İçeriğe geç
Açıklamalı hadisler

Tevhidin Faziletleri

11 hadis

«Kabrimi (çokça gelinip, gidilen) bir yere çevirmeyiniz. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Bana salat ve selam getiriniz. Zira nerede olursanız olun, sizin salat ve selamınız bana ulaşır.»

عن علي بن الحسين: "أنه رأى رجلا يجيء إلى فُرْجَةٍ كانت عند قبر النبي صلى الله عليه وسلم فيدخل فيها فيدعو، فنهاه، وقال: ألا أحدثكم حديثا سمعته من أبي عن جدي عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال:« لا تتخذوا قبري عيدا، ولا بيوتكم قبورا، وصلوا علي، فإن تسليمكم يبلغني أين كنتم».
Ali bin Hüseyin -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: «Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrinin bulunduğu evin yanındaki gediğe gelen bir adam gördü. Adam o gediğe giriyor ve orada dua ediyordu. Ali bin Hüseyin -radıyallahu anhuma- adamı bu davranıştan yasakladı. Babam ve dedem tariki ile işittiğim bir hadisi sana nakledeyim dedi: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kabrimi (çokça gelinip, gidilen) bir yere çevirmeyiniz. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Bana salat ve selam getiriniz. Zira nerede olursanız olun, sizin salat ve selamınız bana ulaşır.»
İbn Ebî Şeybe rivayet etmiştirDereceBu hadis bütün yolları ve şahitleriyle birlikte sahihtir
Açıklama

Ali bin Hasen -radıyallahu anh- Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrinin yanında dua eden bir adam gördüğünü haber vermiştir. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini bayram yerine çevirmenin yasaklandığı, evleri Allah’a ibadet ve zikirden kesintiye uğratmanın yasaklandığı ve kabristanlıklara benzetildiği hadisi delil getirerek onu bundan men etmiştir. Müslüman kimsenin selamının nerede olursa olsun Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ulaşacağını haber vermiştir.

Kaynakça

كتاب التوحيد، للإمام محمد بن عبد الوهاب، ت: د. دغش العجمي، مكتبة أهل الأثر, الطبعة الخامسة, 1435ه. الجديد في شرح كتاب التوحيد، لمحمد بن عبد العزيز السليمان القرعاوي, ت: محمد بن أحمد سيد, مكتبة السوادي، الطبعة: الخامسة، 1424ه. الملخص في شرح كتاب التوحيد، للشيخ صالح الفوزان, دار العاصمة, الطبعة الأولى، 1422ه. مصنف ابن أبي شيبة، تحقيق: كمال يوسف الحوت، نشر: مكتبة الرشد - الرياض، الطبعة: الأولى، 1409ه. تحذير الساجد من اتخاذ القبور مساجد, الألباني, المكتب الإسلامي - الطبعة: الرابعة.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنهما عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «مَا يُصِيبُ الْمُسْلِمَ مِنْ نَصَبٍ وَلَا وَصَبٍ وَلَا هَمٍّ وَلَا حُزْنٍ وَلَا أَذًى وَلَا غَمٍّ حَتَّى الشَّوْكَةِ يُشَاكُهَا إِلَّا كَفَّرَ اللهُ بِهَا مِنْ خَطَايَاهُ».
Ebû Saîd el-Hudrî ve Ebû Hureyre -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar.»
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanın başına gelen her türlü hastalık, endişe, keder, tasa, musibet, sıkıntı, korku ve açlık, hatta ayağına batıp kendisine acı veren dikenin bile günahlarına kefaret ve hatalarının bağışlanmasına sebep olacağını haber vermiştir.

Faydalar
  1. Yüce Allah'ın Mümin kullarına günahlarını bağışlayarak en az zararla kurtulmaları için onlara olan lütfu ve merhameti ifade edilmiştir.
  2. Müslüman başına gelen her şeyin karşılığını Allah'tan istemeli, büyük ve küçük her şeye sabretmelidir ki, makamı yükselsin ve günahlarına kefaret olsun.
Kaynakça

صحيح البخاري (7/ 114) (5641). صحيح مسلم (4/ 1992) (2572). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (1/ 489). شرح رياض الصالحين، لابن عثيمين (1/ 242). شرح النووي على مسلم (16/ 126). تطريز رياض الصالحين، لفيصل آل مبارك (ص44). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 96). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين، لمصطفى الخِن وغيره (1/ 70).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Benim yanımda şu Uhud dağı kadar altın olup da ondan benim yanımda bir dinar altın bulunduğu halde üzerimden üç gün geçmesi benim hiç hoşuma gitmez. Ancak borç için hazırlamakta olduğum miktarı müstesnadır. Beni sevindirecek olan, o kadar çok altını Allah’ın kulları arasında şöyle şöyle ve şöyle verip dağıtmaktır, buyurup sağına soluna ve arkasına eliyle verme işareti yaptı."

