KİBİR VE UCBUN (Kendini Beğenmişliğin) KÖTÜLÜĞÜ
یہ ترجمہ مترجم کا ہے، سبیل کا نہیں۔ یہ ویسا ہی دکھایا گیا ہے جیسا اس کا ماخذ دیتا ہے: ہر کتاب کے نیچے مترجم کی اپنی سرخیوں کے ساتھ الگ متن کے طور پر؛ یہ عربی کے ساتھ سطر بہ سطر نہیں رکھا گیا اور جس نسخے سے پڑھا گیا اس کی غلطیاں اس میں باقی ہیں۔ سبیل نے اسے عربی سے نہیں ملایا اور کسی عالم نے اس کا جائزہ نہیں لیا۔
ترجمہ: Ali Arslan (the file says it was arranged on the basis of his translation)İhyâ-i Ulûmi'd-Dînماخوذ از islamilimleri.com2026-10-21 کو لیا گیا
ماخذ اس کے بارے میں کیا کہتا ہے: The file's last line: "KAYNAK: Ali Arslan'ın Tercümesi esas alınarak düzenleme yapılmıştır." It names no publisher, editor or year of its own, and its text carries the misreadings of a scanned copy.
Giriş
Hâlık, Bârî, Musavvir, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir ve Âlî olan Allah'a hamdolsun! O öyle bir âlî ki O'nu cömertliğinden hiç kimse düşüremez. O öyle bir cebbâr ki her Cebbâr ve diktatör O'nun azameti önünde zelîl kalır. Her mütekebbir, O'nun izzeti önünde miskin ve mütevazi olur. O, kendisini irade ettiği hedeften hiçbir mâninin çeviremediği bir kahhârdır. Öyle zengin ki ne ortağı var, ne de şerîki. . . Öyle bir kâdir ki, O'nun celâl ve azameti insanların gözlerini kamaştırmıştır. O'nun istila ve istivası yüce arşı kahrının altına almıştır. O'nun övgüsü, peygamberlerin lisanlarını hasr altına almıştır. O'nun kudretinin hududunu, O'nun övgüsünü sonuna kadar saymaktan, O'nun celâlinin hakikatinin vasfını yapmaktan âciz olduklarını melekler ve peygamberler itiraf etmişlerdir. O'nun izzet ve yüceliği Kisraların belini kırmıştır. O'nun azamet ve kibriyası, Kayserlerin elini kısaltmıştır. Bu bakımdan azamet O'nun abâsı, kibriya O'nun ridasıdır. Kim azamet ve kibriya hususunda O'nunla cedelleşirse, ölüm hastalığıyla onun belini kırar ve o kırılışı tedavi etmekten kendisini âciz bırakır. O'nun celâli (büyüklüğü) yüce ve isimleri her türlü eksiklikten mukaddes ve münezzehdir.
Salât ve selâm, ışığı dünyayı kaplayan bir nûra mazhar olan Hazret-i Muhammed'in (aleyhisselâm) üzerine olsun! Öyle bir nûr ki âlemin bucakları ve ücra köşeleri bile onunla pırıl pırıl parlamakta. . . Allah'ın seçtiği, dost edindiği kimseler olan Hazret-i Muhammed'in (aleyhisselâm) ashâbının ve âlinin üzerine de yarab salât ve selâm eyle! Hazret-i Peygamber, bir hadis-i kudsî de Allahü teâlâ'nın şöyle buyurduğunu rivâyet eder:
Kibriya benim abâmdır. Azamet benim izarım. . . Bu bakımdan kim bu iki vasıfta benimle cedelleşirse onun belini kırarım. 1
Üç haslet helâk edicidir. İtâati yapılan cimrilik, peşine takılman hevâ-i nefis ve kişinin nefsini beğenmesi. 2
Bu bakımdan kibir ve ucub, helâk edici iki hastalıktır. Mütekebbir ve kendisini beğenen kimseler malûl ve hastadırlar. Bunların ikisinden de Allah'ın nezdinde nefret edilir. Bu bölümden gaye helâk edicileri açıklamak olduğundan, kibir ve ucub'un izahı gereklidir. Çünkü onlar helâk edicilerin en çirkinlerindendirler. Biz bu konuyu iki bölümde izah edeceğiz. Bir kısmı kibir, diğer kısmı da ucub hakkındadır.
1) Hâkim 2) Bezzâr, Taberânî, Beyhâkî.
