Al-Muminoon
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
بَلْ أَتَيْنَـٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ 90 مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَـٰهٍ ۚ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ 91 عَـٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ 92
90- Hayır, biz onlara hakkı getirdik. Ne var ki onlar, yalancıdırlar. 91- Allah, hiç evlât edinmemiştir ve O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur. Eğer olsaydı her bir ilâh kendi yarattığını yanına alır ve kimisi kimisine üstünlük sağlardı. Allah onların nitelendirmelerinden münezzehtir. 92- O, gaybı/görülmeyeni de görüleni de bilendir. O, ortak koştuklarından çok yücedir.
90. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Hayır, biz o yalancılara verdiği haberlerde doğruluk, emir ve yasaklarında adalet içeren hakkı getirdik. Ne diye bu hakkı ikrar ve kabul etmiyor ve onun uyulmaya en layık olduğunu söylemiyorlar? Hem onların elinde onun yerini tutacak -yalan ve zulümden başka- hiçbir şey yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah:“Ne var ki onlar, yalancıdırlar” buyurmaktadır. 91. “Allah, hiç evlât edinmemiştir ve O’nunla birlikte herhangi bir ilâh da yoktur.” Bunun yalan olduğu, hem Allah’ın ve rasullerinin haberi ile hem de akl-ı selimin delaleti ile bilinen bir husustur. Bundan dolayı Yüce Allah, iki ilâhın varlığının mümkün olmadığına dair aklî delile dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:“Eğer olsaydı” yani dedikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar bulunsa idi “her bir ilâh kendi yarattığını yanına alır” ilâhların her birisi sadece kendi yarattıklarını yanına alır, onlarla diğerlerinden bağımsız olarak varlığını korumaya çalışır, diğer ilâhlara karşı koymaya ve onları yenmeye gayret gösterirdi. “kimisi kimisine üstünlük sağlardı.” Böylece üstünlük sağlayan yegane ilâh olurdu. Alemin var olması ve akılları dehşete düşüren bir düzen içinde varlığını sürdürmesi, birden çok ilâhın varlığı ile bir arada düşünülemez. Güneş, ay, gezegenler ve sabit yıldızlar bunu ortaya koymaktadır. Bunlar yaratıldıkları günden beri belli bir düzen ve tek bir sistem çerçevesinde hareket etmektedirler. Hepsi Allah’ın kudretine boyun eğmiştir. Bütün insanların maslahatlarına uygun bir hikmet ile idare edilmektedirler. Bunların faydası, sadece belli kimselere has değildir, herkes içindir. Bunların düzeninde en ufak bir düzensizlik, bir çelişki yoktur. En ufak bir tasarrufta dahi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Acaba bütün bunların iki rab ve ilâhın takdiri ile olması mümkün mü? “Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir.” Bütün bu varlıklar, lisan-ı halleri ile dile gelmiş harikulade şekilleri ile şunu göstermiştir ki onları var eden, idare eden yalnızca bir tek ilâhtır. İsim ve sıfatları kâmildir, bütün yaratıklar rubûbiyetine ve ulûhiyetine muhtaçtır. Yüce Allah’ın rububiyeti olmaksızın var olmaları ve varlıklarını sürdürmeleri mümkün olmadığı gibi yalnızca O’na ibadet ve itaatte bulunmaksızın düzen bulmaları, varlıklarını dosdoğru bir şekilde devam ettirmeleri mümkün değildir. 92. Bundan dolayı Yüce Allah, sıfatlarının azametine dair tek bir örnek ile dikkat çekmektedir. Bu da O’nun her şeyi kuşatan ilmidir. Şöyle buyurmaktadır:“O, gaybı/görülmeyeni de” gözlerimizin ve ilmimizin dışında kalan vacip (varlığı zorunlu), müstahil (varlığı imkânsız) ve mümkün (varlığı ve yokluğu imkân dahilinde olan) her şeyi, “görüleni de” bunlardan bizim görebildiklerimizi de “bilendir. O, ortak koştuklarından çok yücedir.” Üstüntür, pek büyüktür. Onlarınsa Allah’ın bildirdiğinden başka bir bilgileri yoktur.