عن أبي ذر رضي الله عنه قال: كنت أمشي مع النبي صلى الله عليه وسلم في حَرَّةٍ بالمدينة، فاستقبلنا أُحُدٌ، فقال: «يا أبا ذر» قلت: لبيك يا رسول الله. فقال: «ما يَسُرُّنِي أن عندي مثل أُحُدٍ هذا ذهبًا تمضي علي ثلاثة أيام وعندي منه دينارٌ، إلا شيء أرصده لِدَيْنٍ، إلا أن أقولَ به في عباد الله هكذا وهكذا وهكذا» عن يمينه وعن شماله ومن خلفه، ثم سار، فقال: «إن الأكثرين هم الأَقَلُّونَ يوم القيامة إلا من قال بالمال هكذا وهكذا وهكذا» عن يمينه وعن شماله ومن خَلفه «وقليل ماهم». ثم قال لي: «مكانك لا تَبْرح حتى آتيك» ثم انطلق في سوادِ الليل حتى تَوارى، فسمعت صوتًا، قد ارتفع، فَتَخَوَّفْتُ أن يكون أحدٌ عَرض للنبي صلى الله عليه وسلم فأردت أن آتيه فذكرت قوله: «لا تَبْرَحْ حتى آتيك» فلم أبْرَحْ حتى أتاني، فقلت: لقد سمعت صوتًا تَخَوَّفْتُ منه، فذكرت له، فقال: «وهل سمعته؟» قلت: نعم، قال: «ذاك جبريل أتاني فقال: من مات من أُمتك لا يُشرك بالله شيئًا دخل الجنة»، قلت: وإن زنى وإن سرق؟ قال: «وإن زنى وإن سرق».
Ebu Zerr -radıyallahu anh- rivayet ediyor: Bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Medine sokaklarından birindeydik. Karşımızda Uhud Dağı'nı gördük. Buyurdular ki: Ya Ebâ Zerr! Ben de Lebbeyke ya Rasûlallah! dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Benim yanımda şu Uhud dağı kadar altın olup da ondan benim yanımda bir dinar altın bulunduğu halde üzerimden üç gün geçmesi benim hiç hoşuma gitmez. Ancak borç için hazırlamakta olduğum miktarı müstesnadır. Beni sevindirecek olan, o kadar çok altını Allah’ın kulları arasında şöyle şöyle ve şöyle verip dağıtmaktır, buyurup sağına soluna ve arkasına eliyle verme işareti yaptı. Sonra yürüdü ve yine buyurdular ki: (Dünyada) Malları çok olanlar kıyamet gününde az olanlardır, ancak sağına soluna ve arkasına şöyle, şöyle ve şöyle verip hayır yollarına harcayanlar müstesnadır. Bu cömert insanlar da ne kadar azdırlar.» buyurdu. Sonra da bana: «Ben yanına gelinceye kadar yerinden ayrılma!» diye tembih ederek gecenin karanlığında yürüyüp gözden kayboldu. Yüksek bir ses işittim bir kimsenin Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e saldırmasından korktum. Onun yanına varmak istedim, fakat «Ben yanına gelinceye kadar yerinden ayrılma!» buyruğunu hatırlayarak yerimden ayrılmadım. Allah Rasûlü yanıma gelince; Bir ses işittim ve ondan korktum, diye duyduğum sesten bahsettim. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- «Sen o sesi duydun mu?» diye sordu. Ben: Evet, diye cevap verdim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «O gelen Cebrâil idi. Bana ümmetinden Allah’a ortak koşmayarak ölen kimse Cennet’e girer, dedi.» Ben: Zina edip hırsızlık yapsa da mı? dedim. «Evet. Zina da etse, hırsızlık da yapsa.(cennete girer)» buyurdular. «Zina da etse, hırsızlık da yapsa neticede cennete girer.» buyurdular.
Muttefekun AleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Ebu Zerr -radıyallahu anh-, bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Medine’nin siyah taşlı sert yüzeyli sokaklarından birinde beraber yürüdüklerini haber vermekte. Uhud dağı karşılarına çıkınca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Benim yanımda şu Uhud dağı kadar altın olup da ondan benim yanımda bir dinar altın bulunduğu halde üzerimden üç gün geçmesi benim hiç hoşuma gitmez. Ancak borç için hazırlamakta olduğum miktarı müstesnadır.» Yani Uhud dağı kadar altın servetim olsa tümünü Allah yolunda harcardım. Geriye sadece bazı hak ve hukukları yerine getirmeme, borçlarımı ödememe yetecek kadar olan kısmı bırakırdım. Bunun dışında kalan malın benim yanımda üzerinden üç günden fazla geçmesi beni asla hoşnut etmez. Bu davranış Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in dünyadaki en zahit insan olduğunu göstermektedir. O, borcu için ayırdığı maldan başkasının yanında kalıp, beklemesini istemeyen bir peygamberdir. Vefat edip, dünyadan ayrıldığında savaş zırhını Yahudi bir kimseye ailesi için aldığı arpaya karşılık rehin/ipotek bırakan bir peygamberdir. Şayet dünya Allah katında sevimli bir şey olsaydı, yüce Allah Nebisi Muhammed –sallallahu aleyhi ve sellem-’i mahrum bırakmazdı. Zira, «Dünya mel'undur (lanetlidir), dünyada olan her şey de mel'undur. Sadece Allah Teâlâ'yı zikretmek, O’na yaklaştıran şeyler ve ilim öğreten alim ve öğrenmek isteyen öğrenci müstesnadır.» Allah’a itaat olan her şeyin dışındakiler böyledir. Ardından; «(Dünyada) Malları çok olanlar kıyamet gününde az olanlardır.» diye buyurdular. Yani, dünyada çokça mal edinenler kıyamet günü salih amelleri az olan kimseler olacaklardır. Genellikle dünyada malı ve serveti çok olanlar kendilerini müstağni görür, kibir içinde olur ve Allah’a itaat etmekten yüz çevirirler. Çünkü dünya kendisini oyalamaktadır. Dünyada malı çok ahirette ise salih ameli az olacaktır. «Ancak sağına soluna ve arkasına şöyle, şöyle ve şöyle verip hayır yollarına harcayanlar müstesnadır.» Yani Allah -Azze ve Celle-’nin razı olduğu yolda harcayanlar müstesnadır. «Bu cömert insanlar da ne kadar azdırlar.» Yani malını Allah yolunda harcayan cömert insanlar ne de azdır. «Ümmetinden Allah’a şirk koşmayarak ölen kimse zina edip hırsızlık yapsa da Cennet’e girer, dedi.» Buradan zina ve hırsızlığın hafif bir günah olduğu anlaşılmaz. Bilakis bunlar büyük günahlardır. Zira Ebu Zerr -radıyallahu anh- bu günahların büyük bir suç olduğunu bilerek, “Zina edip hırsızlık yapsa da mı? " diye sorar. Büyük günahlar işlemiş ancak iman üzere ölmüş, kimse hakkında yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları dilediği kimseler için bağışlar.” (Nisa Suresi, 48) Yüce Allah durumu böyle olan kimseyi affedip, cezalandırmayabilir. Cezalandırsa bile şirk koşmadan, küfre düşmeden iman üzere öldüğü için sonunda varacağı yer cennettir. Kim kişiyi kafir yapacak bir şey üzere ölürse bu kimsenin gideceği yer ebediyen cehennem ateşidir. Dünyada yapmış olduğu bütün amelleri boşa gitmiştir. Münafıklar dünyada Allah Rasûlüne geldikleri vakit: "Şahitlik ederiz ki, sen muhakkak Allah'ın Rasûlüsün" derler.” (Münâfikûn Suresi, 1). Onlar yüce Allah’ı çok az zikreden kimselerdi. Namaz da kılarlardı. Ancak yüce Allah’ın buyurduğu üzere: “Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar.” (Nisâ Suresi, 140). Bütün bunlara rağmen onlar cehennemin en altındadırlar. Bir de bu hadis dünyada züht sahibi olmaya işaret eder. İnsan bu dünyaya kalbini bağlamamalı, kalbinde değil, elinde olması gerekir. Böylece kalbi ile Rabbine tam olarak yönelsin. Zira tam bir züht sahibi olmak budur. Dünya namına bir şeye sahip olmamak züht değildir. Helal olan dünyalıklara ve dünyaya ait bir pay sahibi olmakta bir sakınca yoktur. Önemli olan dünyaya ait her şeyin elde olmasıdır, kalbin içinde değil.

