Yunus
Wannan tafsiri ne da wani harshe ba Larabci ba, kamar yadda yake a Quranic Universal Library (QUL, ta Tarteel), wanda aka ɗauka ta kwafin buɗaɗɗen bayanan QUL da spa5k/tafsir_api ke riƙewa. Bayanan QUL ba su faɗi wanda ya rubuta ko ya fassara shi ba, ko wane bugu da aka buga yake bi, kuma ba su bayyana lasisi ga rubutun ba, saboda haka ba a tabbatar da haƙƙin nuna shi ba. Babu wanda ya kwatanta shi da littafin da aka buga, kuma babu malami da ya duba shi. Kowane sashe yana kusa da ayoyin da yake bayani a kansu, waɗanda rubutun Alƙur’ani ne na Tanzil, kamar yadda yake a can. Sabīl bai rubuta ko ɗaya daga cikinsa ba, kuma bai fassara shi ba.
Rubutu dagaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITan ɗauka 2026-10-21
إِنَّمَا مَثَلُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَـٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلْأَنْعَـٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلْأَرْضُ زُخْرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَآ أَنَّهُمْ قَـٰدِرُونَ عَلَيْهَآ أَتَىٰهَآ أَمْرُنَا لَيْلًا أَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَـٰهَا حَصِيدًا كَأَن لَّمْ تَغْنَ بِٱلْأَمْسِ ۚ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ 24
24- Dünya hayatının misali, ancak gökten indirdiğimiz su gibidir ki o su ile insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri yetişip birbirine karışır. Nihayet yeryüzü, ziynetini takınıp süslendiği ve sahipleri de (onlardan faydalanmaya) kadir olduklarını zannettikleri bir sırada, gece yahut gündüz, ona emrimiz gelir de biz, onu sanki dün hiç yokmuş gibi kökünden biçilmişe çeviririz. İşte biz, düşünen bir toplum için âyetleri böyle geniş geniş açıklıyoruz.
24. Bu, dünya hayatına verilen misallerin en güzellerindendir ve dünyanın durumuna son derece uyumludur. Çünkü dünyanın zevkleri, arzuları, makam, mevkii vb. şeyleri sahibine kısa bir süre parlak, allı pullu olarak görünür. Daha sonra nihayetine kavuşup tamamlanacak olursa derhal yok olur ve sahibinin elinden çıkıp gider yahut da sahibi onu bırakır gider. Bunun sonucunda kişi elleri boş, kalbi de keder, üzüntü ve hasretle dolu bir halde kalıverir. İşte “Dünya hayatının misali, ancak gökten indirdiğimiz su gibidir ki o su ile” tahıl ve meyve gibi “insanların ve” çeşitli türleri ile otlar, yoncalar gibi “hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri yetişip birbirine karışır.” Her türden ve göz kamaştırıcı her çiftten bitkiler biter. “Nihayet yeryüzü, ziynetini takınıp süslendiği” yani yeryüzü görünüşü itibari ile süslenip zinetine büründüğü, bakanlara oldukça alımlı, seyredenlere dinlendirici, basiret sahibi olanlara da ilahî kudrete bir alamet olarak ortaya çıktığı vakit, sen yeryüzünün yeşil, sarı, beyaz ve sair renklerden oluşan hayret verici bir görünüme sahip olduğunu gördüğünde “ve sahipleri de (onlardan faydalanmaya) kadir olduklarını zannettikleri bir sırada” yani iradelerinin nihai hedefi o olduğundan ve bütün istekleri onunla sınırlı olduğundan dolayı bu halin devam edip gideceğini sanarak umutlarını ona bağladıkları bir sırada “gece yahut gündüz, ona emrimiz gelir de biz, onu sanki dün hiç yokmuş gibi kökünden biçilmişe çeviririz” İşte dünyanın durumu da aynen bunun gibidir. “İşte biz düşünen bir toplum için” yani kendilerine faydalı olacak şeyler hakkında düşüncelerini kullananlara “âyetleri böyle geniş geniş açıklıyoruz.” Anlamları bu şekilde anlaşılır hale getirerek ve örnekler vererek beyan ve izah ediyoruz. Gafil olup yüz çevirenlere ise bu âyetlerin herhangi bir faydası olmaz, yapılan açıklamalar şüphelerini gidermez.
Yüce Allah, dünya hayatının durumunu ve nimetlerinin nihaî hallerini söz konusu ettikten sonra ebedi yurda teşvik ederek şöyle buyurmaktadır: