Al-Israa
Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.
Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21
سُبْحَـٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَـٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَـٰتِنَآ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ 1
1- Kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya, kendisine delil ve mucizelerimizden bir kısmını göstermek için götüren zât (her türlü eksiklikten) münezzehtir. Şüphesiz ki O, her şeyi işiten ve bilendir.
(Mekke’de inmiştir, 111 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Şanı Yüce Allah, mukaddes zatını tenzih ve ta’zim etmektedir. Çünkü O’nun pek büyük fiilleri ve muazzam lütuf ve ihsanları vardır ki bunlardan birisi de:“Kulunu” ve Rasûlünü, yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i “geceleyin” kayıtsız ve şartsız olarak bütün mescidlerin en değerlisi ve şereflisi olan “Mescid-i Haram’dan” faziletli mescidlerden birisi ve peygamberlerin mekânı olan “Mescid-i Aksâ’ya” götürmesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir gecede oldukça uzak bir mesafeye kadar götürülmüş ve aynı gece geri dönmüştür. Yüce Allah, ona hidâyetine hidâyet, basiretine basiret, sebatına sebat, hakkı batıldan ayırdedici furkan özelliğine furkan katan pek çok âyetlerini, delil ve mucizelerini ona göstermiştir. Bu, Yüce Allah’ın Peygamber’e gösterdiği itina ve lütfunun bir tecellisidir. Çünkü bütün işlerinde onu en kolay olana ulaştırmış, ona kendisini öncekilere de sonrakilere de üstün kılacak pek çok nimetler ihsan etmiştir. yet-i kerimenin zahirinden anlaşıldığına göre İsrâ, gecenin ilk saatlerinde ve Mescid-i Haram’ın kendisinden gerçekleşmiştir. Ancak sahih bir hadiste sabit olduğuna göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ummu Hani’nin evinden götürülmüştür. Buna göre Mescid-i Haram’daki fazilet, Harem bölgesinin diğer yerleri için de söz konusudur. Böylece bütün Harem bölgesindeki ibadetler, bizzat Mescid-i Haram’ın kendisinde yapılmış gibi kat kat mükâfatlandırılır. Yine âyetin zahirinden anlaşıldığına göre İsra, Peygamber’in hem ruhu hem de bedeniyle birlikte olmuştur. Aksi takdirde bu, büyük bir âyet/mucize ve üstün bir menkıbe olmazdı. İsraya ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in onda gördüklerinin tafsiline dair pek çok hadis sabit olmuştur. Bu hadislere göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Beytü’l-Makdis’e kadar götürülmüş (İsra), sonra oradan da semavâta yükseltilmiştir (Mi’râc). Nihâyet o, en yüksek semânın da üstüne ulaşmış, cenneti ve cehennemi görmüş, mertebelerine göre peygamberlerle karşılaşmış ve ona elli vakit namaz farz kılınmıştır. Daha sonra Yüce Allah’ın Kelim’i olan Musa’nın işaretiyle Rabbine müracaatını birkaç defa tekrarlamış ve en sonunda namaz, fiilen beş vakit, ecir ve mükâfaat itibariyle de elli vakit olmuştur. O gece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve de ümmeti, Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği oldukça üstün lütuflara mazhar olmuştur. Burada yüce Allah, Peygamber’den Kur’an-ı Kerim’den bir ayet indirerek ve onun kulluğunu vurgulayarak bahsetmiştir. Çünkü o, bu büyük makamlara Rabbine olan kulluğunu tamamladığı için nail olmuştur. “Çevresini mübarek kıldığımız...” buyruğuna gelince bu, biz orayı ağaçlarla, ırmaklarla ve sürekli verimlilik ile bereketli kıldık, demektir. Bu mescidin, Mescid-i Haram ile Medine’deki Mescid-i Nebevi dışında kalan diğer mescidlerden daha üstün kılınması, orada ibadet edip namaz kılmak için yolculuğa çıkılmasının dinen uygun görülmesi ve Allah'ın orayı pek çok peygamberi ile seçkin kulu için bir mekan olarak özellikle seçmesi de bu berekete dahildir.