Kaynakça

- رياض الصالحين من كلام سيد المرسلين؛ للإمام أبي زكريا النووي، تحقيق د. ماهر الفحل، دار ابن كثير-دمشق، الطبعة الأولى، 1428ه . - بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين؛ تأليف سليم الهلالي، دار ابن الجوزي- الطبعة الأولى1418ه - نزهة المتقين شرح رياض الصالحين؛ تأليف د. مصطفى الخِن وغيره، مؤسسة الرسالة-بيروت، الطبعة الرابعة عشر، 1407هـ. - صحيح البخاري ؛ عناية محمد زهير الناصر، دار طوق النجاة، الطبعة الأولى، 1422هـ. - صحيح مسلم؛ حققه ورقمه محمد فؤاد عبد الباقي، دار عالم الكتب-الرياض، الطبعة الأولى، 1417هـ. - شرح رياض الصالحين؛ للشيخ محمد بن صالح العثيمين، مدار الوطن، الرياض، 1426هـ. - كنوز رياض الصالحين، لحمد بن ناصر العمار، دار كنوز إشبيليا- الطبعة الأولى1430ه - المنهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج /أبو زكريا محيي الدين يحيى بن شرف النووي، دار إحياء التراث العربي – بيروت الطبعة: الثانية، 1392 - منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري تأليف- حمزة محمد قاسم مكتبة دار البيان، دمشق - الجمهورية العربية السورية، مكتبة المؤيد، الطائف - المملكة العربية السعودية 1410 هـ - 1990 م - فتح الباري شرح صحيح البخاري- أحمد بن علي بن حجر العسقلاني الشافعي- دار المعرفة - بيروت، رقم كتبه وأبوابه وأحاديثه: محمد فؤاد عبد الباقي- قام بإخراجه وصححه وأشرف على طبعه: محب الدين الخطيب- عليه تعليقات العلامة: عبد العزيز بن عبد الله بن باز.

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kim Allah’tan başka (hak) ilah olmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna içinden gelerek samimiyetle şehadet ederse, Allah onu Cehennem'e haram kılar

عن أنس بن مالك رضي الله عنه: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَمُعَاذٌ رَدِيفُهُ عَلَى الرَّحْلِ قَالَ: «يَا مُعَاذُ بْنَ جَبَلٍ»، قَالَ: لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللهِ وَسَعْدَيْكَ، قَالَ: «يَا مُعَاذُ»، قَالَ: لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللهِ وَسَعْدَيْكَ، ثَلَاثًا، قَالَ: «مَا مِنْ أَحَدٍ يَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ صِدْقًا مِنْ قَلْبِهِ إِلَّا حَرَّمَهُ اللهُ عَلَى النَّارِ»، قَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، أَفَلَا أُخْبِرُ بِهِ النَّاسَ فَيَسْتَبْشِرُوا؟ قَالَ: «إِذًا يَتَّكِلُوا». وَأَخْبَرَ بِهَا مُعَاذٌ عِنْدَ مَوْتِهِ تَأَثُّمًا.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, (bir sefer esnasında) terkisine aldığı Muâz -radıyallahu anh-'a hitaben: «Ey Muâz b. Cebel!» diye üç defa seslenmiş, o da üç defa: Buyur, ey Allah’ın Rasûlü! Emrine âmâdeyim, diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kim Allah’tan başka (hak) ilah olmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna içinden gelerek samimiyetle şehadet ederse, Allah onu Cehennem'e haram kılar.» buyurmuştur. Muâz: Bu müjdeyi Müslümanlara haber vereyim de sevinsinler mi, ey Allah’ın Rasûlü? diye izin istemiş; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «O zaman onlar buna güvenirler de (hayırlı işler yapmakta) tembel davranırlar.» diye buyurmuştur. Muâz (İbn Cebel) böylesi bir bilgiyi gizleme sebebiyle günaha girmemek için onu vefatına yakın bir zamanda haber vermiştir.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Muâz b. Cebel -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bineğinin arkasında otururken, (Nebi aleyhisselam) Ey Muâz? diyerek söyleyeceklerinin önemini vurgulamak için ona üç kez seslenmiştir. Muâz -radıyallahu anh- her seferinde bu seslenişe «Hizmetindeyim ey Allah'ın Rasûlü! Emrine âmâdeyim» demiştir. Bu söz, Ey Allah'ın Rasûlü senin davetine icabet ediyorum, tekrar tekrar icabet ediyorum, sana icabet ederek mutluluğu talep ediyorum demektir. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kim Allah'tan başka hak ilah olmadığına, yani Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna, canı gönülden samimiyetle yalansız bir şekilde inanarak şahitlik eder ve bu hal üzere ölürse, Allah'ın onu ateşte yakmayacağını haber vermiştir. Muâz -radıyallahu anh- insanların sevinmeleri ve onlara bir müjde olması için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bu haberi vermek için izin istemiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onların buna güvenip amellerinin az olmasından korkmuştur. Muâz, vefatına kadar bundan kimseye bahsetmemiştir. Bilgiyi gizleyip günaha düşme korkusuyla ölmeden önce haber vermiştir.

