محمد
هذا تفسير بلغة غير العربية كما هو في Quranic Universal Library (واختصارها QUL، من Tarteel)، مأخوذًا من النسخة المفتوحة لبيانات QUL التي يحتفظ بها spa5k/tafsir_api. لا يذكر سجلّ QUL من كتبه أو ترجمه ولا أي طبعة مطبوعة يتبعها، ولا يذكر ترخيصًا للنص، ولذلك لم يُتحقق من حق عرضه. لم يقارنه أحد بكتاب مطبوع، ولم يراجعه أحد من العلماء. يقف كل مقطع بجانب الآيات التي يعلّق عليها، وهي نص القرآن من Tanzil كما هو عنده. لم يكتب سبيل شيئًا منه ولم يترجمه.
النص منQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITأُخذ في 2026-10-21
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ حَتَّىٰٓ إِذَا خَرَجُوا۟ مِنْ عِندِكَ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مَاذَا قَالَ ءَانِفًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ١٦ وَٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ زَادَهُمْ هُدًى وَءَاتَىٰهُمْ تَقْوَىٰهُمْ ١٧
16- O (münafıklardan) seni dinleyenler vardır. Ama yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara:“O, az önce ne söyledi?” derler. İşte onlar, Allah’ın kalplerine mühür vurduğu, hevâlarına uymuş kimselerdir. 17- Hidâyeti kabul edenlere gelince Allah, onların hidâyetini artırır ve onları takvâlı olmaya muvaffak kılar.
16. Allah, münafıklar hakkında şöyle buyurmaktadır:“Onlardan seni dinleyenler vardır” Senin söylediklerini kabul etmek ve sana itaat etmek için değil de kalpleri onlardan yüz çevirmiş bir halde dinlerler. İşte bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:“yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara” senin neler söylediğini ve işittikleri içinden pek hoşlanmadıkları sözleri soruşturarak: “O, az önce ne söyledi?” derler.” Bu sözlerle onlar, çok ileri bir derecede yerilmektedirler. Çünkü onlar, gerçekten hayır elde etmek isteyen kimseler olsalardı, onu dikkatle dinler, sözlerini beller ve onun dediklerine itaat ederlerdi. Ancak onlar tam aksini yaptılar. Bundan dolayı şöyle buyrulmaktadır:“İşte onlar Allah’ın” batıldan başka bir şeyi arzu etmeyen hevâlarına uymaları sebebi ile “kalplerine mühür vurduğu” kendilerini hayra ulaştıracak bütün kapıları kapattığı “hevâlarına uymuş kimselerdir.”
17. Yüce Allah, hidâyet bulanların durumlarını açıklayarak şöyle buyurmaktadır: İmanla, emirlere itaatle, Allah’ı razı edecek şeylere uymak suretiyle “hidâyeti kabul edenlere gelince Allah onların hidâyetini” bu amellerini mükâfatlandırmak üzere “artırır ve onları takvâlı olmaya muvaffak kılar.” Onları hayırlar işlemeye muvaffak kılar ve kötülüklerden korur. Böylelikle hidâyet bulanlar için iki mükâfat vardır: faydalı ilim ve salih amel.