İçeriğe geç
Sahîh-i Buhârî

No. 6565

No. 6565Kitap 81, no. 154
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَجْمَعُ اللَّهُ النَّاسَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَقُولُونَ لَوِ اسْتَشْفَعْنَا عَلَى رَبِّنَا حَتَّى يُرِيحَنَا مِنْ مَكَانِنَا‏.‏ فَيَأْتُونَ آدَمَ فَيَقُولُونَ أَنْتَ الَّذِي خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ، وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ، وَأَمَرَ الْمَلاَئِكَةَ فَسَجَدُوا لَكَ، فَاشْفَعْ لَنَا عِنْدَ رَبِّنَا‏.‏ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ ـ وَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ وَيَقُولُ ـ ائْتُوا نُوحًا أَوَّلَ رَسُولٍ بَعَثَهُ اللَّهُ‏.‏ فَيَأْتُونَهُ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ ـ وَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ ـ ائْتُوا إِبْرَاهِيمَ الَّذِي اتَّخَذَهُ اللَّهُ خَلِيلاً‏.‏ فَيَأْتُونَهُ، فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ ـ وَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ ـ ائْتُوا مُوسَى الَّذِي كَلَّمَهُ اللَّهُ فَيَأْتُونَهُ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ، فَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ ـ ائْتُوا عِيسَى فَيَأْتُونَهُ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ، ائْتُوا مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَقَدْ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَا تَأَخَّرَ فَيَأْتُونِي فَأَسْتَأْذِنُ عَلَى رَبِّي، فَإِذَا رَأَيْتُهُ وَقَعْتُ سَاجِدًا، فَيَدَعُنِي مَا شَاءَ اللَّهُ، ثُمَّ يُقَالُ ارْفَعْ رَأْسَكَ، سَلْ تُعْطَهْ، وَقُلْ يُسْمَعْ، وَاشْفَعْ تُشَفَّعْ‏.‏ فَأَرْفَعُ رَأْسِي، فَأَحْمَدُ رَبِّي بِتَحْمِيدٍ يُعَلِّمُنِي، ثُمَّ أَشْفَعُ فَيَحُدُّ لِي حَدًّا، ثُمَّ أُخْرِجُهُمْ مِنَ النَّارِ، وَأُدْخِلُهُمُ الْجَنَّةَ، ثُمَّ أَعُودُ فَأَقَعُ سَاجِدًا مِثْلَهُ فِي الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ حَتَّى مَا بَقِيَ فِي النَّارِ إِلاَّ مَنْ حَبَسَهُ الْقُرْآنُ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ قَتَادَةُ يَقُولُ عِنْدَ هَذَا أَىْ وَجَبَ عَلَيْهِ الْخُلُودُ‏.‏
Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet gününde insanları toplar, onlar 'İçinde bulunduğumuz şu sıkıntılı durumdan bizleri kurtarması için Rabbimize karşı şefaat istesek!' derler. Ardından Adem A.S.'a gelirler ve ona 'Sen, Allah'ın kendi eliyle yarattığı, sana kendi ruhundan hayat verdiği, meleklere emredip de meleklerin senin için secde ettikleri kimsesin. Sen bizim için Rabbinin huzurunda şefaat et!' derler. Adem de 'Ben buna ehil değilim' der ve o işlemiş olduğu hatasını zikreder. 'Siz Allah'ın gönderdiği ilk Resul olan Nuh'a gidin' der. Sonra onlar Nuh'a giderler. Nuh işlemiş olduğu hatasını anar ve 'Ben buna ehil değilim. Siz Allah'ın kendisini bir dost edindiği İbrahim'e gidin' der. Akabinde onlar İbrahim'e gelirler. İbrahim de işlediği hatasını anarak 'Ben buna ehil değilim. Siz Yüce Altah'ın kendisi ile konuştuğu Musa'ya gidin' der. (Musaya gelirler. Musa onlara) 'Ben buna ehil değilim' der, sonra işlediği hatasından söz eder ve 'Siz İsa'ya gidin' der. Akabinde İsa'ya gelirler. O da 'Ben buna ehil değilim, siz Muhammed'e gidin. Allah onun geçmiş ve geri kalmış bütün gunahlannı mağfiret buyurmuştur!' der. Bunun üzerine insanlar bana gelirler. Ben Rabbimin huzuruna izin isterim. Onu görünce hemen secdeye kapanınm. Allah dilediği kadar beni bu vaziyette bırakır. Sonra Allah tarafından bana 'Başını kaldır! İste, sana verilir; Söyle, sözün dinlenir; Şefaat et, şefaatin kabulolunur!' buyurulur. Ben secdeden başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğreteceği bir hamd ile Rabbime ham d ederim. Sonra şefaat ederim. Benim için bir sınır tayin buyurur. Sonra ben insanlan ateşten çıkarır ve cennete gönderirim. Sonra üçüncü veya dördüncü defada olduğu gibi döner yine secdeye kapanırım. Cehennemde Kur'an'ın ebediyen kalmalanna hükmettiği kimseler hariç kimse kalmayıneaya kadar buna devam ederim

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.

Kitap 81 · To make the Heart Tender (Ar-Riqaq)

Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.