Faydalar
  1. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bineğinin arkasına Muâz -radıyallahu anh-'ı bindirmesi onun alçakgönüllü olduğunu gösterir.
  2. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-in öğretme yöntemi, Muâz'a tekrar tekrar seslenerek, dikkatini söyleyeceklerine çekmesidir.
  3. Kelime-i şehadetin şartlarından birisi de: Kişinin Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın Rasûlü olduğuna samimiyet ve kesin olarak inanması, yalancı ve şüpheci olmamasıdır.
  4. Tevhid ehli, günahları sebebiyle Cehennem ateşine girseler bile Cehennem ateşinde sonsuza kadar kalmazlar. (Günahlarından) temizledikten sonra oradan çıkartılırlar.
  5. Samimiyet ile inanarak söyleyenler için kelime-i şehadetin fazileti ifade edilmiştir.
  6. Fesada yol açacaksa bazı durumlarda bir hadisi rivayet etmeyi terk etmek caizdir.
Kaynakça

صحيح البخاري (1/ 37) (128). صحيح مسلم (1/ 61) (32). نزهة المتقين شرح رياض الصالحين (1/ 377). بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين، لسليم الهلالي (1/ 487). كنوز رياض الصالحين، لمجموعة من الباحثين (6/ 496).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ya Rasûlallah! Büyük küçük ne kadar günah varsa hepsini işledim, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- «Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ediyorsun öyle değil mi?

عَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، مَا تَرَكْتُ حَاجَّةً وَلَا دَاجَّةً إِلَّا قَدْ أَتَيْتُ، قَالَ: «أَلَيْسَ تَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ؟» ثَلَاثَ مَرَّاتٍ. قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: «فَإِنَّ ذَلِكَ يَأْتِي عَلَى ذَلِكَ».
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelip, Ya Rasûlallah! Büyük küçük ne kadar günah varsa hepsini işledim, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- «Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ediyorsun öyle değil mi?» diye sordu ve bunu üç kez tekrarladı. Adam: Evet diye cevap verdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Şüphesiz ki bu (kelime-i şehadet) diğerlerine (günahlara) karşılık gelir.» diye buyurdu.
Ebû Ya'lâ, Taberânî ve Ziyâ el-Makdisî rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek, Ya Rasûlallah! Ben büyük küçük demeden bütün günah ve masiyetleri işledim. Ben affedilir miyim? dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: « Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ediyorsun öyle değil mi?*» diye sordu. Bunu üç kez tekrarladı. Bunun üzerine adam: Evet buna şahitlik ediyorum dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- o adama kelime-i şehadetin faziletini, günahlara kefaret olduğunu ve şüphesiz tövbe etmenin geçmiş günahları sildiğini haber verdi.

Faydalar
  1. Kelime-i şehadetin azametini ifade eder. Kim kalbinden samimiyet ile kelime-i şehadeti söylerse günahlarına üstün gelir.
  2. İslam kendisinden öncesini siler.
  3. Samimi bir tövbe geçmişi siler.
  4. Öğretirken tekrar etmek Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir eğitim metodudur.
  5. Kelime-i şehadetin fazileti ifade edilmiştir. Zira şehadet, Cehennem'de ebedi kalmaktan kurtuluş sebebidir.
Kaynakça

مسند أبي يعلى الموصلي (6/ 155) (3433)، المعجم الصغير للطبراني (2/ 201) (1025)، شعب الإيمان (5/404) (7086)، الأحاديث المختارة للضياء المقدسي (5/ 151) (1773)، غريب الحديث للخطابي (1/255)، الترغيب والترهيب (4/55)، النهاية في غريب الحديث والأثر (1/341)، الزواجر لابن حجر الهيتمي (2/961)، جامع العلوم والحكم (1/305).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, yalnızca O'na ibadet etmeleri ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı, O'na şirk koşmayanlara azap etmemesidir

