انتقل إلى المحتوى
الكتاب ١٦ · إحياء علوم الدين
الكتاب ١٦ · Türkçe

UZLET ÂDÂBI

هذه الترجمة لمترجمها لا لـ«سبيل». تُعرض كما يقدّمها مصدرها، نصًّا قائمًا بذاته تحت كل كتاب بعناوين المترجم نفسه: فهي لا تقابل العربية سطرًا بسطر، وتحتفظ بأخطاء النسخة التي أُخذت منها. لم تقابلها «سبيل» بالعربية، ولم يراجعها أي عالم.

ترجمة: Ali Arslan (the file says it was arranged on the basis of his translation)İhyâ-i Ulûmi'd-Dînأُخذت من islamilimleri.comأُخذ في 2026-10-21

ما يقوله المصدر عنها: The file's last line: "KAYNAK: Ali Arslan'ın Tercümesi esas alınarak düzenleme yapılmıştır." It names no publisher, editor or year of its own, and its text carries the misreadings of a scanned copy.

16-1 1. Uzlet Hakkındaki Görüşler

Halk, uzlet hakkında ihtilâf etmiştir. Bu ihtilâf, tâbiîn arasında başgöstermiştir. Uzletin tercih edilmesinin halk ile kaynaşmaktan daha üstün olduğunu savunanlar Süfyân es-Sevrî, İbrahim b. Edhem, Fudayl b. Iyâz, Süleyman el-Havvas, Yûsuf b. Esbat, Huzeyfe el-Meraşî ve Bişr el-Hafî'dir. Tâbiînin çoğu ise, halk ile oturup kalkmanın müstehab olduğunu, çok dost ve kardeş edinmenin iyiliğini, yakınlık ve dostluk kurmanın ve müslümanlarca sevilmenin faziletini, dinde 'birr' ve 'takva' yolunda müslümanlardan yardım istemeyi savunmuşlardır. Said b. Müseyyeb, Şa'bî, İbn Ebî Leylâ, Hişam b. Urve, İbn Şübrime, Şureyh, Abdullah'ın oğlu Şerik, İbn Uyeyne, İbn-i Mübârek, İmâm-ı Şâfiî, Ahmed b. Hanbel ve bir cemaat bu ikinci mezhebe meyletmiştir.

Alimlerden bu hususta nakledilen sözler, muhakkak iki görüşten birisine meylettiklerine işaret eden karinesiz kelimeler ile meylin illetine işaret eden karineli kelimelere ayrılabilir: Bu bakımdan biz, şimdilik o kelimelerin mutlak olanlarını nakledelim ki bu husustaki mezhebi beyan etmiş olalım. İlletle beraber nakledilenleri ise bu husutaki tehlike ve faydalara temas ettiğimiz zaman zikredeceğiz. Hazret-i Ömer 'Uzletten nasibinizi alınız!' demiştir. İbn Sîrin 'Uzlet ibadettir' der. Fudayl b. Iyâz 'Muhib olarak Allah kâfidir. Mûnis olarak Kur'ân kâfidir. Vâiz olarak ölüm kâfidir' demiştir. Yine denilmiştir ki; 'Allah'ı arkadaş edin! İnsanları bir tarafa at!'

Ebû Rebî ez-Zâhid, Dâvud-i Tai'ye 'Ya Dâvud! Bana nasihat et' dediğinde, Dâvud 'Dünyadan oruç tut! İftarını âhiret kıl!

Arslandan ürküp kaçtığın gibi insanlardan ürküp kaç!' diye cevap vermiştir.

Hasan-ı Basrî şöyle demiştir: Tevrattan ezberlediğim birkaç kelime şudur: İnsanoğlu kanaat etti, zengin oldu. Halktan uzaklaştı, selâmet buldu. Şehvetlerini terketti, hür oldu. Hased ve kıskanmayı terketti, mürüvveti göründü, az sabretti, uzun zaman lezzet ve zevkini tattı'.

Vüheyb b. Verd şöyle der: 'Hikmet on parçadır. Dokuzu sükût etmekte, onuncusu ise insanlardan uzaklaşmaktadır'.

Yûsuf b. Müslim, Ali b. Bekkar'a bu zat, evinden hiç çıkmazdı'Sen uzlete nasıl sabrediyorsun?' dediğinde, cevap olarak şunları söyledi: 'Gençken bundan daha çok şeye sabrediyordum; halk ile oturup onlarla bir kelime dahi konuşmuyordum'.

