وإبراهيم عطوة عوض - شركة مكتبة ومطبعة مصطفى البابي الحلبي - مصر، الطبعة: الثانية، 1395هـ - 1975م.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «وَاللهِ إني لأَسْتَغْفِرُ اللهَ وأَتُوبُ إليهِ في اليومِ أَكْثَرَ من سَبْعِينَ مَرَّةً».
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan merfû olarak rivayet edilen bir hadis-i şerife göre Peygamberimiz –sallallahu aleyhi ve sellem- «Vallahi ben Allah'a günde yetmiş defadan çok istiğfar ediyorum.» buyurmuştur.
Buhârî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Gelmiş ve geçmiş günahları bağışlanmış olduğu halde Nebi-sallallahu aleyhi ve sellem- günde yetmiş defadan fazla tövbe ve istiğfar ettiğine dair yemin etmiştir.
Kaynakça
-نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، نشر: مؤسسة الرسالة، الطبعة: الرابعة عشر، 1407هـ - 1987م.
-شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين، نشر: دار الوطن للنشر، الرياض، الطبعة: 1426هـ.
-بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، للهلالي، نشر: دار ابن الجوزي، الطبعة الأولى1418هـ.
-صحيح البخاري، نشر: دار طوق النجاة (مصورة عن السلطانية بإضافة ترقيم ترقيم محمد فؤاد عبد الباقي)، الطبعة: الأولى، 1422هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن الْأَغَرِّ رضي الله عنه، وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللهِ، فَإِنِّي أَتُوبُ فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ مَرَّةٍ».
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden olan el-Eğar -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz defa O'na tövbe ediyorum.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, insanlara çokça tövbe ve istiğfar etmelerini emretmiştir. Kendisinin geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olduğu halde, günde yüz defadan fazla Yüce Allah’a tövbe ettiğini ve O’ndan bağışlanma dilediğini haber vermiştir. Bu durum, O'nun Yüce Allah’a karşı sergilediği tam bir tevazu ve kulluk bilincinin göstergesidir.
Faydalar
- İman derecesi veya mertebesi ne olursa olsun herkesin, Yüce Allah'a yönelmesi ve tövbe ederek kendini düzeltmesi gerekir. Hiçbir insan, Yüce Allah'a karşı olan görevini yerine getirirken kusurlardan ve hatalardan münezzeh değildir. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: (Ey Müminler, hepiniz Allah'a tövbe edin!) [Nûr Suresi, 31.]
- Tövbe, hem işlenen günah ve haramlardan hem de Allah’ın emrettiği görevleri yerine getirmedeki eksikliklerden dolayı yapılır.
- Tövbe ederken ihlaslı olmak, onun kabul şartıdır. Bu sebeple, bir günahı Allah için değil de başka bir sebeple terk eden kimse, tövbe etmiş sayılmaz.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Tövbenin üç şartı vardır: Kişinin bu günahı işlemekten vazgeçmesi, bu günahından pişman olması ve bir daha asla bu tür bir günaha dönmemeye kesin olarak karar vermesi. Günah eğer bir başka kulun hakkıyla ilgili ise, dördüncü bir şartı daha vardır; o da haksızlık yapılan hususu (gasp edilen hakkı) sahibine iade etmek yahut ondan helallik almaktır.
- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem'in istiğfar etmesinin, mutlaka işlemiş olduğu günahlardan dolayı olduğu zannedilmemelidir. Bilakis bu; onun kulluğunun kemalinden, Allah Teâlâ’yı zikretmeye olan bağlılığından, Allah’ın hakkının ne kadar büyük olduğunu idrak etmesinden ve kul ne kadar amel ederse etsin Allah’ın nimetlerine gerektiği gibi şükretmede eksik kaldığını hissetmesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu, ümmetine kendisinden sonra yol göstermek ve onları eğitmek gibi başka hikmetler de taşımaktadır.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2075) (2702).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 33).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 97).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 52).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ فِي سُجُودِهِ: «اللهُمَّ اغْفِرْ لِي ذَنْبِي كُلَّهُ دِقَّهُ، وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ وَعَلَانِيَتَهُ وَسِرَّهُ».