عَنْ مُعَاذٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: كُنْتُ رِدْفَ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى حِمَارٍ يُقَالُ لَهُ عُفَيْرٌ، فَقَالَ: «يَا مُعَاذُ، هَلْ تَدْرِي حَقَّ اللَّهِ عَلَى عِبَادِهِ، وَمَا حَقُّ العِبَادِ عَلَى اللَّهِ؟»، قُلْتُ: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: «فَإِنَّ حَقَّ اللَّهِ عَلَى العِبَادِ أَنْ يَعْبُدُوهُ وَلا يُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا، وَحَقَّ العِبَادِ عَلَى اللَّهِ أَنْ لا يُعَذِّبَ مَنْ لا يُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا»، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ أُبَشِّرُ بِهِ النَّاسَ؟ قَالَ: «لا تُبَشِّرْهُمْ، فَيَتَّكِلُوا».
Muâz b. Cebel -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ufeyr isimli merkebinin terkisinde otururken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ey Muâz! Allah’ın kulları üzerindeki hakkını ve kulların Allah üzerindeki hakkını bilir misin?» diye sordu. Muâz, ben de; “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” dedim. Rasûlullah, «Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, yalnızca O'na ibadet etmeleri ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı, O'na şirk koşmayanlara azap etmemesidir» diye buyurdu. Ben de; "Ey Allah'ın Rasûlü! Bununla insanları müjdeliyim mi?" dedim. O da: «Hayır buna güvenip tembellik ederler.» diye buyurdu.
Muttefekun aleyhDereceSahih Hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Yüce Allah'ın kulları üzerindeki hakkını ve kulların Yüce Allah üzerindeki hakkını açıklamıştır. Yüce Allah'ın kulları üzerindeki hakkı yalnızca O'na ibadet etmeleri ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Yüce Allah üzerindeki hakkı ise, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan tevhit ehline azap etmemesidir. Sonra Muâz: "Ey Allah'ın Rasûlü! İnsanlar mutlu olsun ve bu fazilet ile sevinsinler diye bununla onları müjdelemeyeyim mi?" diye sorduğunda, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- insanlar buna itimat edip güvenirler diye haber vermesine izin vermemiştir.

Faydalar
  1. Yüce Allah'ın kullarının üzerine farz kıldığı hakkı beyan edilmiştir. O da yalnızca O'na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmamalarıdır.
  2. Bir lütuf ve nimet olarak Allah Teâlâ'nın kendisine farz kıldığı kullarının hakkı beyan edilmiştir. O da onları Cennet'e koyup azap etmemesidir.
  3. Bu hadis, Yüce Allah'a şirk koşmayan tevhit ehline Cennet'te ebedi kalacakları büyük bir müjdeyi içermektedir.
  4. Muâz -radıyallahu anh- ilmi gizlemenin günahından korktuğu için vefat etmeden önce bu hadisi rivayet etmiştir.
  5. Manasını hakkıyla kavrayamayacağı düşünülen kimselere her hadisin zikredilmemesine dikkat çekilmiştir. Çünkü bu hadislerin aktarılmaması sonucunda yapılması gereken bir amel ya da dinin bir cezası gizlenmiş olmaz.
  6. Tevhit ehli olup günahkâr olan kimseler, Yüce Allah'ın dilemesi altındadır. Dilerse onlara azap eder, dilerse de bağışlar ve sonra gidecekleri yer Cennet olur.
Kaynakça

صحيح البخاري (4/ 29) (2856)، صحيح مسلم (1/ 58) (30)، المحكم لابن سيده (10/26)، المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم (1/ 203)، فتح الباري (11/340، البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح الإمام مسلم بن الحجاج (1/ 623)، (1/ 627)، عمدة القاري شرح صحيح البخاري (14/ 148).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer.» diye buyurdu

عَنْ جَابِرٍ رضي الله عنه قَالَ: أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلٌ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، مَا الْمُوجِبَتَانِ؟ فَقَالَ: «مَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَمَنْ مَاتَ يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ النَّارَ»
Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve selem-'e gelip: Ey Allah'ın Rasûlü Cennet'le Cehennem'i vacip kılan iki şey nedir? diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: «Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirDereceSahih Hadis
Açıklama

Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Cennet'e girmeyi gerektiren ve Cehennem'e girmeyi gerektiren iki özelliği sormuştur. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu soruya şöyle cevap vermiştir: Cennet'e girmeyi gerektiren özellik yalnızca Yüce Allah'a ibadet edip hiçbir şeyi O'na ortak koşmadan ölen kimse için geçerlidir. Cehennem'e girmeyi gerektiren özellik ise, Yüce Allah'a rubûbiyetinde, ulûhiyetinde, isim ve sıfatlarında denk ve ortaklar edinerek şirk koşarak ölen kimse için geçerlidir.

Faydalar
  1. Hadiste Tevhidin fazileti beyan edilmiştir. Kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan Mümin olarak ölürse Cennet'e girecektir.
  2. Hadiste şirkin tehlikesi beyan edilmiştir. Kim de Yüce Allah'a şirk koşarak ölürse Cehennem'e girecektir.
  3. Tevhit ehli olup günahkâr olan kimseler Yüce Allah'ın dilemesi altındadır. Dilerse onlara azap eder, dilerse de bağışlar ve sonra gidecekleri yer Cennet olur.
Kaynakça

صحيح مسلم (1/ 94) (93)، إكمال المعلم بفوائد مسلم (1/ 363)، شرح النووي على مسلم (2/96) المفهم للقرطبي (1/290)، تطريز رياض الصالحين (ص 281)، الكوكب الوهاج شرح صحيح مسلم بن الحجاج (3/63).