Süfyân es-Sevrî şöyle demiştir: 'Bu zaman, susmak zamanıdır. Evlerden çıkmamak vaktidir'. Âlimlerden biri şöyle anlatır: Ben bir gemide bulunuyordum. Beraberimizde aleviyy'ul-meşreb (Hazret-i Ali'yi çok seven) bir genç bulunuyordu. Kendisine dedim ki:

Bir haftadan beri seninle bir arada bulunuyoruz. Ne bize karışır ve ne de konuşur görüyoruz seni. . Bu sual karşısında adam şu şiiri okudu: Üzüntüsü az, ölecek evlâdı yok, Elden kaçacak bir şey de yok ki, ondan korksun. Çocukluk devresini geçirmiş, ilim elde etmiş. . . Gayesi artık uzlete çekilip susmaktır.

İbrâhîm Nehaî birine şöyle der: 'Fıkhı öğren, sonra uzlete çekil!'

Haysem'in oğlu Rebî de şöyle anlatır: İmâm-ı Mâlik cenaze merasimlerinde bulunur, hastaları ziyaret eder, arkadaşlara haklarını verirdi. Daha sonra bunları teker teker terketti. Hatta sonunda hepsini terkedip, uzlete çekildi. O şöyle derdi: 'Kişi için her özrünü beyan etmek mümkün değildir'. Ömer b. Abdülaziz'e 'Keşke bize bir vakit ayırsaydın?' denildiğinde, 'Boş vakit geçti. Ancak Allah'ın nezdinde boş vaktimiz olabilir' diye cevap vermiştir.

Fudayl b. İyaz şöyle demiştir: 'Kişi bana rastladığı zaman selâm vermezse ve hasta olduğum zaman ziyaretime gelmezse, onun yanımda bir iyiliğinin olduğunu hissederim'.

Ebû Süleyman Dârânî şöyle anlatır: Haysem'in oğlu Rebî, kapısında otururken ansızın bir taş fırlatıldı, alnına değip başını yardı. Bir taraftan elleriyle kanını siliyor, bir taraftan da şöyle diyordu: 'Andolsun nasihat edildin. (Acaba bundan ibret aldın mı?) ' Sonra kalkıp evine girdi. Bundan sonra cenazesi evden çıkıncaya kadar, bir daha da kapıda oturmadı.

Sa'd b. Ebî Vakkas ile Said b. Zeyd Medine'nin Akik denilen semtinde bulunan evlerine kapanıp dışarı çıkmadılar. Ne cuma, ne de başka birşey için Medine'ye inmezlerdi. Akik'te vefat edinceye kadar bu hâlleri devam etti. 1

Süfyân es-Sevrî şöyle derdi: 'Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin ederim, tenhaya çekilmenin ve uzlete kapanmanın vakti gelmiştir'.

Abdullah'ın oğlu Bişr der ki: 'Halkı az tanı! Çünkü sen kıyâmet gününde ne olacağını bilmiyorsun. Eğer rezalet olursa hiç olmazsa seni tanıyanlar az olur'.

Emirlerden biri Hatem-i Esamm'in huzuruna girdi ve şöyle sordu:

- Ya Hatem! Birşeye ihtiyacın var mı?

- Evet, var.

- Nedir?

- Senin beni görmemene, benim de seni görüp tanımamaya ihtiyacım var!

Bir kişi Sehl Tusterî'ye şöyle dedi:

- Seninle arkadaşlık etmek istiyorum.

- Acaba ikimizden birisi öldüğü zaman hayatta kalanla kim arkadaşlık yapacak?

- Allah!

- O halde şimdi de Allah ile arkadaşlık yapsın.

Fudayl'a "Oğlun Ali 'Keşke ben öyle bir yerde olsaydım, halkı görseydim, fakat halk beni görmeseydi' diyor" denildiğinde, Fudayl ağlayarak şöyle demiştir: "Eyvah Ali'nin hâline. . . Neden 'Keşke ne ben onları görsem, ne de onlar beni' demedi!"

Yine Fudayl şöyle der: 'Kişinin çok tanıdığının olması, akılsızlığına işaret eder.

İbn-i Abbâs (radıyallahü anh) şöyle demiştir: 'Meclislerin en faziletlisi, evinin derinliğinde bulunan meclistir. O meclis ki ne orada görünürsün, ne de görürsün'.

İşte buraya kadar söylenenler, uzlete çekilip tenhayı tercih edenlerin sözleridir.

