Ruka hadi kwenye maudhui
Tafsir As-Saadi - Turkish · An-Najm
Sura ya 53

An-Najm

Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.

Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21

Aya ya 26

وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ 26

26- Göklerde nice melek var ki Allah, dilediği ve razı olduğu kimse hakkında izin vermedikçe şefaatleri hiçbir fayda sağlamaz.

26. Yüce Allah, kendisi dışında meleklere ve diğer varlıklara ibadet ederek onların Kıyamet gününde Allah’ın nezdinde kendilerine fayda sağlayıp şefaatte bulunacağını iddia edenlerin kanaatlerini reddederek şöyle buyurmaktadır:“Göklerde” mukarreb ve üstün meleklerden “nice melek var ki Allah, dilediği ve razı olduğu kimse hakkında izin vermedikçe şefaatleri hiçbir fayda sağlamaz.” Yani onların şefaatleri, bu varlıklara ilâh diye dua eden ve onlara bağlanıp onlardan hayır uman kimselere fayda vermez. Şefaatin fayda vermesi ancak iki şartın bir arada bulunması halinde söz konusudur: Yüce Allah’ın şefaat için izin vermesi, bir de kendisine şefaat edilecek olandan razı olması. Bilinen ve kabul edilen husus şudur ki; sırf Allah için halis olmayan ve şeriate uygun olarak yapılmayan hiçbir ameli Allah, kabul etmeyecektir. O halde müşriklerin, şefaatçilerin şefaatinden bir pay sahibi olmaları söz konusu bile değildir. Çünkü onlar, Erhamurrahimîn’in (merhametliler merhametlisinin) rahmet kapılarını kendi yüzlerine kendileri kapatmışlardır.