Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · Ash-Shura
Sura ta 42

Ash-Shura

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Ayoyi 47–48

ٱسْتَجِيبُوا۟ لِرَبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ ۚ مَا لَكُم مِّن مَّلْجَإٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُم مِّن نَّكِيرٍ 47 فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا ۖ إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا ٱلْبَلَـٰغُ ۗ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا ۖ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ كَفُورٌ 48

47- Geri çevrilmesi söz konusu olmayan bir gün, Allah tarafından gelmeden önce Rabbinizin davetine uyun. Zira o gün sığınacak bir yeriniz olmayacağı gibi (hiçbir günahınızı da) inkâr edemezsiniz. 48- Eğer yüz çevirirlerse, Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen ancak tebliğdir. Gerçek şu ki Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda o, bundan dolayı şımarır. Şâyet kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelse, o zaman da insan nankör kesilir.

47. Yüce Allah, kullarına verdiği emirleri yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak, bu konuda eli çabuk tutmak ve ertelememek suretiyle davetine uymalarını emretmektedir. Bu davete “Geri çevrilmesi söz konusu olmayan bir gün” olan Kıyamet günü “Allah tarafından gelmeden önce” uymalıdırlar. Çünkü Kıyamet günü gelecek olursa geri çevrilmesine imkân yoktur, elden kaçırılan fırsatları telâfi etmeye fırsat da olmayacaktır. Yine o günde kulun, Rabbinin elinden kaçıp kurtulmak için sığınacağı bir yer de olmayacaktır. Aksine melekler bütün mahlukatı çepeçevre kuşatacaklar ve onlara şöyle seslenecekler:“Ey cin ve insan toplulukları! Eğer göklerle yerin kenarlarından kaçmaya gücünüz yetiyorsa kaçın. Ama buna dair güç ve imkânınız olmadıkça kaçamazsınız ki!”(er-Rahmân, 55/33) Yine o gün kul, yaptığı suçları ve günahları da inkâr edemeyecektir. Hatta inkâr edecek olsa bile organları onun aleyhine tanıklık edecektir. Bu ve benzeri âyet-i kerimelerde geleceğe dair uzun emeller (ileride yaparım diyerek iyilik işlemeyi ve kötülüğe son vermeyi ertelemeler) yerilmekte ve kulun karşı karşıya kalacağı her bir amelde fırsatı değerlendirmesi emredilmektedir. Çünkü hayırlı işleri sonraya ertelemenin pek çok afetleri, sakıncaları vardır.

48. “Eğer” bu kadar mükemmel açıklamalardan sonra onlara getirdiklerinden “yüz çevirirlerse Biz seni onların üzerine” amellerini tespit edip kaydeden ve bunlar hakkında onları sorguya çekecek bir “bekçi göndermedik. Sana düşen ancak tebliğdir.” Eğer sen görevini eksiksiz yerine getirirsen artık Allah’ın da senin mükâfatını vermesi hak olur. İster onlar çağrını kabul etsinler, ister yüz çevirsinler, fark etmez. Hesaplarını görmek ise küçüğü ile büyüğü ile gizlisi ile açığı ile bütün amellerini tespit eden Allah’a aittir. Daha sonra Yüce Allah, insanoğlunun durumunu şöyle haber vermektedir: Allah, ona sağlıklı bir beden, bol ve rahat bir rızık, makam, mevki ve benzeri bir rahmet tattıracak olursa o “bundan dolayı şımarır.” Yani yalnızca sırf onunla sevinip şımarır ve gözü ondan başkasını görmez. Buna bağlı olarak da onunla tatmin olur ve ötesini düşünmez. Bu nimetleri ihsan edenden yüz çevirir. Ancak “şâyet kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına” hastalık, fakirlik ya da bunlara benzer “bir kötülük gelse, o zaman da insan nankör kesilir.” O, tabiati gereği daha önce sahip olduğu nimetleri unutup nankörlük eder ve başına gelen kötülüklerden dolayı öfke ve hoşnutsuzluğunu ortaya koyar.