An-Naml
Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.
Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21
أَمَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍ مَّا كَانَ لَكُمْ أَن تُنۢبِتُوا۟ شَجَرَهَآ ۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَ 60
60- (Onları mı hayırlıdır) yoksa göklerle yeri yaratan ve sizin için gökten bir su indiren mi? Nitekim biz, o suyla öyle güzel bahçeler bitirdik ki sizin, onların ağaçlarını bitirmeniz mümkün değildir. Allah ile birlikte bir ilâh mı var? Elbette yok, ama onlar (başkalarını) Allah’a denk tutan bir topluluktur.
60. Yani gökleri ve göklerde bulunan güneşi, ayı, yıldızları, melekleri; yeri ve orada bulunan dağları, denizleri, ırmakları, ağaçları ve başka şeyleri yaratan, “sizin için” faydanıza olmak üzere “gökten bir su indiren mi” hayırlıdır yoksa o ortak koştuklarınız mı? “Nitekim biz, o suyla” ağaçlarının çokluğu, çeşitliliği ve güzel meyveleri dolayısıyla görünüşü “öyle güzel bahçeler bitirdik ki sizin, onların ağaçlarını bitirmeniz” Yüce Allah’ın yağmur lütfu olmasaydı “mümkün değildir.” O halde “Allah ile birlikte bir ilâh mı var” ki o da O’nunla birlikte bütün bunları yapmış da o bakımdan onunla birlikte ibadet edilmeye ve O’na ortak koşulmaya hak kazanmış?! “Hayır, onlar Allah’a” başkalarını “denk tutan” onları O’na eş koşan “bir topluluktur.” Halbuki onlar, ulvi âlemi de süfli âlemi de yaratanın ve hepsine rızık verenin yalnızca O olduğunu pekala bilmektedirler.