Tsallaka zuwa abin da ke ciki
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Nisaa
Sura ta 4

An-Nisaa

Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.

Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21

Aya ta 82

أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ ۚ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُوا۟ فِيهِ ٱخْتِلَـٰفًا كَثِيرًا 82

82- Hâlâ Kur’ân’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o Allah’tan başkasından gelseydi elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı.

82. Yüce Allah, Kitab-ı Kerîm’i üzerinde “tedebbür” etmeyi emretmektedir. (Mealde “gereği gibi düşünmek” anlamı verilen) “tedebbür/تدبر”, Kur’ân’ın anlamları üzerinde dikkatle düşünmek, bu konuda düşüncelerini odaklaştırmak, onun temel esasları, sonuçları ve bunların gerekleri üzerinde kafa yormak demektir. Yüce Allah’ın Kitabı üzerinde gereği gibi düşünmek, ilim ve marifetlerin anahtarıdır. Her türlü hayır böylelikle elde edilir ve bütün ilimler bu yolla oradan çıkartılır. Bu yolla kalbin imanı artar ve iman ağacı daha derinlere kök salar. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm mabudumuz olan Rabbimizi, O’nun kemal sıfatlarını tanıtmakta, O’nun her türlü eksiklikten münezzeh olduğunu anlatmaktadır. Ona ulaştıran yolu, bu yolu izleyenlerin niteliklerini ve Rablerinin huzuruna varacaklarında karşılaşacakları mükâfatları öğretmektedir. Gerçek düşmanı, azaba götüren yolu, azabı hak edenlerin niteliklerini ve azabın sebeplerinin gerçekleşmesi halinde karşı karşıya kalacakları durumları da öğretmektedir. Kul bu Kitab-ı Kerîm üzerinde ne kadar dikkatle düşünürse ilmi ameli ve basireti de o oranda artar. Bundan dolayı Yüce Allah bu şekilde düşünmeyi emretmekte, bunu teşvik etmektedir. Kur’ân’ın indirilmesinden maksadın bu olduğunu da haber vermektedir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Bu; âyetlerini düşünsünler, olgun akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz hayır ve bereketi bol bir kitaptır.”(Sad, 38/29); “Onlar Kur’ân’ı iyiden iyiye düşünmezler mi? Yoksa kalbleri üzerinde kilitler mi var?”(Muhammed, 47/24) Allah’ın Kitabı üzerinde gereği gibi düşünmenin sağladığı faydalardan birisi de bu yolla kulun yakîn derecesine ve onun Allah’ın kelamı olduğuna dair kesin bilgi sahibi olma noktasına ulaşmasıdır. Çünkü o, bu Kitabın bir bölümünün diğerlerini tasdik ettiğini ve bir bölümünün diğerine uygun düştüğünü yakinen görür. Kur’ân-ı Kerîm’de hikmetlerin, kıssaların ve haberlerin birkaç yerde tekrarlandığını görüyoruz. Hepsi de birbirine uygun ve birbiri ile örtüşmektedir. Biri diğeri ile çelişmemektedir. Bununla Kur’ân-ı Kerîm’in kemâline ve onun, ilmi ile her şeyi kuşatan tarafından geldiği kesin olarak anlaşılır. Bundan dolayı Yüce Allah:“Eğer o Allah’tan başkasından gelseydi elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı” buyurmaktadır. Yani bu Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından geldiğinden ötürü onda hiçbir şekilde birbirini tutmayan, birbirine uymayan şeyler bulunmamaktadır.