At-Tawba
یہ عربی کے سوا کسی اور زبان میں ایک تفسیر ہے جیسا Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) کے پاس ہے، QUL کے ڈیٹا کی اس کھلی نقل سے لیا گیا جو spa5k/tafsir_api رکھتا ہے۔ QUL کے اندراج میں یہ نہیں بتایا گیا کہ اسے کس نے لکھا یا ترجمہ کیا اور وہ کس چھپے ہوئے ایڈیشن کی پیروی کرتی ہے، اور متن کے لیے کوئی لائسنس بیان نہیں کیا گیا، اس لیے اسے دکھانے کا حق تصدیق شدہ نہیں۔ کسی نے اسے چھپی ہوئی کتاب سے نہیں ملایا اور کسی عالم نے اس کا جائزہ نہیں لیا۔ ہر حصہ ان آیات کے ساتھ ہے جن پر وہ تبصرہ کرتا ہے، اور وہ آیات Tanzil کا قرآنی متن ہیں، جیسا وہاں ہے۔ سبیل نے اس میں سے کچھ نہیں لکھا اور نہ اس کا ترجمہ کیا۔
متن ماخوذ ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMIT2026-10-21 کو لیا گیا
وَمِنْهُم مَّن يَلْمِزُكَ فِى ٱلصَّدَقَـٰتِ فَإِنْ أُعْطُوا۟ مِنْهَا رَضُوا۟ وَإِن لَّمْ يُعْطَوْا۟ مِنْهَآ إِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ 58 وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ 59
58- Onlardan bazıları da sadakalar hususunda sana dil uzatırlar. Zira eğer kendilerine onlardan verilirse hoşnut olurlar. Kendilerine onlardan bir şey verilmezse de hemen kızarlar. 59- Keşke onlar, Allah’ın ve Rasûlünün kendilerine verdiğine razı olsalardı da:“Bize Allah yeter. Elbet Allah bize lütfundan verecektir, Rasûlü de. Şüphesiz biz ancak Allah’tan umarız” deselerdi.
58. Yani münafıklar arasından senin sadakaları pay etmeni ayıplayan ve bu konuda seni tenkit eden kimseler de vardır. Ancak onların bu hususta seni tenkit edip ayıplamalarının sebebi, doğru bir maksad olmadığı gibi sağlıklı bir görüşe de dayanmıyordu. Onların asıl maksadı bu sadakalardan da kendilerine bir şeyler verilmesidir. O nedenle de “eğer kendilerine onlardan verilirse hoşnut olurlar. Kendilerine onlardan bir şey verilmezse de hemen kızarlar.” Halbuki gerçek bir kulun hoşnutluğunun da gazabının da nefsinin dünyevî isteklerine ve kötü maksatlarına tâbi olmaması gerekir. Aksine iyi bir kulun tutum ve davranışlarında Rabbinin rızasını gözetmesi gerekir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:“Sizden herhangi bir kimsenin hevâsı getirdiklerime tâbi olmadıkça o kimse iman etmiş olmaz.”[22] Yüce Allah daha sonra da şöyle buyurmaktadır:
59. “Keşke onlar Allah’ın ve Rasûlünün kendilerine” az ya da çok olsun “verdiğine razı olsalardı da: Bize Allah yeter” O’nun bize ayırdığına razıyız, hoşnutuz “Elbet Allah bize lütfundan verecektir, Rasûlü de Şüphesiz biz ancak Allah’tan umarız” Allah’ın lütuf ve ihsanını umarak: Menfaatlerimizi elde etmek ve bize gelecek zararları önlemek hususunda O’na niyaz ederiz, “deselerdi.” Eğer böyle yapsalardı elbette nifaktan kurtulur, imana ve yüce makamlara ulaştırılırlardı.
Daha sonra Yüce Allah farz sadakaların (yani zekâtın) pay ediliş şeklini beyan ederek şöyle buyurmaktadır: