سیدھے مواد پر جائیں
Tafsir As-Saadi - Turkish · Az-Zumar
سورت 39

Az-Zumar

یہ عربی کے سوا کسی اور زبان میں ایک تفسیر ہے جیسا Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) کے پاس ہے، QUL کے ڈیٹا کی اس کھلی نقل سے لیا گیا جو spa5k/tafsir_api رکھتا ہے۔ QUL کے اندراج میں یہ نہیں بتایا گیا کہ اسے کس نے لکھا یا ترجمہ کیا اور وہ کس چھپے ہوئے ایڈیشن کی پیروی کرتی ہے، اور متن کے لیے کوئی لائسنس بیان نہیں کیا گیا، اس لیے اسے دکھانے کا حق تصدیق شدہ نہیں۔ کسی نے اسے چھپی ہوئی کتاب سے نہیں ملایا اور کسی عالم نے اس کا جائزہ نہیں لیا۔ ہر حصہ ان آیات کے ساتھ ہے جن پر وہ تبصرہ کرتا ہے، اور وہ آیات Tanzil کا قرآنی متن ہیں، جیسا وہاں ہے۔ سبیل نے اس میں سے کچھ نہیں لکھا اور نہ اس کا ترجمہ کیا۔

متن ماخوذ ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMIT2026-10-21 کو لیا گیا

آیات 68–70

وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ ۖ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخْرَىٰ فَإِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنظُرُونَ 68 وَأَشْرَقَتِ ٱلْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ ٱلْكِتَـٰبُ وَجِا۟ىٓءَ بِٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ 69 وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ 70

68- (O gün) Sûr’a üfürülmüş ve Allah’ın diledikleri müstesnâ göklerde ve yerde olanların hepsi ölmüş olacaktır. Sonra Sûr’a ikinci bir defa üfürülür. Bir de bakmışsın ki onlar kabirlerinden kalkmış bakınmaktalar! 69- Yeryüzü, Rabbinin nuru ile aydınlanacak, kitap (amel defterleri) ortaya konulacak, peygamberlerle şahitler getirilecek ve aralarında hak ile hükmedilecek, onlara zulmedilmeyecektir. 70- Herkese işlediğinin karşılığı tastamam verilecektir. Zaten O, onların yaptıklarını pek iyi bilir.

68. Yüce Allah, onları azameti ile korkuttuktan sonra kıyamet gününde görülecek haller ile de korkutmakta, onları teşvik ederek ve uyararak şöyle buyurmaktadır:“(O gün) Sûr’a üfürülmüş” Sûr, pek büyük bir boynuzdur. Bunun büyüklüğünü onu yaratandan ve Allah’ın, yarattıkları arasından onun ile ilgili bilgilere muttali kıldığı kimselerden başkası bilemez. Bu boynuza İsrafil aleyhisselam üfürecektir ki İsrafil, mukarreb meleklerden ve Rahman’ın Arş’ının taşıyıcılarından birisidir. “Allah’ın diledikleri müstesnâ göklerde ve yerde olanların hepsi ölmüş olacaktır” Yani göklerde ve yerde bulunanların hepsi, Sûr’a üfürülüşü işitecekleri vakit bu üfürüşün şiddet ve azameti onları dehşete düşürecek ve hepsi ölecek yahut -diğer bir görüşe göre- bayılacaktır. Bunun Kıyamet gününün bir habercisi olduğunu bilmeyeceklerdir. Bundan üfürüş esnasında Allah’ın kendisine sebat vereceği şehitler yahut onların bir bölümü vb. kimseler müstesna olacak ve bunlar ölü (veya baygın) düşmeyeceklerdir. Bu birinci üfürüş, baygın düşme ve dehşete kapılma üfürüşüdür. “Sonra Sûr’a ikinci bir defa” öldükten sonra diriliş için “üfürülür. Bir de bakmışsın ki onlar kabirlerinden kalkmış bakınmaktalar!” Öldükten sonra diriliş ve hesaplarının görülmesi için kabirlerinden kalkmış olacaklar. Bu kalkışları esnasında da ceset ve ruhlarının yaratılması da tamamlanmış olacak, gözleri dehşetten yukarı doğru bakacak ve yerinden fırlamış gibi olacak, Allah kendilerine ne yapacak diye bakacaklardır.