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- secdelerinde şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Bütün günahlarımı, küçüğünden büyüğüne, ilkinden sonuncusuna, açığından gizlisine hepsini bağışla.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- secdelerinde şöyle dua ederdi: (Allah'ım, günahımın hepsini bağışla!) Yani günahımı ört ve beni onun kötü sonuçlarından koru; böylece affeder, kusurlarımı geçer ve sayfamı temizlersin. (Hepsini) derken şunları kastediyorum: (Küçüğünü) yani küçük ve az olanını, (büyüğünü) büyük ve çok olanını, (ilkinden sonuncusuna) ilk günahımı, son günahımı ve bu ikisi arasında işlediklerimi, (açığını ve gizlisini) yani Senden başka hiç kimsenin bilmediği tüm günahlarımı bağışla; Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim.
Faydalar
- İbnu'l-Kayyîm rahimehullah- şöyle demiştir: Küçük büyük, az çok, ilk son, gizli ve açık tüm günahların bağışlanmasını dilemekteki bu genelleyici ve kapsayıcı üslup; kulun, günahlarından hem bildiklerini hem de bilmediklerini tövbenin şemsiyesi altına alabilmesi içindir.
- Şöyle denilmiştir: Hadiste küçük günahların büyük günahlardan önce zikredilmesinin sebebi, dua eden kimsenin talebinde basamak basamak yukarı doğru (daha büyük isteklere doğru) tırmanmasıdır. Bir diğer sebep ise büyük günahların çoğunlukla küçük günahlarda ısrar etmekten ve onları önemsememekten kaynaklanmasıdır; dolayısıyla küçük günahlar, büyük günahlara giden birer vesile gibidir. Bir şeyin tamamen ortadan kaldırılması istenirken, kural gereği önce o şeye götüren vesilenin zikredilmesi ve ortadan kaldırılması gerekir.
- Yüce Allah'a yalvararak dua edilmiş, küçük ve büyük bütün günahların bağışlanması istenmiştir.
- Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste; bazı lafızlar diğerlerinin yerini tutabilecek olsa dahi, duayı vurgulamanın ve dua ederken kelimeleri/ifadeleri çoğaltmanın (meşruiyeti ve fazileti) anlaşılmaktadır.
Kaynakça
صحيح مسلم (1/ 350) (483).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 506).
تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص780).
شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (5/ 509).
كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (17/ 111).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 979).
Bu hadis HadeethEnc.com’daعن علي بن أبي طالب رضي الله عنه قال: كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا قام إلى الصلاة يكون من آخر ما يقول بين التشهد والتسليم: «اللهم اغفر لي ما قَدَّمتُ وما أخَّرْتُ، وما أسررتُ وما أعلنتُ، وما أسْرَفتُ، وما أنت أعلم به مني، أنت المُقَدِّم، وأنت المؤخر، لا إله إلا أنت».
Ali -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda, teşehhüd ile selâm arasında yaptığı duayı şöyle diyerek bitirirdi: ''Allâhümmağfirlî mâ kaddemtü vemâ ahhartü, vemâ esrartü vemâ a‘lentü, vemâ esraftü, vemâ ente a‘lemü bihî minnî, ente’l-mukaddimü ve ente’l-muahhir, lâ ilâhe illâ ente:''Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senden başka ilâh yoktur.''
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılmak için kalktığında teşehhüd ile selâm arasında yaptığı duayı şöyle diyerek bitirirdi.''Allahım! Şimdiye kadar yaptığım.'' kötülüklerden,''Bundan sonra yapacağım'' ameldenyani:Bütün yapamadıklarım,''Gizlediğim.'' gizli olarak yaptığım.''Açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim''Sınırı aştığım,günah çeşitlerini sayarak aşırı derecede mağfiret dilemek istiyor.''Benden daha iyi bildiğin günahlarım'' Yani sayı ve hüküm olarak bilmesiğim günahlerım.''Öne geçiren de sensin'' Yani bazı kullarını itaatte muvaffak kılarak öne geçirirsin.''Geride bırakan da sensin.'' Bazı kullarını da yardım etmeden rüsvay edersin.Yahutta dilediğini kemal makamlarında öne geçirirsin.Dilediğini de yüce ve değerli işlerden geri bırekıp yerine düşük işlere iletirsin.''Senden başka hak ilâh yoktur.'' Senden başka ibadet edilecek hak mabud yoktur.