29-1 Birinci Bölüm "Kibir"
Bu kısımda kibrin kötülüğü, mağrur olmanın kötülüğü, tevâzuun faziletinin beyanı, tekebbürün hakikatinin ve âfetinin beyanı, kime karşı kibir gösterileceği ve kibrin derecelerinin beyanı, ne ile kibir yapılır, kibre sevkeden sebepler nelerdir, mütevazi kimselerin durumlarının beyanı, kibrin ortaya çıktığı yerlerin beyanı, kibrin tedavisinin, kibir ile nefsi imtihan etmenin, tevazu ahlâkının güzel ve mezmûm kısımlarının açıklaması yapılacaktır.
Kibir'in Zemmi
Âyet-i Kerîmeler
Allahü teâlâ Kur'ân'ın birçok yerinde kibiri ve mütekebbir olan her zorbayı zemmetmiştir. Yeryüzünde haksız yere kibirlenenleri, ayetlerimden uzaklaştıracağım. (A'raf/146)
İşte Allah her mütekebbir zorbanın kalbini böyle mühürler. (Gafîr/35)
(Elçiler düşmanlarına karşı Allah'tan) zafer istediler ve her inatçı zorba perişan oldu. (İbrahim/15)
Yemin olsun ki onlar nefislerinde büyüklük tasladılar. Büyük bir azgınlıkla haddi aştılar; (Furkan/21)
Rabbiniz buyurdu ki: 'Bana dua edin! Duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeye tenezzül etmeyenler küçülmüş olarak cehenneme gireceklerdik. ' (Gafîr/60) Hadîsler Kalbinde hardal tanesi kadar kibir olan bir kimse cennete giremez. Hardal tanesi kadar kalbinde îman olan bir kimse de cehenneme girmez. 3
Ebû Hüreyre'nin rivâyet ettiği bir hadis-i kudsî de Allah şöyle buyurmuştur:
Kibriya benim ridâm, azamet benim izarımdır. Bu bakımdan kim bu iki sıfatta benimle ceddelleşirse, perva etmeksizin onu cehenneme atarım.
Ebû Seleme b. Abdurrahman şöyle anlatır: Abdullah b. Amr ile Abdullah b. Ömer Safa tepesinde bir araya geldiler. İkisi de durakladı. Amr'ın oğlu geçip gitti. Fakat İbn Ömer durarak ağladı. Yanındakiler şöyle sordu:
-Ey Ebû Abdurrahman! Seni ağlatan nedir?
Buna karşılık olarak, Amr'ın oğlu Abdullah'a işaret ederek dedi ki:
-Şu zat beni ağlattı. Şu adam Hazret-i Peygamber'in şöyle dediğini söylüyor: 'Kimin kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunursa Allahü teâlâ onu yüzüstü cehenneme atar'. 4
Kul kendini beğenmek sûretiyle mütekebbirlerden yazılır. Böylece onlara isabet eden azap ona da isabet eder. 5
Cimri, Cebbâr ve kötü ahlâklı olanlar cennete giremez. 7
En kötü kul o kuldur ki cebreder, saldırır, en yüce olan Cebbâr'ı unutur. En kötü kul, o kuldur ki gururlanır, zorbalık yapar ve yüce olan büyüğü (Allah'ı) unutur. En kötü kul, o kuldur ki, gâfil olur da çürüyüp yok olacağı mezarı unutur. Ne kötü kuldur o kul ki saldırır zulmeder, başlangıcı ve sonucu unutur. 7
Sabit'in anlattığına göre 'Falan adamın kibri ne kadar da büyüktür?' denilince, Hazret-i Peygamber şöyle buyurmuştur: 'Acaba önünde ölüm yok mu?8
Abdullah b. Amr Hazret-i Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivâyet eder:
Nûh (aleyhisselâm) , sekerata girdiği zaman iki oğlunu yanına çağırdı ve şöyle dedi: "Ben size iki şey tavsiye ve sizi iki şeyden de nehyediyorum: Sizi Allah'a şerik koşmak ve kibirlenmekten nehyediyor, 'lâ ilâhe illâllah' demeyi size tavsiye ediyorum. Çünkü eğer gökler ve yerler ve onlarda bulunan şeyler terazinin bir kefesine konsa, 'Lâ ilâhe illâhlah' da diğer kefesine konsa, onun konduğu kefe daha ağır gelir. Eğer gökler, yerler ve onlarda bulunan varlıklar biraraya gelseler, 'Lâ ilâhe illâllah' da onların üzerine bırakılsa muhakkak 'Lâ ilâhe illâllah' onları kırar ve çökertir. Size 'Sübhanallahi ve bihamdihi' demeyi tavsiye ediyorum. Çünkü bu, herşeyin duasıdır ve herşey bununla rızıklanır". 9
Hazret-i Îsa (aleyhisselâm) şöyle demiştir: "Cennet o kimseye olsun ki Allah ona kitabını öğretmiş ve o da kitabı öğrendikten sonra mütekebbir olarak ölmemiştir'.
Cehennem ehli, her kaba ve çirkin sözlü, yürürken gururlanan, arkadaşlarına karşı büyüklük taslayan, hırsla mal toplayan, hakkı inkâr eden kimselerdir. Cennet ehli de yoksul ve zayıflardır. 10
Bizim yanımızda en sevimliniz ve âhirette bize en yakınınız, ahlâkça güzel olanınızdır. Nezdimizde en nefret edileniniz ve bizden en uzak olanınız gevezelik yapanlar, alabildiğine avurtlarını doldurarak konuşanlar ve mağrur olanlardır. 11
Ashâb-ı Kirâm 'Ey Allah'ın Rasûlü! Biz Sersarûn ve Müteşeddikûn kelimelerinin mânâsını biliyoruz. Acaba mütefeyhekûn kimlerdir?' deyince, cevap olarak şöyle buyurdu: 'Kibirlenenlerdir'.
Yine Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Kibirlenenler, kıyâmet gününde paçavra gibi ayaklar altında haşrolunurlar! Ayaklar altında ezilirler. Sonra cehennemde Buleş denilen bir zindana atılırlar. Cehennem ateşi onları kıskıvrak yakalar. Onlar Habel çamurundan içerler. (Habel, cehennem ehlinin cesetlerinden akan sarı sudur) . 12
Ebû Hüreyre, Hazret-i Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivâyet eder:
Cebbâr olanlar ve kibirlenenler kıyâmet gününde saçılmış zerreler hâlinde haşrolunur. Bunlar Allah'ın nezdinde zelil olduklarından dolayı insanlar tarafından çiğnenirler,13 Muhammed b. Vâsı14 der ki: Bilal b. Ebî Burde'nin huzuruna girdim ve kendisine 'Ey Bilâl! Babam babasından, o da Hazret-i Peygamber'den şu hadîsi rivâyet etti' dedim.
Cehennemde bir vâdi vardır. Onun adına hebheb denilir. Oraya mağrurları yerleştirmek Allah'ın hakkıdır. 15
'O halde ey Bilâl! Sakın sen o vâdide durdurulacak kimselerden olmayasın!'
Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Cehennemde bir köşk vardır. Mağrur insanları oraya tıkarlar ve kapısı onların üzerine kapatılır. 16
متن ماخوذ ازOpenITICC BY-NC-SA 4.0Shamela 94722026-10-21 کو لیا گیا
یہ امام غزالی کی «احیاء علوم الدین» کا عربی متن ہے، جیسا OpenITI کے ذخیرے میں ہے، شاملہ کے نسخے سے، دارالمعرفہ کی طباعت کا۔ کسی نے اسے مطبوعہ کتاب یا مخطوطے سے نہیں ملایا اور کسی عالم نے اس کا جائزہ نہیں لیا۔ ذخیرے کے مطابق بعض صفحات میں متن کا کچھ حصہ غائب ہے اور محقق کے حواشی متن میں گھل مل گئے ہیں؛ دونوں جیسے ہیں ویسے ہی دکھائے گئے ہیں۔ مطبوعہ نسخے کے ہر صفحے کے اختتام پر نشان لگایا گیا ہے۔ ترجمے اپنے مترجمین کے ہیں؛ ہر ایک اس نسخے سے لیا گیا جس کا نام اس کے ساتھ درج ہے اور ہر کتاب کے نیچے اپنی سرخیوں کے ساتھ الگ متن کے طور پر دکھایا گیا ہے: کوئی بھی عربی کے ساتھ سطر بہ سطر نہیں رکھا گیا، کریم کا انگریزی ترجمہ، بقول مترجم، اختصار کے ساتھ ہے، اور ہر ایک میں اس نسخے کی غلطیاں باقی ہیں جس سے اسے پڑھا گیا۔ سبیل نے کچھ ترجمہ نہیں کیا، کسی ترجمے کو عربی سے نہیں ملایا، اور کسی عالم نے کسی کا جائزہ نہیں لیا۔