An-Nahl
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً ۖ وَلَأَجْرُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ 41 ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ 42
41- Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri dünyada mutlaka güzel bir yerde barındıracağız. Âhiret mükâfatı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi! 42- Onlar, sabredenler ve yalnızca Rablerine tevekkül edenlerdir.
41. Daha sonra Allah, türlü sıkıntılarla sınanan mü’minlerin üstünlüğünü haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda” yani O’nun yolunda ve rızası uğrunda kendilerini küfür ve şirke geri döndürmek maksadı ile kavimleri tarafından çeşitli işkence, sıkıntı ve eziyetlerle zulme uğradıktan sonra vatanlarını ve arkadaşlarını terk ederek “hicret edenleri” yani Rahman’a itaat için göç edenleri “dünyada mutlaka güzel bir yerde barındıracağız.” Allah onlara iki mükafat vaat etmiştir: Dünyadaki peşin mükâfat şudur: Geniş bir rızık ve hicret ettikten sonra gözle görülen rahat yaşam, düşmanlarına karşı zafer, ülkeleri fethetmek ve oralardan büyük ganimetler elde etmek, böylelikle büyük servetlere sahip olmak. Bundan ayrı olarak Allah’ın peygamberi vasıtası ile kendilerine vaat etmiş olduğu “âhiret mükâfatı ise” bundan daha hayırlı ve dünya mükâfatından “daha büyüktür.” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“İman edip de hicret edenlerin, Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenlerin, Allah katında dereceleri pek büyüktür. İşte umduklarını elde edenler onlardır. Rableri onları katından bir rahmet, hoşnutluk, içlerinde tükenmez ve kalıcı nimetler bulunan kendilerine ait cennetler ile müjdeler. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Gerçekten Allah katında büyük bir mükâfat vardır.”(et-Tevbe, 9/20-22)“Keşke bilselerdi!” Yani eğer onlar, Allah’ın iman edip de kendi yolunda hicret edenlere hazırlamış olduğu ecir ve mükâfatı kesin olarak bilselerdi hiç kimse ondan geri kalmazdı.
42. Sonra Allah Teala gerçek velilerinin/dostlarının niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlar” Allah’ın emirlerini yerine getirmede, yasaklarından kaçınmada, acı ve ızdırap verici takdirlerine, Allah uğrunda işkence ve mihnetlere dayanıp “sabredenler ve yalnızca Rablerine tevekkül edenlerdir.” O’nun sevdiği şeyleri yerine getirmek hususunda kendilerine değil, yalnızca O’na güvenenlerdir. İşte bu vesile ile işleri başarıya ulaşır, durumları istikamet üzere olur. Şüphesiz ki sabır ve tevekkül, bütün işlerin esasını teşkil eder. Bir kimse eğer hayır namına herhangi bir şeyi elinden kaçırmışsa hiç şüphesiz bu, sabırsızlığı, kendisinden istenen şeyleri yerine getirme uğrunda gayretini harcamadığı yahut da Allah’a tevekkülsüzlüğü ve O’na güvenip dayanmaması dolayısı iledir.