Luqman
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ۖ وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ 10 هَـٰذَا خَلْقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ ۚ بَلِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ 11
10- O, gökleri gördüğünüz şekilde direksiz yaratmıştır. Sizi sarsmasın diye yere sabit dağlar koymuş ve orada her tür canlıdan yaymıştır. Gökten de yağmur indirdik ve yeryüzünde her tür güzel bitkiden bitirdik. 11- İşte bunlar, Allah’ın yarattığı şeylerdir. Şimdi gösterin bakalım bana, O’nun dışında (ilah edindikleriniz) ne yaratmış? Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
10. Yüce Allah, kullarına kudretinin eserlerinden, harikulade hikmetlerinden ve rahmetinin tecellilerinden olan pek çok nimetleri dile getirerek şöyle buyurmaktadır:“O, gökleri” büyüklüklerine, genişliklerine, yoğunluklarına ve dehşet verici yüksekliklerine rağmen yedi kat göğü “gördüğünüz şekilde direksiz yaratmıştır.” Yani bu göklerin direkleri yoktur. Direkleri bulunsaydı görülürdü. Yüce Allah’ın kudreti ile bu gökler karar bulmuş ve birbirine sağlam bir şekilde kenetlenmiştir. “Sizi sarsmasın diye yere sabit dağlar koymuş.” Yerin dört bir yanına pek büyük dağlar yerleştirdi. Zira eğer bu dağlar olmasaydı yeryüzü çalkalanır ve orada yaşayanlar için sabit durabilecekleri istikrarlı bir yer olmazdı. “ve orada her tür canlıdan yaymıştır.” Oldukça geniş olan yeryüzü üzerinde Âdemoğullarına, onların fayda ve maslahatlarına amade kılınmış çeşitli türden bütün canlıları türetmiştir. Bunları yeryüzünde yayan Yüce Allah olduğuna göre onların, kendisi vasıtası ile yaşayabilecekleri bir rızıklarının da bulunması kaçınılmaz bir şeydir. Bundan dolayı da Yüce Allah gökten pek bereketli bir su indirmiştir:“Gökten de yağmur indirdik ve yeryüzünde her tür güzel bitkiden bitirdik.” Görünüşü güzel, faydalı ve bereketli bitkiler. Dört bir tarafa yayılmış olan canlılar, bu bitkilerle beslenir ve her canlı onlarla faydalanır.
11. “Bunlar” yani ulvi ve süfli âlemde bulunan canlı cansız tüm varlıkalrın yaratılması ve bütün mahlukata rızıklarının verilmesi “Allah’ın yarattığı şeylerdir.” Bunların hepsini tek başına O yaratmıştır ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ey müşrikler topluluğu! Sizler dahi bunu itiraf etmektesiniz. “Şimdi gösterin bakalım bana, O’nun dışında (ilah edindikleriniz) ne yaratmış?” O’na ortak koşup kendilerine dua ve ibadet ettiğinize göre bu varlıkların Allah’ın yarattığı gibi yaratmaları, O’nun rızık verdiği gibi rızık vermeleri gerekir. Eğer ortak koştuğunuz bu uydurma rab ve ilâhlar, kısmen dahi olsa böyle bir şey yapabiliyor iseler haydi -onların ibadeti hak ettiklerine dair iddianızın doğruluğunu ispat etmek üzere- bunu bana gösterin. Herkesçe malumdur ki bu uydurma mabudların herhangi bir şeyi yarattıklarını göstermelerine imkan yoktur. Çünkü sözü geçen bütün varlıkların yalnızca Allah tarafından yaratılmış olduğunu ve ortada buna aykırı olarak bilinen bir gerçek olmadığını kendileri de itiraf etmişlerdir. O halde onların uydurma mabudlarının kendisi sebebi ile ibadeti hak edecekleri herhangi bir şeye sahip olduğunu ispat etmekten yana âciz oldukları açıkça ortaya çıkmış olmaktadır. Ne var ki onların bu uydurma mabudlara olan ibadetleri bilgisizce ve basiretsizcedir. Hatta cahillik ve sapıklıktan kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedir.” Çünkü onlar, hiçbir fayda sağlayamayan, zarar veremeyen, öldüremeyen ve diriltemeyen varlıklara ibadet ediyorlar. Buna karşılık her şeyi yaratan, rızık veren, her bir işin dizginlerini elinde bulunduran mutlak malike ihlâsla ibadeti terk ediyorlar.