Langkau ke kandungan
Tafsir As-Saadi - Turkish · Al-Ankaboot
Surah 29

Al-Ankaboot

Ini ialah sebuah tafsir dalam bahasa selain bahasa Arab seperti yang ada pada Quranic Universal Library (QUL, oleh Tarteel), diambil melalui salinan terbuka data QUL yang disimpan oleh spa5k/tafsir_api. Rekod QUL tidak menyatakan siapa yang menulis atau menterjemahkannya atau edisi cetakan mana yang diikutinya, dan tidak menyatakan lesen bagi teks itu, maka hak untuk memaparkannya belum disahkan. Belum ada sesiapa yang membandingkannya dengan buku bercetak, dan tiada ulama yang menyemaknya. Setiap bahagian berada di sisi ayat-ayat yang diulasnya, iaitu teks Al-Quran daripada Tanzil, dipaparkan seperti yang ada di sana. Sabīl tidak menulis atau menterjemahkan satu pun daripadanya.

Teks daripadaQuranic Universal Libraryspa5k/tafsir_apiMITdiambil pada 2026-10-21

Ayat 45

ٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَـٰبِ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ ۖ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ ۗ وَلَذِكْرُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ 45

45- Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı zikretmek elbette en büyüktür. Allah yaptıklarınızı bilir.

45. Yüce Allah, vahyini ve peygamberine indirdiği bu Kitab-ı Azimi okumayı emretmektedir. Bu Kitabı okumanın (tilâvet etmenin) anlamı ise onun emrettiklerine uymak, yasakladıklarından uzak durmak, hidâyeti ve doğru yolu bulmak, verdiği haberleri tasdik etmek, anlamları üzerinde dikkatle düşünmek ve lafızlarını okumak sureti ile ona uymaktır. Buna göre bu Kitabın lafızlarını okumak tilavetin manasının sadece bir bölümünü teşkil eder. Kitabın tilâvet edilmesinin anlamı bu olunca dinin bütünü ile uygulamaya geçirilmesinin, Kitabın tilâvetinin kapsamı içerisine girdiğini de anlamış oluyoruz. Buna göre Yüce Allah’ın:“Namazı da dosdoğru kıl” buyruğu özel bir şeyin, kapsamına girdiği genel bir şeye atfedilmesi kabilinden olur. Bu atfın sebebi ise namazın fazileti, şerefi ve insan hayatındaki güzel etkileridir ki bu da şudur:“Çünkü namaz insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” Hayasızlık (الفحشاء), nefislerin arzuladığı, bununla birlikte çok çirkin ve büyük bütün günahlar demektir. Kötülük (المنكر) akıl ve fıtratların reddedip kabul etmediği her türlü günahtır. Namazın hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyması ise şöyle olur: Namazı devamlı kılan, onu şartları, rükünleri ve huşûu ile eksiksiz edâ eden kimsenin kalbi nurlanır, arınır ve imanı artar. Hayırlara arzusu güçlenir, kötülük arsuzu azalır ya da büsbütün yok olur. Buna göre namazı sürekli kılmak ve bu şekilde namazı devam ettirmek kaçınılmaz olarak kişiyi hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. İşte bu, namazın en önemli maksatlarından ve en önemli meyvelerinden birisidir. Diğer taraftan namazın bundan daha büyük ve daha yüce bir maksadı daha vardır ki o da şudur: Namaz; kalp, dil ve beden ile Allah’ın zikrini ihtiva eder. Şüphesiz ki Yüce Allah, kulları kendisine ibadet etsinler diye yaratmıştır. Onların en faziletli ibadetleri ise hiç şüphesiz namazdır. Namaz ibadetinde bütün organların kullukları, başka ibadetlerde görülmeyecek şekilde ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı Yüce Allah:“Allah’ı zikretmek elbette en büyüktür” buyurmaktadır. Bununla birlikte bu ifadenin, -müfessirlerin çoğunluğunun da kabul ettiği gibi- şanı Yüce Allah namazı emredip onu övdükten sonra namaz dışında da Allah’ı zikredip anmanın namazdan daha büyük olduğu anlamına gelme ihtimali de vardır. Ancak birinci açıklama daha uygundur. Çünkü namaz, namazın dışındaki zikirden daha faziletlidir. Az önce de geçtiği gibi namazın kendisi de bizzat zikrin en büyüğüdür. “Allah” hayır ya da şer türünden tüm “yaptıklarınızı bilir.” O bakımdan bu yaptıklarınızın karşılığını eksiksiz olarak verecek olan da O’dur.