Bu hadis HadeethEnc.com’da

Ameller altı türlü, insanlar ise dört çeşittir. Gerekli kıldığı iki husus vardır. Bazı iyilikler vardır misline karşılık misli vardır. Başka bir iyilik vardır, karşılığında on katı verilir. Başka bir amel vardır, karşılığında yedi yüz katı verilir

عَنْ خُرَيْمِ بْنِ فَاتِكٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْأَعْمَالُ سِتَّةٌ، وَالنَّاسُ أَرْبَعَةٌ، فَمُوجِبَتَانِ، وَمِثْلٌ بِمِثْلٍ، وَحَسَنَةٌ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، وَحَسَنَةٌ بِسَبْعِ مِائَةٍ، فَأَمَّا الْمُوجِبَتَانِ: فَمَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَمَنْ مَاتَ يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ النَّارَ، وَأَمَّا مِثْلٌ بِمِثْلٍ: فَمَنْ هَمَّ بِحَسَنَةٍ حَتَّى يَشْعُرَهَا قَلْبُهُ، وَيَعْلَمَهَا اللهُ مِنْهُ كُتِبَتْ لَهُ حَسَنَةً، وَمَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً، كُتِبَتْ عَلَيْهِ سَيِّئَةً، وَمَنْ عَمِلَ حَسَنَةً فَبِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، وَمَنْ أَنْفَقَ نَفَقَةً فِي سَبِيلِ اللهِ فَحَسَنَةٌ بِسَبْعِ مِائَةٍ، وَأَمَّا النَّاسُ، فَمُوَسَّعٌ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا مَقْتُورٌ عَلَيْهِ فِي الْآخِرَةِ، وَمَقْتُورٌ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا مُوَسَّعٌ عَلَيْهِ فِي الْآخِرَةِ، وَمَقْتُورٌ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، وَمُوَسَّعٌ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ».
Hureym b. Fâtik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ameller altı türlü, insanlar ise dört çeşittir. Gerekli kıldığı iki husus vardır. Bazı iyilikler vardır misline karşılık misli vardır. Başka bir iyilik vardır, karşılığında on katı verilir. Başka bir amel vardır, karşılığında yedi yüz katı verilir. Gerekli olan iki husus; Yüce Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölen kimse Cennet'e girer. Kim de Allah'a şirk koşup ölürse Cehennem'e girer. Bazı iyilikler vardır misline karşılık misli vardır. Bir kimse bir iyilik yapmayı ister ve kalbinden buna niyet eder, Yüce Allah bunu bilir ve ona bir iyilik yazılır. Bir kimse de bir kötülük işler, karşılığında bir kötülük yazılır. Bir kimse bir iyilik yaptığında kendisine on iyilik yazılır. Kul, Allah yolunda bir infakta bulunursa karşılığında yedi yüz iyilik yazılır. İnsanların dört kısım olmasına gelince; kimisine dünyada genişlik verilir ahirette darlık verilir, kimisine de dünyada darlık verilir ahirette de genişlik verilir. Kimisine hem dünya da hem de ahirette darlık verilir, kimisine de hem dünya da hem de ahirette genişlik verilir.»
Ahmed rivayet etmiştirDereceHasen hadis
Açıklama

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- amellerin altı türlü, insanların da dört çeşit olduğunu haber vermiştir. Altı türlü amel şunlardır; Birincisi: Yüce Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölen kimse Cennet'e girmeyi hak eder. İkincisi: Yüce Allah'a şirk koşarak ölen kimse de Cehennem'e girip orada ebedi kalmayı hak eder. Bu ikisi gerekli olan iki husustur. Üçüncüsü: İyi niyet karşılığında alınan sevap; kim bir iyilik yapmaya niyet eder ve kalbinde hissedinceye kadar bu niyetinde samimi olursa ki Allah onun bu niyetini bilmektedir. Sonra bir sebepten dolayı bu iyiliği yapamazsa, kendisine tam bir iyilik yazılır. Dördüncüsü: İşlenen kötülük; kim bir kötülük işlerse karşılığında bir kötülük yazılır. Bu ikisi misli misline ziyade olmadan yazılır. Beşincisi: Bir iyiliğe karşılık on iyilik verilir. Bu da bir iyilik yapmaya niyet edip onun yapılmasıdır. Bu durumda o kişiye on iyilik yazılır. Altıncısı: Bir iyiliğe karşılık yedi yüz sevap verilir. Bu da bir kimse Allah yolunda bir infakta bulunursa bir iyilik karşılığında kendisine yedi yüz sevap yazılır. Bu Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'nın kuluna lütfu ve ikramıdır. İnsanlar dört kısımdır, bunlar; Birincisi: Dünyada rızkı kendisine bol verilen, dilediği gibi istediklerini elde eden kimsedir. Ancak ahirette kendisine darlık verilir ve ahirette gideceği yer Cehennem'dir. Bu kimse dünyada zengin olan kâfirdir. İkincisi: Dünyada rızkı daraltılan kimsedir. Ancak ahirette kendisine bolluk verilir ve ahirette gideceği yer Cennet'tir. Bu kimse dünyada fakir olan Mümin'dir. Üçüncüsü: Dünyada ve ahirette rızkı daraltılan kimsedir. Bu kimse dünyada fakir olan kâfirdir. Dördüncüsü: Dünyada ve ahirette rızkı bol verilen kimsedir. Bu kimse dünyada zengin olan Mümin'dir.

