İçeriğe geç
Sahîh-i Buhârî

No. 6441

No. 6441Kitap 81, no. 30
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، وَسَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ هَذَا الْمَالُ ـ وَرُبَّمَا قَالَ سُفْيَانُ قَالَ لِي يَا حَكِيمُ ـ إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ، فَمَنْ أَخَذَهُ بِطِيبِ نَفْسٍ بُورِكَ لَهُ فِيهِ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِإِشْرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهِ، وَكَانَ كَالَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ، وَالْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى ‏"‏‏.‏
Hakim İbn Hizam şöyle anlatmıştır: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den istedim, o da bana verdi. Sonra yine istedim, o da bana verdi. Sonra yine istedim, yine verdi. Bundan sonra "Bu mal" buyurdu. Belki de ravi Süfyan, Hakim şöyle dedi demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana "Ya Hakimi Şüphesiz bu mal caziptir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis güzelliğiyle, hırs olmaksızın alırsa o mal kendisi için bereketli kılınır. Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile alırsa mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi yiyip yiyip de hiç doymayan kimse gibi olur. Yukarıdaki el (veren) aşağıdaki elden (alan) hayırlıdırı" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zuyyine = çekici kılındı, süslendi" fiili hakkında şu açıklama yapılmıştır: Bunu yapan failin gerçekte Allahu Teala olduğu bilindiği halde süsleyen ve çekici kılanın açıklanmamasındaki hikmet, o sözcüğün süsleme fiilinin nispet edilmesinin mümkün olduğu akla gelebilecek herkesi kapsamasını sağlamaktır. Asıl fail Allahu Teala'tır. Çünkü dünyayı ve içindekileri yoktan var eden, yararlanmaya hazır kılan ve kalpleri bunlara meyilli olarak yaratan Allah 'tır. Çekici kılma kavramına nefsin telkini ve şeytan ın vesvesesi de girsin diye "et-tezyin" kelimesi ile buna işaret edilmiştir. Çekici kılmanın Allahu Teala'a nispet edilmesi yaratma, takdir ve hazırlama itibariyledir. Aynı fiilin şeytana nispet edilmesiise Allahu Teala'ın ona nefsinin telkininin kendisinden kaynaklandığı vesvesi ile Adem oğluna musallat olma gücü vermesi itibariyledir. İbnü't-Tıyn şu açıklamayı yapmıştır: Ayet-i kerimede "nefsani arzular"a kadınlarla başlanması, erkekleri baştan çıkaran şeylerin en güçlüsünün onlar olmasındandır. "Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım" hadisi de bu doğrultudadır. İbnü't-Tıyn şöyle der: Kadınların süslü gösterilmesi, erkeklerin onları beğenmesi ve kendilerine itaat etmeleri demektir. "Hz. Ömer 'Allah'ım! Biz ancak senin bizler için süslediğin şeylerle ferahlanmaya muktedir oluruz. Allah'ım! Ben senden malı haklı yerinde harcamama muvaffak kılmanı dilerim' demiştir." Bu haber, ayet-i kerimede sözü edilen "tezyinırin gerçek failinin Allah olduğuna ve bunların süslü gösterilmesinden maksadın Adem oğlunun kalplerine güzel gösterilmesi ve insanların bu karakterde yaratılmış olmasına işaret etmektedir. Ancak insanlardan yaratıldığı bu karakter üzere devam edip, bu şehvetlere dalan kimseler kınanmışlardır. Bunların içerisinde bu konudaki emir ve yasağa riayet eden, kendisine çizilen sınırı aşmayıp o noktada kalan kimseler vardır. Bu, Allah'ın ona nasip ettiği başarı sayesinde nefsi mücahede ile olmuştur. Kınama bu gibi kimseleri kapsamaz. İnsanların arasında bu seviyeden daha yukarıya yükselip, sözkonusu şehevi şeyleri elde etme imkanı bulmuşken ona eğilim duyduğu ve eline geçirebildiği halde bundan yüz çevirip, zühd içinde olanlar vardır ki işte bu da övülmüş bir makamdır

Kaynak, bu rivayet için derece kaydetmiyor.

Her rivayetin altında, veri kümesinin kendi çevirisi olduğu gibi gösterilir. Bu çeviri bir çevirmen adı belirtmez, hakları doğrulanmamıştır ve kimse onu Arapçasıyla karşılaştırmamıştır; bazı rivayetlerin çevirisi yoktur. Asıl metin Arapçadır.

Kitap 81 · To make the Heart Tender (Ar-Riqaq)

Arapça metin, numaralandırma, kitap adları ve dereceler, açık bir veri kümesinde (hadith-api) nasıl yer alıyorsa aynen öyle gösteriliyor. Sabīl bu verinin doğruluğunu da haklarını da henüz doğrulamadı; ilmî incelemesi de başlamadı. O zamana kadar bir rivayete dayanmadan önce onu basılı bir nüshayla karşılaştırın.