1) Sa'd b. Ebî Vakkas Hazret-i Osman'ın hilafeti zamanında kopan fitnede evine kapanmış, aile efradına halk bir İmâm seçip onun etrafında toplanıncaya kadar olayların hiçbirini kendisine nakletmemelerini tenbih etmiştir. Hazret-i Osman'ın şehadetinden sonra Ömer b. Sa'd kendisine, halifeliğe talip olmasını söylemiş ise de, Sa'd bunu kabul etmemiştir. Yeğeni Hâşim de aynı teklifi yapmış fakat Sa'd bu teklifi de reddetmiştir. Akik'de bulunan köşkünde vefat etmiştir. Cenazesi Medine'ye nakledilmiş ve Cennet'ül-Bâkî'ye defnedilmiştir. Mervan b. Hakem H. 55 senesinde namazını kıldırmıştır.

Vakidî'nin rivâyetine göre, Said b. Zeyd de Akik'de vefat etmiş ve Cennet'ül-Bâkî'ye defnedilmiştir. Diğer bir rivâyete göre, Muaviye'nin halifeliği zamanında Kûfe'de vefat etmiş ve cenaze namazım Kûfe valisi Muğire b. Şu'be kıldırmıştır. (İthâfu's-Saâde, VI/333)

2. Halk Arasına Katılmayı Tercih Edenlerin Delilleri ve Bu Delillerin Zayıf Tarafları

Bu grup şu ayetlerle istidlal etmiştir.

Ey Mü'minler! Kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın! İşte onlar için çok büyük bir azab vardır. (Âl-i İmrân/105)

Allah kalplerinizi uzlaştırdı. (Âl-i İmrân/103)

Allahü teâlâ burada kalpleri uzlaştırmakla kullarına minnet etmektedir. Bu grubun, bu ayetlerle istidlal etmeleri zayıftır. Çünkü ayetten gaye; fikirlerin ayrılması Kur'ân'ın mânâlarında ve şeriatın esaslarında çeşitli mezheplerin ihtilâfa düşmesi demektir. (Bedenle insanlardan ayrılmak değildir) . İkinci ayetteki Ülfet kelimesinden gaye, göğüslerden kötü düşünce ve vesveseleri kaldırmaktır. Çünkü kötü düşünceler fitneleri kabartır, fitneler de husumetleri tahrik eder. Uzlet ve tenhaya çekilmek ise, buna zıt düşmez. Bu grup aynı zamanda Hazret-i Peygamber'in şu hadîsiyle de istidlal etmiştir: Mü'min sever, sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyende hayır yoktur. 2

Onların bu delilleri de zayıftır. Çünkü Hazret-i Peygamber'in bu hadîsi dostluğa engel teşkil eden kötü ahlâkı kötülemektedir. Eğer insanlarla oturup-kalktığı takdirde sever, sevilir ve güzel ahlâklı olursa, bu hadîsin tehdidi altına girmez. Bu güzel ahlâkın sahibi halkla oturup kalkmayı ancak nefsiyle meşgul olduğu için terketmiştir. Kendi nefsini başkasının şerrinden kurtarmak için insanlarla oturup kalkmayı terketmiştir. Bu grup, Hazret-i Peygamber'in şu hadîsleriyle de istidlâl etmişlerdir:

Cemaatten bir karış ayrılan, İslâm'ın ipini boynundan çıkarmıştır.

٤٠ من ٣٩٨
النص العربي
كتاب آداب العزلة وهو الكتاب السادس من ربع العادات من كتب إحياء علوم الدين

النص منOpenITICC BY-NC-SA 4.0Shamela 9472أُخذ في 2026-10-21

هذا هو نص كتاب «إحياء علوم الدين» للغزالي بالعربية كما ورد في مدوّنة OpenITI، عن نسخة المكتبة الشاملة من طبعة دار المعرفة. لم يقابله أحد بالكتاب المطبوع ولا بمخطوط، ولم يراجعه أي عالم. وتذكر المدوّنة أن جزءًا من النص ناقص في بعض الصفحات وأن حواشي المحقق مختلطة بالنص؛ وكلاهما معروض كما هو. وقد وُضعت علامة عند نهاية كل صفحة من الطبعة المطبوعة. أما الترجمات فهي لمترجميها، أُخذت كلٌّ منها من النسخة المسمّاة معها وتُعرض نصًّا قائمًا بذاته تحت كل كتاب بعناوينها هي: لا تُقابَل أيٌّ منها سطرًا بسطر مع العربية، والإنجليزية لكريم مختصرة كما يقول مترجمها، وكلٌّ منها تحتفظ بأخطاء النسخة التي أُخذت منها. لم تترجم «سبيل» شيئًا، ولم تقابل أي ترجمة بالعربية، ولم يراجع أيَّ ترجمةٍ عالمٌ.