Faydalar
  1. Yüce Allah'ın kulları üzerindeki lütfu ve iyiliklerin karşılığının kat kat verilmesinin büyüklüğü ifade edilmiştir.
  2. Yüce Allah'ın adaleti ve cömertliği ifade edilmiştir. Bir kötülük işlediğimizde adalet gereği bir kötülük olarak karşılığı verilir.
  3. Yüce Allah'a şirk koşmanın büyüklüğü ifade edilmiştir. Şirk koşan kimse Cennet'ten mahrum olur.
  4. Allah yolunda infak etmenin fazileti beyan edilmiştir.
  5. Allah yolunda infak etmenin sevabı yedi yüz katından başlar. Çünkü Allah yolunda infak etmek, La ilahe illallah'ı yüceltmeye yardımcı olur.
  6. İnsanların çeşitleri ve farklılıkları ifade edilmiştir.
  7. Dünyadaki bolluk Mümin'i ve kâfiri kapsar. Ahiretteki bolluk ise sadece Mümin içindir.
Kaynakça

مسند أحمد (31/ 196) (18900)، (31/ 384)، الفتح الرباني لترتيب مسند أحمد بن حنبل الشيباني (19/198).

Bu hadis HadeethEnc.com’da
8 / 11
11 hadis
  1. «Kabrimi (çokça gelinip, gidilen) bir yere çevirmeyiniz. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Bana salat ve selam getiriniz. Zira nerede olursanız olun, sizin salat ve selamınız bana ulaşır.»
  2. Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar
  3. "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Benim yanımda şu Uhud dağı kadar altın olup da ondan benim yanımda bir dinar altın bulunduğu halde üzerimden üç gün geçmesi benim hiç hoşuma gitmez. Ancak borç için hazırlamakta olduğum miktarı müstesnadır. Beni sevindirecek olan, o kadar çok altını Allah’ın kulları arasında şöyle şöyle ve şöyle verip dağıtmaktır, buyurup sağına soluna ve arkasına eliyle verme işareti yaptı."
  4. Kim Allah’tan başka (hak) ilah olmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna içinden gelerek samimiyetle şehadet ederse, Allah onu Cehennem'e haram kılar
  5. Ya Rasûlallah! Büyük küçük ne kadar günah varsa hepsini işledim, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- «Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ediyorsun öyle değil mi?
  6. Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, yalnızca O'na ibadet etmeleri ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı, O'na şirk koşmayanlara azap etmemesidir
  7. Kim, Allah'ın karşısına O'na hiçbir şeyi şirk koşmadan çıkarsa Cennet'e girer. Kim de şirk koşarak Allah'ın karşısına çıkarsa o, Cehennem'e girer.» diye buyurdu
  8. Ameller altı türlü, insanlar ise dört çeşittir. Gerekli kıldığı iki husus vardır. Bazı iyilikler vardır misline karşılık misli vardır. Başka bir iyilik vardır, karşılığında on katı verilir. Başka bir amel vardır, karşılığında yedi yüz katı verilir
  9. Allah Teâlâ kıyamet günü
  10. Lâ ilahe illallah de ki, kıyamet günü bu kelime ile sana şahitlik edeyim
  11. Kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan O’nun huzuruna çıkarsa, işlediği günahlar ona zarar vermez. Kim de Allah’a ortak koşarak ölürse, yaptığı hiçbir iyilik ona fayda sağlamaz

Buradaki her hadis, derece, açıklama ve fayda, HadeethEnc.com’un yayımladığı şekliyle, yeniden yayım şartlarına uygun olarak gösterilir. Derece, hükmü vereni belirtmez. Çeviriler ve açıklamalar yazarlarına aittir ve bazıları hüküm bildirir; Sabīl’in inceleyenleri bunları gözden geçirmemiştir. Asıl metin Arapça hadistir. Kaynak: HadeethEnc.com