69. Bundan anlaşıldığına göre mevcut nurlar, kıyamet gününde yok olup gidecektir. Çünkü Yüce Allah, güneşin ışığının söndürülerek tortop edileceğini, yine ayın ışığının da söndürüleceğini, yıldızların ise saçılıp darmadağın edileceğini haber vermektedir. Böylece insanlar karanlık içerisinde bulunacaklar ve o vakit yeryüzü Rabbinin nuru ile -tecelli edip aralarında hüküm vermek üzere indiğinde- aydınlanacaktır. O gün Allah mahlukata bir güç verecek, onları nurunun kendilerini yakmayacağı bir güce sahip olarak yaratacaktır. Aynı şekilde onlara kendisini görmeleri imkânını da verecektir. Yoksa Yüce Allah’ın nuru çok muazzamdır. Eğer o nurunu açacak olursa O’nun yüzünün parıltıları mahlukatından bakışının ulaştığı her bir varlığı kesinlikle yakar.[16]“Kitap konulacak” yani amel defterleri ve kayıtlı sahifeler açılıp konacaktır. Bundan maksat, onlarda bulunan iyilik ve kötülüklerin okunmasıdır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Kitap ortaya konmuş olacaktır, günahkârları onun içindekilerinden korkuya kapılmış olduğunu göreceksin. Vay bizim halimize! Ne olmuş bu kitaba? Küçük büyük hiçbir şey bırakmayıp sayıp dökmüş, diyecekler. Onlar işlediklerini hazır bulacaklardır. Rabbin kimseye zulmetmez.”(el-Kehf 18/49) İlahi adalet ve insafın mükemmelliğinin bir göstergesi olarak da amelde bulunmuş kimselere şöyle denilecektir: “Oku kitabını: Bugün kendine karşı hesap görücü olarak kendin yetersin.”(el-İsrâ, 17/14) Tebliğleri ve ümmetleri hakkında kendilerine soru sorulması ve ümmetleri hakkında şahitlikte bulunmaları için “peygamberlerle şahitler” melekler, insanın azaları ve (üzerinde amel edilen) yeryüzü “getirilecek ve aralarında hak ile hükmedilecek.” Yani eksiksiz bir adalet ve muazzam bir insaf ile hükmedilecek. Çünkü bu, zerre ağırlığı kadar zulmetmeyen ve ilmiyle her şeyi kuşatan zatın gördüğü bir hesap olacaktır. O’nun kitabı olan Levh-i Mahfuz, yaptıkları her şeyi kuşatmıştır. Rablerine asla asi olmayan yazıcı melekler, onların yaptıklarını yazıp kaydetmişlerdir. Şahitlerin en adil olanları da bu hüküm hakkında şahitlik etmiş olacaktır.

70. Yine bu hükmü, amellerin miktarları ile bu amellerin hak ettiği sevap ve ceza miktarını bilen zat verecektir. Öyle bir hüküm verilecektir ki bütün insanlar, bu hükmü kabul edip onaylayacaklardır. Bundan dolayı Yüce Allah’a hamd-ü senâda bulunacaklar ve adaletle hüküm verdiğini itiraf edeceklerdir. Bu hüküm ile O’nun azametini, ilmini, hikmetini ve rahmetini hatırlarından geçirmedikleri bir çapta bilecekler ve bunu dilleri ifade edemeyecekdir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Herkese işlediğinin karşılığı tastamam verilecektir. Zaten O, onların yaptıklarını pek iyi bilir.”