سیدھے مواد پر جائیں
Tafsir As-Saadi - Turkish · As-Sajda
سورت 32

As-Sajda

یہ عربی کے سوا کسی اور زبان میں ایک تفسیر ہے جیسا Quranic Universal Library (QUL، از Tarteel) کے پاس ہے، QUL کے ڈیٹا کی اس کھلی نقل سے لیا گیا جو spa5k/tafsir_api رکھتا ہے۔ QUL کے اندراج میں یہ نہیں بتایا گیا کہ اسے کس نے لکھا یا ترجمہ کیا اور وہ کس چھپے ہوئے ایڈیشن کی پیروی کرتی ہے، اور متن کے لیے کوئی لائسنس بیان نہیں کیا گیا، اس لیے اسے دکھانے کا حق تصدیق شدہ نہیں۔ کسی نے اسے چھپی ہوئی کتاب سے نہیں ملایا اور کسی عالم نے اس کا جائزہ نہیں لیا۔ ہر حصہ ان آیات کے ساتھ ہے جن پر وہ تبصرہ کرتا ہے، اور وہ آیات Tanzil کا قرآنی متن ہیں، جیسا وہاں ہے۔ سبیل نے اس میں سے کچھ نہیں لکھا اور نہ اس کا ترجمہ کیا۔

متن ماخوذ ازQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMIT2026-10-21 کو لیا گیا

آیات 12–14

وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا۟ رُءُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَآ أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَٱرْجِعْنَا نَعْمَلْ صَـٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ 12 وَلَوْ شِئْنَا لَـَٔاتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَىٰهَا وَلَـٰكِنْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ مِنِّى لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ 13 فَذُوقُوا۟ بِمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَـٰذَآ إِنَّا نَسِينَـٰكُمْ ۖ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ 14

12- Günahkârları Rablerinin huzurunda başlarını eğip:“Rabbimiz! Gördük ve işittik. Artık bizi (dünyaya) döndür de salih amel işleyelim. Çünkü Biz kesin olarak inandık” diyecekleri vakit onları bir görsen! 13- Eğer biz dileseydik herkese hidâyet verirdik. Fakat benden sadır olan:“Cehennemi bütünü ile cinlerden ve insanlardan dolduracağım” sözü elbette hak olmuştur. 14- O halde siz, bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için tadın (azabı)! Artık biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık olarak tadın ebedi azabı!

12. Pek büyük günahlar üzerinde ısrar eden “günahkârları Rablerinin huzurunda” günahlarını ikrâr eder, zilletle boyun eğer bir halde, geri döndürülmeleri talebi ile “Rabbimiz, gördük ve işittik” durum bizim için açıkça ortaya çıktı. Her şeyi gözlerimizle gördük ve bu bizim için gözle görülen (ayne’l-yakîn) bir husus oldu; “Artık bizi (dünyaya) döndür de salih amel işleyelim. Çünkü Biz kesin olarak inandık.” Şu anda biz daha önce yalanlamış olduğumuz şeylere artık kesinlikle inanıyoruz “diyecekleri vakit onları bir görsen!” Çok dehşetli bir hal, çok korkunç bir durum, hüsrana uğramış kavimler, kabul edilmeyen istekleri… görmüş olursun. Çünkü artık mühlet verilecek zaman geride kalmıştır.

13. Bütün bunlar, yüce Allah’ın kaza ve kaderi iledir. Çünkü yüce Allah, onları küfür ve masiyet işlemekle baş başa bırakmıştır. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer biz dileseydik herkese hidâyet verirdik.” Yani bütün insanları hidâyete eriştirir, onları hidâyet etrafında toplardık. Biz irademizle bunu yapabilirdik. Fakat onların hepsinin (zorla) hidâyet üzere olmaları ilâhî hikmete uygun değildir. Bundan dolayı yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Fakat benden sadır olan” hiçbir şekilde değişikliği söz konusu olmaksızın, yerine gelmesi kesin ve sabit olan “Cehennemi bütünü ile cinlerden ve insanlardan dolduracağım, sözü hak olmuştur.” Bu vaadin gerçekleştirilmesi kaçınılmazdır, bundan kurtuluş yoktur. O bakımdan bunun sebepleri olan küfür ve masiyetlerin işlenmesi de kaçınılmaz bir hal almıştır.

14. “O halde siz bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için tadın” azabı. Yani zilletin her taraflarını kuşattığı ve yapamadıklarını telafi etmek için dünyaya geri döndürülmeyi isteyen o günahkârlara şöyle denilecektir: Artık geri dönüş zamanı geçmiştir. Geriye azaptan başka bir şey kalmamıştır. O nedenle bu gününüze kavuşmayı unutmuş olmanız sebebi ile bu can yakıcı azabı tadın! Buradaki “unutma” terk etme anlamında unutmadır. Yani siz, bugünden yüz çevirdiğiniz ve kendisi için amelde bulunmayı terk ettiğiniz, adeta böyle bir güne doğru gelmiyormuş, onunla karşılaşmayacakmış gibi davrandığınız için... demektir. “Artık Biz de sizi unuttuk.” Amelinizin benzeri bir ceza olarak Biz de sizi azap içinde terk ettik. Siz dünyada unuttuğunuz gibi şimdi de siz unutuldunuz. Küfür, Allah’ın emirlerinin dışına çıkmak (fâsıklık) ve masiyetler türünden “yapmakta olduklarınıza karşılık olarak tadın ebedi azabı!” Yani kesintisi olmayacak azabı tadın. Çünkü azabın belli bir vadesi ve son bulacağı bir vakti var ise bir dereceye kadar rahatlama ve azabın hafifleşmesi söz konusu olur. Cehennem azabı ise -Allah bizi ondan korusun- rahat ve dinlenmenin söz konusu olmayacağı bir azaptır. Oradaki azaplarının kesintiye uğraması söz konusu olmayacaktır.