Fussilat
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَـٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَـٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ 17 وَنَجَّيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ 18
17- Semûd kavmine gelince; Biz onları hidayete çağırdık. Ama onlar körlüğü hidâyete tercih ettiler. Sonunda kazandıkları sebebiyle alçaltıcı azabın yıldırımı (ansızın) onları yakaladı. 18- İman eden ve takva sahibi olanları da kurtardık.
17. Hicr ve çevresinde yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semûd’a gelince; Yüce Allah, onlara tevhide davet etmek ve şirkten uzaklaşmalarını emretmek üzere Salih aleyhisselam’ı peygamber olarak göndermişti. Allah, onlara pek büyük bir âyet/mucize olmak üzere dişi deveyi vermişti. Bu devenin belli bir su içme günü olduğu gibi, onların da belli bir su içme günü vardı. Bir gün o dişi devenin sütünü içiyorlar, bir gün de su içiyorlardı. Bu deve için ayrıca bir masraf yapmıyorlardı. Zira o, Allah’ın arzında otluyordu. Bundan dolayı Allah burada:“Semûd kavmine gelince; Biz onları hidayete çağırdık” yani onlara doğru yolu açıklayıp gösterdik, buyurmaktadır. Her ne kadar helâk edilmiş bütün ümmetlere karşı delil ortaya konulmuş ve onlar için gerekli açıklamalar yapılmış ise de özellikle Semud kavminin açıkça zikredilmesinin sebebi, Semud kavmine verilen bu âyetin/mucizenin göz kamaştırıcı oluşudur. Bunu küçükleri, büyükleri, erkekleri, kadınları hep gördü. Bu gözleri/basiretleri açan bir mucize idi. Bundan dolayı Yüce Allah, onlara yaptığı açıklama ve verdiği hidâyetin oldukça fazla olduğunu özellikle belirtmektedir. Ancak onlar, zulümleri ve kötülükleri dolayısı ile küfür ve dalâlet demek olan körlüğü, ilim ve iman demek olan hidâyete tercih ettiler. “Sonunda kazandıkları sebebiyle” yani Allah tarafından zulme uğratılmaları söz konusu olmaksızın “alçaltıcı azabın yıldırımı (ansızın) onları yakaladı.”
18. Yani Allah, Salih aleyhisselam’ı ve ona uyup da şirk ve masiyetlerden sakınan mü’minleri kurtarmıştır.