Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Munaafiqoon
Sura ta 63

Al-Munaafiqoon

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 7–8

هُمُ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُوا۟ عَلَىٰ مَنْ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ حَتَّىٰ يَنفَضُّوا۟ ۗ وَلِلَّهِ خَزَآئِنُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَـٰكِنَّ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ لَا يَفْقَهُونَ 7 يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَآ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ ٱلْأَعَزُّ مِنْهَا ٱلْأَذَلَّ ۚ وَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِۦ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَـٰكِنَّ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ 8

7- “Rasûlullah’ın yanındakilere hiçbirşey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyenler onlardır. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri yalnız Allah’ındır. Fakat münâfıklar anlamazlar. 8- Derler ki:“Eğer Medine’ye dönersek en aziz olan, en zelil olanı mutlaka oradan çıkartacaktır.” Halbuki izzet yalnız Allah’ındır, Rasûlünündür ve müminlerindir. Fakat münâfıklar bilmezler.

7. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e ve müslümanlara aşırı düşmanlıklarından ötürü ashab-ı kiramın bir araya gelmiş ve birbirleri ile kaynaşmış olduklarını, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i hoşnut etmek için birbirleri ile yarıştıklarını görünce kendi bozuk kanâatleri uyarınca şöyle dediler:“Rasûlullah’ın yanındakilere hiçbirşey vermeyin ki dağılıp gitsinler.” Çünkü kendi kanaatlerine göre eğer münâfıkların malları ve onlara yönelik harcamaları olmasaydı, Allah’ın dinine yardımcı olmak için bir araya gelemezlerdi. Ama insanlar arasında dinin yardımsız kalmasını ve müslümanların eziyet görmesini en çok arzu eden bu münâfıkların, ancak gerçekleri bilmeyen kimseler tarafından kabul edilebilecek şekildeki bu basit iddiaları çok hayret edilecek hususlardan birisidir. Bundan dolayı Yüce Allah, onların bu sözlerini reddetmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Halbuki göklerin ve yerin hazineleri yalnız Allah’ındır.” O, rızkı dilediğine verir, dilediğine vermez. Dilediği kimselere sebepleri kolaylaştırır, dilediği kimselere de zorlaştırır. "Fakat münâfıklar anlamazlar.” Bundan dolayı rızık hazinelerinin kendi ellerinde ve iradeleri altında bulunduğu anlamına gelecek bu tür sözleri söyleyebilmişlerdir.

8. “Derler ki: “Eğer Medine’ye dönersek en aziz olan, en zelil olanı mutlaka oradan çıkartacaktır.” Bu sözleri Mureysi’ gazvesi sırasında söylemişlerdi. O sırada bazı Ensar ve Muhacirler arasında üzücü birtakım söz alışverişinde bulunulmuştu. O vakit münâfıkların münâfıklığı aşikar olmuş ve kalplerinde gizledikleri de açığa çıkmıştı. Başları olan Abdullah b. Ubey b. Selûl şöyle demişti:“Bizlerle bunların -Muhacirleri kastediyor- misali tıpkı: “Besle köpeğini yesin seni/Besle kargayı oysun gözünü” misalinde dile getirilen gerçeği anlatmaktadır.” Sonra da şunu söyledi:“Eğer Medine’ye dönersek en aziz olan, en zelil olanı mutlaka oradan çıkartacaktır.” Kendi kanaatine göre o ve diğer münâfık kardeşleri en aziz olanlar, Allah Rasûlü ve ona uyanlar ise en zelil olanlardı. Halbuki durum bu münâfıkın söylediğinin tam aksine idi. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Halbuki izzet yalnız Allah’ındır, Rasûlünündür ve müminlerindir.” Asıl aziz olanlar bunlardır, münâfıklar ile diğer kâfir kardeşleri ise zelil ve hakir olanlardır. "Fakat münâfıklar” bunu “bilmezler.” Bundan dolayı üzerinde bulundukları batıla aldanarak kendilerinin aziz olduğu iddiasında bulunabilmişlerdir.

Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: