Ruka hadi kwenye maudhui
Tafsir As-Saadi - Turkish · As-Sajda
Sura ya 32

As-Sajda

Hii ni tafsiri kwa lugha isiyo Kiarabu kama ilivyo katika Quranic Universal Library (QUL, ya Tarteel), iliyochukuliwa kupitia nakala huria ya data ya QUL inayohifadhiwa na spa5k/tafsir_api. Rekodi ya QUL haisemi ni nani aliyeiandika au kuitafsiri kwa lugha nyingine wala inafuata toleo gani lililochapishwa, na haitaji leseni kwa matini hiyo, kwa hiyo haki ya kuionyesha haijathibitishwa. Hakuna aliyeilinganisha na kitabu kilichochapishwa, na hakuna mwanazuoni aliyeihakiki. Kila kifungu kipo kando ya aya inazozifafanua, ambazo ni matini ya Qur’ani ya Tanzil, inavyoonekana huko. Sabīl haikuandika wala kutafsiri kwa lugha nyingine chochote kati yake.

Maandishi kutokaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITilichukuliwa 2026-10-21

Aya 4–9

ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۖ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا شَفِيعٍ ۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ 4 يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥٓ أَلْفَ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ 5 ذَٰلِكَ عَـٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 6 ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ۖ وَبَدَأَ خَلْقَ ٱلْإِنسَـٰنِ مِن طِينٍ 7 ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُۥ مِن سُلَـٰلَةٍ مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ 8 ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ ۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ 9

4- Allah, gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde yaratan, sonra da Arş’a istivâ edendir. Sizin için O’ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız? 5- O, her işi gökten yere doğru idare eder. Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir. 6- İşte bu (işleri yürüten), gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir. 7- O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır. İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır. 8- Sonra onun soyunu hakir bir sudan meydana gelen bir özden var etmiştir. 9- Sonra ona tam bir şekil vermiş ve içine ruhundan üfürmüştür. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

4. Yüce Allah, kudretinin kemalini haber vermekte ve “gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde” yarattığını bildirmektedir. Bu altı günün ilki pazar, sonuncusu ise cumadır. Bunları bir anda yaratmaya kadir olmakla birlikte böyle yaratması yüce Allah’ın Refîk (yumuşaklıkla muamele eden) ve Hakîm (hikmeti sonsuz) oluşundan dolayıdır. “Sonra” bütün mahlukatın tavanı durumunda olan “Arş’a” celaline yakışan bir şekilde “istivâ edendir.”“Sizin için O’ndan başka” işlerinizi çekip çevirecek ve böylelikle size fayda sağlayacak “ne bir dost ne de” sizi cezalandırmak istediği takdirde şefaati kabul edilecek “bir şefaatçi yoktur.”“Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?” ki böylelikle gökleri ve yeri yaratan, yüce Arşa istivâ eden, tek başına işlerinizi çekip çevirenin, görüp gözetenin O olduğuna, bütün şefaat izninin elinde bulunduğuna, bütün ibadet çeşitlerine yalnızca O’nun layık olduğuna dair kesin bilgi sahibi olasınız!

5. “O, her işi” kaderî ve şer’î emri “gökten yere doğru idare eder.” Her şeyi tek başına çekip çeviren, idare eden O’dur. Bütün işler, o mutlak malik ve kudreti sonsuz tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu konudaki emirleri gökten yere doğru iner ve bu emirlerle O, kullarını mutlu eder, bedbaht eder, zengin kılar, fakir kılar, aziz eder, zelil eder, şerefli kılar, hakir kılar, kimi kavimleri yükseltir, başkalarını alçaltır, rızıkları indirir vb... “Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir.” Yani her bir iş ve emir O’nun katından iner ve yine O’na yükselir. Bu yükseliş, bir anda olur ve O’na ulaşır.

6. “İşte bu (işleri yürüten)” bütün bu büyük mahlukatı yaratan, yüce Arşa istivâ eden, kainatı tek başına idare eden Zat, “gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir.” İlminin genişliği, emrinin üstünlüğü, izzetinin kemali, rahmetinin umumiliği ile O, kâinatı var etmiş ve orada pek çok menfaatler yaratmıştır. Bunların hepsini çekip çevirmek, onları idare etmek O’na zor gelmez.

7. “O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır.” Yani yüce Allah yarattığı bütün mahlukatı, kendisine uygun olan en güzel surette yaratmıştır. Bu her varlığı kapsayan umumi bir ifadedir. Daha sonra yüce Allah şeref ve üstünlüğü dolayısı ile Ademoğlunu özellikle söz konusu ederek:“İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır” buyurmaktadır. Bu ise insanlığın ilk atası Âdem’in aleyhisselam yaratılışını ifade etmektedir.

8. “Sonra onun soyunu” Âdem’in soyundan gelenleri “hakir bir sudan meydana gelen bir özden” oldukça güçsüz ve kendisinden tiksinilen nutfeden “var etmiştir” yaratmıştır.

9. “Sonra ona tam bir şekil vermiş” eti ile, organları ile, damarları ile, sinirleri ile en güzel sureti ile onu yaratıp şekillendirmiş, onun her bir organını en uygun ve en yakışan yerine en uygun şekilde yerleştirmiştir. “ve içine ruhundan üfürmüştür.” Bu da (ana rahminde iken) ona meleği göndermesi ile olur. Melek ona ruh üfler ve artık önceden cansız bir varlık iken Allah’ın izni ile canlı bir varlık oluverir. “Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır.” O, sizin faydanıza olacak şeyleri aşama aşama vermiş ve en nihâyetinde size gözler, kulaklar ve kalpler vermiştir. Sizleri yaratana ve size suret verene “Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”