Ruka hadi kwenye maudhui
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Baqara
Sura ya 2

Al-Baqara

Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.

Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21

Aya ya 254

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَـٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَـٰعَةٌ ۗ وَٱلْكَـٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ 254

254- Ey iman edenler! Alışverişin de dostluğun da şefaatin de olmadığı bir gün gelmezden önce size verdiğimiz rızıklardan infak edin. Kâfirler, zalimlerin tâ kendileridir.

254. Yüce Allah mü’minleri bütün hayır yollarında infak etmeye teşvik etmektedir. Çünkü nereye infak edileceğinin belirtilmemesi umum ifade eder (bütün hayır yollarını kapsar). Ayrıca Yüce Allah rızık verenin kendisi olduğunu, bunca çeşitteki nimetleri kendisinin verdiğini belirterek mü’minler üzerindeki nimetini hatırlatmaktadır. Onlara ellerinde ne varsa hepsini vermelerini de emretmemektedir. Aksine ayetteki “bir kısmını” anlamını ifade eden “من” kelimesi, Allah'ın, bu mallarının bir bölümünü vermelerini istediğini gösterir. İşte bu da infak etmelerini gerektiren hususlar arasındadır. Yine onların infak etmelerini gerektiren hususlar arasında yaptıkları bu infakların Allah nezdinde onlar için saklanacağını haber vermesi de vardır. Bu infakları, hiçbir alış veriş şeklinin, bağışların ve şefaatlerin (aracı koymaların) faydalı olmayacağı bir güne saklanmaktadır. O günde herkes; “Keşke bu hayatım için dünyada iken bir şeyler göndermiş olsaydım”, diyecektir. O günde bütün bağlar kopacaktır. Yalnızca Yüce Allah ve O’na iman ile alakalı bağlar bundan müstesna olacaktır. O günde selim bir kalb ile Allah’ın huzuruna gelenin dışında hiç kimseye ne mal ne de evlat fayda sağlamayacaktır:“Sizi bize yaklaştıracak olan mallarınız da değildir, evlatlarınız da değildir. İman edip salih ameller işleyenler müstesna. İşte onların amellerine karşılık mükâfatları kat kattır. Hem onlar yüksek köşklerde emniyet içindedirler.”(Sebe, 34/37); “Nefisleriniz için önden ne hayır gönderirseniz onu Allah’ın yanında hem daha hayırlı hem de ecir bakımından daha büyük olarak bulursunuz.”(el-Müzemmil, 73/20) Daha sonra Yüce Allah: “Kâfirler zalimlerin tâ kendileridir.” buyurmaktadır. Çünkü Yüce Allah onları kendisine ibadet etsinler diye yaratmış, onlara rızık ve afiyet vermiştir ki, bunların yardımıyla Allah’a itaat etsinler. Ama onlar Allah tarafından yaratılmış oldukları hikmetin dışına çıkarak Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmuşlardır. Allah’ın nimetlerini küfrür, fasıklık ve isyan yolunda kullanmışlardır. Böylelikle onlar, adalete zerre kadar yer bırakmadılar. İşte bundan dolayı mutlak zulüm yalnızca kâfirlere münhasır kılınmıştır.