Kaynakça
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، تأليف: سليم الهلالي، دار ابن الجوزي.
رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين، للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير- دمشق، الطبعة الأولى، 1428هـ.
صحيح مسلم، للإمام مسلم بن الحجاج، حققه ورقمه محمد فؤاد عبدالباقي، دار عالم الكتب، الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ.
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، تأليف ملا علي القاري، تحقيق صدقي العطار، دار الفكر، بيروت، الطبعة الأولى، 1412هـ.
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة، بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ.
Bu hadis HadeethEnc.com’daعَنْ سَعْدٍ رضي الله عنها قَالَ: جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: عَلِّمْنِي كَلَامًا أَقُولُهُ، قَالَ: «قُلْ: لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، اللهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا، سُبْحَانَ اللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ» قَالَ: فَهَؤُلَاءِ لِرَبِّي، فَمَا لِي؟ قَالَ: «قُلْ: اللهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَارْزُقْنِي».
Sa’d -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir bedevî Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek: Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi. Rasûlullah ona şu zikri okumasını tavsiye etti: «Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur. Allah büyüklerin en büyüğüdür. Bitip tükenmeyen hamt O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!. Güç ve kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.» Bedevî: Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi. Rasûlullah şöyle demesini buyurdu: «Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et, rızanı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver.»
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama
Çölde yaşayan bir adam, zikir yapabilmesi için Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den kendisine bir zikir öğretmesini istedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi: De ki: «Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur.» Tevhidin, yani Allah'tan başka hak ilahın bulunmadığının şahitliğiyle başladı. «Allah büyüklerin en büyüğüdür.» Yani: Allah Teâlâ her şeyden büyük, en ulu ve yüce olan demektir. «Bitip tükenmeyen hamt O’na mahsustur.» Yani: Sıfatları, fiilleri ve sayısız nimetlerinden dolayı Allah'a çokça hamt olsun. «Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!» Allah Teâlâ, eksik ve noksanlıklardan münezzeh ve yücedir. «Güç ve kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.» Yani: Allah'ın yardımı ve başarılı kılması dışında bir halden diğer bir hale geçiş yoktur. Adam dedi ki: Bu sözler Rabbimi anmak ve O'nu tesbih etmek içindir, ben kendim için nasıl dua edeyim? Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi: De ki: «Allah'ım! Beni bağışla.» Kötülükleri silip örterek. «Bana merhamet et.» Dini ve dünyevi menfaatleri ve kazançları bana ulaştırarak. «Bana hidayet et.» Şartların en iyisi ve doğru yola ulaştırarak. «Beni rızıklandır.» Helal mal, sağlık ve her türlü iyilik ve sıhhat vererek.
Faydalar
- Tehlil (Lâ ilâhe illallah), Tekbir (Allahu Ekber), Tahmit (Elhamdulillah) ve Tesbih (Subhanallah) zikirleri ile Yüce Allah'ı anmak teşvik edilmiştir.
- Duadan önce Allah'ı anmak ve O'na senada bulunmak müstehaptır.
- Bir kimsenin, Nebi -aleyhisselam-'ın öğrettiği; dünya ve ahiretin bütün hayırlarını kapsayan en güzel dualarla dua etmesi müstehaptır. Kişi dilediği gibi de dua edebilir.
- Kulun, dünyada ve ahirette kendisine fayda sağlayacak şeyleri öğrenmeye hırslı olması gerekir.
- Mağfiret, rahmet ve rızık talebinde bulunmak teşvik edilmiştir. Bunları istemek bütün hayırları içerir.
- Ümmetine fayda sağlayacak şeyleri öğretmesi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şefkatli olmasındandır.
- Arınmanın tam olması için bağışlanmanın ardından rahmet zikredilmiştir. Mağfiret; günahların örtülmesi, silinmesi ve Cehennem'den uzak olmayı, merhamet ise; iyiliklerin ulaşması ve Cennet'e girmeyi ifade eder. İşte büyük kurtuluş budur.
Kaynakça
صحيح مسلم (4/ 2072) (2696).
بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (2/ 498).
نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (2/ 972).
مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح، لعلي القاري (4/ 1606).
Bu hadis HadeethEnc.com’daBuradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com