Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-An'aam
Sura ta 6

Al-An'aam

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 159–160

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُوا۟ دِينَهُمْ وَكَانُوا۟ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِى شَىْءٍ ۚ إِنَّمَآ أَمْرُهُمْ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ 159 مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشْرُ أَمْثَالِهَا ۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ 160

159- Dinlerini parça parça edip fırka fırka ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a aittir. Sonra da O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. 160- İyilikle gelene onun on misli (mükafat) vardır. Kötülükle gelen de ancak onun misli ile cezalandırılır. Onlara zulmedilmez.

159. Yüce Allah, burada birilerini tehdit etmektedir. Bunlar, dinlerini parça parça eden, yani onu kısım kısım ayırıp dinleri hususunda tefrikaya düşen, bunun sonucunda da yahudilik, hristiyanlık, mecusilik gibi dinden sadece kişiye hiçbir fayda sağlamayacak birtakım isimleri pay edip alanlardır. Ya da şeriatın sadece bir bölümünü alıp onu din kabul etmeleri ve onun benzerini yahut da ondan daha da önemlisini terk etmeleri suretiyle imanları kâmil olmayan kimselerdir. Nitekim ümmeti bölen bid’at ve dalâlet ehli fırkaların durumu bu şekildedir. Buna göre ayet-i kerime dinin bir araya gelmeyi ve kaynaşmayı emrettiğine, buna karşılık din hususunda, dinin usulünde ve fer’î meselelerinde tefrikaya düşmenin yasakladığına delil vardır. Devamla Yüce Allah dinlerini parça parça edip tefrikaya düşenlerden uzak kalmasını emrederek:“Senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur” buyurmaktadır. Yani sen onlardan değilsin, onlar da senden değildirler. Çünkü onlar sana muhalefet etmiş ve sana karşı inatlaşmış kimselerdir. “Onların işi ancak Allah’a aittir.” O’na döndürüleceklerdir ve O da amellerinin karşılığını onlara verecektir. “Sonra da O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir.”

160. Daha sonra Yüce Allah amellerine verilecek karşılığın niteliğini belirterek şöyle buyurmaktadır: Sözlü ve fiilî, gizli ve açık, Allah’ın hakkı ile ilgili veya kullarının hakkı ile ilgili olsun herhangi bir “iyilikle gelene bunun on misli (mükafat) vardır.” Bu iyiliğe verilecek olan kat kat mükâfaatın en alt sınırıdır. “Kötülükle gelen de ancak onun misli ile cezalandırılır.” Bu da Yüce Allah’ın eksiksiz adalet ve ihsanının bir neticesidir. O, zerre ağırlığı kadar bile zulmetmez. Bundan dolayı:“Onlara zulmedilmez” buyurmuştur.