Al-Anbiyaa
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ 89 فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا۟ لَنَا خَـٰشِعِينَ 90
89- Zekeriyya’yı da (an). Hani o, Rabbine şöyle seslenmişti:“Rabbim beni bir başıma bırakma! Sen varislerin en hayırlısısın.” 90- Biz, duasını kabul edip ona Yahya’yı bağışladık, zevcesini de onun için saliha/elverişli kıldık. Şüphesiz bu (peygamberler) hayırlı işlere koşarlar, ümit ve korku içinde Bize dua ederler ve yalnızca Bize huşu ile boyun bükerlerdi.
89. Yani kulumuz ve rasûlümüz Zekeriya’yı da güzel bir şekilde anarak onun üstün menkıbe ve faziletlerini anlatarak hatırla! Bunlardan birisi de onun insanların hayrını istediğini ve Allah’ın ona olan rahmetini ortaya koyan bu üstün menkıbesidir. Şöyle ki o:“Rabbim beni bir başıma bırakma!” diye dua etmişti. Yani şöyle demişti:“Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı ve ağaran saçım başımı alev gibi sardı. Rabbim! Sana ettiğim dua ile hiç mahrum olmadım. Gerçekten ben, arkamdan gelecek olan yakınlarımdan endişedeyim. Hanımım da kısır. O nedenle bana katından bir yardımcı (oğul) bağışla! Ki bana da Yakub ailesine de mirasçı olsun. Ve de ey Rabbim, onu kendisinden razı olunan birisi yap!”(Meryem, 19/4-6) İşte bu âyet-i kerimelerden onun, ecelinin yaklaştığı, artık kendisinden sonra Yüce Allah’a davet, Allah’ın kullarına nasihat hususunda yerini tutacak kimsenin bulunmadığıdan, tek başına kalıp arkasından ifa ettiği görevde kendisine yardımcı olacak ve onun yerini tutacak kimsenin kalmayacağından endişe ettiği bir zamanda “Rabbim, beni bir başıma bırakma” diyerek bu duayı yaptığını anlıyoruz. “Sen varislerin en hayırlısısın.” Sen baki kalacakların, benim arkamdan hayrı sürdüreceklerin en hayırlısısın ve sen kullarına benden daha merhametlisin. Ancak ben, kendisi vasıtası ile kalbimin mutmain olacağı, ruhumun sükûn bulacağı, onunla kazanacağım sevabın benim mizanıma ağırlık olarak geçeceği bir şey istiyorum.
90. “Biz duasını kabul edip ona” daha önce kendisine Allah’ın kimseyi adaş kılmadığı o şerefli peygamber olan “Yahya’yı bağışladık, zevcesini de onun için saliha/elverişli kıldık.” Daha önceleri kısır iken çocuk doğuramaz halde iken, Allah onu peygamberi Zekeriya için hamile olmaya elverişli hale getirdi. Bu ise kişinin salih bir arkadaşının bulunmasının, oturup kalktığı kişinin salih olmasının faydalarındandır. Bu salih kişinin bereketi arkadaşına da ulaşır. Böylelikle Yahya, bu anne-babanın salih bir meyvesi olmuştu. üce Allah, bu peygamber ve rasûllerin her birisini tek başına zikrettikten sonra bu sefer de genel olarak hepsinden övgü ile şu şekilde söz etmektedir:“Şüphesiz bu (peygamberler) hayırlı işlere koşarlar,” bu hayırlı işlerde ellerini çabuk tutar, faziletli vakitlerinde bu işleri yapar, onları gereken şekilde layık-ı veçhile eda eder, güç yetirebildikleri herhangi bir fazileti terk etmeyerek mutlaka bütün fırsatları değerlendirirler, “ümit ve korku içinde Bize dua ederler” Dünya ve âhiret maslahatına dair arzu edilen şeyleri bizden dilerler, dünya ve âhirette zararlı olan ve kendilerinden korkulan hususlardan da bize sığınırlardı. Onlar, hem ümitli hem korku içinde olan kimselerdi. Gaflet içerisinde oyalanan ve gelişigüzel hareket eden kimseler değillerdi. “ve yalnızca Bize huşu ile boyun bükerlerdi.” Zilletle itaat eden, boyun eğen, yalvarıp yakaran kimselerdi. Bu, onların Rablerini kemâl derecesinde tanımalarından ötürüdür.